Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Sağlık ve ekonominin kıskacında


4.06.2020 - Bu Yazı 2326 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İdrak ettiğimiz küresel ekonomik buhran daha evvel yaşanmış olanlardan farklı seyrediyor. 2008’de başlayıp, pansuman tedbirlerle geçtiği hissi verilen, ama 2019 sonlarında nükseden uzun soluklu bir ekonomik buhrâna küresel bir salgın eşlik ediyor. Küresel salgın olmasaydı da bu buhran yaşanacaktı. Küresel salgın bunu derinleştirdi. Evvelemirde bunu akıldan çıkarmamak lâzım geliyor. Şöyle bir misâl verelim. bugün ABD’de işsiz oranı %20’lerin üzerine çıkmış. Bu, salgının yol açtığı bir tablo değil. Salgın olmasaydı da bu oran, en düşük tahminle %15’lerde seyrederdi. Salgın oranı büyüttü; hepsi o kadar.

Pek çok çevre bu sürecin kapitalizmin sonunu getirdiğini düşünüyor. Kapitalist ekonominin yerini bilgi ekonomisinin alacağını iddia ediyorlar. Bunun aceleci bir hüküm olduğunu düşünüyorum. Kapitalizm tek tipli bir üretim tarzı değildir. Onun târihsel evreleri mevcût. “Ticâret” kapitalizmi olarak başladı. Ama böyle devâm etmedi. 19. ve 20. Asırlarda bahsedilen kapitalizm “Sanayi” kapitalizmidir ve ilkinden pek çok açıdan farklıdır. 20. Asır kapitalizmi; bâhusus çözülme evresinde “sinâî” ve “finansal” kapitalizm olarak ayrışmıştır. 21. Asra doğru (Nixon şoku sonrası) kapitalizmi sınâî değil, “finansal” nitelikleri târif eder olmuştur. Bugünlerde ise “üretim araçları” üzerinde yaşanan şaşırtıcı değişmeler, olsa olsa “teknokapitalizmi” düşündürüyor. Sanayi kapitalizmi doğdu diye ticârî kapitalizm yok olmadı. Hepsi hepsi, sınaî kapitalizme göre yeniden yapılandırıldı. Finansal kapitalizm baskın hâle geldiği için sanayi kapitalizmi, yâni reel üretim de yok olmadı, sâdece yeniden yapılandı. Bugün kapitalizm teknolojik bir yeniden yapılanma aşıyor.

Her evrede dünyâ işbölümü veyâ daha kaba, ama anlaşılır bir ifâdeyle “dünyâ ligleri” yeniden şekilleniyor. Kapitalizm hegemonik bir dünyâ sistemidir. Bir zamanlar onun alternatifi olduğu iddiasındaki reel sosyalizmlerin (Sovyet ve Çin tarzları üzerinden) kapitalizmin dünyâ işbölümündeki çeşitlemelerinden sâdece biri olduğunu artık çok net görebiliyoruz. İnsanlık henüz onu aşacak ve yerini alacak bir dinamik birikime sâhip olmanın çok uzağında.

Kapitalizmi hegemonik kılan çok sayıda niteliği var. Bunun esaslılarından birisi, doğurduğu derin eşitsizliklere rağmen büyük ve çalışan kitlelere dayattığı rekâbettir. İstatistik isimlendirmelerde işçi-işsiz ayırımı olarak geçer. Ama mesele bu kadar basit değildir. Wallerstein başta olmak üzere Sistemci Okul, bunun böyle anlaşılmaması gerektiğini, işsiz olanların “yedek işgücü” olarak târif edilmesini savunmuşlardır. Doğrusu da budur. İşgücünün üzerine her zaman yedek işgücünün gölgesi düşer. İşgücü, işbölümünde aynı kaderi paylaştığı yedek işgücünün kesintisiz baskısı altındadır. Düşük mâliyet siyâseti tâkip eden kapitalizm, her seferinde işgücüne karşı yedek işgücünü seferber etme şantajını kullanır. Bu sûretle emek dünyâsını kolonize etmeyi, istediği istikâmette kullanmayı garanti eder. İşgücü ile yedek işgücünü birbirine kırdırmayı başarır. Sınıfsal mücâdeleyi, farklı ve yanılsamalı ideolojilerle donattığı; “siyah-beyaz”, “dost-düşman” ayırımını yapan sınıf içi mücâdeleler türeterek zayıflatır. Şahsî kanaâtim odur ki, modern dünyâ târihinde sınıf mücâdelelerinden daha baskın olan sınıf içi açık veyâ örtük sınıf içi mücâdeleleridir. Bu sûretle kapitalizm, toplumsal hareketleri zaman içinde kontrol etmeyi öğrenmiş, dahası bu birikimini bir nev’i toplumsal muhalefet endüstrisi inşâ etmeyi sağlayacak kadar ileri götürmüştür. Bugün kapitalizmin ayağa kaldırmayı başaramayacağı ve istediği doğrultuda seferber edemeyeceği hiçbir toplumsal hareket yoktur.

Küresel krizi de bu sûretle, tabiî ki mâliyetini insanlığa ödeterek aşacaklarını düşünüyorum. ABD’de yaşananlar da bunu gösteriyor. Ekonomik buhrânı salgın üzerinden perdeliyorlar. Buhrânı salgının neticesi olarak göstermek bunu ifâde ediyor. Sağlık şantajını kullanıyorlar. Suçlayarak söylemiyorum; ama devlet desteğindeki tıp çevreleri de buna bütün saflıklarıyla âlet oluyor. 9 haftadır milyonlarca insan evlerine mahkûm edildi. İşsiz kaldı. Sağ popülizm ekonomiden yana tavır aldı. Bu sûretle kendisine taban buldu. Tam normalleşme derken siyâhî bir ABD’linin polis tarafından öldürüldüğünü gördük. Herkes dışarı fırladı. Ne sosyal mesâfe, ne de tedbir. ABD alt üst oldu. Sol popülizm bu ilk perdeden pek mutlu oldu. Hâlbuki ikinci perdede yağma ve yıkım geldi. Mâsum siyahların yerini kriminâl siyâhlar ve lümpenler aldı. Süreç güvenliği odağa taşıyan gelişmelerle yüklü. Polis; olmadı toplama ulusal muhafızlar, olmadı düpedüz askerler, sıkıyönetim, bastırma.. Savaş pozisyonuna getirilmiş bir ulus.. İkinci ve üçüncü perdelerde sağ popülizmin yükselişi.. İşler normalleştiğinde birbirine karşı bilenmiş beyaz işgücü ve siyah yedek işgücü.. Bildik döngüler… Güneşin altında kolay kolay yeni bir şey yaşanmıyor…

Facebook Yorumları

reklam
4.06.2020
Sağlık ve ekonominin kıskacında
22.4.2019
Yumuşama…
4.3.2019
Pakistan-Hindistan çatışmasının kültürel boyutu
14.2.2019
Kent estetik’i
11.2.2019
Bek’a mı, ekonomi mi?
4.2.2019
Büyük Beyaz…
28.1.2019
“Hasta Kıt’a” Avrupa’nın entelektüelleri
24.1.2019
Fay hatları
31.12.2018
Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi
24.12.2018
Sualler, cevaplar ve ihtimaller
20.12.2018
Avrasya ve Akdeniz…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
22.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
21.3.2017
Türkiye'nin Batı macerası
16.3.2017
Nedir bu Avrupalılık?
13.3.2017
AB çökerken…
9.3.2017
Almanya: Acı vatan
6.3.2017
III. Milli Kültür Şûrâsı’nın ardından
2.3.2017
Bir başlığın düşündürdükleri
27.2.2017
Keyif ve zevk âleminde kültür
23.2.2017
Sarkaç (2)
20.2.2017
Sarkaç(1)
16.2.2017
Batı cephesinde yeni bir şey var mı?
9.2.2017
Trump dönemi belirginleşiyor
6.2.2017
Kavimler Göçü
2.2.2017
Bazı tarihsel hatırlatmalar
30.1.2017
Neo-Merkantilizm
26.1.2017
Trump karşıtı gösteriler
19.1.2017
Siyasal pozisyonlar….
16.1.2017
Amerikalar
12.1.2017
Tadı kaçan dünyaya dair
9.1.2017
Bu defa farklı…
5.1.2017
Yaşam tarzı…
2.1.2017
Reina katliamının düşündürdükleri
29.12.2016
Trump, Avrupa ve Rusya
26.12.2016
Tekil düşünüşün zaafları
22.12.2016
Sûikast ve sonrası
15.12.2016
Tarihsel kritik eşik
12.12.2016
Terör
8.12.2016
Doğucular
5.12.2016
Batıcılar (2)
28.11.2016
Avrupa ve Asya denkleminde Türkiye
24.11.2016
Mücadele sürüyor
21.11.2016
Çölleşme…
17.11.2016
Kazananlar ve kaybedenler
14.11.2016
Siyasal çoğunluk, siyasal çoğulculuk
10.11.2016
Trump: Belirsizlik kazandı
7.11.2016
Tarihsel havzasıyla buluşan Türkiye
3.11.2016
Silah ve para
31.10.2016
Toplum, ekonomi ve kurumsal siyaset
27.10.2016
Parlamenter sistemi güçlendirme ne demektir?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive