Sinan ÇİFTYÜREK

canbegyekbun@hotmail.com



Bookmark and Share

MOSKOVA ZİRVESİNDE; ÇÖZÜM-SAVAŞ KISKACINDA SURİYE VE ROJAVA!


28.1.2019 - Bu Yazı 473 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Öncelikle 23 Ocak Putin-Erdoğan arasındaki Moskova zirvesini özetleyip sonra bu özetin arka planını irdeleyeceğiz.

Moskova’da uzlaşma yok! Yapılan basın açıklamasında; Putin, Suriye’de siyasi çözümeErdoğan’’ın ise daha çok ekonomik- ticari ilişkilere vurgu yapması dikkat çekiciydi!

Putin’in; Şam, Kürt temsilcileriyle görüşmeli”, “Suriye sorununu siyasi ve demokratik yollarla çözmeyi düşünüyoruz”, “Siyasi çözümü konuştuk” diyerek Minbiç ve Fırat Doğusuna Türkiye’nin askeri müdahalesine kapıları kapattı!

Erdoğan’nın yine Moskova yollarındaydı ama Moskova diplomasi yolları Türkiye için düne göre daha çok taşlıydı! Çünkü artık ne Halep-El Bab ne de İdlip-Efrin denklemi sahada yoktu!

Moskova, Suriye’de yeni işgalleri onaylamak bir yana Suriye’nin toprak birliği hedefiyle eski işgallerin bitirilmesine odaklanmış.

Minbiç ve özellikle Fırat Doğusu yani Rojava Kürdistan’ında Güvenli Bölge meselesinde;

Erdoğan; “ABD olumlu baktığını bize ifade etti” deyip Türk egemenliğinde Güvenlik Bölge ısrarını sürdürürken; Putin, “Suriye ve BM’den gelen bir karar yok” diyerek net karşı tutumlakırmızı kart gösterdi!

Suriye ve Rojava Kürdistan’ı üzerinde yaşanan bu son gelişmeyi belirtikten sonra, sürecin arka planını ve nelere gebe olduğuna ilişkin yol gösterici temel noktaları özetleyelim.

I - ABD’nin başkan Trump üzerinden yaptığı Ortadoğu ve Suriye hamleleri stratejik değil taktik adımları içermekte. ABD’nin 40 yıllık Avrasya egemenlik stratejisinde değişim yok, değişiklik taktik hamlelerle sınırlı. Trump’ın twitter üzerinden “Suriye’den çekiliyorum” çıkışı hem Pentagon hem de sahada ki gelişmeler ışığında her an değişime açık. Örneğin, Trump “Suriye’den çekiliyorum” demesinin ardından, önce Minbiç ardından Heseke’de ABD’yi hedef alan IŞİD saldırılarına;İsrail’in, Suriye topraklarında İran ile savaşı tırmandırması, sahadaki pratiğin ABD taktiklerindeki değişkenliğin işaretleri zira bu adımlar ABD’yi daha fazla bölgeye çekmekte.

Bu duruma, İran’ın yayılmacı pratiği ve İsrail’i, Şii militanlığı ile kuşatma hamleleri de eklenince, ABD’nin bölgeden çekileceğini düşünmek saflık olur! Kaldı ki Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı bölge, Rusya-ABD küresel hesaplaşmanın bugün ağırlık merkezini oluşturmakta.

II - SSCB sonrasında Rusya, Karadeniz’de ki hamlelerine, Akdeniz’e yani sıcak denizlere yeniden demir atmışken ve Suriye savaşında tayin edici oyunculuğuyla savaşı Suriye rejimi lehine çeviren esas aktör haline gelmişken; “Suriye sahası benden sorulur” duruşundan geri adım atmayacak. Rusya, geniş Avrasya sahasının her alanında ABD’nin hegemonya hamlelerini önce durdurup sonra karşı presle birçok alanda geri adım attırmışken küresel emperyal hegemonya savaşının önemli ayağı Ortadoğu’da asla geri durmayacak.   

İran ve Irak’ın, Kürdistan meselesi nedeniyle parçalanmasıyla sarsılacak bölge statükosundan kendisine dönük büyük tehdit algılayan Rus emperyalizmi, giderek Kürdistan üzerindeki sömürgeci kıskacın küresel savunucusu haline gelse de, Suriye birliği temelinde Kürt taleplerine açık kapı politikasını sürdürecek.

III – İran “Genişlemezsem büzüşür parçalanırım” ilkesinden hareketle, Irak ve Suriye’nin toprak birliğinin korunmasını kendi varoluş nedeni gördüğünden, Kürdistan merkezli tüm hamlelerin önünün kesilmesini birincil hedef olarak belirlemiştir. Ayrıca Şii Hilali hedefiyle Sünni Arap rejimleri ve İsrail ile girdiği amansız rekabetten asla geri adım atmayacak! Yani Esad rejiminin ayakta kalmasında ikinci güç konumundaki İran, İsrail’in burnunun dibinde var olma savaşından geri adım atmayacak.

IV - “Kürtleri Irak-Suriye’de durdurmazsam, Diyarbakır’ı tutamam, parçalanırım” tehdidini “Milli Güvenlik” konsepti haline getirip iç ve dış “düşman” algısını Kürt karşıtlığı üzerinden inşa eden Türkiye’de, bu pozisyonundan geri adım atmayacağı görülmekte. Türk devletinin Kürdistan politikasında ki şu yönlendirici faktörleri de ekleyelim;

“ABD, Rusya ve İran “atalarım Osmanlının eski topraklarında at koştururken ben sınırlarıma hapsolamam” milliyetçi düsturun kamçılayıcılığı doruktayken;

“Fırat Doğusu kurtarılmadan son vatanımızda birliğimiz hep muallâkta kalacak. Hazırlıklar tamamlanınca Fırat doğusuna kuvvetle girilmeli yer gök titremeli"  ısrarı sürdürülürken;

Esas Kürdistan tehdit algısı nedeniyle “kahrolsun Moskova’dan, çok yaşa Moskova”ya ve “Esad’a ölümden Esat ile çalışabiliriz” noktasına gerilemişken;

Kürdistan merkezli “parçalanırım” korkusuyla etrafına ördüğü duvarlarla Türkiye’yi yarı açık cezaevine getirmişken, Türkiye ‘de bölgesel pozisyonundan kolay geri adım atmayacak.

V - İran tehdidi karşısında başta Körfez ülkeleri titreyen Sünni Arap rejimlerinin ayakta durabilmek için daha çok ABD ve müttefiklerinin ipine sarıldıkları, bunun için “tarihsel düşman” İsrail ile bile yakınlaşıp Filistin davasını sırtında atılması gereken “yük” olarak görme noktasına geriledikleri; İran ve Şii müttefiklerini zayıflatacaksa taktik hamlelerle Kürdistan meselesine destek verebileceklerinin kimi pratik adımlarını atıyorken; hatta İran yayılmacılığına bariyer olabilmek amacıyla İsrail ile ABD yönlendiriciliğinde bölgesel blok oluşturmanın denemelerini yaparken onlar da pozisyonlarını değiştirmeyecekler.

VI – Esad ilerleyip Cihadistleri etkisizleştirdikçe “ülkede tek sorun SDG kaldı. Biz bu problemi iki yöntemle çözmeyi amaçlıyoruz. Birincisi müzakerelere açığız. Eğer müzakerelerden sonuç alınmazsa güç kullanarak bölgeleri kurtarmaya devam ederiz" derken Kürt halkına karşı savaş kartını açıpTürkiye’nin Kuzeyden artan baskısını “bak elime düştünüz” fırsatına çevirme hazırlığıyla İdlib sonrasını bekleyip, Kürtlere “savaş bitti silahları bırakın kültürel haklarla yetinin” demeye başlayan Esad gerçeği de var!

VII - Onca işgal, sürgün, katliam, soykırımdan sonra küresel-bölgesel güçlerin bölge üzerinden süren uzatmalı postmodern savaşının yarıklarından da yararlanarak Güney ve Rojava Kürdistan’ın da elde edilen yarı bağımsız yarı federal statü mevzilerini koruyup ilerletmek için ölümüne direnmekten başka seçenekleri bulunmayan Kürt gerçeği var!

VIII – Bu siyasal manzarada, “Bir deli kuyuya bir taş atmış kırk akıllı çıkaramamış” misali Trump, Twitter hesabında ABD’nin Suriye siyasetini bir twit ile tartışmaya açıp tüm siyasetçi, yazar ve yorumcuları bir anda ters köşe ederek şaşkına çevirdi.

İlginç olan ABD’nin, Suriye ve Rojva’da varlığı başta Türkiye, Astana süreci üçlüsü için bir dert idi “ayrılıp gidiyorum” demesi iki dert olmuş gibi. Çünkü ABD’nin “çekiliyorum” hamlesi Astana üçlüsü arasında yol açtığı çelişkilerin süreçte İran ve Türkiye’nin, Suriye ve Rojava Kürdistan’ından çekilip çekilmemesi üzerinden, Rus-Türk ve Rus-İran ilişkilerini germeye adaydı, bunun ilk izleri 23 Ocak Moskova zirvesinde görüldü.

Bu durumda merak edilen soru ABD Rojava’dan çekilirse ne olur? En kötü senaryo Türkiye Rojava Kürdistan’ını Kuzey Kürdistan ile birleştirir böylece parça üçe iner! Ondan sonrasını da Suriye-İran-Rusya düşünsün! Demem şu ki ABD desteğinde Türk ordusu Efrin-Kobani-Qamışlo hattını askeri denetime alacak diğer Astana bileşenleri ise “ah ne güzel”  deyip Türkiye’yi alkışlayacaklar beklentisi Moskova’da duvara tosladı! Ki Rusya’nın ateşteki kestaneleri Suriye maşasıyla alması da Astana sürecini yatıştırmaya yetmeyecek!

IX – Postmodern savaşta, Trump’ın twitleri birbirini izlerken, siyaset kadrosunu altüst eden karşıtları da içermekteydi. Trump’ın “çekiliyorum” kararının ardından iştahlanan Türkiye’yi görünce bu kez “Türkiye, Kürtlere saldırırsa ekonomik olarak mahvederim” twiti geldi. Buna Pompeo "Türklerin Kürtleri katletmemesini sağlamanın önemi, dini azınlıkların korunması hâlâ ABD'nin görevlerinin bir parçası" açıklaması eklendi! Yetmedi, Bolton’un “Türkiye'nin Washington ile işbirliği olmadan Suriye'de askeri operasyonu istemedikleri beyanı eklenince, Türk siyaset kadrosu şaşkındı! Öyle ki Türk siyasetçi ve stratejistleri o şaşkınlıkla; “Ey Amerika ‘Suriye’den çekiliyorum’ kararın iyi olmaya iyi de bari şu SDG’ni de beraberinde ya çıkarsaydın Rojavadan ya da en azından silahsızlandırsaydın” önermesine kadar işi götürdü!

Ortalık siyasal kördüğüm halini alınca Türkiye, yeniden Rusya ve İran ile Astana sürecinde umut arayışına girdi. Demek ki, ABD’nin Rojava ve Suriye’den çekilmesi ve Türkiye-ABD yakınlaşmasının muhtemel sonuçları, sadece Kürtlerin yanı sıra Astana üçlüsü Rusya-İran-Türkiye’de dert etmeye başladı zira ABD’nin varlığı onların iç perçiniydi ve bu perçinin ortadan kalkma durumu vardı.

X - Özetlediğimiz bu olgu ve süreçlerin kesiştiği süreçte Moskova’ya gidiş nedeni açıktı; Minbiç ve Fırat Doğusu’na işgal için izin almak! Ama kırmızı kartla yüzleşti! Nedenleri;

Birincisi, Rusya için Suriye sorunsalı artık Esad’ın ayakta tutulması aşılıp toprak birliği hedefi öne çıkmışken, Türkiye’nin Güvenli Bölge hedefi kabul edilemezdi, edilmedi de!

İkincisi; Rusya, Kürdistan korkusunu da kullanarak bölgede ABD’den uzaklaştırıp kanatları altına almaya hesabıyla Türkiye’ye Efrin’de hava sahası açarken, ABD ile yakınlaşan Türkiye’ye, Minbiç ve Fırat Doğusu işgaline yeşil ışık yakmayacaktı, yakmadı da!

ABD’nin basıncıyla PYD’nin Menbiç’i terk edip Fırat Doğusuna geçeceği; sonra sağlayacağı hava desteği ile Türkiye’nin Kürtleri Rojava’dan Güneye yani Arap çöllerine süreceği; ABD himayesinde sınır boyuncu 32 km derinlikte bir “güvenli bölge” oluşturmasına Rusya’nın onay vereceğini beklemek de saflık oldu! Onay verilmedi. Üstelik Türkiye, Efrin-İdlib denkleminde İdlib’te yapması gereken görevlerini halen yerine getirmemişken!

Üçüncüsü; Bu tablo da buyursun Türkiye ayıklasın pirincin taşlarını! Kürdistan korkusu yüklü hamleleri sonucu iki arada bir derede nefessiz kaldı! Kürtlerden oldunuz! Rusya’ya yanaştınız ABD dirsek gösterdi, ABD’yle tekrar yakınlaştınız bu kez Ruslar “öyle mi” deyip kaş çattı! 23 Ocak zirvesinin özeti bu!

Durumu tahmin eden Erdoğan, “Geçmişteki kötü tecrübelerimiz nedeniyle ihtiyatla karşılıyoruz. Fırat'ın doğusuna operasyon kararı alınmıştır. Trump ile yaptığımız görüşme ve birimlerimizin temasları bizi bir müddet daha beklemeye yöneltti” deyip ekledi; "Bize verilen sözler tutulur süreç işlerse ne ala aksi takdirde hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık kendi stratejimiz doğrultusunda gereken adımları atacağız" demekle Fırat Doğusuna hareketin askıya aldığı mesajıyla Moskova zirvesinden beklenti çıtasını düşürmüştü! Yani Perşembenin geleceği Çarşambadan belliydi!

XI - Rojava Kürdistan’ı Kürtleri, savaş değil barış ve özgürlük istiyor

Rojavalı Kürtlerin Esad'a sunduğu yol haritasında;

-Suriye topraklarının birliği,

-Suriye’de demokratik bir cumhuriyet kurulması ve özerk bir Kürt bölgesinin bu sistemin parçası olması,

-Özerk yönetimin Şam’daki parlamentoda milletvekilleri temsil edilmesi,

-Bu yönetimin Suriye devletinin bayrağının yanında dalgalandıracağı bir bayrağının olması,

-Özerk yönetimin diplomatik ilişkilerinin Suriye halkının ve anayasasının çıkarları ile çelişmemesi,Şam’ın dış politikasının tanınması,

-Suriye ordusunun tanınması, SDG’nin Suriye ordusuna katılıp sınırları korumakla görevlendirilmesi,

-Özerk yönetimdeki iç güvenlik birimlerinin Suriye anayasası ile çelişmeyecek bir şekilde yerel konseylere bağlı olarak çalışması,

-Arapçanın Suriye’nin tamamının resmi dili olduğunun kabul edilmesi ve anadili eğitiminin özerk bölgede eğitimin temelini oluşturması,

-Özerk bölgede tarih, kültür ve edebiyat gibi derslerde eğitim yerel dillerde yapılması,

-Suriye’nin kaynaklarının bölgelere adil biçimde dağıtılması”…..şeklinde belirlenen taleplerin Türkiye’yi tehdit ettiğini kim iddia edebilir?

Kürtler, başta Türkiye hiç kimseyi tehdit etmiyor, sadece ülkeleri Rojava’da barış ve özgürlük içinde yaşamak istiyor! Artan işgal tehditlerine işgallere karşı kendilerini koruyacak güvenlik alan istiyor. Kürt ve diğer yerleşik halkların özgürce ve komşularıyla barış içerisinde yaşayacağı güvenli toprak diyor. Türkiye veya başka sömürgeci bir devletin at koşturacağı ve yerleşik olmayan halklara TOKİ ile villalar yapacağı tampon bölgeye ise hayır diyor! Türkiye ve Kürdistan halklarının çıkarlarına olan, sınırda tampon ya da duvar örmek değil barış-dostluk köprüsü kurmaktır!

Yerel seçim yaklaşıyor. Yılların yıpranmışğına 2019 yılında ağırlaşan ekonomik krizin sonuçları sosyal hayata yansıdıkça yani soğan-patates yeniden cep yakmaya başladıkça AKP seçimlerde milliyetçi oyları devşirecek sınır ötesi askeri harekette ısrar ediyor! Bu ısrar Kürt ile Türke felaketlerle yüklü! AKP iktidarına çağrımız şudur; Kürt tehdit algısı nedeniyle bir ABD, bir Rusya’ya yaklaşacağına bin yıllık komşunuz ve kardeş halkınız Kürtlerle barışmayı hedefleyin! Çözüm birileriyle savaşta değil, barışta! Trump/ABD’nin Yerel Seçimlerde bir parça AKP’yi yatıştıracak yani milliyetçi oyları devşirecek alan açmasına da kanmayın zira sonradan faturası ağır olabilir.

Rojavalı Kürt siyasetine çağrımız; TEV-DEM ile ENKS’nin tek ulusal cephede ortaklaşarak kazanımların korunması için birlikte direnmeyi geliştirin. ABD ya da başka bir gücün sizleri birleştirmelerini beklemeden ulusal ittifak yolundan adım atın! Ve Güney Kürdistan’ın iki ayrı Peşmerge ordusundan çıkarılacak dersle, TEV-DEM ve ENKS askeri güçlerinin tek komuta altında birleşmelerinin önünü açın!

Sonuç yerine; Belirttiğimiz belli başlı dinamikler pozisyonlarından geri adım atmadıkları ya da attırılmadıkları ve bölgenin temel meselesi olan Kürdistan meselesi çözüm bulunmadıkça barışuzak! 24. 01.2019

Okan Hastanesi/İstanbul

canbegyekbun@hotmail.com

Facebook Yorumları

reklam
7.06.2019
Siyasal çözümde çıta yükseldi, denilebilir ki içerik makas değiştirdi!
7.4.2019
DEVLET PARTİSİ, 31 MART SEÇİMLERİNDE HDP’YE ADETA SAVAŞ AÇTI!
18.3.2019
SARI YELEKLİLER VE KÜRESEL DEVRİMCİ DİNAMİK!
4.3.2019
YALLA KÜRDİSTAN” DİYENE! “İŞTE KÜRDİSTAN, İŞTE BURARAYIZ” DİYORUZ!
28.1.2019
MOSKOVA ZİRVESİNDE; ÇÖZÜM-SAVAŞ KISKACINDA SURİYE VE ROJAVA!
9.1.2019
Yerel Seçim ittifakıyla Kürt siyasetinde 40 yıllık katılaşmış duvardan gedik açtık!
7.11.2018
AYDINLIK GAZETESİ, KÜRTÇE KONUŞ DİL KAMPANYASINA SAVAŞ AÇTI!
26.10.2018
YEREL SEÇİMLERDE ORTAKLAŞMANIN YOLUNU BULMALIYIZ!
7.10.2018
KÜRDİSTAN SEÇİMLERİNİN VERDİĞİ MESAJLAR!
28.9.2018
KUŞATILMIŞ KÜRDİSTAN’DA, SEÇİM VE İÇ DEMOKRASİ
27.8.2018
TÜRKİYELİ KOMÜNİSTLERE KKP HEDEFİYLE SEKSİYONLARI AŞMA ÇAĞRIMIZ!
21.8.2018
ÎRO ZIMANÊ ME, SIBÊ NETEWEYA ME DÊ TUNE BIBE!
16.8.2018
RAHİP BRUNSON BAHANE MESELE; KÜRDİSTAN VE İRAN!
31.7.2018
“KAPİTALİZMİN TARİHSEL FİZİKSEL SINIRLARI VE KÜRDİSTAN İŞÇİ SINIFI” ADLI KİTABIM GAZETELERİN REKLAM MANŞETLERİNDE!
26.7.2018
AKP/ERDOĞAN, KEMALİZM VE “İKİNCİ CUMHURİYET”!
16.7.2018
TÜRKİYE’DE DOĞU DESPOTİZMİN İSLAMİ VERSİYONU RESMİLEŞTİRİLDİ!
28.6.2018
Erdoğan’ın, ırkçı milliyetçilikle kuşatılmış “zaferi”!
18.6.2018
SİVEREK-HİLVAN-SURUÇ...URFA HATTINDA AKP’DEN KOPUŞ DERİNLEŞİYOR!
7.6.2018
ZORUNLU ASKERLİĞİ KALDIRIN YA DA HERKES YAPSIN!
4.6.2018
"KÜRDÜN DEVLETİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ”MİŞ!
27.5.2018
HDP, demokrasi-özgürlükler mücadelesi ve sosyalistler
18.5.2018
SEÇİMLERDE, IRAK’TA ŞOVENİZM, KÜRDİSTAN’DA BAĞIMSIZLIK ÇIKTI!
19.4.2018
KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ “CUMHUR İTTİFAKI”, KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ BASKIN SEÇİME GİDİYOR!
18.4.2018
KÜRDİSTAN’I SÖMÜRGELEŞTİRENLER İLE EMPERYALİSTLER ARASINDA TERCİH YAPMAYIZ!
11.3.2018
KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ İTTİFAKA KARŞI ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI!
4.1.2018
İRANLI HALKLARIN, KADINLARIN, İŞÇİLERİN, GENÇLERİN BAŞKALDIRISINI SELAMLIYORUZ!
14.12.2017
KUDÜS KİMİN YA DA KİMİN OLDUĞUNA KARAR VERİCİ KİMLER?
8.12.2017
2019 SEÇİMLERİ, ULUSAL İTTİFAK VE “DEMOKRASİ CEPHESİ” ARAYIŞLARI!
23.11.2017
EMPERYALİZM KİMİN “TARLASINI SÜRDÜ”; SOLUN MU YOKSA SAĞIN ÖZELDE DE SİYASAL İSLAM’IN MI?
21.10.2017
IRAK’IN (İRAN) KERKÜK/KÜRDİSTAN İŞGALİNİN ARKA YÜZÜ!
16.10.2017
KERKÜK’E SALDIRI TÜM KÜRTLERE SALDIRIDIR!
5.9.2017
BAĞIMSIZLIK REFERANDUMUNUN PARTİ VE PARÇALAR ÜSTÜ YARATTIĞI KONSENSÜS!
8.8.2017
GÜNEYİN BAĞIMSIZLIK HALAYINA BİZDE KATILALIM!
1.7.2017
MERKEZİLEŞME-YERELLEŞME TRENDİNDE SİYASET/POLİTİKA!
27.6.2017
TÜRKİYE KENDİ TARİHSEL DİNAMİKLERİYLE BARIŞMALIDIR!
15.6.2017
KÜRTLER, SOSYALİSTLER YILLARCA; “ADALETİN OLMADIĞI YERDE DEVLET OLMAZ” DEDİLER…!
25.5.2017
İKİ OLAĞANÜSTÜ KONGRE VE MESAJLARI
7.5.2017
Güney ve Rojava’nın birliği prizmalarından sorunlara bakabilmek!
19.4.2017
REFERANDUM SONUÇLARI, ERDOĞAN MAĞLUP SAYILIR BU YOLDA GALİP!
15.4.2017
Başkanlık referandumunda şu nedenlerle HAYIR diyelim!
3.4.2017
ERDOĞAN NE SÖYLEYECEK, AMED HALKI NE İSTİYOR?
16.3.2017
ERDOĞAN/AKP, AB KRİZİNİ DE 15 TEMMUZ GİBİ FIRSATA ÇEVİRME ÇABASINDA!
3.3.2017
Başkan Barzani’nin Türkiye ziyareti!
22.2.2017
Moskova'da uluslararası Kürt konferansı ve
20.2.2017
Trump yönetimindeki ABD’nin, Avrasya savaşı ve Kürdistan
8.2.2017
Kürdistan’daki tanksal yıkım ile batı’daki kentsel dönüşümün yolaçtığı büyük rantsal dönüşüm!
30.1.2017
Referandumda neye HAYIR diyeceğiz!
1.1.2017
Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!
1.12.2016
Castro sonrası Küba’nın geleceği
28.11.2016
Herkesin kafasındaki soru; AKP ve Erdoğan’ın geleceği!
25.11.2016
Halka hizmet kurumu belediyeleri; halka karşı zırhlı araçlarla korumak!
11.11.2016
Türkiyelileşme hedefi çöktü! çözüm için Türkler, Kürdistanileşmelidir!
20.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
14.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
2.10.2016
Êzidi Kenti Şengal’e Statü ve İki Parçanın Stratejik Derinliği
25.9.2016
Diyarbakır öfkeli ve Diyarbakır şimdilik suskun!
15.9.2016
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Kemalizm ve Kürtler (1922’de Kürtlere otonomi verildi mi) ...
28.8.2016
Kürdistan’ın dar koridoru Rojava’da ağırlaşan küresel hesaplaşma!
21.8.2016
“Eksen kayması” tartışmasında, ayrıştıran-birleştiren temel unsur: Kürdistan
9.8.2016
Yenikapı’da kime karşı “Milli Birlik”? Sina...
31.7.2016
Darbe girişimi, Musul Operasyonu, Rojava ilişkisi ve ABD! ...
22.7.2016
Asker merkezli devletten, polis merkezli devlete geçiş!
13.7.2016
Sur’daki yıkım nedeniyle, UNESCO Toplantısı Protesto edilmeli!
6.7.2016
Kürdistan siyasetinde dalgakıran olarak İran’a dikkat!
27.6.2016
“Yaşasın Bağımsız Birleşik Krallık”! Peki ya “Kürdün Devletsizliği”!
23.6.2016
Siyasal çözüm arayışları mı yoksa savaşa yeni bir mola ihtiyacı mı?
16.6.2016
Fransa işçi direnişinin temelinde ne yatıyor?
3.6.2016
REJİM DEMOKRATİKTİ, SONRA MI “OTORİTER”LEŞTİ!
28.5.2016
KESK’in şiarı; savaşa son halkımın iradesine dokunma olmalıydı
25.5.2016
SON İKİ YÜZYILDA KAPİTALİST UYGARLIĞIN SOSYAL YÜZÜ!
23.5.2016
Mecliste Kürde karşı “Kutsal” ırkçı ittifak sahnede!
17.5.2016
Kentlerde bomba yüklü araçlı eylem üzerinde bir kez daha düşünülmeli!
11.5.2016
KUZEYİN SUYU-GÜNEY’İN PETROLÜ YA DA KÜRDİSTAN JEOPOLİTİĞİ
26.4.2016
DOKUNULMAZLIKTA SÖYLEM GENEL İCRAAT ÖZEL; KÜRT VEKİLLER!
21.4.2016
Amed’ten sosyal/siyasal manzaralar!
7.4.2016
Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar, Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürdistan meselesi!
28.3.2016
Zarrab’ın yakalanmasının Türkiye iç ve bölge siyasetine yansımaları
20.3.2016
Sur’da yıkıntılar kaldırılırken, Bağlar yıkılıyor!
15.3.2016
Tanklar Gever’e ulaşırken Kürt ulusal hareketinin pozisyonu!
29.2.2016
Taş çatlatan sessizliğin, Mart eylemliliği ile aşılması için…!
24.2.2016
Dünya ana dil gününde, ana diliyle konuşamamak!
17.2.2016
Batı ile Doğu bloğunun savaşı; Sykes-Picot alanı ile sınırlı değil!
25.1.2016
Davos’ta Toplanan DEF’nun Tepesindeki Demokles’in Kılıcı!
14.1.2016
Ayyşe öğretmen olayı; faşizme şapka çıkartan Doğu Despotizmi! ...
10.1.2016
Çözüm-çözümsüzlük ikileminde bir Çağrı!
1.1.2016
DTK ve HDP’ye yapılan linç kampanyasına hayır!
30.12.2015
Cizre-Silopi’deki Hendekler Üzerinden Kandil ve Rojava da mı Hedef Alınıyor?
21.12.2015
KÜRDİSTAN’DA, BUGÜN İYİ Kİ ÖSP VAR!
18.12.2015
Irak-Suriye Üzerinde Egemenlik Savaşları ve Bağımsız Kürdistan!
6.12.2015
TÜRKİYE, RUSYA’NIN KAFKASYA SİYASETİNİ KÜRDİSTAN’DA MI İZLEMEK İSTİYOR?
4.12.2015
Bu kez Amed kuşatma altında!
24.11.2015
Kapitalistlerin, kapitalizm eleştirisi ve sosyalist alternatif!
18.11.2015
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Olağan II. Genel Kongresi sonuçlandı!
3.11.2015
1 Kasım seçim sonuçları ne diyor?
24.10.2015
Kürdistan’da, bölgesel çelişkilerle sarmalanarak ağırlaşan iç siyasal KRİZ!
16.10.2015
AKP, bu kan gölü üzerinde artık iktidar olamaz!
23.9.2015
Suriye üzerinden kızışan egemenlik hesaplar ve Kürdistan!
15.9.2015
FET’EL HUMANİTE (KOMÜNİST BAYRAMI!)
10.9.2015
Dayatılan savaşa yanıt: Sivil itaatsizlik temelinde geliştirilmeli!
4.9.2015
Hay “Hıristiyan Köklerini”z Batsın!
1.9.2015
Görev ve sorumluluk adamı iki yoldaş: Tuncay Atmaca ve Devrimci Ali!
27.8.2015
“Buyurun Cenaze Namazına!”
24.8.2015
“Barzanisiz olmaz” demek kadar “Barzani’ye hayır” demek de yanlış!
15.8.2015
Barış ve çözümün engeli: Milli ve siyasal çıkarlar!
11.8.2015
Eğer devletin gücü, cesareti varsa Kürde DEMOKRATİK YÜZÜNÜ göstersin!
7.8.2015
Suçlu kim? Akdeniz’de yine göçmen faciası …!
6.8.2015
Kürt Petrol Hattının Bombalanmasının Açığa Çıkarttığı Meseleler!
29.7.2015
ABD ile Türkiye Anlaşması...
26.7.2015
Kürdistan parçaları arasında Güvenlik duvarları, çözümsüzlüğü derinleştirir!
23.7.2015
Kobanê, Suruç; Büyük Olayların Yaşandığı Küçük Kentler!
8.7.2015
Türkiye’nin jeopolitik tehdit algısı; Kürdistan!
15.6.2015
HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI-II: KÜRT HALKININ MESAJI!
9.6.2015
7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP!
20.5.2015
Metal İşçilerinin Direnişi, İşçi Sınıfına Moral Verecektir
14.5.2015
Güney Bağımsızlığa Destek Ararken, İkinci Lozan İle Yüzleşmemeli!
8.5.2015
Siyahlar, ABD’de Bakan, Başkan Olabilirler Ama Siyah Olarak Değil!
30.4.2015
Kürtler Adına Özür Dilemeye İtiraz Edenler Bazı Soruları Yanıtlamak Durumundalar!
26.4.2015
Ermeni soykırımının 100. yıldönümü ve Kürt siyaseti!
23.4.2015
Kilitli Gemi Mahzeninde, “Kafesteki fareler gibi can verdiler…
13.4.2015
Avrasya’da savaşın değişen ağırlık merkezleri ve Yemen!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive