Sinan ÇİFTYÜREK

canbegyekbun@hotmail.com



Bookmark and Share

REFERANDUM SONUÇLARI, ERDOĞAN MAĞLUP SAYILIR BU YOLDA GALİP!


19.4.2017 - Bu Yazı 347 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Katılım oranı beklenenden epeyce yüksek, %85.31 oldu. 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde katılma oranı %85.10 olduğu dikkate alınırsa katılım beklenenden yüksek. Referandum sonuçları açıklandı, birçok açıdan tartışmalı ve hileli sonuçlar içeriyor. Kaldı ki YSK başkanının açıklaması bizzat seçim sonuçlarının hileli olduğu kanısını oluşturdu ve tartışmalı kıldı. Ayrıca tüm olanlara rağmen iki kişiden birinin “hayır” dediği bu sonuçlar, Erdoğan’ın önüne birden fazla sorunlar koymaya aday! Ve dakika bir gol bir misali daha kesin sonuçları bile beklemeden Erdoğan’ın ilk açıklamasında idam çağrısı yapması, başkanlık sürecinde yapacaklarının ‘ilk işaret fişeği’ olarak okunmalıdır ki bu önümüzdeki süreçte sokakların birden fazla nedenle ısınmasını tetikleyecek demektir.

Şunu da belirtelim; “evet” kampanyasını, AKP ve kısmen MHP devletin imkanlarını kullanarak sürdürürken, “hayır” kampanyasında CHP başı çekse de geniş bir halk kesimi inisiyatif alarak çalıştı. Sokaklarda “evet” propagandasında devlettin soğuk resmi yüzü belirleyiciyken, “hayır”da halkın bağımsız inisiyatifi ön plandaydı.

Birincisi; onca iktidar yıpranmışlığına, iktidarın tek elden merkezileştirilmesi hedefine (ki Erdoğan ve AKP bu iddiayı reddetmek bir yana tersine Atatürk ve İnönü dönemi üzerinden savundular) ve onca baskı, hile olsa da yine de Erdoğan %50 civarında oy nasıl alabildi?

Birden fazla etken var ama ilk elden şunlar özetlenebilir:

İktidarın başta basın tekelini elinde tutmasının büyük rolü oldu olmuştur. İletişimi kontrol edenler halkın üzerinde iktidar kurma gücünü de ellerinde tutarlar, hem öyle ki halkın neyi düşüneceğine ve nasıl düşüneceğine varana kadar etkileyebilirler.

15 yıllık sürede, iktidar lehine el değiştirilen sermayenin de önemli rolü var. O dev propaganda makinesi sadece devletin imkanlarıyla değil aynı zamanda yandaş sermayenin desteğiyle yürüdü. Tabii ki bir de “Fetö damgasını yemeyeyim” veya “bana dokunmasın her şeyi yaparım” kırılmasını da ekleyelim.

ABD ve AB ile özellikle referandum sürecinde bilinçli tırmandırılan gerilimle “bak gördünüz mü yedi düvele kafa tutan lider” imajının yaratılmasının da rolü var. Yani kitlelere verilen mesaj, “Batı emperyalizmi karşısında silik, boynu bükük duran bir Türkiye yerine kafa tutup dik duran bir Türkiye imajının Erdoğan ile sağlandığı” meselesi var. Tabii başta Kürt ulusal hareketi olmak üzere muhalefetin elinin kolunun bağlanmasını da ekleyelim.

İkincisi; ancak üç partinin yani AKP, MHP, BBP’nin ittifakına (ki bu üç partinin 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde oy oranları % 62) ve diğer kimi desteklere rağmen alınan sonuç başarı olarak görülemez. Çünkü OHAL altında referandum sürecinde, başta Kürt ulusal demokratik güçleri olmak üzere, “hayır” diyenlerin önüne, gözaltı ve tutuklamalarla binbir güvenlik ve siyasi engeller sınırsızca çıkarılırken; “evet” diyenler, devletin tüm maddi, teknik ve güvenlik imkanlarını kullanarak propaganda çalışmaları yaptılar. Buna rağmen tartışmalı ve hileli sonuçlarla kıl payı ancak ilan ettikleri “galibiyeti” halklar taşıyamaz, bir biçimiyle kusacaktır.

İşte bütün bu nedenlerle; hayır cephesi bilinen deyimle “galip sayılır bu yolda mağlup” konumdayken; Erdoğan/AKP ise tersine, “mağlup sayılır bu yolda galip” konumunda olup önümüzdeki siyasal sürecin her adımında bu durumla yüzleşecektir. Demem o ki Erdoğan/AKP galip görüntüsü altında esasında mağlup oldu başka bir ifadeyle “zafer kazanırken” kaybetti! Kaybetmenin ağır sorunlarıyla adım adım yüzleşecek olması, 7 Haziran benzeri ama daha büyük yenilgilerin yollarını döşeyebilir. Hayır diyenler ise tersi bir durumla yani kaybetme görünümü altında kazanmanın dinamiklerini arkaladılar elbette önümüzdeki süreci değerlendirebilirlerse!

Üçüncüsü; dolaysıyla Erdoğan ve AKP’yi bekleyen yakıcı meseleler var. İçeri ve dışarısıyla Kürt/Kürdistan meselesi, ekonomik sorunlar, dış ilişkiler ve Batı yani AB ve ABD ile yaşadığı krizi aşmak gibi…     

Kürt/Kürdistan meselesi Erdoğan’ın kucağından atsa atamaz, bıraksa bırakamaz derinlikte ve ağırlıkta acil çözüm bekleyen bir mesele. Ki bu mesele aynı zamanda ABD ve kısmen AB ülkeleriyle de ilişkilerin gerilmesinin esas nedeni.

Kürtler “madem daha önce doğrudan TV kanallarında eyalet sistemi ile yönetilen ülkeler kalkınmış, gelişmiş ülkeler diyordunuz, hatta Osmanlı’da Lazistan, Kürdistan eyaletlerinin varlığını ileri bir sistem olarak gösterip savundun, üstelik Kürdistan’da Kasım 2015 seçimlerine göre oylarında artış var. Eee buyurun adım atın ne duruyorsunuz? Artık Bahçeli’ye de ihtiyacın yok” deyip basınç uygulayabilirler. Dahası bu basınç, Güney Kürdistan’ın bağımsızlık adımıyla ve Rojava’nın da federasyon hamlesiyle içerdeki basınçla birleştirilebilinirse daha da ağırlaşabilir. Kürt ulusal demokratik hareketi parçalarda ve parçalar arası ittifakla Erdoğan iktidarına adım atması için bunaltıcı basınç uygulayabilir.

Ekonomi ise malum! İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesinde temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra ekonomik kötüleşmenin de ciddi payı olmuştur. Ki Batı ile yaşadığı gerilim de dikkate alındığında ekonomiyi toparlamak çok zor olacaktır.

Üstüne üstlük İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya… gibi belli başlı metropollerde MHP ve BBP gibi desteklere rağmen kaybeden; Trakya, Ege, Marmara, Akdeniz ve Kürdistan’da ağırlıklı “hayır”a karşın, ağırlıkla İç Anadolu ve Karadeniz’e dayanmak Erdoğan ve AKP’yi taşıyamaz. Erdoğan ve AKP’liler bu tablonun farkında.

Dördüncüsü; tartışmalı sonuçlarla bıçak sırtında “kazanılan zafer”e bir de Erdoğan/AKP nobranlığı devam ederse yeni ve farklı içerikte Gezilerle yüzleşebilir. Özellikle “ben devletin artık istediğimi yaparım” derse sokaklar ısınarak Erdoğan/AKP’ye karşı temel hak ve özgürlükler alanında itirazlar yükselecek. Bunun ilk işaretleri şimdiden görülmektedir.

Erdoğan ve AKP kurmayları da “mağlup sayılır bu yolda galip” hallerinin farkında (ki bunu son derece gergin yüz çizgilerinde bile okumak mümkündür) ve sanırım alelacele kimi düzenlemelerle birlikte erken seçimi gündeme getirebilirler.

Beşincisi; Kürdistan özelinde ise sömürgeciler beklediği desteği özellikle yakılıp yıkılan kentlerimizde görmediler. Bu olumludur ama Kürt ulusal hareketi de yakılıp yıkılan ilçelerin (Lice %85, Silvan %77, Cizre %81, Silopi %75, Nusaybin %79, Varto %87, Bağlar %72) ve Amed’in (%67.50) dik duruşu dışında, Kürdistan genelinde sevinemedi! 2015 Kasım seçimlerine göre Kürt ulusal hareketine desteğinin bazı kentler de çok ciddi düştüğünü görelim ve üzerinde düşünelim. Özellikle yıkılan kentlerin yarattığı büyük travma nedeniyle Kürdistan’da referandumda boykotun ciddi bir oran oluşturacağı söyleniyor ve bekleniyordu olmadı, yaşanan düşüş boykota değil vereceğim rakamlarda görüleceği üzere “evet” üzerinden Türk rejimine artış olarak döndü! Örneğin;

Antep, Urfa, Malatya, Adıyaman, Elazığ, Erzurum hattı bir yana iç Kürdistan olan ve ulusal özgürlük potansiyeli yüksek şu illerde ki “evet” oy oranı üzerinde herkesin düşünmesi gerekiyor: Siirt %48, Muş %51, Mardin %41, Bitlis %59, Bingöl %72, Ağrı %43, Van %43, Hakkari %32.5, Diyarbakır %35.5! Bu oranlarda HÜDAPAR’ında katkısı olduğunu belirtelim.

1 Kasım 2015 genel seçimlerinde ise AKP’nin bu illerde ki oranı sırasıyla şudur; Siirt %36, Muş %34, Mardin %28, Bitlis %43, Bingöl %43, Ağrı %27, Van %30, Hakkari %12.6, Diyarbakır %21! En  düşüğü Siirt’e %12 en yükseği Bingöl’de %29 arasında değişen ciddi oranlarla rejim referandumda oy artışı sağladı. Üzerinde hepimiz kara kara düşünelim dediğim tablo verilerle budur! AKP ve Erdoğan, referandum boyunca Kürtlerin gözünün içine baka baka “tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet” diyerek “evet” oyu istediğini unutmayalım!   

Elbette Kürdistan özelinde referandumda bu sonucun çıkmasında; Kürdistan kentlerindeki yıkım nedeniyle yaklaşık 400 bin seçmenin yaşadığı yerden göç ettiği yani oy kullanamamasının; HDP’nin başkan ve önemli siyaset kadrosunun tutuklanarak eli-kolunun kırılmasının da önemli payı vardır. Eğer HDP belediye başkanları ve liderleriyle etkili bir siyasal kampanya geliştirebilseydi sonuç farklı olacaktı.

Yedincisi; Anket şirketleri iki-üç tanesi hariç fena halde yanılmanın ötesinde adeta tosladılar. Öyle ki kimileri açıkladıkları veriler ile çıkan sonuçlar arasında %20’leri bulan koca gedikler oluştu.

A&G, evet 60.8, 39.8 hayır; KONDA, evet 51.5, hayır 48.5; ANAR evet 52, hayır 48; GEZİCİ, evet 51. 3, hayır 48.7; GENAR, evet 54.3, hayır 45.7; Andy-Ar, evet 53.7, hayır 46.3; SONAR; hayır 51.2, evet 48.8; AKAM, hayır 57.75, evet 42.25. (kaynak Adil Gür 14 Nisan Hürriyet)

Neden? Özellikle büyük farklarla sonuçlarda toslayan şirketler bağımsız sonuçları açığa çıkartmaktan çok halkı yönlendirmeyi amaç edinmişlerdi.

Sonuç olarak; asıl şimdi yeni bir anayasa, Kürt meselesinde demokratik bir çözümü de içeren yeni bir anayasa lazım. Ve asıl şimdi Kürt ulusal demokratik güçlerinin ortaklaşması lazım. 17.04.2017

canbegyekbun@hotmail.com

Facebook Yorumları

reklam
19.4.2017
REFERANDUM SONUÇLARI, ERDOĞAN MAĞLUP SAYILIR BU YOLDA GALİP!
15.4.2017
Başkanlık referandumunda şu nedenlerle HAYIR diyelim!
3.4.2017
ERDOĞAN NE SÖYLEYECEK, AMED HALKI NE İSTİYOR?
16.3.2017
ERDOĞAN/AKP, AB KRİZİNİ DE 15 TEMMUZ GİBİ FIRSATA ÇEVİRME ÇABASINDA!
3.3.2017
Başkan Barzani’nin Türkiye ziyareti!
22.2.2017
Moskova'da uluslararası Kürt konferansı ve
20.2.2017
Trump yönetimindeki ABD’nin, Avrasya savaşı ve Kürdistan
8.2.2017
Kürdistan’daki tanksal yıkım ile batı’daki kentsel dönüşümün yolaçtığı büyük rantsal dönüşüm!
30.1.2017
Referandumda neye HAYIR diyeceğiz!
1.1.2017
Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!
1.12.2016
Castro sonrası Küba’nın geleceği
28.11.2016
Herkesin kafasındaki soru; AKP ve Erdoğan’ın geleceği!
25.11.2016
Halka hizmet kurumu belediyeleri; halka karşı zırhlı araçlarla korumak!
11.11.2016
Türkiyelileşme hedefi çöktü! çözüm için Türkler, Kürdistanileşmelidir!
20.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
14.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
2.10.2016
Êzidi Kenti Şengal’e Statü ve İki Parçanın Stratejik Derinliği
25.9.2016
Diyarbakır öfkeli ve Diyarbakır şimdilik suskun!
15.9.2016
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Kemalizm ve Kürtler (1922’de Kürtlere otonomi verildi mi) ...
28.8.2016
Kürdistan’ın dar koridoru Rojava’da ağırlaşan küresel hesaplaşma!
21.8.2016
“Eksen kayması” tartışmasında, ayrıştıran-birleştiren temel unsur: Kürdistan
9.8.2016
Yenikapı’da kime karşı “Milli Birlik”? Sina...
31.7.2016
Darbe girişimi, Musul Operasyonu, Rojava ilişkisi ve ABD! ...
22.7.2016
Asker merkezli devletten, polis merkezli devlete geçiş!
13.7.2016
Sur’daki yıkım nedeniyle, UNESCO Toplantısı Protesto edilmeli!
6.7.2016
Kürdistan siyasetinde dalgakıran olarak İran’a dikkat!
27.6.2016
“Yaşasın Bağımsız Birleşik Krallık”! Peki ya “Kürdün Devletsizliği”!
23.6.2016
Siyasal çözüm arayışları mı yoksa savaşa yeni bir mola ihtiyacı mı?
16.6.2016
Fransa işçi direnişinin temelinde ne yatıyor?
3.6.2016
REJİM DEMOKRATİKTİ, SONRA MI “OTORİTER”LEŞTİ!
28.5.2016
KESK’in şiarı; savaşa son halkımın iradesine dokunma olmalıydı
25.5.2016
SON İKİ YÜZYILDA KAPİTALİST UYGARLIĞIN SOSYAL YÜZÜ!
23.5.2016
Mecliste Kürde karşı “Kutsal” ırkçı ittifak sahnede!
17.5.2016
Kentlerde bomba yüklü araçlı eylem üzerinde bir kez daha düşünülmeli!
11.5.2016
KUZEYİN SUYU-GÜNEY’İN PETROLÜ YA DA KÜRDİSTAN JEOPOLİTİĞİ
26.4.2016
DOKUNULMAZLIKTA SÖYLEM GENEL İCRAAT ÖZEL; KÜRT VEKİLLER!
21.4.2016
Amed’ten sosyal/siyasal manzaralar!
7.4.2016
Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar, Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürdistan meselesi!
28.3.2016
Zarrab’ın yakalanmasının Türkiye iç ve bölge siyasetine yansımaları
20.3.2016
Sur’da yıkıntılar kaldırılırken, Bağlar yıkılıyor!
15.3.2016
Tanklar Gever’e ulaşırken Kürt ulusal hareketinin pozisyonu!
29.2.2016
Taş çatlatan sessizliğin, Mart eylemliliği ile aşılması için…!
24.2.2016
Dünya ana dil gününde, ana diliyle konuşamamak!
17.2.2016
Batı ile Doğu bloğunun savaşı; Sykes-Picot alanı ile sınırlı değil!
25.1.2016
Davos’ta Toplanan DEF’nun Tepesindeki Demokles’in Kılıcı!
14.1.2016
Ayyşe öğretmen olayı; faşizme şapka çıkartan Doğu Despotizmi! ...
10.1.2016
Çözüm-çözümsüzlük ikileminde bir Çağrı!
1.1.2016
DTK ve HDP’ye yapılan linç kampanyasına hayır!
30.12.2015
Cizre-Silopi’deki Hendekler Üzerinden Kandil ve Rojava da mı Hedef Alınıyor?
21.12.2015
KÜRDİSTAN’DA, BUGÜN İYİ Kİ ÖSP VAR!
18.12.2015
Irak-Suriye Üzerinde Egemenlik Savaşları ve Bağımsız Kürdistan!
6.12.2015
TÜRKİYE, RUSYA’NIN KAFKASYA SİYASETİNİ KÜRDİSTAN’DA MI İZLEMEK İSTİYOR?
4.12.2015
Bu kez Amed kuşatma altında!
24.11.2015
Kapitalistlerin, kapitalizm eleştirisi ve sosyalist alternatif!
18.11.2015
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Olağan II. Genel Kongresi sonuçlandı!
3.11.2015
1 Kasım seçim sonuçları ne diyor?
24.10.2015
Kürdistan’da, bölgesel çelişkilerle sarmalanarak ağırlaşan iç siyasal KRİZ!
16.10.2015
AKP, bu kan gölü üzerinde artık iktidar olamaz!
23.9.2015
Suriye üzerinden kızışan egemenlik hesaplar ve Kürdistan!
15.9.2015
FET’EL HUMANİTE (KOMÜNİST BAYRAMI!)
10.9.2015
Dayatılan savaşa yanıt: Sivil itaatsizlik temelinde geliştirilmeli!
4.9.2015
Hay “Hıristiyan Köklerini”z Batsın!
1.9.2015
Görev ve sorumluluk adamı iki yoldaş: Tuncay Atmaca ve Devrimci Ali!
27.8.2015
“Buyurun Cenaze Namazına!”
24.8.2015
“Barzanisiz olmaz” demek kadar “Barzani’ye hayır” demek de yanlış!
15.8.2015
Barış ve çözümün engeli: Milli ve siyasal çıkarlar!
11.8.2015
Eğer devletin gücü, cesareti varsa Kürde DEMOKRATİK YÜZÜNÜ göstersin!
7.8.2015
Suçlu kim? Akdeniz’de yine göçmen faciası …!
6.8.2015
Kürt Petrol Hattının Bombalanmasının Açığa Çıkarttığı Meseleler!
29.7.2015
ABD ile Türkiye Anlaşması...
26.7.2015
Kürdistan parçaları arasında Güvenlik duvarları, çözümsüzlüğü derinleştirir!
23.7.2015
Kobanê, Suruç; Büyük Olayların Yaşandığı Küçük Kentler!
8.7.2015
Türkiye’nin jeopolitik tehdit algısı; Kürdistan!
15.6.2015
HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI-II: KÜRT HALKININ MESAJI!
9.6.2015
7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP!
20.5.2015
Metal İşçilerinin Direnişi, İşçi Sınıfına Moral Verecektir
14.5.2015
Güney Bağımsızlığa Destek Ararken, İkinci Lozan İle Yüzleşmemeli!
8.5.2015
Siyahlar, ABD’de Bakan, Başkan Olabilirler Ama Siyah Olarak Değil!
30.4.2015
Kürtler Adına Özür Dilemeye İtiraz Edenler Bazı Soruları Yanıtlamak Durumundalar!
26.4.2015
Ermeni soykırımının 100. yıldönümü ve Kürt siyaseti!
23.4.2015
Kilitli Gemi Mahzeninde, “Kafesteki fareler gibi can verdiler…
13.4.2015
Avrasya’da savaşın değişen ağırlık merkezleri ve Yemen!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.