Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Kent estetik’i


14.2.2019 - Bu Yazı 49 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Belediye seçimlerine az kaldı. Adayların vaadlerini yegân yegân tâkip etmek mümkün değil. En fazla başta İstanbul olmak üzere , büyük şehirlerin adaylarını, o da bir dereceye kadar tâkip edebiliyoruz. Mücâdele çok siyâsal bir tonda devâm ettiği için ,vaad ve programların ayrıntıları pek de kamuoyuna yansımıyor.

Dikkâtimi çeken bir husus var: Söylenenler daha çok, altyapı hizmetleri ve insanların günlük hayatlarını rahatlatmak konusunda oluyor. Buna îtiraz edecek değilim. Başta İstanbul olmak üzere bâzı şehirlerimiz şiştikçe şişiyor ve altyapı hizmetleri meselesi odakta kalmaya devâm ediyor. Hâlbuki şehirlerimizin derin başka meseleleri de mevcut. Estetik meselesi bunlardan birisi. Kentsel dönüşümlerin bu meseleyi alabildiğine ıskaladığını görüyoruz. Şehirlerimizi rant hırsıyla hareket eden ve târihsel, geleneksel birikimine kayıtsız kalan inşaat firmalarının insafsızlığına bırakmış durumdayız.

Evvelâ bir husûsu berraklaştıralım: Şehir estetik’i, şehre giydirilip kuşandırılan bir şey değildir. Şehir kozmetik’i ile şehir estetik’i aynı şey olarak görülmemelidir. Estetik, kültürel hayâtın içinden gelir. Şehirlerin karar alıcıları ve şehir uzmanları, bu dinamiklerle birlikte hareket ettikleri nispette başarılı olurlar.

Türkiye’deki hâkim zihniyet giderek tuhaflaşıyor. Tespit edebildiğim; estetik meselelerin “insansızlaştırmanın” bir fonksiyonu hâline getirilmesi. Estetik meseleler ağırlıklı olarak maddî temellerde tartışılıyor. Meselâ, tabiî bir çevrenin, bir binânın , bir âbidenin estetiği konuşuluyor. Estetik ,seyirlik bir mesele hâline indirgenmiş durumda. Üstelik bunun sağcılığı solculuğu da yok. Nikolay Çavuşesku , “güzelleştireceğim” diye Bükreş’in târihsel dokusunun canına okudu. Adnan Menderes ve Bedreddin Dalan da, “meydan açacağım” “yol açacağım” diye ecdat yâdigârı pek çok eseri yok etmekten geri durmadı. Bir de park meselesi var. Yıkılanların yerine park yapılması estetik bir marifetmiş gibi lânse ediliyor.

Yollar , köprüler ,meydanlar, parklar yoğun kalabalıkları taşır. İlk bakışta ne kadar “insan” yüklü dedirtir. Hâlbuki bunlar Marc Augé tarafından ,standartları dünyânın her tarafında aynı olan “yer olmayan”lar olarak nitelendirilir. Bauman ise bunlara, içerdiği potansiyel tehlikeler îtibârıyla “çöl” metaforunu uygun görür. İnsanlar onları kullanır ve terk eder. Hâlbuki biliriz ki, “şehir” evvel emirde “iskân”dır, “mesken”dir, “sâkin”dir. Hâsılı ; çevresi ve ilişkileriyle berâber “insan”dır.

Kapitalizm ve modernleşme, kamusal ve özel alanları kesin hatlarla ayrıştırdı. “Herkese âit” olan ile “bana ait” olan arasındaki sızdırmaz bir hattır bu. En modern toplumların insanları sabah evlerinden çıkar , “modern bir çöl yolculuğu” yaparak, işine gider. Günboyu posası çıkıncaya kadar çalışır, paydosla berâber yine aynı çölü katederek evine döner. Herkese âit olan aslında kimseye âit değildir. Sözüm ona kendisine âit olan alan ise giderek yabancılaştığı bir sığınaktan başka bir şey değildir. Akıllı evler diye lanse edilen postmodern sitelerde , rezidanslarda yaşanan hayâtta bu yabancılaşma zirve yapar. Hane içi hayâtın, yüksek bir teknoloji ile kolaylaştırılması, mekân-insan yabancılaşmasının en yüksek aşamasına işâret eder. Yeni orta sınıf minimalizmi, aslında büyük boşluklarla evlerin de insansızlaştırılmasını anlatıyor. Evin, afedersiniz sığınağın aklı ile insanın aklı ayrışıyor. Kumanda âletiyle ona hükmetmek aldatıcı. Âlet bozulduğu anda , evin içinde bir zavallıya dönüyoruz. İçinde oturduğumuz evin ne kadar da yabancısıyız aslında.

Siyâsetçiler “yer olmayanların” kemiyet ve keyfiyeti konusunda yarışıyorlar. “Kent estetik”i başlığı altında da bir kozmetik rekâbet var. (Bunların ardında bir rant kavgası olduğunu unutuyor değilim). Başta İstanbul olmak üzere, kadim şehirlerimiz bu rüzgâra kapıldı. Şehirler elimizden çıkıyor. Geçtiğimiz yolların, köprülerin, meydanların, oturduğumuz parkların , içinde yaşadığımız evlerin garibi, gurebâsı olduk çıktık..

Gâliba bütün mesele, özel alan-kamusal alan arasında, merkeze insanı koyan mekânsal ilişkilere odaklı. Hâsılı, özel ve kamusal alanlar arasındaki zârif geçişlerin hüküm sürdüğü , arada kopuklukların, yabancılaşmaların yaşanmadığı yeni yerlere, “yer olanlara” ihtiyâcımız var. Batı’nın makyajlı kentlerine özenmenin âlemi yok. Kozmetik ve düzen aldatmasın bizleri. Dert ortak. Hem insanlık, hem de biz Türkler olarak ondan musdaribiz. …. Ecdadımız bu meselenin altından kalkmasını bilmişti. Biz o birikimi yok ettik. Eğer âkıbette varsa, ayağa yine biz kaldıracağız.

Facebook Yorumları

reklam
14.2.2019
Kent estetik’i
11.2.2019
Bek’a mı, ekonomi mi?
4.2.2019
Büyük Beyaz…
28.1.2019
“Hasta Kıt’a” Avrupa’nın entelektüelleri
24.1.2019
Fay hatları
31.12.2018
Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi
24.12.2018
Sualler, cevaplar ve ihtimaller
20.12.2018
Avrasya ve Akdeniz…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
22.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
21.3.2017
Türkiye'nin Batı macerası
16.3.2017
Nedir bu Avrupalılık?
13.3.2017
AB çökerken…
9.3.2017
Almanya: Acı vatan
6.3.2017
III. Milli Kültür Şûrâsı’nın ardından
2.3.2017
Bir başlığın düşündürdükleri
27.2.2017
Keyif ve zevk âleminde kültür
23.2.2017
Sarkaç (2)
20.2.2017
Sarkaç(1)
16.2.2017
Batı cephesinde yeni bir şey var mı?
9.2.2017
Trump dönemi belirginleşiyor
6.2.2017
Kavimler Göçü
2.2.2017
Bazı tarihsel hatırlatmalar
30.1.2017
Neo-Merkantilizm
26.1.2017
Trump karşıtı gösteriler
19.1.2017
Siyasal pozisyonlar….
16.1.2017
Amerikalar
12.1.2017
Tadı kaçan dünyaya dair
9.1.2017
Bu defa farklı…
5.1.2017
Yaşam tarzı…
2.1.2017
Reina katliamının düşündürdükleri
29.12.2016
Trump, Avrupa ve Rusya
26.12.2016
Tekil düşünüşün zaafları
22.12.2016
Sûikast ve sonrası
15.12.2016
Tarihsel kritik eşik
12.12.2016
Terör
8.12.2016
Doğucular
5.12.2016
Batıcılar (2)
28.11.2016
Avrupa ve Asya denkleminde Türkiye
24.11.2016
Mücadele sürüyor
21.11.2016
Çölleşme…
17.11.2016
Kazananlar ve kaybedenler
14.11.2016
Siyasal çoğunluk, siyasal çoğulculuk
10.11.2016
Trump: Belirsizlik kazandı
7.11.2016
Tarihsel havzasıyla buluşan Türkiye
3.11.2016
Silah ve para
31.10.2016
Toplum, ekonomi ve kurumsal siyaset
27.10.2016
Parlamenter sistemi güçlendirme ne demektir?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net