Taha Akyol



Bookmark and Share

Kayıp üç yılda 306 milyar dolar


23.11.2020 - Bu Yazı 360 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Porf. Dr. İbrahim Turhan, ekonomi konusunda Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

Merkez Bankası’nın (PPK) faiz artırımını nasıl buldunuz? TCMB’nin bu kararı beklenen reformun bir başlangıcı mı, değil mi? 

Üç açıdan olumlu, bir açıdan olumsuz buldum. Olumlu olduğunu düşündüğüm yönlerden birincisi Merkez Bankası’nın piyasada oluşan beklentiye uygun hareket etmiş olması. 1990’lardan önce merkez bankalarının esrarengiz olması, hatta zaman zaman sürpriz yapmaları iyi bir şey gibi görülürdü. Oysa daha sonra çok sayıda araştırma ve gözleme dayanan bulgular gösterdi ki para politikasının etkinliğini artıran en önemli unsur öngörülebilir olması. Aslında bu durum, ekonomi politikalarının geneli için geçerli. Bireyler ve firmalar, ekonomi yönetiminin niyeti, izleyeceği yol, kullanacağı yöntem ile ilgili ne kadar çok bilgiye sahip olursa alınacak kararların maliyeti de o denli düşük olabiliyor. Karar bu bakımdan olumlu.

İkinci olumlu yönü; ekonomi yönetiminde olgusal gerçekle, iktisat biliminin genel kabul gören, kanıtlanmış önermeleriyle ve en önemlisi akılla, makul olanla buluşmayı simgeliyor olması. Aslına bakarsanız bu benim “iflah olmaz iyimserliğim”in sonucu abartılı bir yorum da olabilir ama böyle düşünüyorum. Genel olarak yönetim, özelde de ekonomi yönetimi rasyonel davranmayı gerektirir. Bir süredir bu, ciddi eksikliğini çektiğimiz bir unsurdu. 
Kalıcı olup olmadığını zaman gösterecek. Hep birlikte izleyeceğiz. 

Üçüncü olumlu yönü, para politikasında sadeleşmenin sağlanmış olması. Politika faizi ilan edip sonra o faizden piyasaya hiç para vermeme garabetine son verilmiş oldu. Politikanın anlaşılabilirliği arttı. 

Olumsuz gördüğüm yönü ise toplantının arkasından yapılan duyuru metninde bunun tek seferlik bir hamle gibi görülmesine yol açabilecek tereddütlü ifadelerin olması ve bu artışın siyasal otoritenin izni ile yapıldığı izlenimi oluşması.

ACI REÇETE NE DEMEK? 

Şimdi ‘acı ilaç’ zamanı? Buraya nasıl geldik?

Az önce ifade ettiğim gibi; olgusal-nesnel gerçekliği inkar edip zihinlerde oluşturulan komplocu kurgulara itibar ederek, akla ve bilime sırt çevirip dogmalara dayalı politika tercihlerinde bulunarak, kurala göre değil duruma göre politika izleyerek, kurumsal yönetişimden ve hatta kurumsallıktan koparak geldik buraya.

Acı reçeteye gelince, sorun Türkiye’nin kronikleşmiş tasarruf açığından kaynaklanıyor. Toplumun refah düzeyini artırmak, işgücüne katılanlara istihdam olanağı sağlamak için ulaşmamız gereken büyüme gayrisafi yurt içi hasılanın en az yüzde 30’u kadar, hatta biraz üzerinde yatırım yapmamızı gerektiriyor. Oysa biz gelirimizin yüzde 60’ını özel tüketim, yüzde 15’ini devletin cari harcamaları yoluyla tüketiyoruz. Tasarruf için kalan miktar yüzde 25, oysa yatırım için gereken yüzde 30. Tasarrufları artırmak, tüketimin azaltılması anlamına geliyor. Buna da “acı reçete” diyoruz.

Oysa girişimci dostu bir iş ortamı, yatırımcı dostu bir yatırım ortamı oluşturulursa, öngörülebilirlik, istikrar ve güven sağlanabilirse bugünkü ortamda küresel sermayeyi çok uygun koşullarla çekmek ve bu kaynaktan yararlanmak mümkün. Türkiye’nin büyüme potansiyeli dolayısıyla sermaye getirisi yüksek olduğu için hem gelen yabancı sermayenin makul bir kazanç sağlaması hem ekonominin sürdürülebilir yüksek büyümeye ulaşması mümkün olabilir. Geliriniz belli bir düzeyin üzerine çıktığında ise zaten yurt içi tasarruflarınız da artar ve sorun çözülmüş olur. Bunun için ise bazı yapısal reformlara gereksinim vardır. 2014-2018 Dönemini kapsayan Onuncu Kalkınma Planı bu çerçevede yapılması gerekenleri son derece iyi biçimde ortaya koyan bir belgeydi ama ne yazık ki uygulanma olanağı bulamadı.

KAYIP 306 MİLYAR DOLAR 

Rakamsal maliyeti ne? Ekonomi nereye kadar çıkmıştı, şimdi nereye inmiş durumdayız? 

2013 yılında Türkiye’nin küresel ekonomi içindeki payı, yani Türkiye’nin GSYİH’nın dünyadaki toplam üretime oranı, bir başka deyişle küresel refah üzerindeki hak iddiamız yüzde 1,23’tü. Bu yıl bunun yüzde 0,84’ün de altına düşeceği görülüyor. Bir başka deyişle Hükümet Türkiye’nin küresel ekonomideki payını 2013 yılında yine Sn. Erdoğan’ın liderliğinde sağlanan düzeyde korumayı başarabilmiş olsaydı milli gelirimiz bu yıl tam 330 milyar dolar fazla olabilirdi. Bu hesaba göre ekonomi yönetimindeki irrasyonelliğin sadece bu yılki maliyeti kişi başına 3.930 dolar olmuştur. 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmeden önceki son yıl olan 2017’de Türkiye’nin GSYİH’sı 852,7 milyar dolardı. Sonrasında ise 2018 yılında 789 milyar dolar, 2019 yılında 761 milyar dolar, bu yıl da 702 milyar dolar olması bekleniyor. Ekonomi yönetimi milli geliri sadece göreve gelmeden önceki seviyesinde sabit tutmayı başarabilseydi, başka bir deyişle Türkiye’yi bırakın büyütmeyi ya da küresel ekonomideki payını korumayı, sadece reel olarak küçültmeseydi, akıl almaz uygulamalarla Türk lirasını itibarsızlaştırmasaydı, üç yılda 306 milyar dolar ya da kişi başına 3.643 dolar daha fazla gelirimiz olacaktı. 

Hangisini tercih ederseniz…

KİM DAHA FAİZCİ? 

Faiz meselesi ne durumdaydı, şimdi ne durumda?

Bu soruya bütçeden yapılan faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranına bakarak en sağlıklı cevabı verebiliriz. 2011 yılında bu oran yüzde 17 idi. Beş yıl sonra 2016’da yüzde 11’e geriledi. Her iki dönemde de Maliye Bakanı, daha sonra “faizci” diye eleştirilecek olan Sn. Mehmet Şimşek’ti. Hükümetin açıkladığı Yeni Ekonomi Programı’na göre 2021 yılında yüzde 19,6 olması öngörülüyor. Bu durumda kim daha “faizci”?

60 MİLYAR DOLAR LAZIM 

Türkiye’nin ne kadar dış kaynağa ihtiyacı var? Nasıl bulunacak? 

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu büyümeyi sağlamak için, cari açık olursa onun finansmanı için ve vadesi gelen dış borçların yenilenmesi ya da ödenmesi için bir kaynağa ihtiyacı var. Bu nispeten daha kolay. Ama onun ötesinde swaplar da dâhil edildiğinde eksi bakiyeye düştüğünü artık herkesin gördüğü Merkez Bankası resmi döviz rezervlerimizin yeniden oluşturulması için de yabancı sermaye girişi olması gerekiyor. Böylece yurt içi yerleşikler de birikimlerini döviz olarak tutmaktan vazgeçip TL’ye dönebilir ve sorunumuz hafifleyebilir. Bir de çok fazla dillendirilmeyen, bankacılık sektöründe son iki yıldır sürekli düzenlemelerle oynayarak ya da telefonla direktif vererek üstü örtülen sorunlu alacaklar var. Bankaların yeniden sağlıklı biçimde işleyebilmesi, reel sektöre finansman sağlayabilmesi için bunların temizlenmesi gerekiyor. Bunun için de kaynağa ihtiyaç var. Son olarak, son iki yılda kaybettiğimiz itibara yeniden kavuşup küresel piyasalardan uygun koşullarla yeniden finansman bulabilmek için, güven sağlamak için de kaynak gerekiyor. 

Dolayısıyla burada teknik bir toplamdan değil benim kişisel tecrübelerime ve sezgilerime dayanarak yaptığım hesabı söylemem gerekirse ihtiyaç duyulan toplam kaynak 60 milyar dolardan az değil. Bugünkü koşullarda bunun sadece piyasadan sağlanması da kolay değil.

RASYONELLEŞME ÖN ŞART

Türkiye’yi düze çıkaracak bir reform paketinde satır başları neler olmalı? 

Daha önce de ifade ettiğim gibi rasyonelleşmek önşart. Nesnel gerçekliği, olguları kabul etmek rasyonelleşmenin ilk adımıdır. Toplumun bütün kesimleri ekonomideki kriz ortamını bizzat yaşarken bu gerçeği inkâr etmek, yönetime olan güveni sarsmaktan başka bir şeye yaramaz. Yaşanan ekonomik krizi, varlığını inkâr ederek yönetemezsiniz. Ekonomi politikalarıyla ilgili kararların gerçeklikten uzak, piyasanın uygulamalarına ve ekonomi biliminin yasalarına aykırı biçimde alındığı, uygulamalarda keyfî ve siyasetteki yandaşları kayıran biçimde davranıldığı kanısı yayılmışsa güven kalmaz. Güven sağlanmadan da en iyi reform programı bile uygulanabilir olmaktan çıkar. 
Bir diğer unsur kuşkusuz hukuk. Hukukun üstünlüğü hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde sağlanmalıdır. Rekabetçi bir ekonomi ve girişimci dostu bir yatırım ortamı ancak öngörülebilirliğin sağlandığı, kuralların herkese eşit uygulandığı ve mülkiyet hakkının güvence altına alındığı bir ortamda kurulabilir. Bu ise yargının tarafsız, bağımsız, hızlı, etkin ve hepsinden önemlisi evrensel hukuka uygun işlediği hukuk devletinde mümkündür. Hukuk devleti; demokratikleşme, evrensel insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı gibi haklar ile somut bir hal alır. 

Hukuk devleti ilkesi sözlerle ve temennilerle değil somut eylemlerle kanıtlanmalıdır. Bu noktada demokrasi-ekonomi ilişkisine de değinmem gerek. Verimlilik artışı sağlamamız gerekiyor. Enflasyon ya da dış açık olmadan kalkınmayı ve refah artışını mümkün kılan unsur yenilikçilik (İngilizcesiyle inovasyon). Hem yenilikçilik hem de ekonomik kaynakların bütün toplumun yararına uygun biçimde dağıtılmasını sağlayan altyapı etkin piyasanın işlemesidir. 

Bu ise bu kapsayıcı kurumların varlığına bağlıdır. Kapsayıcı kurumlar, ancak bütün bireylerin temel haklardan ve özgürlüklerden yararlanabildiği, hukukun üstünlüğü ilkesinin egemen olduğu, demokratik ve çoğulcu siyasal düzenlerde oluşabilir. Demokrasiyi sadece bir siyasal sistem olarak görmek çağımızın gerekleriyle bağdaşmaz. Demokrasi ancak ekonomik ve sosyal alanlarda fırsat eşitliğini de sağlayan özgürlükçü, adil ve kapsayıcı bir toplumsal düzeni içerecek biçimde tanımlandığında gerçek anlamına kavuşur.

KURALA DAYALI POLİTİKA

Kurala dayalı bir politika çerçevesinin benimsenmesi bir diğer başlığımız. Son iki yıldır neredeyse standart uygulama haline gelen devletin ekonomiye keyfî biçimde müdahale etmesine son verilmesi şart. Mülkiyet hakkını kısıtlayan, sözleşme serbestisini ve girişim özgürlüğünü zedeleyen kararlar da derhal iptal edilmeli. “Duruma göre ve kişiye göre” politikalara son verilmeli, kurala dayalı ekonomi politikası uygulanmalı. 

Bir diğer reform başlığımız devletin rolü ve işlevi. Piyasa ekonomisinde devlet ancak nesnel ve genel kurallar koyarak ve bu kurallara uygunluğu denetleyerek ekonomiyi yönlendirir. Oyunun ortasında kural değiştirilmez. Denetimin bağımsız, tarafsız ve nesnel ilkelere bağlı ve öngörülebilir olması, asla baskı aracı ve tehdit unsuru olarak kullanılmaması sağlanmalı. 
Son 3 yılda biliyorsunuz piyasa ekonomisine ve açıklığa aykırı birçok yanlış karar alındı. Oysa açık toplumlar açık piyasalara gereksinim duyar. Mevcut düzenlemeler tümüyle gözden geçirilerek serbest piyasanın işleyişine, sermaye hareketlerinin serbestisine ve uluslararası yatırımlara engel olan mantıksız sınırlamalar kaldırılmalı. Serbest kambiyo rejimi ve TL’nin konvertibilitesine ilişkin güçlü güvence verilmeli. 

Bağımsız kamu otoritelerinde ciddi bir kurumsal aşınma yaşandı ne yazık ki. Bu kurumların yönetimleri ehliyete ve liyakate dayalı, nesnel ölçütlerle belirlenmeli, TCMB, BDDK ve SPK gibi kurumların bağımsızlığı yeniden sağlanmalı. Bu alanlarda genel kabul görmüş yönetişim uygulamaları ve uluslararası standartlar benimsenmeli. 

Yasal düzenlemelerle ve devlet müdahalesi yoluyla yoktan ekonomik servet ve refah yaratılmasına son verilmeli, geçmişte bu yolla yaratılan servetin hesabı sorulmalıdır. 
Kamu kaynakları yani halktan toplanan vergiler verimsiz, akıl dışı, gösteriş amaçlı ve ego tatminine yönelik harcamalarla israf edilmemelidir. 

Kamu gücü veya kaynağı kullanan ve kamu imtiyazlarından yararlanan her kişinin ve kurumun bütün paydaşlara adaletle davranması, eylemlerinde ve işlemlerinde şeffaf olması, hesap vermekle yükümlü olması, çevreye ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi yasal zorunluluk haline getirilmelidir.

ŞEFFAFLIK VE DENETİM 

Kamu kaynaklarının nerelere ve nasıl harcanacağı şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu çerçevesinde kamuoyunun denetimine açılmalıdır. Bütçe hazırlama, onaylama ve uygulama süreçlerine katılım sağlanmalıdır. Denetim dışı “paralel bütçe” uygulamaları sona erdirilmelidir. 

Bilanço dışı koşullu yükümlülükler oluşturan kamu-özel işbirliği yatırımları ve verilen diğer Hazine garantileri şeffaf bir şekilde takip edilmeli ve kamuoyuna raporlanmalıdır. Sayıştay raporları ve İdarenin bunlara cevapları zamanında ve tam olarak TBMM’ye sunulmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

PARLAMENTER SİSTEM 

İlk on yılında ciddi reformlar yapmış olan bu iktidar şimdi ciddi reformlar yapar mı? 

Bence bu yapı içinde ne yazık ki mümkün değil. Ancak, bütün gücün tek merkezde toplanmasına, kararların tek bir makamdan alınmasına yol açan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yanlışından gecikmeden dönülürse reform yapılabilir. İnsan haklarına dayalı, demokratik hukuk devleti, Türkiye’de güçlendirilmiş parlamenter sistemle sağlanabilir.

Facebook Yorumları

reklam
18.01.2021
Reformun mantığı?
15.01.2021
‘Sözde’ tartışması
13.01.2021
‘İnançlı gençler’
12.01.2021
Karamollaoğlu ne yapıyor?
11.01.2021
Türkiye’de özgürlük düşüncesi
8.01.2021
Popülizmin ayaktakımı
6.01.2021
Özerk üniversite!
5.01.2021
Ey üniversite!
3.01.2021
Yine türban
1.01.2021
Yeni yılınız ‘mübarek’ olsun
30.12.2020
Anayasa Mahkemesi 7’ye karşı 8 oyla red...
29.12.2020
İdare-i şahsiye
28.12.2020
18 yılda ödediğimiz faiz 492 milyar dolar
27.12.2020
CB sistemi kurumları ezdi
25.12.2020
AİHM kararları herkesi bağlar
23.12.2020
Yok kanun yap kanun
22.12.2020
HDP’yi kapatmak
21.12.2020
‘Kanunların ruhu’
18.12.2020
Bırakınız konuşsunlar
16.12.2020
Ey Amerika!
15.12.2020
Evet, bilime güveniyorum
13.12.2020
Yüksek yargıçları atayanlar politikacı olursa
11.12.2020
Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olur mu?
9.12.2020
Lütfi Elvan ne yapmalı?
8.12.2020
Bu iktidarı eleştirmek
7.12.2020
Ekonomi 2008’den sonra bozuldu
6.12.2020
Otoriter kültür
4.12.2020
Yedi düvele meydan okumak
1.12.2020
Erdoğan mı Kılıçdaroğlu mu?
30.11.2020
İktidar TÜSİAD’ı dinledi!
27.11.2020
CB sistemi neye yaradı?
25.11.2020
Osman Kavala ve yabancı sermaye
24.11.2020
Bunlar reform yapar mı?
23.11.2020
Kayıp üç yılda 306 milyar dolar
20.11.2020
‘Uçurumun kenarından döndük’
18.11.2020
Belediyeleri ezmek
13.11.2020
Erdoğan yeniden ‘reform’ mu diyor?
11.11.2020
Hani dış güçler saldırıyordu?
10.11.2020
Temeldeki güven sorunu
9.11.2020
Trump herkes için sorundu Biden dönemi Türkiye için zor
6.11.2020
Trump bitti mi?
4.11.2020
Büyük hedeflerin dayanılmaz cazibesi
3.11.2020
Reform yılları
2.11.2020
‘Yazmasam olmaz’
30.10.2020
Dindar iktidarın ‘ümmet coğrafyası’
28.10.2020
Çin mallarını boykot edelim mi?
27.10.2020
İslam’ı savunmak ama nasıl?
25.10.2020
Hukuk devleti?
23.10.2020
İYİ Parti ve Cumhur İttifakı
21.10.2020
Müslüman bilge lider
20.10.2020
Hakim ve savcılara havuç ve sopa
19.10.2020
Kararlarına uymamak AYM’ye isyan
18.10.2020
Araplar neden böyle?
16.10.2020
Ey mahkeme
14.10.2020
'Yeni Türkiye'
13.10.2020
Anayasa Mahkemesi gayri milli mi?
11.10.2020
Devlet kesesinden araba sevdası
9.10.2020
Jak Kamhi’ye saygı
7.10.2020
Hukuk niye zayıf?
6.10.2020
Siyasal İslam hayal ve gerçek
5.10.2020
Türkiye ve Azerbaycan: İki devlet bir askerî akıl
2.10.2020
Anayasa Mahkemesi, siyasetle hukuk arasında
30.09.2020
‘Kur benim için önemli değil’
29.09.2020
Can Azerbaycan
27.09.2020
Faiz belası
25.09.2020
CB sistemi erken kireçlendi
22.09.2020
Oruç Reis’in dönüşü zafer mi hezimet mi?
18.09.2020
Bu fatura çok ağır
16.09.2020
‘Atatürk’ tartışması
15.09.2020
‘Milli irade’ yargıya saygılı olmalı
14.09.2020
Doğu Akdeniz’de güçlü diplomatik ilişkiler kurmalıyız
13.09.2020
Macron’un işi ne?
11.09.2020
Arap kardeşlerimiz
9.09.2020
Milli irade karşısında faiz
8.09.2020
İdam kime yarar?
6.09.2020
Kim bu AİHM Başkanı Spano?
4.09.2020
Hamaset ortamında yetişen gençler
2.09.2020
Bir adli yıl töreni daha yapıldı
1.09.2020
AK Parti ve Ziya Gökalp
30.08.2020
Milli Mücadele ve ‘yedi düvel’
28.08.2020
Malazgirt’ten 30 Ağustos’a
26.08.2020
İran mı Japonya mı?
25.08.2020
Cumhurbaşkanı kararı mı kararnamesi mi?
23.08.2020
Büyük müjde
21.08.2020
Misak-ı Milli ve adalar sorunu
18.08.2020
Oniki Adalar’ı niye almamışız?
16.08.2020
Akdeniz’de sular ısınıyor!
14.08.2020
Ekonomide yeni model?!
12.08.2020
Kılıç hutbe güncellenme
11.08.2020
‘Cumhurbaşkanlığı kabinesi’ diye bir kurum yok
11.08.2020
‘Cumhurbaşkanlığı kabinesi’ diye bir kurum yok
9.08.2020
İYİ Parti nereye?
7.08.2020
YÖK’ün felsefe kararı
5.08.2020
Diyanet nereye?
4.08.2020
Ekonomi nereye?
3.08.2020
AK Parti’nin yumuşak karnı
1.08.2020
Yasak Yoksulluk Yolsuzluk
29.07.2020
Bu çağda hilafet?
28.07.2020
Sıra hilafette mi?
27.07.2020
Öğretmen bilmediğini öğretemez
26.07.2020
AK Parti de CHP de değişiyor
24.07.2020
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
22.07.2020
Düz yolda giderken
21.07.2020
İki yılda nereden nereye?
19.07.2020
En önemli sorun
17.07.2020
15 Temmuz ve sonrası
15.07.2020
Liyakatin değeri
14.07.2020
‘Tek kişilik hükümet’
13.07.2020
Verimsiz büyüme: Kısır döngü
12.07.2020
Ayasofya’da siyasi boyut
10.07.2020
Şeref ve haysiyet kimlerin hakkı?!
8.07.2020
‘Faizci kapitalist sistem’
7.07.2020
‘Hukuçu’ olmak ne yazar?
5.07.2020
Barolarda eyalet sistemi
3.07.2020
Tvitter, mivitter
1.07.2020
Üniversite kapatmak!
30.06.2020
Devlet idaresinde ‘bizden’ sorunu
29.06.2020
Bu durum kaygı verici
28.06.2020
Fatih tablosu için 6.5 milyon verilir mi?
26.06.2020
Adaletin gözü açık
24.06.2020
Baroların yürüyüşü
23.06.2020
Bürokraside bozulma
21.06.2020
İslamcı söylemde gerçeklik sorunu
19.06.2020
Türkiye’nin CHP sorunu
17.06.2020
İhale kanunu ne diyor?
16.06.2020
Hür düşüncenin büyük anıtı
15.06.2020
İktidarlara göre tarih yazılıyor
14.06.2020
Türkiye hukuk devleti mi?
12.06.2020
‘Ayasofya siyasete açıldı’
10.06.2020
Milletvekili kimin vekili?
9.06.2020
Sistem reforma muhtaç
7.06.2020
Milletvekilini hapsetmek!
5.06.2020
Elinde İncil arkasında kilise
3.06.2020
Üniversiteler kan kaybediyor!
2.06.2020
Hasta adam Amerika
1.06.2020
Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
26.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
9.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
15.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
5.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
19.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
17.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
10.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive