Necati Kur: Yaşanmışlıklar...2

6.2.2019 - Bu Yazı 550 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Necati Kur: Yaşanmışlıklar...2

YAŞANMIŞLIKLAR 2

 EĞİTİM ENSTİTÜSÜ (E. E. ) YILLARI

    1969-1970 Eğitim, Öğretim yılında liseyi bitirdim. Üniversite sınavlarına girdim. O dönem E. E. sınavları ayrıca yapılıyordu ve iki aşamalı bir sınav sistemi vardı. Bursa E. E. Matematik Bölümünü kazandım.

    Okul açılışından bir kaç gün önce kaydımı yaptırdım. Okul yatılı idi. Sınıfım yatak hanem belli oldu. Ayrıca kalacağım yatak hane katında da giysilerimi ve eşyalarımı koyacağım gir dolap verildi.

    1970-1971 Yılının ilk günü akşam, okulda bir karışıklık vardı. Ayni sınıf ve yatakhaneye düştüğüm, bir arkadaşımla beraberdik. Ne oluyor diye dolapların olduğu yere gittik. Büyük bir kalabalık vardı. Merdiven başları tutulmuş, kapılar zincirlenmişti. Oradakilerden birine ne olduğunu sordum. Faşistler (okulda kendilerini ülkücüler diye tanıtıyordu) Meskenler'de şölen düzenlemişler, okulu basıp, işgal edeceklerini. O nedenle nöbet tuttuklarını söyledi. Konuştuğum arkadaşın ismi Mehmet Çakır. Bende kendimi tanıttım. Sende onlardan isen okulu terk et dedi. Faşist olmadığımı, ama okula yeni kaydolduğum için kimseyi tanımadığımı söyledim. Size yardımcı olabilirim dedim. Faşistler her sene başı bu etkinlikleri yapıyorlarmış. Güç gösterisi için yapılan bir etkinlik. Her yıl devam etti. Biz de nöbet tutmaya devam ettik.

    Okul başladı. Yavaş yavaş sınıftan ve üst sınıflardan arkadaşlarımız oldu. Okulda Ülkü Ocakları dışında birde Dev-Genç (Devrimci Öğrenciler Derneği) vardı. Onun kongre çalışmaları başlamıştı. İlk gün tanıştığımız Mehmet Çakır 2. sınıf Fizik, Kimya, Biyoloji (F. K. B. ) bölümünde idi. Yanıma geldi. Biraz sohbet edelim dedi. Konuştuk, Dev-Genç yönetiminde beraber çalışmak istediğini söyledi. Diğer arkadaşlarla da tanışalım dedi. Tanıştık. Bende aday olabileceğimi söyledim. Karşımızda başka bir grup daha vardı. Seçim sonucunda, Mehmet Çakır, Sabahattin İzcioğlu. M. Ali Terziler, Süleyman Karakaş, Necati Kur'un aday olduğu liste seçimi kazandı.

    M. Ç. Başkan, S. İ. Yazman, ben Sayman, M. Ali ve S. K. Yönetim Kurulu üyesi oldular. Bursa E. E. İle ilgili yapılanları S. İ. TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) yayınları Sarı Defter dizisi 16 “ARALIKSIZ” kitabında bir miktar yazdı. Bu kitabı yazınca ben M. Ç. ve S. İ. üçümüz bir araya geldik. Kitap üzerine konuştuk. O zaman üçümüz bir program yapıp, kolektif bir sözlü tarih çalışması yapmayı önerdik. Hatta bizim TKP Gölcük Davası, Konca Yazışmaları ve Dönüşlerin 20. Yılı adında TÜSTAV’da basılmış üç kitabımızın olduğunu söyledim. Bunun da bizim çalışmamıza örnek olacağını söyledim. Çok olumlu dendi. Ama olmadı. Arkadan M. Ç. de yine TÜSTAV’dan Sarı Defter 18 Umutlarımız Bizimleydi kitabını yazdı. Ama ben hala üçümüz bir araya gelerek bu çalışmayı birlikte yapma umudunu taşıyorum. Bursa gerçekten gençlik yıllarımızın önemli heyecanlarını yaşadığımız bir süreçti.

            E. E. nü Bursa’da bitiremedim. Son sınıfta 1973 yılının mart ayında stajlarımızı farkı okullarda tamamladık. Nisan ayının başında dersler tekrar başladı. Derslerin başladığı gün sabahı, polisler okulu bastı. 2. Ve ya 3. ders olabilir. Bir hizmetli geldi. “Necati Kur’u müdür bey çağırıyor. ” dedi. Okul müdürü Kemal Onur, Bursa Emniyet Müdürü Şükrü Balcı ve bölüm başkanları müdür odasında idi. Girdim. Şükrü Balcı “Necati gel bakalım. ” dedi. Müdür “Tamam siz müdahale etmeyin. Ben kararı duyururum. ” diye konuşmasına izin vermedi. Müdür “Devletin gördüğü lüzum üzerine bundan sonra Senin öğrenciliğin Diyarbakır E. E. devam edecek dedi. Kısacası Diyarbakır’a sürgün edilmiştim. Gülmeye başladım. Şükrü Balcı “Neden gülüyorsun?” diyerek ayağa kalktı. Üzerime yürümek istedi. Bazı bölüm başkanları ve Müdür Balcı’yı uyararak yerine oturttu. FKB bölüm başkanı Mehmet Ertan hoca (Mehmet ağabey) okulda ve Bursa öğretmen çevresinde tanınan ve sevilen birisi idi. “Necati Diyarbakır’a gidiyorsun. Bir şey söylemek ister misin?” dedi. Ben de “Hocam birkaç şey söylemek istiyorum. ” dedim.

“Şunun şurasında okul bitirme sınavlarına iki ay kalmış. Böyle bir sürgüne ne gerek vardı? Bu faşist baskıları kınıyorum. ” dedim.

“Neden güldüğüm soruldu. Dedim ki devlet beni ismen tanıyor. Diyarbakır E. E. nde öğrenim hayatımı sürdürmemi istiyor. Tanınmak hoşuma gitti. Bu yüzden güldüm. ”

“Üstüme yürüyen bu emniyet müdürü, 12 Mart 1971 Balyoz Harekâtında beni okuldan almıştı. Emniyette bana işkence yapmıştı. Sizler şimdi buna izin vermediğiniz için teşekkür ederim. ” deyip müdür odasından çıkıp sınıfa gittim.

Eşyalarımı toparladım. Analiz dersi öğretmeni İsmet Baba dersteydi. Aynı zamanda benim stajımdan sorumlu öğretmenimdi. Elini öpmek istedim. Boynuma sarıldı. Tokalaştı. Sarıldık. Birkaç damla gözyaşı boynumu ıslattı. Boğazım düğümlendi. Arkadaşlara kısa bir veda konuşması yapıp sınıftan ayrıldım.

M. Ç. ve S. İ. o gün öğleden sonra okula gittiklerinde, Konya E. E. ne sürgün olduklarını öğrendiler. Daha sonra buluştuk. “Yaa neredesin? Mehmet Ağabey de tırım tırım seni arıyor. Akşam Öğretmenler Derneği’nde bizi bekliyor. ” dediler. Akşam eski Tayyare Sineması üzerindeki Öğretmenler Derneği’ne gittik. Mehmet Ağabey bizi bekliyordu. Görür görmez boynuma sarıldı. “Ulan Seni kutluyorum. Adamları güldürmedin. Müdür odasından düşüncelerini de söyleyip güle oynaya çıktın. Ama bu sürgünlerin arkası gelecek. ” dedi. Bir müddet sohbetten sonra ayrıldık. Ayrılırken cebime zorla 50 lira koydu. Almadım. “alacaksın!” dedi. Öğretmen olunca akşam yemeği ısmarlarsın ödeşiriz. ” dedi. Parayı zorla cebime koydu. 50 lira benim de çok işime yaradı. 1972 yılının 29 Aralığında babam vefat etti. Ekonomik durumum da çok iyi değildi. Babam vefat ettiğinde 49 yaşındaydı. Benim siyasi bilincimin oluşmasında çok önemli rolü olmuştur.

Mehmet Erten, dersime girmemesine rağmen bu dayanışmayı yapması benim için önemli bir anıdır. Okul futbol takımındaydım. Hocam da takım yöneticisi idi. Ayrıca ben okulda siyasi anlamda biraz da göze batıyordum. Hocam da demokrat, ilerici bir aydındı.

Hocamızın tahmin ettiği gibi sürgünler devam etti. Eşi ile birlikte Niğde’ye sürüldüler. Mehil müddetlerini geçirmek için İzmir’e gidiyorlar. Bu süre içerisinde İzmir’de deprem oluyor. Depremde bitişik binanın duvarı yıkılıyor. Bunların yattığı odanın duvarını yıkıyor. İkisi yıkılan duvarın altında kalarak yaşamlarını yitiriyor. Bunu da o günlerde Cumhuriyet gazetesinde çıkan haberde öğrenmiştim. Mehmet Hocama yemek borcumu ödeyemedim. Sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.

Okul ile ilişiğimi kestikten sonra 1973 Nisan ayının başında Bursa’dan ayrılıp Diyarbakır’a gittim. Diyarbakır E. E. nde bir yıl tek dersten bekletildim. Ancak 1974 yılında mezun olabildim.

Atama kurasında İstanbul Silivri Fenerköyü ortaokulu matematik öğretmenliğini çektim. İlk kez şans yüzüme güldü.

Necati Kur


Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Necati Kur: Yaşanmışlıklar...5
...
  
NECATİ KUR: YAŞANMIŞLIKLAR 3
...
  
Necati Kur: Yaşanmışlıklar...2
...
  
NECATİ KUR: YAŞANMIŞLIKLAR 1
...
  
Necati Kur: Yaşanmışlıklar...
...
  
Necati Doğru: Sayıştay, hırsızlığı rapor etmekle kalıyor; hırsızın üzerine gidip, hesap soran yok
...
  
Necati Kur: Bu çağrıyı yaygınlaştıralım
Eğitim İş Sendikası Kocaeli Şubesi tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla emekli öğretmenl...
  
...
  
...
  
...


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net