Sinan ÇİFTYÜREK

canbegyekbun@hotmail.com



Bookmark and Share

Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!


1.1.2017 - Bu Yazı 180 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 I – 20 yıla yakındır süren savaşın merkezinde bulunan Kürdistan’da, özellikle de Güney ile Rojava Kürdistan’ında oluşan büyük imkanların değerlendirilmesi ya da ağır bedeller ödenerek elde edilen kazanımların korunup geliştirilmesi söz konusu. Aynı süreçte halkımızın kazanımlarına dönük oluşan büyük tehlikelerle de yüz yüzeyiz.

II - Kürtsüz siyaset denklemi kurulamıyor bu doğru ancak Kürt sivil siyasetinin halinin de hal olmadığının altını çizmemiz gerekiyor. Sivil siyasetin hali hal değil dedik çünkü Kürt savaşçıları Diyala’dan, Kerkuk’ten Kobanî’ye uzanan alanda, IŞİD’e karşı savaşta dünya kamuoyunun büyük desteğini alırken, sivil siyaset hem parçalarda hem de parçalar üstü ulusal ittifak yönünden oldukça sıkıntılı bir evreden geçiyor. Başta Rojava Kürdistan’ı siyaseti olmak üzere Kürt sivil siyaseti kendi içerisinde sıkıntılı, dağınık, parçalı ve önemlisi birinin diğerinin varlığını kabullenip demokratik ilişki kurmaktan uzak duruşu büyük bir iç dalgakıran oluşturuyor.

Bu durumun, İran başta olmak üzere, Kürt siyasetini içerden parçalayıp güçten düşürmek için zaten her şeyi yapan işgalci devletlerin işini kolaylaştırdığını belirtelim. Elbette sömürgeci güçler kendi çıkarları doğrultusunda işlerini yapmaktadırlar. Mesele Kürt siyasetinin parçalarda ve parçalar üstü olarak sömürgeci siyasetin siyasal müdahalelerine karşı kendi siyasal savunma mekanizmalarını yaratabilmesidir. Ki bu başka adımların yanı sıra UK gibi ortak ulusal özgürlük paydasına dayalı savunma-direnme kurumunun yaratılmasını gerektiriyor.

III - İran ile Türkiye’nin, Kürt/Kürdistan karşıtı yakınlaşma ihtimalinin ulusal özgürlük mücadelesinde yaratacağı büyük sorunlara son yıllarda hep vurgu yaptık. Bu ikilinin ortaklaşmasının, Asya ve Ortadoğu’da mevcut sınır ve statükonun koruyucusu ve Doğu ekseninin baş aktörü Rusya’nın öncülüğünde olması daha da önem kazanıyor çünkü Rusya gibi bir küresel aktör sadece dahil olmadı üçlü mutabakatın liderliğini yapmaktadır. Dolaysıyla Suriye ve bölgenin mevcut statükosunun korunması temelinde Rusya liderliğinde İran ve Türkiye’nin yakınlaşması, Kürdistan meselesinde yeni tehlikelere işaret etmektedir ki UK’nin yaratılması bu nedenle daha bir önem kazanmaktadır.

IV – Okuyucu bilir, halkımızın ulusal özgürlüğü ve kazanımları açısından şunu da sıkça dile getirdik; Irak ve Suriye’de IŞİD sonrası asıl savaşın Kürtler ile Araplar arasında yaşanacağını belirttik. Bu açıdan da yeni gelişmeler var. Halep’in Rusya, İran ve Türkiye’nin de desteğiyle Esad rejimi tarafından geri alınmasından sonra, BAAS ordusu silahlarını Rojava Kürtlerine çevirmeye başladı bile. Önce YPG’ye, genelde Kuzey Halep’i özelde de Şeyh Maksud’u boşaltın çağrıları geldi. Ardından Suriyeli generaller, “PYD’nin görevi bitti emanet ettiğimiz toprakları geri alacağız” demeçleri basına yansımaya başladı ve derken bunları yeni gelişmeler izledi.

Rusya arabuluculuğunda kısa süre önce yapılan ve Suriye rejimi ile Rojavalı Kürtlerden “TEV-DEM ile Kürt Ulusal Konseyin”de temsil edildiği toplantı da Şam yönetiminin:

“Ülkedeki Kürtlere desteğini, Kürtlerin bir sonraki seçimde Esad’ı desteklemesi koşuluna bağlaması”; “Kürt temsilcilerden, federal sistem talebinden vazgeçmelerini ve bütün hükümet binalarına Suriye bayrağı asmalarını” istemesi ve “ülkedeki Kürt fraksiyonlarının tümünün müzakerelere katılması gerektiği” mesajlarını iletmesi (Rudaw) hayra alamet değil.

PYD yönetimindeki Rojava’nın da, daha önce “Rojava ve Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi” olarak ilan edilen federasyon isimlendirmesindeki Rojava adının çıkarılarak adının “Kuzey Suriye Federasyonu” yapılması ise bir diğer ilginç gelişme!

V - Dolayısıyla özetlediğimiz gelişmelerin yaşandığı süreçte UK çağrı ve tartışmalarının yeniden yoğunluk kazanmasını önemsiyoruz. ÖSP olarak biz UK’nin yaratılmasını her daim savunduk özellikle günümüz koşullarında öneminin propagandasını yaptık yapıyoruz. Kaldı ki Kürt siyasetinde UK gerekliliği ve tartışmaları yeni de değil 30 yılı aşkın bir geçmişi arkalamaktadır. Yeni olan UK gerekliliğinin mevcut koşullarda daha bir önem kazanmasıdır. Bütün bunlar iyi de, “UK yaratalım” tartışma ve çağrılarına, bilinen eski sorunlara gerek parçalarda gerekse parçalar arasında tırmanan iç siyasal gerilimin eklendiğini görmekteyiz. Ki bu durum UK’nin yaratılmasını tehlikeye attığı gibi halkımızın ve kazanımlarının geleceği açısından da büyük riskler içermektedir!

Söz konusu sorun ve siyasal gerilimin ana hatları nelerdir ve UK’nin yaratılmasında tümüyle aşılmaları mümkün olmasa bile en azından engel olmaktan çıkarmak için hangi ön adımlar geliştirilmelidir? Kısaca bunlara değinmekte yarar vardır.

Öncelikle; günümüzde UK çağrılarını ısrarla yapanlar başta olmak üzere hepimizin bugüne kadar UK’nin neden gerçekleşmediğinin üzerinde düşünmemiz gerekiyor. 2013’te UK adımları futbol tabiriyle neden direkten döndü? Belirtmek istediğim, yapılan çağrılar geçmiş deneyimlerin ışığında ve farklı görüş, öneri ile eleştirilerin süzgecinden geçirmelidir.

İkincisi; hangi parti veya kurum olursa olsun ve ne kadar güçlü bulunursa bulunsun hiç kimse halkımızın UKTH dışında UK’ye ön şart ileri sürmemelidir. UK’nin yapısı, program ve tüzüğü (işleyişi), delege yapısının dağılımı olarak bileşeni hakkında UK’ye ön koşul dayatmak UK’yi istememekle eşdeğerdir.

Üçüncüsü; her kim ki “ortak ulusal çıkar, ulusal çıkar” diye vaaz verip, pratikte parti çıkarlarını halkın ulusal çıkarları önüne koyarsa, onca çağrılarının UK’nin gerçekleşmesine hizmet etmeyeceğini bilmelidir. Bu nedenle çağrı yapanlar başta olmak üzere herkes ulusal çıkarları birkaç adım parti çıkarlarının önüne koyabilmelidir.

Dördüncüsü; Kürdistan parçalarında özellikle de Kuzey ve Rojava’da kalıcı ulusal ittifaklar az çok yaratılmadan, parçalar üstü ulusal ittifak olarak UK kurulamaz, kurulsa bile hızla parçalarda ulusal ittifakın yaratılmasına katkıda bulunamazsa kalıcı olarak ayakta kalması çok zor olur. Rojava’da TEV-DEM ile ENKS arasındaki meseleler az çok aşılmadan Rojava’nın UK’de temsili bile sorun olacaktır. Bu açıdan UK çağrıları yapanlar öncelikle kendi dışındaki Kürdistani partilere dost, demokratik yaklaşımı geliştirmeyi esas almalıdır.

Beşincisi; UK çağrıları eşliğinde, Şengal üzerinde son haftalarda yaratılan tehlikeli gerilim en azından taraflar arasında barışçıl demokratik zeminde sürdürülebilir düzeye çekilmelidir. Yoksa Şengal üzerinde basına da yansıyan gerilim sürürken UK nasıl toplanacak? Elbette UK’nin yaratılması tam da Şengal vb sorunların çözümü için önem kazanıyor ama UK’nin ön koşulu olarak Şengal meselesinin askeri seçeneği dışlayan bir siyasal çözüm zeminine çekilmesi gerekir.

Dün Şengal’in uğradığı IŞİD işgali sırasında, işgale karşı savaşarak tarihe not düşen HPG ve YPG’nin, Şengal’in parçalanmış Kürdistan gerçeğinde Güneyin bir parçası olarak görüp buna uygun Güney’in yetkilileriyle siyasal çözümü hızla üretmeleri önemlidir. Bu açıdan Murat Karayılan’ın;

“Biz de Kürt halkının içteki ve dıştaki tüm sorunlarını diyaloglar ile aşmasından yanayız. Bu sorunlar aşılmasa bile, mutlaka bir platform, ortak çatı kurmak zorundayız… Zaten aramızda bir görüşme durumu söz konusudur. Biz aramızdaki bu tartışmaların sonuçlanmasıyla birlikte HPG olarak güçlerimizi çekeceğimizi zaten kendilerine açıkça söylemişiz. Bunu ilk defa burada açıklıyorum. Buna rağmen, sayın Neçîrvan’ın neden böyle bir üslupla konuştuğunu bilemiyorum” (ANF 30.12.2016) açıklaması Şengal meselesinin diyalog yoluyla çözümü açısından önemsenmelidir.

Altıncısı; parçalanmış Kürdistan’ın tarihsel trajedisini oluşturan koşulların basıncıyla, “düşmanımın düşmanı dostumdur” siyasetini izleyen partilerimizin, sömürgeci devletlerin Kürdistan siyaseti içerisindeki ellerini az çok ama mutlaka zayıflatmaları gerekiyor. Haydi deyince ve parçalanmış Kürdistan gerçeği devam ettikçe sömürgeci ellerin iç siyasimizdeki varlığı tümüyle ortadan kaldırılamaz ama UK yolunda asgariye çekilebilir. Bunun için çaba harcanmalıdır.

Yedincisi; UK hedefinde sürdürülebilir bir zemine çekmemiz gereken diğer bir meselemiz siyasetimizin küresel Doğu-Batı güç merkezleri eksenindeki ayrışmasıdır. Bu da realitemizdir ve yakın vade de tümüyle ortadan kaldırılamaz ama UK içerisinde taşınabilir bir ayrılık haline getirilebilinir. Kısacası günümüzün realitesi olan Kürt siyasetinin Doğu ile Batı eksenindeki ayrışması da, UK içerisinde sürdürülebilir düzeye çekilmesi için çaba harcanmalıdır.

Sekizincisi ve önemlisi; devlet-devletsizlik savunusu gibi köklü konsept farklılığı UKTH savunusu temelinde aşılmadan, somutta Güney Kürdistan’ın önüne koyduğu bağımsızlığa destek verilmeden, en azından Güneyin bağımsızlığına karşı durmaktan vazgeçmeden… UK çağrıları karşılık bulmaz ve parçaları kapsayacak ulusal strateji belirlenemez.

Sonuç olarak; elbette bu meseleler tümüyle aşılsın o zaman UK toplanabilir demiyoruz. Parçalanmış Kürdistan ve sınıflı Kürt toplum gerçeği nedeniyle partiler arasında birçok farklılıklar olacaktır yoksa zaten ayrı parti olmazlardı. Altını çizmek istediğimiz, bu meseleler birlikte iş yapılabilir seviyeye çekilmeden UK toplanamaz, toplanırsa bile yarı yolda kalır. Bu nedenle UK çağrısı yapanlar, özetlediğim sorunları partiler arası birlikte iş yapmanın engelleri olmaktan çıkarabilmeli. Dilerim bu meseleler aşılır UK’de yol alınır ve 2017, Güneyin bağımsızlık, Rojava’nın federasyon diğer parçaların ulusal özgürlüğü yolunda yeni hamle yılı olur. 30.12.2016 canbegyekbun@hotmail.com

Facebook Yorumları

reklam
1.1.2017
Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!
1.12.2016
Castro sonrası Küba’nın geleceği
28.11.2016
Herkesin kafasındaki soru; AKP ve Erdoğan’ın geleceği!
25.11.2016
Halka hizmet kurumu belediyeleri; halka karşı zırhlı araçlarla korumak!
11.11.2016
Türkiyelileşme hedefi çöktü! çözüm için Türkler, Kürdistanileşmelidir!
20.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
14.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
2.10.2016
Êzidi Kenti Şengal’e Statü ve İki Parçanın Stratejik Derinliği
25.9.2016
Diyarbakır öfkeli ve Diyarbakır şimdilik suskun!
15.9.2016
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Kemalizm ve Kürtler (1922’de Kürtlere otonomi verildi mi) ...
28.8.2016
Kürdistan’ın dar koridoru Rojava’da ağırlaşan küresel hesaplaşma!
21.8.2016
“Eksen kayması” tartışmasında, ayrıştıran-birleştiren temel unsur: Kürdistan
9.8.2016
Yenikapı’da kime karşı “Milli Birlik”? Sina...
31.7.2016
Darbe girişimi, Musul Operasyonu, Rojava ilişkisi ve ABD! ...
22.7.2016
Asker merkezli devletten, polis merkezli devlete geçiş!
13.7.2016
Sur’daki yıkım nedeniyle, UNESCO Toplantısı Protesto edilmeli!
6.7.2016
Kürdistan siyasetinde dalgakıran olarak İran’a dikkat!
27.6.2016
“Yaşasın Bağımsız Birleşik Krallık”! Peki ya “Kürdün Devletsizliği”!
23.6.2016
Siyasal çözüm arayışları mı yoksa savaşa yeni bir mola ihtiyacı mı?
16.6.2016
Fransa işçi direnişinin temelinde ne yatıyor?
3.6.2016
REJİM DEMOKRATİKTİ, SONRA MI “OTORİTER”LEŞTİ!
28.5.2016
KESK’in şiarı; savaşa son halkımın iradesine dokunma olmalıydı
25.5.2016
SON İKİ YÜZYILDA KAPİTALİST UYGARLIĞIN SOSYAL YÜZÜ!
23.5.2016
Mecliste Kürde karşı “Kutsal” ırkçı ittifak sahnede!
17.5.2016
Kentlerde bomba yüklü araçlı eylem üzerinde bir kez daha düşünülmeli!
11.5.2016
KUZEYİN SUYU-GÜNEY’İN PETROLÜ YA DA KÜRDİSTAN JEOPOLİTİĞİ
26.4.2016
DOKUNULMAZLIKTA SÖYLEM GENEL İCRAAT ÖZEL; KÜRT VEKİLLER!
21.4.2016
Amed’ten sosyal/siyasal manzaralar!
7.4.2016
Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar, Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürdistan meselesi!
28.3.2016
Zarrab’ın yakalanmasının Türkiye iç ve bölge siyasetine yansımaları
20.3.2016
Sur’da yıkıntılar kaldırılırken, Bağlar yıkılıyor!
15.3.2016
Tanklar Gever’e ulaşırken Kürt ulusal hareketinin pozisyonu!
29.2.2016
Taş çatlatan sessizliğin, Mart eylemliliği ile aşılması için…!
24.2.2016
Dünya ana dil gününde, ana diliyle konuşamamak!
17.2.2016
Batı ile Doğu bloğunun savaşı; Sykes-Picot alanı ile sınırlı değil!
25.1.2016
Davos’ta Toplanan DEF’nun Tepesindeki Demokles’in Kılıcı!
14.1.2016
Ayyşe öğretmen olayı; faşizme şapka çıkartan Doğu Despotizmi! ...
10.1.2016
Çözüm-çözümsüzlük ikileminde bir Çağrı!
1.1.2016
DTK ve HDP’ye yapılan linç kampanyasına hayır!
30.12.2015
Cizre-Silopi’deki Hendekler Üzerinden Kandil ve Rojava da mı Hedef Alınıyor?
21.12.2015
KÜRDİSTAN’DA, BUGÜN İYİ Kİ ÖSP VAR!
18.12.2015
Irak-Suriye Üzerinde Egemenlik Savaşları ve Bağımsız Kürdistan!
6.12.2015
TÜRKİYE, RUSYA’NIN KAFKASYA SİYASETİNİ KÜRDİSTAN’DA MI İZLEMEK İSTİYOR?
4.12.2015
Bu kez Amed kuşatma altında!
24.11.2015
Kapitalistlerin, kapitalizm eleştirisi ve sosyalist alternatif!
18.11.2015
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Olağan II. Genel Kongresi sonuçlandı!
3.11.2015
1 Kasım seçim sonuçları ne diyor?
24.10.2015
Kürdistan’da, bölgesel çelişkilerle sarmalanarak ağırlaşan iç siyasal KRİZ!
16.10.2015
AKP, bu kan gölü üzerinde artık iktidar olamaz!
23.9.2015
Suriye üzerinden kızışan egemenlik hesaplar ve Kürdistan!
15.9.2015
FET’EL HUMANİTE (KOMÜNİST BAYRAMI!)
10.9.2015
Dayatılan savaşa yanıt: Sivil itaatsizlik temelinde geliştirilmeli!
4.9.2015
Hay “Hıristiyan Köklerini”z Batsın!
1.9.2015
Görev ve sorumluluk adamı iki yoldaş: Tuncay Atmaca ve Devrimci Ali!
27.8.2015
“Buyurun Cenaze Namazına!”
24.8.2015
“Barzanisiz olmaz” demek kadar “Barzani’ye hayır” demek de yanlış!
15.8.2015
Barış ve çözümün engeli: Milli ve siyasal çıkarlar!
11.8.2015
Eğer devletin gücü, cesareti varsa Kürde DEMOKRATİK YÜZÜNÜ göstersin!
7.8.2015
Suçlu kim? Akdeniz’de yine göçmen faciası …!
6.8.2015
Kürt Petrol Hattının Bombalanmasının Açığa Çıkarttığı Meseleler!
29.7.2015
ABD ile Türkiye Anlaşması...
26.7.2015
Kürdistan parçaları arasında Güvenlik duvarları, çözümsüzlüğü derinleştirir!
23.7.2015
Kobanê, Suruç; Büyük Olayların Yaşandığı Küçük Kentler!
8.7.2015
Türkiye’nin jeopolitik tehdit algısı; Kürdistan!
15.6.2015
HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI-II: KÜRT HALKININ MESAJI!
9.6.2015
7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP!
20.5.2015
Metal İşçilerinin Direnişi, İşçi Sınıfına Moral Verecektir
14.5.2015
Güney Bağımsızlığa Destek Ararken, İkinci Lozan İle Yüzleşmemeli!
8.5.2015
Siyahlar, ABD’de Bakan, Başkan Olabilirler Ama Siyah Olarak Değil!
30.4.2015
Kürtler Adına Özür Dilemeye İtiraz Edenler Bazı Soruları Yanıtlamak Durumundalar!
26.4.2015
Ermeni soykırımının 100. yıldönümü ve Kürt siyaseti!
23.4.2015
Kilitli Gemi Mahzeninde, “Kafesteki fareler gibi can verdiler…
13.4.2015
Avrasya’da savaşın değişen ağırlık merkezleri ve Yemen!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.