Türklük ve cinayet ilişkisi!


17.5.2015 - Bu Yazı 2111 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bugünkü konu Musul milletvekili Mehmet Emin Bey. Hem Türk olmaktan gurur duyan hem de Ermenilere yönelik cinayetleri kınayan birisi… Tarihle yüzleşme konusunda ilginç bir örnek!

Çünkü, tarihle yüzleşmenin zorluklarından birisi, “1915’te yaşanan bir soykırımdır”, dendiğinde insanların buna “atalarımıza nasıl katil dersiniz”, diye tepki göstermesidir. “Talat ve Enver başta olmak üzere, İttihatçılar cinayet işlediler”, cümlesi “Türklüğe hakaret” anlamında yorumlanıyor.

En azından bunlar propaganda amacıyla kullanılıyor.

Oysa hem Türk olduğunu gururla söylemek hem de cinayetleri kınamak mümkün. Tıpkı Hrant Dinkcinayetini, hem cinayet olarak adlandırabilen hem de kendilerini Türk ve milliyetçi olarak tanımlayan birçok insan olduğu gibi.

Kimse Ogün Samast’ı, Türklüğün sembolü olarak görmüyor. Ama TalatEnver’e gelince iş değişiyor.

Tüm mesele, tarihte bizler adına cinayet işlediklerini söyleyen birtakım katillerle aramıza mesafe koymasını bilmektir! Bugün becerilemeyen budur.

Oysa geçmişte bunu yapan insanlar vardı. Musul milletvekili Mehmet Emin Bey bu konuda verilebilecek bir örnek. Hem İttihatçı hem de milliyetçi bir kişiliğe sahip olan Mehmet Emin Bey, 11 Aralık 1918 tarihli Osmanlı Meclis-i Mebusan toplantısında bir konuşma yapar.

Onun konuşmanın her bir satırı, hem Türk milliyetçisi olmanın, Türklük ile gurur duymanın hem de Ermenileri öldürenlere katil demenin ve bu kişilerden Türklük adına hesap sorulmasını istemenin bir manifestosu olarak okunabilir.

Konuşmasına Ermenilere yapılanları, “son devrin bize meşum bir miras olarak bıraktığı fecayiden birisi” olarak tanımlayarak başlayan Mehmet Emin Bey, “bu fecayii… Türklüğe izafe etmek isteyenler var”, der ve ama “bunu Milletimin seciyesi ulviyesi namına ret ederim” diyerek devam eder.

Türklüğün yüceliği, ahlaki ve kültürel değerlerinin büyüklüğü üzerine oldukça uzun bir nutuk atan Mehmet Emin Bey, “Türklük seciyesi zulüm ve taaddidlere [şeriattan ayrılma] manidir. Yapılan fenalıklar bu Milletin ruhunun ve bu milletin kalbinin, bu Milletin vicdanının, bu milletin fikrinin değildir”, der.

Konuşmasına Türk milletinin sahip olduğu yüce değerlere atıf yaparak devam eder, “her milliyet gibi Türk milliyetinde de Allah vardır, ahlak vardır, vicdan vardır, adalet vardır, merhamet vardır, insaniyet vardır”.

Bu nedenlerden dolayı, birkaç insanın işlediği cinayetlerden dolayı Türk milletinin gereksiz yere iftiraya uğramasının doğru olmadığını söyler.

Konuşmasını “ya bu fenalıkları yapan kimler” sorusuyla sürdüren Mehmet Emin şu cevabı verir, “Bunların kim olduklarını bilemem. Belki içlerinde Türk adı taşıyanlar da vardır… Lakin [bu]… bir kaç şahıs Türk milletini hiçbir zamanda bu faziletlerden tecrit edemez… bunlar kim olursa olsun, isterse benim öz evladım olsun, ben bu meclis huzurunda onlardan davacıyım”.

Mehmet Emin Bey’in yaptığı çok basit. Türklük ile Türklük adına cinayet işleyen katiller arasına mesafe koyuyor. Elbette söylediklerinde katılmadığınız şeyler olabilir. Onun, Türklük hakkında söylediklerini abartılı, tüm cinayetleri sadece üç beş kişinin işi olarak görmek istemesini yanlış bulabilirsiniz. Ama Mehmet Emin Bey ile bu tartışmayı yapabilirsiniz.

Siyasette zemin kayması şarttır, derken anlatmak istediğim budur.

1915’te Osmanlı Ermeni vatandaşları, İttihat ve Terakki Partisi tarafından imha politikasına tabi tutulmuşlardır” gerçeği, 1915 üzerine yapılan tartışmaların merkezine oturmak zorundadır. Sorular bu zemin etrafında sorulmalı, taraflar buna verecekleri cevaplara göre şekillenmelidir.

1915 soykırım mıdır, değil midir” tartışması sadece ve sadece siyasetteki zemin kayması zorunluluğunun üstünü örtme çabası ve suni bir şişirmeden başka bir şey değildir. Ortada suç işlendiğini bile kabul etmeyen birileriyle “suçların suçu” olarak tanımlanan soykırımı tartışmanın saçmalığını öğrenmemiz gerek.

Önce 1915’te bir suç işlendiğinin kabul edilmesi ve bu suçu işleyenlerle araya mesafe konulması gerektiğinin öğrenilmesi gerekiyor.

Nasıl ki, bugünkü Almanya, Yahudileri katleden Nazilerle arasına mesafe koyarak Alman kimliğini yeniden tanımlamayı başardıysa, bizler de İttihat ve Terakki ile aramıza mesafe koyarak Türklüğü yeniden tanımlamalıyız.

Artık toplum olarak, yeni bir Türk kimliğini, demokrat, alnı açık, başı dik, cinayetlerle arasına mesafe koymakta zorlanmayan bir Türk kimliğini inşa etmeliyiz. Ogün Samast ile araya mesafe konarak bu yolda önemli bir mesafe kat edildi; şimdi aynı şeyin tarihe yönelik yapılması gerekiyor.

tanerakcam@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
2.05.2020
24 Nisan, Hrant Dink ve fabrika ayarları
25.04.2020
Koronalı günlerde 24 Nisan üzerine konuşmak
22.04.2020
23.5 Nisan ve yeni bir kuruluş hikâyesinin zorunluluğu
5.04.2020
Tekalif-i Milliye (Milli Vergi) emirleri ve korona için bağış
28.01.2020
Yeni bir cumhuriyet ve tarihi buluşma
21.01.2020
Hrant, Talat Paşanın intikamı için öldürüldü
28.12.2019
Siyasetin söylenecek sözü bitmiş yeni söz lazım
16.12.2019
Amerikan Senatosu’nun soykırım kararı ve olası sonuçları
18.11.2019
Bizim mahallenin hocası Mümtaz Soysal
15.11.2019
Tarihi hakikatleri inkâr ve editoryal politika
11.11.2019
T24 meselesi bize niçin Hrant Dink’i hatırlatıyor?
17.10.2019
15 soruda Suriye ve Kürt meselesi
23.08.2019
Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914
22.06.2019
Bir açıklama ardından bazı sorular
22.05.2019
Büyük koalisyon ve Erdoğan’ın seçimleri erteleme veya iptal etme ihtimali
12.11.2018
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme
22.10.2018
Kaşıkçı cinayeti ve devlet-yurttaş arasındaki ‘güven’ ilişkisi
20.9.2018
Orta Doğu kördüğümü için alternatif çözüm: Türkiye İsrail ortaklığı
18.8.2018
“Kuşatma savaşı” ve düşündürdükleri
2.8.2018
Birinci Cumhuriyet esas alınıp İkinci Cumhuriyet'e muhalefet yapılamaz
7.7.2018
'Umdenken': Düşünme tarzımızı değiştirmek
30.6.2018
İkinci cumhuriyete hoş geldiniz
14.1.2018
HDP ve 'Türklük'
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
12.6.2016
Turkcell bir şirket mi yoksa 'vatandaş nasıl dolandırılır' kurumu mu?
9.5.2016
Helmut Oberdiek ile parça parça
20.11.2015
Ne ondurmak ne de öldürmek
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
13.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
16.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive