Türkiye’deki bankalarda gerçek kişilerin döviz mevduatı hesapları var. Bu hesapların tutarı 99.5 milyar doları buluyor. İşte bu hesaplardaki döviz mevduatlarına bankalar yüzde 1.25 oranında yıllık faiz veriyorlar.

Peki, aynı bankalar bu döviz mevduatlarını devletin hazinesine kaça satıyorlar? Tam dört katına yani yüzde 5 faizle satıyorlar. Hâlbuki zengin ülkelerin devlet tahvilleri negatif faizle alıcı buluyor. İşte böyle bir ortamda bu kadar yüksek faizle borçlanmak yatırım ortamının bozulmasından kaynaklanıyor.

O halde ne yapmalı? Yatırım ortamını düzeltmek için Avrupa Birliği müktesebatına uyumu en kısa sürede sağlamalı. “Darbe teşebbüsü oldu şimdi Avrupa Birliğiyle uğraşamayız” diyenler olabilir. “İlk öncelik ekonomi değil” diyerek kestirip atanlar da olabilir tabii. Ama öyle değil. Para olmadan güvenlik olmaz. Dolayısıyla sermayenin kaçışını önlemek şart.

Hemen bir rakam verelim Mayıs 2016 itibariyle uluslararası yatırım pozisyonu verilerine göre; bir ayda 23 milyar dolar tutarında yabancı sermaye ülkeyi terk etti.

 Nasıl mı? Şöyle Nisan ayında 160.3 milyar dolar olan doğrudan yatırım stoku Mayıs ayında 144.9 milyar dolara geriledi. Yine 164  milyar dolar olan portföy yatırımları 156.4 milyar dolara düştü.

Peki niye böyle oldu? Oldu çünkü Mayıs ayında Davutoğlu hükümeti istifa etti. Şimdi bir de darbe girişimi olunca yabancı sermayenin nasıl hareket ettiğine ilişkin veriler henüz elimizde yok. Ama bu verileri Hazine ve Merkez Bankası günlük olarak görüyor. O halde vakit kaybetmeden yabancı yatırımcıyı ülkeye çekecek cazip tedbirler alınmalı. Aksi takdirde vatandaşın dövizini ucuza toplayanlar, devletin Hazinesine, yüzde 5 değil daha da yüksek faizle satacaklar.

Kısaca para olmadan güvenlik olmaz. O halde hemen yatırım iklimini düzeltmek şart.