Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Pakistan-Hindistan çatışmasının kültürel boyutu


4.3.2019 - Bu Yazı 353 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İnanç farklılıklarından doğan düşmanlıkların, ideolojik farklılıklardan doğan düşmanlıklardan çok daha derin ve keskin olduğu kanaâtindeyim. Elimizde ideolojik düşmanlıkların ortadan kaldırılabileceğine dâir somut misaller mevcuttur. Meselâ komünizm ve anti-komünizm arasında Soğuk Savaş dönemlerinde yaşanmış olan ağır ve kanlı düşmanlığın bugün bir karşılığı yoktur. Reel komünizm; yâni pratik komünizm öyle bir çöküş yaşadı ki; anti-komünist olmanın da bir manâsı kalmadı. Târihsel bir veridir bu. Gelin görün ki, gerçekçi bir değerlendirmeyle bakacak olursak, inanç temelli düşmanlıkların bir çırpıda ortadan kaldırılabileceği kanaâtinde değilim.

Dinler, pek çok açıdan andırsa da, nihâyetinde ideolojilere benzemiyor. İdeoloji modern bir kurgudur. Yâni, 19.Asır’dan evvel yoktur. Dinlerin modern, yâni zamâna göre yorumları olabilir. Ama ideolojilerin, dinlerin yerini aldığı sanısının içi boştur. Bir defâ, ideolojik iddialarının meta-fizik bir karşılığı ya yoktur veyâ zayıftır.İkinci olarak, ideolojilerin doktriner teklifleri, genellikle yerleşik-geleneksel doktrinlerle çelişir. Zâten ideolojileri, hedeflediği adreslerde bile tutunumsuz kılan budur. Bir misâl verelim: İşçi sınıfı ideolojisinin en fazla direnci işçi sınıfından, görmüş olması şaşırtıcı değildir. Ama en az bunun kadar şaşırtıcı olan, gelenekçi ideolojilerin benzer bir direnci geleneksel çevrelerden görmesidir.

Geç modern dünyâyı karakterize eden ve post-ideolojik devir olarak anılan süreçler, ideolojik zorlamaların tutunumsuzluğunun açığa çıkmasıdır. Ideolojiler çözüldü. İyi de oldu. İnsanlığın üzerinden ağır bir yük kalktı. Ama bu çözülmeden sonra ortaya çıkan nedir? Bunun cevâbının bir hayli belirsiz kaldığını söyleyebilirim. En azından, sosyolojik dilde bunu göremiyoruz. Kanaâtimce, hangi kavramsal çerçeveye oturtulabilir, bilmiyorum; ama kestirmeden ifâde edecek olursam, bunun dinsel merkezdeki kapsamlı-kitlesel “hassasiyetler” ve duygulanımlar (sentiments) olduğunu düşünüyorum.

21. Asrın, dinlerin, teolojik çevrelerin arzu ettikleri manâda bir “dine dönüş” asrı olduğu kanâtinde olduğum düşünülmesin. Hattâ , 21.Asrın ,her manâda bir “dinsel canlanma” asrı olduğundan da şüphelerim var. Eğer bir canlanma mevcutsa da, bunun duygulanımsal olduğunu düşünüyorum. İnsanların dinsel hassasiyetleri artıyorsa, bu tek başına dinlerin canlandığına işâret etmiyor. Dinsel hassasiyetlerin artışının çok başka şeylere delâlet ettiğini düşünüyorum. Din, bir medeniyet örüntüsü olarak, sürprizli karşılaşmalar(encountering), sürtünmeler(friction) ve sürtüşmelerden (infighting) çok daha derinlikli ve kapsamlı kavram. Sâdece duygulanım artışı olarak değerlendirilemez.

Geç modern dünyâ, ideolojileri bertaraf etti ve küreselleşmenin de etkisiyle aktüel-dinsel hassasiyetleri açığa çıkardı. Bu hassasiyet, hem bireysel, hem de topluluklar düzleminde çalışıyor. Bağlam, “meta-fizik”, “târih” ve “aktüel hayât “ arasında kurulmuyor. Büyük ölçüde korkulara indirgenmiş bir metafizik ile aktüel hayatlar arasında kuruluyor. Iskalanan ve dışlanan ise târihsel sorumluluk bilinci..

Dünyâdaki mevcût “kültürel” çatışmalar ya bizzât dinsel veyâ hızla dinselliğe evriliyor. Meselâ yabancı düşmanlığı ve etnik çatışmaların dinsel boyutlar kazanmasında bunu görebiliyoruz. Avrupa’daki yabancı düşmanlığının İslâm düşmanlığı ile örtüştüğü artık âşikâr. Polonyalı muslukçudan şikâyet edilir ama bu muslukçu Faslı veyâ Türk olursa, kendisinden nefret edilir. Huntington’ın Medeniyetler Çatışması dediğinin de, aslında dinler çatışması olduğu daha ilk bakışta anlaşılıyor.

Pekiyi bu tabloyu küresel düzlemde nasıl değerlendireceğiz? Kapitalizmin başarısının pratik ve pragmatik bir başarı olduğu söylenir. Her ne kadar doğuşunda Püritan dindarlık etkili olduysa da,kapitalizmi din dışı görenlerdenim. Kapitalizmin başarısı bir örgütleme başarısıdır. Bu örgütleme sürecine, basit olarak bir sistemik düzeyde bakmamak gerekiyor. Bu aynı zamanda çatışmaları, düzensizlikleri, karşıtlıkları da, yâni anti-sistemik süreçleri de örgütlemektir. Fizikten mülhem ifâde edecek olursak, bu kapitalist hegemonyanın paralel evrenidir. Yazının konusu düşünüldüğünde, yaşadığımız evrede, anti-sistemik unsurları ideolojiler değil, ağırlıklı olarak dinsel hassasiyetlerin çatıştırılması karşılıyor. Hiçbir hegemonya, saf bir dışlama üzerine kurulmaz. C.Schmitt’in egemenlik için vurguladığı, ”istisna koymak” ayrıcalığı ve “dost-düşman” arasında dünyâyı cetvellemek niteliği, hegemonyada karşılığını buluyor. Hegemonya diyalektik bir oluşumdur. Sistemik olarak olarak dostu içerir, düşmanı dışarıda bırakır. Bunun dinsel cetvellemelerde bir karşılığı var. Ama bunun düz bir bakışla, semâvî dinler; meselâ Hristiyanlık- İslâmiyet ekseninde olduğunu düşünmüyorum. Kiliseleri boşalmış bir Batı’nın, “Hristiyan Batı” olarak algılanmasını sorunlu buluyorum. Gramsci’nin kavramıyla ifâde edelim: Kapitalist hegemonya, savaşları “cephe savaşı” olarak başlatmayacak kadar akıllı ve deneyimlidir. Böyle bir cephe savaşında , Guenon’un çarpıcı bir şekilde temas ettiği meta-fizik zaafıyla daha baştan mâlûl olduğunu görür. Daha açık koyalım: Hegemonların paralel evrende örgütlediği ve müspet gördüğü, mistifiye edilmiş her çeşidiyle Paganlık, dışladığı ise İslâmiyet’tir. (Hoş, İslâmiyet’i de paganlaştırmak için yapmadıkları yok). Biraz dikkâtli bakılırsa hegemonların en büyük kültürel yatırımının paganlık güzellemeleri olduğu görülür. Unutmayalım ki bu, ustaca yürütülen bir “mevzi savaşı”dır. Aklı dijital sanal evrenle paganlık arasında salınan o “Rengârenk” Hindistan bu yatırımlar için bulunmaz bir cevherdir.

Hindistan ve Pakistan’ın çatıştırılması, kültürel mevzi savaşlarında gelinen son aşamayı anlatıyor ve kültürel-simgesel düzlemde tam da buraya oturuyor…

Facebook Yorumları

reklam
22.4.2019
Yumuşama…
4.3.2019
Pakistan-Hindistan çatışmasının kültürel boyutu
14.2.2019
Kent estetik’i
11.2.2019
Bek’a mı, ekonomi mi?
4.2.2019
Büyük Beyaz…
28.1.2019
“Hasta Kıt’a” Avrupa’nın entelektüelleri
24.1.2019
Fay hatları
31.12.2018
Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi
24.12.2018
Sualler, cevaplar ve ihtimaller
20.12.2018
Avrasya ve Akdeniz…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
22.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
21.3.2017
Türkiye'nin Batı macerası
16.3.2017
Nedir bu Avrupalılık?
13.3.2017
AB çökerken…
9.3.2017
Almanya: Acı vatan
6.3.2017
III. Milli Kültür Şûrâsı’nın ardından
2.3.2017
Bir başlığın düşündürdükleri
27.2.2017
Keyif ve zevk âleminde kültür
23.2.2017
Sarkaç (2)
20.2.2017
Sarkaç(1)
16.2.2017
Batı cephesinde yeni bir şey var mı?
9.2.2017
Trump dönemi belirginleşiyor
6.2.2017
Kavimler Göçü
2.2.2017
Bazı tarihsel hatırlatmalar
30.1.2017
Neo-Merkantilizm
26.1.2017
Trump karşıtı gösteriler
19.1.2017
Siyasal pozisyonlar….
16.1.2017
Amerikalar
12.1.2017
Tadı kaçan dünyaya dair
9.1.2017
Bu defa farklı…
5.1.2017
Yaşam tarzı…
2.1.2017
Reina katliamının düşündürdükleri
29.12.2016
Trump, Avrupa ve Rusya
26.12.2016
Tekil düşünüşün zaafları
22.12.2016
Sûikast ve sonrası
15.12.2016
Tarihsel kritik eşik
12.12.2016
Terör
8.12.2016
Doğucular
5.12.2016
Batıcılar (2)
28.11.2016
Avrupa ve Asya denkleminde Türkiye
24.11.2016
Mücadele sürüyor
21.11.2016
Çölleşme…
17.11.2016
Kazananlar ve kaybedenler
14.11.2016
Siyasal çoğunluk, siyasal çoğulculuk
10.11.2016
Trump: Belirsizlik kazandı
7.11.2016
Tarihsel havzasıyla buluşan Türkiye
3.11.2016
Silah ve para
31.10.2016
Toplum, ekonomi ve kurumsal siyaset
27.10.2016
Parlamenter sistemi güçlendirme ne demektir?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive