Sinan ÇİFTYÜREK

canbegyekbun@hotmail.com



Bookmark and Share

ERDOĞAN/AKP, AB KRİZİNİ DE 15 TEMMUZ GİBİ FIRSATA ÇEVİRME ÇABASINDA!


16.3.2017 - Bu Yazı 272 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Türkiye ile Avrupa Birliği arasında, bir yıl önce yaşanan göçmen krizine oranla daha derin bir kriz yaşanmaktadır. Kriz, önce Almanya’nın Türk bakanlara referandumda evet propagandasını yapmak amaçlı mitinglerine izin vermemesiyle başladı ve hızla Avrupa’ya yayıldı. Almanya, “büyük patron” edasıyla krizi daha kontrollü götürürken kendisini izleyenler kısa sürede O’nu solladılar.

Özellikle Hollanda, yarın yapılacak olan seçim yarışının da basıncıyla yani iç siyasi hesaplarla krizi en önde göğüsledi. Erdoğan /AKP de bundan geri kalır mı? Ortakları MHP ile el ele vererek krizi referandumda siyasi kazanca dönüştürebilmek için “ayağa gelen fırsat” olarak görüp dört elle sarıldılar.

Krizde dikkat çekici olan, Almanya’yı, Alman ekolunda olan Avusturya, Hollanda, İsviçre, Danimarka ülkelerinin izlemesidir. Almanya başbakanı Merkel’de, Türkiye ile Hollanda krizinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Nazi kalıntıları” söylemini “kabul edilemez” olduğunu belirtip Hollanda ile tam dayanışma içerisinde olduğunu açıklarken, “siz en önde gidin ben arkanızdayım” mesajını verdi.

Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere’nin bu krizde Almanya’yı izlememesi tesadüf olmadı. Bu ülkelerden kimilerinde cılız tepkiler gelirken kimisi de sessiz kalkmayı tercih etti. İlginç olan Yunanistan’ın farklı bir tutumla Hollanda’nın tavrını eleştirmesi oldu. Herhalde bu tutumunda, “Türkiye’yi kızdırmayın milyonlarca göçmene Avrupa kapılarını yeniden açarsa en çok ben ayakaltında kalırım” kaygısı belirleyici olsa gerek! AB Bakanı Ömer Çelik’in, Hollanda ile yaşanılan krizle ilgili: “Türkiye AB’yle sığınmacı anlaşmasındaki karadan geçişler konusunu tekrar değerlendirmelidir” diyerek göçmenler kartını yeniden açmış olması Yunanistan kaygısını haklı çıkartıyor.   

 

Krizin arka planında neler var?

Krizin patlak vermesinde birden fazla neden var, bunların belli başlılarını özetleyecek olursak:

I - Almanya ve izleyen ülkelerin, Türk bakanlara propaganda yasağı getiren tutumları yanlış ama AKP hükümetinin bu yanlış nedeniyle Avrupa’yı eleştirme hakkı yoktur. Erdoğan ve AKP, öncelikle aynayı kendisine tutmalı ve Avrupa’yı “ifade özgürlüğüne engellemek” yönünde eleştirirken kendilerinin yaptıklarına bakmalıdır. Çünkü Avrupa’nın yaptıkları, AKP hükümetinin Kürdistan’da halkımıza ve genel Türkiye halklarına yaptıklarının yanında lafı bile edilmeyecek kadar küçük kalırlar. Örneğin;

Referandumu, Olağanüstü Hal koşulları altında yapmayı halka dayatmak bile tek başlı başına bir hak ve özgürlükler ihlalidir. Daha vahim olanı ise; OHAL koşulları altında yapılacak referandumda “evet” propagandasını yapanlara her türlü devlet desteği sunulup önleri açılırken; “hayır” diyenlerin önüne ise tersine tüm devlet imkanlarını kullanarak engel çıkartan, gözaltına alan, tutuklatan, bunlarla da yetinmeyip elindeki medya araçlarıyla “terörist” olarak halka teşhir eden AKP hükümeti ile Erdoğan’ın, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinin kendilerine yaptıklarını eleştirme hakları olur mu? Hayır!

“Bakanlarımıza ülkelerinde propaganda yasağı getirdiler” diyerek bugün Almanya, Hollanda…gibi ülkelerin tutumlarını eleştiren AKP hükümeti; bir süre önce Kürdistan kentleri tank ve tomalarla yakılıp yıkılırken, kentlerini ziyaret etmek isteyen Kürt vekillerin kentlere sokulmamasına ne diyor? Hatta öyle ki HDP kökenli bakanların bile savaşın sürdüğü kentlere girişlerine izin vermeyen AKP hükümetinin şimdi kalkıp Hollanda’nın tutumunu eleştirme hakları olur mu? Olmaz!

II - Hollanda’da Çarşamba günü genel seçimler yapılacak, Türkiye’de ise başkanlık sistemini hedefleyen referandum tarihi yaklaşıyor. Hollanda da, iktidarda bulunan muhafazakar başbakan Rutte’nin partisi güç kaybederken, yabancı karşıtı ırkçı Wilders partisi ise ciddi bir yükselişte. Rutte, bu krizde aldığı tutumla Wilders’in partisinin yükselişini durdurma çabasında.

Türkiye’de ise, referandumda evet çıkmasını hayat-memat meselesi gören Erdoğan ile partisi ve elbette kader ortağı haline gelen Bahçeli, anket sonuçlarında Hayır’ın önde olmasından ciddi ürküyorlar. Hollanda iktidar partisi, krizden yabancı karşıtı ulusalcı partiyi geriletmeyi hedeflerken; Erdoğan ve hükümeti ise referandumda “evet” oylarını yükseltme çabasındalar.

Erdoğan gürleyerek, “bunlar Nazi kalıntıları, bunun bedelini ödeyecekler, diplomasiyi öğrenecekler” söylemleriyle; Bahçeli ise “siz Viyana kapılarına dayanmak için yola çıkıyorsanız ben de Avrupa seferine eşlik ederim” beyanlarıyla referandum arifesinde krizi bilinçli derinleştirirken, 16 Nisan’da milliyetçi/ulusalcı oyları konsolide etme hesaplarının belirleyici olduğu açıktır.

Zaten AKP İzmir milletvekili Kocabiyik’ın “Almanya ve Hollanda olayları evet oylarını 2 puan yükselti” iddiaları, Erdoğan ve partisinin tıpkı “Allahın bir lütfü” dediği15 Temmuz darbe girişimi gibi, bu krizi de lehine çevirtmek istediği görülmektedir. Erdoğan’ın, aileden sorumlu bakanının Hollanda da yaşadıklarını değerlendirirken “15 Temmuz gecesi gibi bir gece yaşadık” benzetmesiyle yeni bir mağduriyet üzerinden destek arayışıdır.

Kısacası bu krizde iç siyaset hesapları sadece Türkiye ve Hollanda da değil genelde zirve yapıyor. İç siyasette ırkçı milliyetçilik ve popülizm çizgisinde tam bir yarışma yaşanınca devlet partisi CHP bundan geri dururu mu? CHP lideri Kılıçdaroğlu’da, daha radikal bir tutumla, “hükümeti Hollanda’yla ilişkileri askıya almaya çağır”dı. Böylece devlet partisi olmanın verdiği reflekslerle ulusalcılık yarışında aynı trene binmekte gecikmedi.

III – Avrupa’nın, bir süredir Erdoğan ve AKP ile araya mesafe koyan hatta giderek karşı tutum alan yönelimleri sadece iç siyasi hesaplarla izah edilemez, altında başka veriler bulunuyor. Erdoğan başbakanlığındaki hükümetin, “Arap Baharı” sürecinde özellikle de Mısır’da İhvan i Müslim pratiği üzerinden ABD ve Batı ile yollarının “ılımlı İslam” konusunda ayrılmasından bu yana, Batı tarafından önce sıcak bakılmayan giderek istenmeyen “adam” konumuna itilmesinin en açık örneğini Almanya ve etkisindeki ülkeler üzerinden bugün görmekteyiz. Avrupa ile yaşanan bu kriz, Batı’da Erdoğan ve AKP hükümetine duyulan tepkinin doruğa ulaşmasıdır. Aynı süreçte Trump’ın da, Erdoğan’dan gelen görüşme talebi için randevu vermediği görülüyor.

Elbette Kürdistan meselesinde, Türk devletinin, Batı’dan özelde de ABD’den “tehdit” algılaması ve bu “tehdidin” basıncı altında Şanghay ittifakına yaklaşması, dahası Rusya ile özel yakınlaşması da bu yaşananlarda önemli bir yeri bulunduğunu ekleyelim.

IV- Hedeflerinde genelde yabancılar özelde de Doğu halkları/göçmenler kitlesi bulunan ırkçı ulusalcı yükseliş Avrupa ve ABD siyasetinde ciddi bir tehdit olarak sahne almış durumda. Yaşanan bu krizde, genel olarak Avrupa’da ırkçı-ulusalcı siyasette yaşanan yükselmenin yarattığı siyasal atmosferin de ciddi rolü olduğunu ekleyelim. Muhafazakar, liberal hatta sosyal demokrat siyaset, yabancı düşmanı ırkçı ulusalcı siyasetin “önünü keseyim” derken kendilerinin de bir adım O’na yaklaştıkları görülmektedir. Türkiye ilişkiler açısından bakıldığında ise tek yanlılığın olmadığı, “Osmanlının torunlarıyız” ruh haliyle Erdoğan ve ekibinin özellikle son yıllarda Avrupa ağır eleştiriler yaptıkları biliniyor.

Sonuç yerine; son yıllarda Türk hükümetleri “düşmanlarımızı azaltıp herkesle dost olacağız” diye diye önce Ortadoğu’da sonra Avrupa’da herkesle düşman oldular. Dün “tüm komşularımızla sıfır sorun” siyaseti bölgede herkesle düşman olma sonucunu üretirken, bugün bunu değiştirmek isteyen Yıldırım hükümetinin,“düşmanlarımızı azaltacağız, dostlarımızı artıracağız” derken bırakın dostlarını artırmayı Avrupa ile de düşman olmaya başladılar. 

canbegyekbun@hotmail.com

Facebook Yorumları

reklam
16.3.2017
ERDOĞAN/AKP, AB KRİZİNİ DE 15 TEMMUZ GİBİ FIRSATA ÇEVİRME ÇABASINDA!
3.3.2017
Başkan Barzani’nin Türkiye ziyareti!
22.2.2017
Moskova'da uluslararası Kürt konferansı ve
20.2.2017
Trump yönetimindeki ABD’nin, Avrasya savaşı ve Kürdistan
8.2.2017
Kürdistan’daki tanksal yıkım ile batı’daki kentsel dönüşümün yolaçtığı büyük rantsal dönüşüm!
30.1.2017
Referandumda neye HAYIR diyeceğiz!
1.1.2017
Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!
1.12.2016
Castro sonrası Küba’nın geleceği
28.11.2016
Herkesin kafasındaki soru; AKP ve Erdoğan’ın geleceği!
25.11.2016
Halka hizmet kurumu belediyeleri; halka karşı zırhlı araçlarla korumak!
11.11.2016
Türkiyelileşme hedefi çöktü! çözüm için Türkler, Kürdistanileşmelidir!
20.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
14.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
2.10.2016
Êzidi Kenti Şengal’e Statü ve İki Parçanın Stratejik Derinliği
25.9.2016
Diyarbakır öfkeli ve Diyarbakır şimdilik suskun!
15.9.2016
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Kemalizm ve Kürtler (1922’de Kürtlere otonomi verildi mi) ...
28.8.2016
Kürdistan’ın dar koridoru Rojava’da ağırlaşan küresel hesaplaşma!
21.8.2016
“Eksen kayması” tartışmasında, ayrıştıran-birleştiren temel unsur: Kürdistan
9.8.2016
Yenikapı’da kime karşı “Milli Birlik”? Sina...
31.7.2016
Darbe girişimi, Musul Operasyonu, Rojava ilişkisi ve ABD! ...
22.7.2016
Asker merkezli devletten, polis merkezli devlete geçiş!
13.7.2016
Sur’daki yıkım nedeniyle, UNESCO Toplantısı Protesto edilmeli!
6.7.2016
Kürdistan siyasetinde dalgakıran olarak İran’a dikkat!
27.6.2016
“Yaşasın Bağımsız Birleşik Krallık”! Peki ya “Kürdün Devletsizliği”!
23.6.2016
Siyasal çözüm arayışları mı yoksa savaşa yeni bir mola ihtiyacı mı?
16.6.2016
Fransa işçi direnişinin temelinde ne yatıyor?
3.6.2016
REJİM DEMOKRATİKTİ, SONRA MI “OTORİTER”LEŞTİ!
28.5.2016
KESK’in şiarı; savaşa son halkımın iradesine dokunma olmalıydı
25.5.2016
SON İKİ YÜZYILDA KAPİTALİST UYGARLIĞIN SOSYAL YÜZÜ!
23.5.2016
Mecliste Kürde karşı “Kutsal” ırkçı ittifak sahnede!
17.5.2016
Kentlerde bomba yüklü araçlı eylem üzerinde bir kez daha düşünülmeli!
11.5.2016
KUZEYİN SUYU-GÜNEY’İN PETROLÜ YA DA KÜRDİSTAN JEOPOLİTİĞİ
26.4.2016
DOKUNULMAZLIKTA SÖYLEM GENEL İCRAAT ÖZEL; KÜRT VEKİLLER!
21.4.2016
Amed’ten sosyal/siyasal manzaralar!
7.4.2016
Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar, Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürdistan meselesi!
28.3.2016
Zarrab’ın yakalanmasının Türkiye iç ve bölge siyasetine yansımaları
20.3.2016
Sur’da yıkıntılar kaldırılırken, Bağlar yıkılıyor!
15.3.2016
Tanklar Gever’e ulaşırken Kürt ulusal hareketinin pozisyonu!
29.2.2016
Taş çatlatan sessizliğin, Mart eylemliliği ile aşılması için…!
24.2.2016
Dünya ana dil gününde, ana diliyle konuşamamak!
17.2.2016
Batı ile Doğu bloğunun savaşı; Sykes-Picot alanı ile sınırlı değil!
25.1.2016
Davos’ta Toplanan DEF’nun Tepesindeki Demokles’in Kılıcı!
14.1.2016
Ayyşe öğretmen olayı; faşizme şapka çıkartan Doğu Despotizmi! ...
10.1.2016
Çözüm-çözümsüzlük ikileminde bir Çağrı!
1.1.2016
DTK ve HDP’ye yapılan linç kampanyasına hayır!
30.12.2015
Cizre-Silopi’deki Hendekler Üzerinden Kandil ve Rojava da mı Hedef Alınıyor?
21.12.2015
KÜRDİSTAN’DA, BUGÜN İYİ Kİ ÖSP VAR!
18.12.2015
Irak-Suriye Üzerinde Egemenlik Savaşları ve Bağımsız Kürdistan!
6.12.2015
TÜRKİYE, RUSYA’NIN KAFKASYA SİYASETİNİ KÜRDİSTAN’DA MI İZLEMEK İSTİYOR?
4.12.2015
Bu kez Amed kuşatma altında!
24.11.2015
Kapitalistlerin, kapitalizm eleştirisi ve sosyalist alternatif!
18.11.2015
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Olağan II. Genel Kongresi sonuçlandı!
3.11.2015
1 Kasım seçim sonuçları ne diyor?
24.10.2015
Kürdistan’da, bölgesel çelişkilerle sarmalanarak ağırlaşan iç siyasal KRİZ!
16.10.2015
AKP, bu kan gölü üzerinde artık iktidar olamaz!
23.9.2015
Suriye üzerinden kızışan egemenlik hesaplar ve Kürdistan!
15.9.2015
FET’EL HUMANİTE (KOMÜNİST BAYRAMI!)
10.9.2015
Dayatılan savaşa yanıt: Sivil itaatsizlik temelinde geliştirilmeli!
4.9.2015
Hay “Hıristiyan Köklerini”z Batsın!
1.9.2015
Görev ve sorumluluk adamı iki yoldaş: Tuncay Atmaca ve Devrimci Ali!
27.8.2015
“Buyurun Cenaze Namazına!”
24.8.2015
“Barzanisiz olmaz” demek kadar “Barzani’ye hayır” demek de yanlış!
15.8.2015
Barış ve çözümün engeli: Milli ve siyasal çıkarlar!
11.8.2015
Eğer devletin gücü, cesareti varsa Kürde DEMOKRATİK YÜZÜNÜ göstersin!
7.8.2015
Suçlu kim? Akdeniz’de yine göçmen faciası …!
6.8.2015
Kürt Petrol Hattının Bombalanmasının Açığa Çıkarttığı Meseleler!
29.7.2015
ABD ile Türkiye Anlaşması...
26.7.2015
Kürdistan parçaları arasında Güvenlik duvarları, çözümsüzlüğü derinleştirir!
23.7.2015
Kobanê, Suruç; Büyük Olayların Yaşandığı Küçük Kentler!
8.7.2015
Türkiye’nin jeopolitik tehdit algısı; Kürdistan!
15.6.2015
HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI-II: KÜRT HALKININ MESAJI!
9.6.2015
7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP!
20.5.2015
Metal İşçilerinin Direnişi, İşçi Sınıfına Moral Verecektir
14.5.2015
Güney Bağımsızlığa Destek Ararken, İkinci Lozan İle Yüzleşmemeli!
8.5.2015
Siyahlar, ABD’de Bakan, Başkan Olabilirler Ama Siyah Olarak Değil!
30.4.2015
Kürtler Adına Özür Dilemeye İtiraz Edenler Bazı Soruları Yanıtlamak Durumundalar!
26.4.2015
Ermeni soykırımının 100. yıldönümü ve Kürt siyaseti!
23.4.2015
Kilitli Gemi Mahzeninde, “Kafesteki fareler gibi can verdiler…
13.4.2015
Avrasya’da savaşın değişen ağırlık merkezleri ve Yemen!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.