Taha Akyol



Bookmark and Share

Dindarlık ve hukuk


15.05.2019 - Bu Yazı 89 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Dindar insanda Allah korkusunun bulunacağı, haksızlıktan, yolsuzluktan, kul hakkından sakınacağı, ahlaklı ve dürüst hareket edeceği şeklinde toplumumuzda yaygın bir inanış vardı.

Her Cuma hutbesinde Allah’ın müminlere “adalet ve ihsan”la (iyilik) davranmayı emrettiği bin dört yüz yıldır belirtilmektedir. Peygamberimizden ve başta Hz. Ömer olmak üzere âdil halife ve hükümdarlardan birçok kıssalar anlatılarak toplumumuzda köklü bir adalet ve hakkaniyet kültürü oluşmuştu. Tarihte birçok zulmü ulemanın önlediği, en azından direnenler, İmam-ı Azam gibi hapishanede işkencelere göğüs gerenler olduğu bilinmektedir.

Fakat bu, tarihî madalyonun bir tarafı olduğu gibi, AK Parti döneminde yaşanan ağır hukuk sorunlarının bu toplumsal güveni hayli sarstığı da bir gerçektir. Nitekim birçok samimi din âlimi “dinin ahlaki içeriğinin boşaldığından” yakınıyor.

MUAVİYE TECRÜBESİ 

Bugün bu konuyu yazmamın sebebi, dostum Ahmet Taşgetiren’in dünkü yazısıdır. Yaygın mağduriyetlerden örnekler veren Taşgetiren bu tabloyu dini açıdan Hayrettin Karaman ve Faruk Beşer’e, hukuki tarafını da bana sormak istediğini yazdı.

Mesele fevkalade önemli olduğu için ben de vesile sayıyorum.

Dindar insanın elbette âdil ve hakkaniyetli olması, kul hakkından ve hatta kalp kırmaktan sakınması gerekir. Fakat tarih gösteriyor ki güç hırsı, öfke, intikam duygusu gibi çok kuvvetli beşerî dürtüler dindar insanlardan da zalimler çıkarabilmektedir.

İşte Hz. Ali’nin meşru hilafetine Muaviye’nin isyan etmesinin tek sebebi güç dürtüsüydü. Cevdet Paşa, Muaviye’nin bu tutkusunu “sevday-ı emaret” (baş olma sevdası) olarak tanımlar.

Muaviye, Cuma hutbelerinde Hz. Ali’ye ve taraftarlarına hakaret eden konuşmalar yapılması için emir vermişti. Kendisinin yüceltilmesi için de ezana “esselamu aleyke ya emîrül müminin” ibaresini eklettirmişti!

Büyük sahabeden Hucr bin Adiy, Hz. Ali efendimize hakaret etmeyi reddetmiş ve öldürülerek susturulmuştu. 

Bunları önleyecek kurallar ve kurumlar yoktu.

Tarihin o çağlarında hiçbir toplumda bu çatışmaları kurallara bağlayarak çözümleyecek hukuk kurumları gelişmemişti.

  

‘MUNTAZAM DEVLET’ 

Osmanlı tarihinde şehzade isyanlarında çok kan aktığını, şehzadelerin “siyaseten katl” edildiğini, ancak devlet kurumlaşıp, veraset usulünü “en yaşlı olan şehzade” kuralına bağlayınca bu feci adete sona erdiğini hatırlamalıyız.

Tanzimat’la birlikte her konuda modern anlamda kanunlar çıkarılarak, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay ve bakanlıklar, sonra da parlamento gibi kurumlar oluşturuldu. Bunlar Osmanlı’nın “kurallar ve kurumlar” devleti haline gelmeye çalışmasının örnekleriydi.

Cevdet Paşa “devlet-i muntazama” (düzenli devlet) diyordu.

Cumhuriyet’in de kurucu kurumları bunlardır.

Tarih bize gösteriyor ki, yöneticilerin sübjektif nitelikleri değil, devletin bir “kamu hukuk kurumu” olması önemlidir.

Güç mücadelesinde daha kanlı çatışma ve zulümlerin yaşandığı Batı’da, sosyal gelişme daha hızlı olduğu için, 18. Yüzyılda “Kuvvetler ayrılığı” felsefesi gelişti. Çünkü liberal düşünür Lord Acton’un deyişiyle “güç bozar, mutlak güç mutalaka bozar”dı. Güçlerin birbirini denetleyip dengeleyecek şekilde ayrılması, devletin buna göre yapılandırılması lazımdı...

  

TÜRKİYE’NİN HUKUK SERÜVENİ 

Bizde bu felsefenin öncüleri Tanzimat devrinde Namık Kemal ve Münif Paşa, Meşrutiyet devrinde Babanzade İsmail Hakkı Bey, Cumhuriyet devrinde Ahmet Ağaoğlu ve Ali Fuat Başgil gibi isimlerdi.

Fakat tarihte büyük badirelerin, sert kültürel çatışmaların içinden çıkıp geldiğimiz için siyasi ideolojiler ve güç tutkusu her devirde hukuku bastırdı.

Uzun süre İslamcılar ve bütün kesimler “bizden” olanların daha iyi yönetici olacağını zannettik, bu yüzden kavgalarımız şiddetli oldu.

Halbuki sorun “kim?” sorunu değildi, “nasıl?” sorunu idi, yani devletin temel hukuk kurallarına göre yönetilip yönetilmemesi…

Bugün yaşadığımız baskı ve hak ihlallerinde olduğu gibi iktisadi krizin de en önemli sebebi kuvvetler ayrılığının daralmış, hukuk kurumlarına güvenin hayli sarsılmış olmasıdır.

İşte, “devlet-i muntazama” özlemimiz hâlâ uzaklarda.

Şunu görmeliyiz: Ülkelerin iyi ve âdil yönetilmesi ancak hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, yargının bağımsızlığını, hak ve hürriyetleri gerçekleştirmekle mümkündür.

Facebook Yorumları

reklam
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
15.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
5.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
19.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
17.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
10.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net