Sinan ÇİFTYÜREK

canbegyekbun@hotmail.com



Bookmark and Share

BAĞIMSIZLIK REFERANDUMUNUN PARTİ VE PARÇALAR ÜSTÜ YARATTIĞI KONSENSÜS!


5.9.2017 - Bu Yazı 92 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bağımsızlık referandumunu destekleme panellerindeki konuşmalarımı belirli alt başlıklar halinde özetleyeceğim. Gerçi Antep paneli kayıtları paylaşıldı ama çok dinamik ve verimli bir tartışmaya sahne olan Adıyaman paneli kayıtları teknik hata sonucu izleyici izleyemedi. Dolayısıyla konuşmalarımı başlıklar halinde özetleyeceğim.

Başta hepinizi Bağımsızlık Referandumunu Destekleme İnisiyatifi adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Neden Partim adına değil de Bağımsızlık Referandumunu Destekleme İnisiyatifi adına selamladım? Çünkü beş parti şunun üzerinde anlaştık; “25 Eylül’e kadar biz Referandum Partisi gibi davranacağız” dedik.

*Konuşmama geçmeden evvel, önce Van sonra Batman valisi, İnisiyatifin düzenlediği kapalı salon toplantılarını yasakladı. Kapalı mekanlarda ve yasal-meşru partilerce düzenlenmiş olmasına rağmen etkinliklerimizin yasaklamalarını,

*Türkiye’nin, Efrin’e dönük kuşatma ve saldırılarını,

*Hükümet yeni KHK ile bin civarında kamu görevlisini ihraç etti yani açlık ve sefalete mahkum etmesini, Diyarbakır’da gazete ve ajans kapatmalarını… kınıyoruz.

 

I – Her halk gibi halkımızın da kendi kaderini belirleme hakkı var!

Öncelikle her halk her millet gibi halkımızın da KUKTH var ve bu hakkını 25 Eylül’de bağımsız devletini kurmaktan yana kullanmak istiyor. Bu doğal haklarıdır! Ayrıca Kürdistan halkları kendi kendini yönetme hakkının yanı sıra kendini yönetmeyi başaracak on yılların siyasi, diplomatik, kültürel, askeri deneyimine de sahiptir! Kaldı ki Irak merkezi rejimi de, Kürt halkı ve siyasetine bağımsızlık dışında bir seçenek de bırakmadı. Şöyle ki;

 

II –Bu kez Şii Çoğunluk BAAS’ın ırkçı-mezhepçi gömleğini giydi!

Dün Irak BAAS rejimi halklara-inançlara, ırkçı-Sünni mezhepçi gömleği zorla giydiriyordu. Bu deli gömleğinden Kürtlerin yanı sıra Şiiler de büyük baskı ve zarar görmekteydi. Saddam liderliğinden BAAS rejiminin devrilmesiyle Kürtler ulusal yönden özgürlüğe adım atarken, Şiiler de mezhep-inanç yönünde özgürleştiler. Özgürleşmeye özgürleşti Şii Arap çoğunluk ama iktidar olan Şii çoğunluk çok geçmeden BAAS rejiminin ırkçı-mezhepçi gömleğini kendileri giymeye başladı. Yani Irak Şii rejimi ekonomik-siyasi-askeri…uygulamalarıyla, halkımıza ayrılmaktan başka seçenek bırakmıyor.

 

III – 25 Eylül yaklaştıkça Güney Kürdistan’a artan baskılar ile paralel destek de büyümektedir.

Bağımsızlık referandumu günü yaklaştıkça, başta dört sömürgeci devlet olmak üzere Güney Kürdistan siyaseti üzerinde dört taraftan ekonomi- askeri-diplomatik ve siyasi baskı-kuşatma da ağırlaşıyor. Elbette tüm baskı ve kuşatmalarının odağında, referandumdan vazgeçin çağrısı bulunuyor.

Başta başkan Barzani olmak üzere, Kürdistan hükümeti ve siyasal dinamikleri, tüm baskılara “başımızı veririz geri dönmeyiz” kararlılığıyla durduklarını görmekteyiz. Güneyli kardeşlerimiz direndikçe, bize hem güç ve moral veriyor hem de onları sahiplenmeye bizi daha da motive ediyor.

Evet, baskı ve kuşatma çok yönlü ağırlaşarak sürüyor ama buna karşın gerek Kürdistan parçalarında gerekse uluslar arası camiada, Güneyli halkımızın bağımsızlık referandumuna destek de gün geçtik büyüyor. Bu desteği büyütmek için elbirliğiyle mücadele edelim diye size-herkese çağrı da bulunuyoruz.

                                                                       

IV- Kürdistan meselesinde İran ile Türkiye ortaklaşmasına hep dikkat çektik

Biz Kürdistan meselesinde Türkiye ve özellikle de İran’a dikkat çektik hep. Hem köklü devlet geleneği hem de derin siyasetleri nedeniyle İran’ı hep altını çizerek işaret ettik. Hatta bir yazımda büyük şeytan olarak tarif ettim. İran’ın derin siyaset aklı ve oyunlarıyla ancak ve ancak dünyanın akıl havuzundan beslenen İngiliz devlet aklının baş edebileceğini belirtmiştim.

30 yıl aradan sonra ilk kez İran Genelkurmay’ı Türkiye’de, hem de üç koca gün! Konu malum, Güney Kürdistan bağımsızlık referandumuna cepheden tavır alma. Görüşmelerde İran, ağırlıkla Güney Kürdistan bağımsızlık referandumuna karşı ortak tutum almayı öne çıkarırken, Türkiye ise, ağırlıkla Efrin işgali için İran’ın desteğini istedi. Farklı öncelikleri nedeniyle şimdilik tam anlaşamadılar, iyi ki de anlaşamadılar! Şimdi anlaşmadılar ama yarın anlaşmayacakları anlamına gelmez. Gelmez çünkü 1928 Ağrı isyanına karşı sınır değiş-tokuşunda olduğu gibi yeri geldiğinde Kürdistan meselesinin bu iki devleti nasıl birleştirdiği görülmüştür.

 

V- Küresel-bölgesel aktörlerin tutumu önemli ama asıl olan halkımızın kararıdır

Uluslararası güç merkezlerinin bağımsızlık referandumuna ilişkin tutumlarına gelince; genel olarak devletlerin bir resmi bir de fiili politikaları olur ve resmi politikaları ile resmi politikaları çoğunlukla örtüşmez.

Kürdistan meselesinde aynı şeyi izlemekteyiz. Başta ABD ve müttefiklerinin resmi siyasetlerinde, “şimdi referandum zamanı değil, Irak’ın birliğinden yanayız” deniyor. Çünkü Irak’ta Kürtler kadar Şiileri de gözetip tümüyle İran’ın kucağına atmak gibi hedefleri var. Ancak fiili siyasetlerinde ise bağımsız Kürdistan’a karşı olmadıkları görülüyor. En azından biz süreci böyle okuyoruz. Daha özelde irdelendiğinde, Batı ekseninin 20. Yy.da Kürtlere karşı izledikleri politikalarını telafi etme yönelimlerinin bölgesel çıkarlarıyla örtüşmesi de var.

Doğu ekseni ise, genelde statüko ve mevcut sınırların birliğini savunuyor. Asya’da yeni devlet sınırları çizilirse bunun kendilerine de yansıyacağını ve dolayısıyla en net İran politikasında görüldüğü gibi; Irak ve Suriye’nin toprak birliği üzerinden kendi birliklerini savunuyorlar.

Uluslar arası destek önemli ama asıl önemli olan önce Güneyli halkımızın ve siyasetlerinin kararlı duruşudur. İkinci olarak da dört parçada Kürdistan halklarının dinamik desteğidir. Kürdistan siyasetinin ve halklarının kararlı duruş ve tutumları uluslar arası desteğin sağlanmasının da teminatıdır.

 

VI – Biz Kuzeyliler, bağımsızlık referandumu için şimdiden ne yapabiliriz?

Başta sizleri, Güneyin bağımsızlığı, “bizim de bağımsızlığımızdır” bilinç ve kararlılığıyla sahiplenmeye çağırıyoruz. Güneyin bağımsızlığı ve Rojava’nın statü elde etmesi bizimdir sahipleniyoruz bilinç ve kararlığıyla davranırsak Güney kazanır, Rojava kazanır hepimiz kazanırız.

Daha önce yazdığım gibi; “Qamışlo, Mehabad, Amed’li olarak; kültürümüz, tarihimiz, acılarımız, sevinçlerimiz Hewler ile aynı coğrafyanın aynı kaynağından beslenip geliyor. Hewler’in bağımsızlığına sahip çıkalım destekleyelim diye çağrıda bulunuyoruz!” demiştim ki bunu tekrarlıyoruz.

26 Eylül sabahı Hewler’in yüksek katılımlı evet ile kalkacağı sevinç halayına; Amed’i, Qamışlo’su, Mehabad’ıyla, diaspora ve metropollerdeki milyonlarla hepinizi katılmaya ve bunun için şimdiden hepinizi bulunduğunuz her yerde aktif propaganda yapmaya çağırıyoruz.

Güneyli kardeşlerimizin bağımsızlık referandumunu AMASIZ-FAKATSIZ desteklemeye, yüksek oranda evet için herkesi elinde ne geliyorsa yapmaya ÇAĞIRIYORUZ!

 

VII – Türkiyeli siyasal parti ve sivil kurumlara ÇAĞRIMIZIDIR;

“biz anlatıyoruz siz inanmıyorsunuz, buyurun gidin aşağıda belirteceklerimizi Hewler’de gözlemleyin ve gözlemlerinizi halklarla paylaşın” dedik, diyoruz!

İnisiyatif adına Ankara’daki görüşmelerimizde, tüm siyasal ve sivil kurumlara: “25 Eylül’de Hewler’e gözlemci heyet gönderin” çağrı ve ısrarında bulunduk. Parti, sendika, sivil kurum temsilcileri ile bağımsız şahsiyetleri 25 Eylül’de Hewler’de/Kürdistan’da olmaya çağırdık, çağıralım. Çağıralım ve şunu önerelim: lütfen kurumunuz adına bir heyetle gidin Güney Kürdistan’a ve şunları yerinde gözlemleyin:

*Güney Kürdistan daha devletleşmeden farklı halklara ve inançlara yönelik uygulamalarıyla Ortadoğu’da özgürlükler havzası olmaya şimdiden aday mıdır?

*Beş resmi dil uygulaması doğru mudur ve pratikte nasıl işliyor, halklar ne diyor?

*Devletin inanç kurumlaşmasında, sekiz ayrı inancın temsilcisi temsil ediliyor deniyor. Doğru mudur? Doğruysa bu nasıl işliyor?

*25 Eylül bağımsızlık referandumunda dört dilden (Arapça, Türkmence, Süryanice, Kürtçe) oy pusulası basıldı mı? Özellikle Kürdistan’daki Arap, Türkmen, Süryaniler… bu adımı nasıl görüyor?

*Mesut Barzani, “biz ulus devlet değil çok bölgeli, çok dinli vatandaşlığa dayalı bir demokratik devlet kuruyoruz” diyor. Gerçekten böyle midir ve bunun halklarda, inançlarda karşılığı nedir?

*Ve önemlisi, referandum sürecinde herkes özgür iradesiyle “evet” ya da “hayır” propagandasını sürdürme koşullarına sahip miydi değil miydi?

Bunları yerinde gözlemleyin ve gelin Türkiye, İran başta olmak üzere bölge halklarıyla paylaşın çağrımızda ısrar ediyoruz. Herkesi de özellikle Türkiyeli siyasi ve sivil kurumlar üzerinde bu demokratik ısrarı sürdürmeye çağırıyoruz.

 

VIII- Bağımsızlık referandumu Kürdistanlılarda, partiler-parçalar üstü ulusal demokratik kimlik oluşturuyor!

Dün IŞİD’in kuşatıp düşürmek istediği küçük Kobanê üzerinde partiler ve parçalar üstü bir dayanışma gerçekleşmişti. Her parça ve diasporadan Kürdistanlılar partiler üstü bir ulusal demokratik tutumla Kobanê için ayağa kalktı ve destekledi. Hiç kimse, “Kobanê filan parti veya örgüt etkinliğindedir bize ne” tutumuna girmeden büyük bir heyecan ve kararlılıkla Kobanê için ayağa kalktı. Bunun içindir ki, Peşmerge Habur’dan geçip Kobanê’ye doğru karayolu ile yol alırken yol boyu tüm Kürdistanlılar aynı parti üstü bir duruşla Kürdistan bayrağı ile giden Peşmergeye selama durdular.

Kobanê ile dayanışma nasıl ki partiler-parçalar üstü bir ruhla Kürdistanlılarda bir sahiplenme-dayanışma bilinci oluşturduysa,  bağımsızlık referandumu çok daha kapsamlı olarak parti-parça üstü bir bilinçle “Güneyin bağımsızlığı bizimdir” sahiplenme kararlılığını yarattı. Şunun altını çiziyorum; Güney Kürdistan bağımsızlık referandumu Kürtler arasında, partiler ve parçalar üstü bir ulusal demokratik kimlik oluşturuyor. Bunu büyütelim. Kuzey Kürdistan’da hiçbir parti taraftarı bağımsızlık referandumuna karşı durmuyor tersine destekliyor. Siyasetin bunun değerlendirmesi lazım.

 

IX – Parçalar arası Ulusal Kongre mi istiyoruz? Buyurun bağımsızlık referandumu üzerinden o zemini büyütelim!

Ulusal Kongreye (UK) giden yol, az-çok partiler ve parçalar üstü bir siyasal kimliğin oluşmasına bağlıdır. Bağımsızlık referandumu sürecinde güçlenen bu kimlik oluşumuna omuz verip güçlendirelim. Yani ulusal çıkarları, pratikte parti çıkarlarının hatta parça çıkarlarının önüne koyma zamanı ve sınavı.

Bu arada şunun altını çizelim; Hewler’in Kürdistan’ın siyaset merkezi konumu bağımsızlık referandumu sonrası daha da güçlenecek ki Ulusal Kongre olmadan da Hewlêr bu yükü taşıyamaz.

Şunu da ekleyelim, UK önerisinde bulunanlar buyursunlar önce bağımsızlık referandumuna omuz versinler ve parçalarda ulusal ittifakta az-çok yol alsınlar!

 

X- Herkesi fotoğrafın büyüğünü görerek davranmaya çağırıyoruz.

Şirin Efrin’in işgaline karşı duralım! Ve fotoğrafın büyüğüne bakalım:

Erdoğan Efrin’i işgal nedenini ilk kez doğrudan tarif ederek şöyle dedi: “Efrin PYD’nin Akdeniz’e açılma projesidir” bir kez daha açık konuştu. .

Bundan hareketle  Erdoğan’ın “çok yakında bu konuda yeni ve önemli adımlarımız olacak” diyerek işgali işaret etti. Derken harekât öncesi ön harekat başlamış görünüyor. Demem o ki, Kürt halkının gözü-kulağı ve yüreği Hewler’deyken Efrin’i unutmasınlar!

Hiç kimse bugünkü Güney ile Rojava gerilim üzerinden kalıcı sonuçlar üretmesin. Hiç kimse PDK ile PKK geriliminden hareketle “iki parçanın birliği olmaz” demesin! YNK ile PDK gerilimi ve hatta çatışmasını hatırlayın. En son YNK’nin İran desteğiyle Hewler’i aldığı, buna karşın Saddam ile anlaşan PDK’nin ise tersinden bir taarruzla Süleymaniye ile YNK karargahına el koymasını ve yaşamının yitiren peşmergeleri hatırlayın! Ve uzun süreden beri özellikle de son bağımsızlık referandumu kararından beri PDK ile YNK’nin nasıl birlikte hareket ettiklerini düşünün. Kısacası fotoğrafın büyüğü şudur; Güney ile Rojava’nın birliğidir ve herkes bunu dikkate alarak hareket edip pozisyon. 25-08-2017

canbegyekbun@hotmail.com

Facebook Yorumları

reklam
5.9.2017
BAĞIMSIZLIK REFERANDUMUNUN PARTİ VE PARÇALAR ÜSTÜ YARATTIĞI KONSENSÜS!
8.8.2017
GÜNEYİN BAĞIMSIZLIK HALAYINA BİZDE KATILALIM!
1.7.2017
MERKEZİLEŞME-YERELLEŞME TRENDİNDE SİYASET/POLİTİKA!
27.6.2017
TÜRKİYE KENDİ TARİHSEL DİNAMİKLERİYLE BARIŞMALIDIR!
15.6.2017
KÜRTLER, SOSYALİSTLER YILLARCA; “ADALETİN OLMADIĞI YERDE DEVLET OLMAZ” DEDİLER…!
25.5.2017
İKİ OLAĞANÜSTÜ KONGRE VE MESAJLARI
7.5.2017
Güney ve Rojava’nın birliği prizmalarından sorunlara bakabilmek!
19.4.2017
REFERANDUM SONUÇLARI, ERDOĞAN MAĞLUP SAYILIR BU YOLDA GALİP!
15.4.2017
Başkanlık referandumunda şu nedenlerle HAYIR diyelim!
3.4.2017
ERDOĞAN NE SÖYLEYECEK, AMED HALKI NE İSTİYOR?
16.3.2017
ERDOĞAN/AKP, AB KRİZİNİ DE 15 TEMMUZ GİBİ FIRSATA ÇEVİRME ÇABASINDA!
3.3.2017
Başkan Barzani’nin Türkiye ziyareti!
22.2.2017
Moskova'da uluslararası Kürt konferansı ve
20.2.2017
Trump yönetimindeki ABD’nin, Avrasya savaşı ve Kürdistan
8.2.2017
Kürdistan’daki tanksal yıkım ile batı’daki kentsel dönüşümün yolaçtığı büyük rantsal dönüşüm!
30.1.2017
Referandumda neye HAYIR diyeceğiz!
1.1.2017
Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!
1.12.2016
Castro sonrası Küba’nın geleceği
28.11.2016
Herkesin kafasındaki soru; AKP ve Erdoğan’ın geleceği!
25.11.2016
Halka hizmet kurumu belediyeleri; halka karşı zırhlı araçlarla korumak!
11.11.2016
Türkiyelileşme hedefi çöktü! çözüm için Türkler, Kürdistanileşmelidir!
20.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
14.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
2.10.2016
Êzidi Kenti Şengal’e Statü ve İki Parçanın Stratejik Derinliği
25.9.2016
Diyarbakır öfkeli ve Diyarbakır şimdilik suskun!
15.9.2016
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Kemalizm ve Kürtler (1922’de Kürtlere otonomi verildi mi) ...
28.8.2016
Kürdistan’ın dar koridoru Rojava’da ağırlaşan küresel hesaplaşma!
21.8.2016
“Eksen kayması” tartışmasında, ayrıştıran-birleştiren temel unsur: Kürdistan
9.8.2016
Yenikapı’da kime karşı “Milli Birlik”? Sina...
31.7.2016
Darbe girişimi, Musul Operasyonu, Rojava ilişkisi ve ABD! ...
22.7.2016
Asker merkezli devletten, polis merkezli devlete geçiş!
13.7.2016
Sur’daki yıkım nedeniyle, UNESCO Toplantısı Protesto edilmeli!
6.7.2016
Kürdistan siyasetinde dalgakıran olarak İran’a dikkat!
27.6.2016
“Yaşasın Bağımsız Birleşik Krallık”! Peki ya “Kürdün Devletsizliği”!
23.6.2016
Siyasal çözüm arayışları mı yoksa savaşa yeni bir mola ihtiyacı mı?
16.6.2016
Fransa işçi direnişinin temelinde ne yatıyor?
3.6.2016
REJİM DEMOKRATİKTİ, SONRA MI “OTORİTER”LEŞTİ!
28.5.2016
KESK’in şiarı; savaşa son halkımın iradesine dokunma olmalıydı
25.5.2016
SON İKİ YÜZYILDA KAPİTALİST UYGARLIĞIN SOSYAL YÜZÜ!
23.5.2016
Mecliste Kürde karşı “Kutsal” ırkçı ittifak sahnede!
17.5.2016
Kentlerde bomba yüklü araçlı eylem üzerinde bir kez daha düşünülmeli!
11.5.2016
KUZEYİN SUYU-GÜNEY’İN PETROLÜ YA DA KÜRDİSTAN JEOPOLİTİĞİ
26.4.2016
DOKUNULMAZLIKTA SÖYLEM GENEL İCRAAT ÖZEL; KÜRT VEKİLLER!
21.4.2016
Amed’ten sosyal/siyasal manzaralar!
7.4.2016
Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar, Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürdistan meselesi!
28.3.2016
Zarrab’ın yakalanmasının Türkiye iç ve bölge siyasetine yansımaları
20.3.2016
Sur’da yıkıntılar kaldırılırken, Bağlar yıkılıyor!
15.3.2016
Tanklar Gever’e ulaşırken Kürt ulusal hareketinin pozisyonu!
29.2.2016
Taş çatlatan sessizliğin, Mart eylemliliği ile aşılması için…!
24.2.2016
Dünya ana dil gününde, ana diliyle konuşamamak!
17.2.2016
Batı ile Doğu bloğunun savaşı; Sykes-Picot alanı ile sınırlı değil!
25.1.2016
Davos’ta Toplanan DEF’nun Tepesindeki Demokles’in Kılıcı!
14.1.2016
Ayyşe öğretmen olayı; faşizme şapka çıkartan Doğu Despotizmi! ...
10.1.2016
Çözüm-çözümsüzlük ikileminde bir Çağrı!
1.1.2016
DTK ve HDP’ye yapılan linç kampanyasına hayır!
30.12.2015
Cizre-Silopi’deki Hendekler Üzerinden Kandil ve Rojava da mı Hedef Alınıyor?
21.12.2015
KÜRDİSTAN’DA, BUGÜN İYİ Kİ ÖSP VAR!
18.12.2015
Irak-Suriye Üzerinde Egemenlik Savaşları ve Bağımsız Kürdistan!
6.12.2015
TÜRKİYE, RUSYA’NIN KAFKASYA SİYASETİNİ KÜRDİSTAN’DA MI İZLEMEK İSTİYOR?
4.12.2015
Bu kez Amed kuşatma altında!
24.11.2015
Kapitalistlerin, kapitalizm eleştirisi ve sosyalist alternatif!
18.11.2015
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Olağan II. Genel Kongresi sonuçlandı!
3.11.2015
1 Kasım seçim sonuçları ne diyor?
24.10.2015
Kürdistan’da, bölgesel çelişkilerle sarmalanarak ağırlaşan iç siyasal KRİZ!
16.10.2015
AKP, bu kan gölü üzerinde artık iktidar olamaz!
23.9.2015
Suriye üzerinden kızışan egemenlik hesaplar ve Kürdistan!
15.9.2015
FET’EL HUMANİTE (KOMÜNİST BAYRAMI!)
10.9.2015
Dayatılan savaşa yanıt: Sivil itaatsizlik temelinde geliştirilmeli!
4.9.2015
Hay “Hıristiyan Köklerini”z Batsın!
1.9.2015
Görev ve sorumluluk adamı iki yoldaş: Tuncay Atmaca ve Devrimci Ali!
27.8.2015
“Buyurun Cenaze Namazına!”
24.8.2015
“Barzanisiz olmaz” demek kadar “Barzani’ye hayır” demek de yanlış!
15.8.2015
Barış ve çözümün engeli: Milli ve siyasal çıkarlar!
11.8.2015
Eğer devletin gücü, cesareti varsa Kürde DEMOKRATİK YÜZÜNÜ göstersin!
7.8.2015
Suçlu kim? Akdeniz’de yine göçmen faciası …!
6.8.2015
Kürt Petrol Hattının Bombalanmasının Açığa Çıkarttığı Meseleler!
29.7.2015
ABD ile Türkiye Anlaşması...
26.7.2015
Kürdistan parçaları arasında Güvenlik duvarları, çözümsüzlüğü derinleştirir!
23.7.2015
Kobanê, Suruç; Büyük Olayların Yaşandığı Küçük Kentler!
8.7.2015
Türkiye’nin jeopolitik tehdit algısı; Kürdistan!
15.6.2015
HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI-II: KÜRT HALKININ MESAJI!
9.6.2015
7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP!
20.5.2015
Metal İşçilerinin Direnişi, İşçi Sınıfına Moral Verecektir
14.5.2015
Güney Bağımsızlığa Destek Ararken, İkinci Lozan İle Yüzleşmemeli!
8.5.2015
Siyahlar, ABD’de Bakan, Başkan Olabilirler Ama Siyah Olarak Değil!
30.4.2015
Kürtler Adına Özür Dilemeye İtiraz Edenler Bazı Soruları Yanıtlamak Durumundalar!
26.4.2015
Ermeni soykırımının 100. yıldönümü ve Kürt siyaseti!
23.4.2015
Kilitli Gemi Mahzeninde, “Kafesteki fareler gibi can verdiler…
13.4.2015
Avrasya’da savaşın değişen ağırlık merkezleri ve Yemen!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları