Sezin ÖNEY



Bookmark and Share

Erken seçim şartları oluşurken


13.2.2018 - Bu Yazı 1861 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 3-4 Şubat'taki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kurultayı'nın, Türk siyasi tarihinde geriye bıraktığı en önemli iz, 15 Temmuz 2018'de gerçekleşecek bir erken seçimi tetiklemesi olmuş olabilir.


"Parti içi demokrasi" başka bir şey, karışıklık başka birşey. "Mükerrer oy" tartışmalarının, CHP tabanı ötesinde, 16 Nisan 2017 Referandumu'nun tüm "Hayır" oyu verenlerin belleğinde yer eden travmayı, gayet nahoş biçimde canlandırdığı açık. Siyaset psikolojisi açısından, böyle bir tartışmanın gerçekleşmiş olması dahi büyük bir hata. 

Bunun ötesinde CHP, (2011'den bugüne gelen ama aslında çok çok daha öncelere de yayılan) temel yaşamsal sorunlarını çözmemiş olmanın, bu sorunlarla yüzleşmemiş olmanın, kendisini müthiş bir sıkışmışlığa hapsetmesine tanık oluyor. Hep halının altına süprülmüş sorunlar depreşince de, "ana muhalefet partisi olarak, kendi içinde de ana muhalefetlere sahip olmak" gibi bir gerçek krizle karşı karşıya kalıyor.

Bana kalırsa: erken seçim için koşullar oluştu çünkü muhalefette, sürpriz yok. Hattâ, nabız da yok.

Türkiye, giderek 2012-2016 arası Rusya'daki politik manzaraya benzeyen bir siyasi satha doğru ilerliyor.

Nedir bu satıh? İktidar partisi, genel seçimlerde yüzde 50 üzerini yakayabilirken, muhalefet partileri 10'lu rakamlarda birbirleri ardına sıralanıyorlar. 

Hattâ, Türkiye'de şu an, 2014 Rusyası'na benzer bir siyasi düzlem de şekilleniyor. O sene, Kremlin'in, Ukrayna'da Donbass'a askerî müdahalesi ve Kırım'ı Rusya topraklarına katması ile şekillenen, milliyetçi ve savaşın eleştirilmesine kesinkes tahammülsüz bir siyasi atmosfer söz konusuydu. Bugünkü Afrin-Zeytin Dalı Harekâtı atmosferini anımsattı mı?

"10'lu rakamlardaki muhalefet" olasılığına bakalım:

CHP'de bir süredir, sessiz sedasız bir kan kaybı var. Beş puanlık bir kayıptan bahsediyoruz: Partinin toplam oy havuzunun yüzde 20'sinden. Oy kayışı da, İYİ Parti'ye doğru gerçekleşiyor. Benzer şekilde, Milliyetçi Hareket Partisi'nden de (MHP), İyi Parti'ye doğru bir kayış gözüküyor.

Ben, Metropoll Araştırma'nın, "Türkiye'nin Nabzı" araştırması verileri üzerinden, Ocak 2018 itibariyle benim gözüme gözüken siyasi topoğrafyayı betimliyorum. Ve bu politik şekillenme de, bugün seçim olsa, dört partili bir Meclis tablosuna işaret ediyor: Adalet ve Kalkınma Partisi (içine atılmış Milliyetçi Hareket Partisi "şekeri" erimiş olarak), Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi ve İYİ Parti.

Parti tercihleri sorulduğunda, kararsızların "yüksek profili" dikkat çekici. Kararsızlar dağıtıldığında ise, Kasım 2015 seçimleriyle bugünün farkı, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oyunu korurken, CHP ve MHP'de ciddi düşüşler yaşanmakta olduğu. Diğer bir dikkat çekici husus, Halkların Demokratik Partisi ve İYİ Parti'nin ise, (yüzde 10 kuralı dursa bile) baraj sorunu yaşamayacak gibi gözükmeleri.

İYİ Parti'nin başarısından veya büyük bir çıkış ivmesi yakalamış olmasından ziyade, CHP ve MHP'deki iç sıkışmaların tezahürü. Her iki partide de, farklı sebeplerle, "esmiyor": esmeyen de şey de liderlik rüzgârı veya hattâ esintisi-meltemi.

Ve Türkiye'de "liderlik", partinin kadrolarının, programının, teşkilatlarının ne ve nasıl olduğundan çok çok daha önemli bir belirleyici etken.

Tekrar ediyorum: Türkiye'de bir partinin oy potansiyelini belirleyen birinci faktör, liderlik.

Türkiye'nin siyasî tarihi geneli boyunca, "liderliğin" böyle kilit bir önemi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, dünya genelinde de, "popülist bir sapma" yaşandığı bu dönemde, Türkiye'de "lider figürü", "karizmatik liderlik" her şeyin daha da önüne geçen bir politik etken olarak karşımıza çıkıyor.

Sistem de buna göre şekillendiriliyor ve aynı zamanda da, sistem kendi kendini de "lider odaklı" şekillendiriyor – tek taraflı bir durum da söz konusu değil yani. Diğer bir deyişle, "başkanlık sistemine geçiş" süreci ötesinde, seçmen beklentileri ve yönelimleri de, giderek artan boyutta "lider odaklı" hâle geliyor.

"Karizmatik liderlik" konusu, popülizm çerçevesinde, neredeyse 15 yıldır üzerine okuyup çalıştığım bir alan. Bu konu, aslında, hayatımızda liderlerin giderek artan etkisine bakılırsa, çok da eksik çalışılmış bir  alan. 21. yüzyıl itibariyle, liderliğin bu kadar önem kazanacağını açıkçası ben de tahmin etmezdim ve insanlık olarak bu "tercihimizi" de rasyonel olarak açıklayabilsem de, anlayamıyorum.

Türkiye için "ideal popülist karizmatik lider" tiplemesinin "yemek tarifi" gibi içermesi gereken "malzemelerini," dikkat edilmesi gereken "püf noktalarını" saymak da mümkün.

-Belagatı güçlü, yani ağzı laf yapan;

-Açık sözlü (her ne söylüyorsa, bodoslama dile getiren);

-Söylediğini dinleten, güçlü ve kararlı (hattâ güçlülük ve kararlılık algısını etrafına saçan);

-Duygusal (hattâ duygudan duyguya geçen ve karşısındakine de bu duyguları yaşatan);

-Erkek enerjisi yüksek;

 -Öncü;

-"Yapan"... (Veya öyle gözüken).

Evet; kadın liderler için de (maalesef) geçerli olan bu: "erkek gibi olmak". Bu tipleme benim onayladığım bir tipleme değil; ama şu an geçerli olan bu...

Bir kültür, hiçbir zaman belli kodlamalara mahkûm değildir ve elbette kırılma, dönüşüm noktaları yaşanır, gerçekleşir. Ancak, bugünkü gerçekliğimiz tam da böyle bir "liderlik" iklimine denk düşüyor.  

İronik biçimde, Selahattin Demirtaş ve Recep Tayyip Erdoğan, 2014-2015 döneminde pozitif-negatif zıt kutuplar olarak, liderlik bakımından "tez" ve "anti-tez" oluşturuyorlardı: o döneme, liderler perspektifinden, bir de bu gözle bakmakta yarar var.

CHP Kurultayı'nda Muharrem İnce'nin "tribünlerde yarattığı" coşkuyu da, "karizmatik lider" kodlamamız çerçevesinde okumak lazım. İlginç şekilde, yarattığı pozitif-negatif elektriklenme açısından, CHP İstanbul İl Başkanı seçilen Canan Kaftancıoğlu da "erkek enerjili" ve "bodoslama" bir tipleme çiziyordu. Ve tabii kutuplaştırıcı...

Kutuplaşmadan şikâyet ediyor olabiliriz: ama toplumsal olarak, bu kutuplaşma ortamı var oldukça da, savrolduğumuz kutuplarda bizleri koruyacak liderlere ihtiyaç duyma güdümüz (doğal olarak) yükseliyor.

Evet; tuhaf ama gerçek: Türkiye'de, şu an bir lider için söylenebilecek en negatif şey, aslında şu: "iyi biri." Türkiye'de siyaseten,  sevme veya nefret etme duygularımızı harekete geçiren figürlere, lider olarak zaten zaafımız vardı.
Kutuplaşma da, bahsettiğim "sığınacak korunaklı liman arama" güdüsünü açığa çıkardı ve "maço," "pazularını konuşarak veya bir şekilde gösteren lider" arayışını güçlendirdi.

İYİ Parti'nin pek de bir şey yapmadan ve fazla ortada olmadan sadece Meral Akşener figürü ile yükselebilmesi, CHP'de hem İnce hem de Kaftancıoğlu (ve hattâ Selin Sayek Böke) gündemleri, Türkiye muhalefetinin, hava gibi su gibi "lider" ihtiyacı içinde olduğunu gösteriyor.

CHP açısından bu talep askıda kaldığına (ama sürekli alevlenerek kendini ortaya koyduğuna göre), yüzde 20 civarı seyreden oy seviyesinin, yazın yapılacak bir seçimde, bana kalırsa, yüzde 19 bandına düşmesi mümkün.
Metropoll'den Özer Sencar'a soruyoruz: "Yazlıkçı seçmen" dediğimiz kitle nasıl bir oy potansiyeline sahip?

İki milyon kişilik bir kitleden bahsediyoruz.

"Yazlıkçı seçmenin" katılımının olmadığı durumda, CHP için yüzde 20 "maksimum" bir seviye olur.

"Adalet Yürüyüşü"nün "duruvermesinin" yarattığı boşluğa düşüş de göz önüne alınca, CHP'nin tabanını firesiz olarak sandığa mobilize etmesi, bana çok zor gözüküyor.

2018'in bu ilk çeyreğinde, Afrin ve ötesinde, Suriye'de ve genel olarak da uluslararası ilişkilerinde bir kriz yaşamazsa, Türkiye için 15 Temmuz 2018 genel seçim tarihi olabilir, çünkü muhalefetin "10'lu rakamlara" inmesi, iktidar için cezbedici bir ortam oluşturmakta.

Seçim sürecine giderken de, OHÂL'in kısm olarak kaldırılması mümkün. 1 Şubat tarihli şu haber de, bu kısmî kaldırmanın işaret fişeği gibiydi:

"OHÂL kapsamında KHK'lerle yasal düzenleme sınırlandırılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Meclis kaynakları, ihraç ya da göreve iade gibi tedbir kararnameleri dışında yasal düzenleme gerektiren KHK çıkarılmayacağını belirtti. Yasa, OHÂL ilan edilen konu dışında KHK çıkarılamayacağını belirtmesine rağmen, kar lastiğinden taşeron işçilere kadro verilmesine kadar pek çok alanda KHK çıkarıldı.

AKP kaynaklarına göre, FETÖ ile mücadele kapsamında ihraç ve iade gibi tedbir kararnamelerinin yanı sıra hızla karar alma ve uygulama amacıyla çıkarılan, yasama alanına giren konularla ilgili gerekli düzenlemeler tamamlandı. Bu nedenle yasal hükümler getiren KHK'lere artık gerek duyulmadığı kaydedilirken, yine de ihraç ve iade gibi tedbir kararnamelerinin çıkarılabileceği söyleniyor.

Bu arada 15 Temmuz sonrasında ihraçların yanı sıra yasal değişiklik gerektiren ihtiyaçlarını da KHK'ler çerçevesinde gideren kurumların bu alanda çalışan bürokratlarına da sözlü olarak ‘Yasama KHK'si çıkarılmayacak. İhtiyaçlarınız varsa 'tasarı taslağı' olarak hazırlık yapın’ talimatı ulaştı."

OHÂL'ın kısmî kaldırılması, bölgesel olarak (12 Eylül sonrası dönemde olduğu gibi) kalması anlamına da gelebilir.

6 aylık bir "es'in", demokratikleşme sürecinin başlangıcı olacağını söylemek de zor. Asıl "2019 maratonu" da, genel seçimler ertesi, çok daha baskın biçimde de başlayabilir.

Zaten, başka bir "seçim alâmeti" daha var ve bu da pek "özgürlükçü"  bir alâmet değil.

Şu haber herhalde dikkatinizi çekmiştir:

"Meclis’e sunulan yeni torba yasa tasarısıyla, internette düzenli olarak yapılan her tür ses ve görüntü yayını için lisans almak gerekecek, RTÜK’ün denetimine tabi olunacak. Hükümet, hoşuna gitmeyen yayını mahkeme kararıyla sonlandırabilecek."

Haberi, biraz detayıyla okuyalım:

"Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre hükümet, 2019 seçimlerine giderken internet üzerinden yapılan televizyon ve radyo yayınları için geniş bir sansür uygulamasına hazırlanıyor.

Konuyla ilgili Meclis’e sunulan 2 Şubat tarihli torba yasa tasarısında, yurtdışından ve yurtiçinden Türkçe olan veya olmayan, internet ortamında düzenli olarak yapılan tüm sesli ve görüntülü yayınlar Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) ağır denetim kurallarına tabi olacak.

İnternet yayınları için önce yayın lisansı alınacak. Lisans almak için yüklü miktarda ücretin yanı sıra, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Emniyet’in güvenlik soruşturmasından geçmek gerekecek. Lisans ile izin verilmiş internet yayınları, RTÜK tarafından içerik denetimine tabi tutulacak. Denetimden geçemeyen yayının lisansı iptal edilebilecek, içeriklerin ayıklanması veya erişim engelleme kararı alınabilecek, alınan kararlar sulh ceza hâkimlikleri kararıyla uygulanacak."

Demek ki, genel seçimlere doğru, fiilî ekran yasağının internet üzerinden delinmesi söz konusu olmayacak, gündem gayet rahat kontrol edilebilecek, milletvekili adayları akıllarına estiği gibi yayın yapamayacak. Şu an için bile izin için başvurulsa ve yüksek meblağlar çıkarılsa, bu izni kim nasıl alabilir?

Yaklaşan seçimin kampanya stratejileri bile açık ve net ortada göz kırpıyor: ana muhalefeti, "terörle" özdeşleştirerek, iyice küçümsemek, aşağılamak ve hattâ adaylarını "toplumsal tepkiyle" sokağa çıkamaz hale getirmek. 

Eğer bu seçimler gerçekleştirse ve bugünkü siyasi manzara sandığa taşınırsa, çok da ironik bir durum söz konusu olacak gibi gözüküyor: "eski Türkiye siyasetinin" (Erdoğan öncesi dönemin) son partileri olan Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi, "geride kalma" travmasıyla yüzleşmek durumunda kalacaklar. Bu durum, "Yeni Türkiye" ve Adalet ve Kalkınma Partisi için ne anlama gelir şu an öngörmek mümkün değil ancak, Recep Tayyip Erdoğan, gerçekten de "Eski Türkiye"yi bitirmiş olacak. Bu durum, kim için ne için ne manaya gelir, ne sonuçlar doğurur bilemiyoruz. Çünkü tarihin deneysel bir alanına geçiyoruz: bir tür laboratuar deneyinin içinde gibiyiz-siyasî, sosyal, ekonomik olarak.

Ne çıkarsa, ya çıkarsa gibi hâller. Bugün için erken seçim şartları oluşuyor; ama yarın?
 
  

Facebook Yorumları

reklam
13.2.2018
Erken seçim şartları oluşurken
3.2.2018
Görünmez davalar: Lice Davası
31.1.2018
Boğazın suları çekildiğinde
3.1.2018
Ahmet Şık: Kusurlarımızı gördüğümüz bir ayna
18.12.2017
Türk-Amerikan ilişkilerinde 'ters etki'nin adı: Brett McGurk
7.12.2017
'Milli irade' artık temsil edilmezken
5.12.2017
Kendi gönlünün efendisi düzenbaz bir hedonist
23.11.2017
Ne eşek ne zebra
18.11.2017
Ahmet Kaya ve Tahir Elçi: Aynı kaderin iki sürgünü
11.11.2017
Tahir Elçi'den "terörist" çıkartan karanlık
9.10.2017
Hayatımda tanık olduğum en korkunç kare
3.10.2017
Katalonya'da "her şeye rağmen" referandum
27.9.2017
Türkiye'nin En Mutsuz İnsanları ve Sessiz Lorke
23.9.2017
Güzel Ana
21.9.2017
Almanya 'İçişleri' Olurken, Kürtler Oldu 'Dışişleri'
13.9.2017
'Son savaşın baş aktörleri' şimdi Türkiye'de
12.9.2017
İşte ‘’Düz Dünya Tezinin" ilham kaynağı
4.9.2017
Dünya bize bir komplo
30.8.2017
"Türkçe Kürt medyasını" bitirmek
22.8.2017
Büyük Amerikan tutulması
3.8.2017
Hürriyet, Uhuvvet, Müsavat'tan Harikalar Dünyasına
30.7.2017
"Abdullah örgütünden" "Kıymalı kaşarlı terör örgütüne"
15.7.2017
Darbe kabusunun bir yılı
9.7.2017
"Yürümek" gerçek oldu
24.6.2017
'Terörist' asker mi olacak?
5.6.2017
Kaçış psikolojisi
24.5.2017
Modern mübâdele
14.5.2017
Buruk bir anneler günü
7.5.2017
İki çocuk, iki Hoca
6.5.2017
Mahalle’de son nokta
27.4.2017
Barış’ı öldürmek
24.4.2017
Her 'devrim' kendi çocuklarını yer önce
18.4.2017
Türbülans
16.4.2017
Patlama noktası
14.4.2017
Sürpriz: Perde indiğinde…
9.4.2017
Sandıktaki pusucular
5.4.2017
Kürdistan kurulurken…
3.4.2017
Karmakarışık
1.4.2017
Aslında referandumun sonucu belli
27.3.2017
16 Nisan’ın Kara Kuğusu
21.3.2017
Sistem değişikliği için yüzde kaç destek gerekir?
19.3.2017
Buharlaşan Kürt Sorunu
15.3.2017
Referandum Geçici, Ya İzleri?
8.3.2017
16 Nisan “Tarihin Sonu” mu?
6.3.2017
“Halkların kardeşliğinden”, “Petrol kardeşliğine”…
3.3.2017
Yeni bir Kürt Açılımı mı?
27.2.2017
Sinema dünyasının Trump ile imtihanı
23.2.2017
Bulutlar nereye gider?
20.2.2017
Yüzde 50 ve Yüzde 50
16.2.2017
“Kutlu Zafer İkrȃmı” ve “Evet” Kampanyası
14.2.2017
Referandumun suskunları: Kapısı kapalılar, tercih saklayanlar
12.2.2017
Yavaş çekim Bosna
11.2.2017
Sandığa gitmek veya gitmemek: İşte bütün mesele bu
8.2.2017
“Evet”in sağlam iradesine karşılık, “Hayır”ın dip dalgası
1.2.2017
Trump ve “Müslüman Yasağı”: Ne oldu, ne olabilir?
27.1.2017
Rüyalar ve riyalar...
23.1.2017
Darbeler ve başkanlık sistemi
2.1.2017
Annus Horribilis'ten Annus Mirabilis'e?
25.11.2016
Yürüyüp Giden Sevgi
2.11.2016
Kolombiya: Neden ve Nasıl Barış? (II)
31.10.2016
Kolombiya: Neden ve Nasıl Barış? (II)
14.10.2016
Macaristan’ın en büyük gazetesi neden kapatıldı?
25.9.2016
600. Cumartesi: Akıntıya Karşı Zarifçe Kürek Çekenlerin Günü
8.9.2016
Kolombiya: Neden ve Nasıl Barış? (I)
6.8.2016
15 Temmuz Sonrası Türkiye’nin Yeni “Normal”i
22.7.2016
15 Temmuz Darbe Girişimi
13.7.2016
Japonya’da devrim?
11.7.2016
Srebrenica’da cenaze
7.7.2016
‘Yeni Türkiye’nin eskileri
4.7.2016
Bangladeşleşmek
2.7.2016
Zehirli çiçek açtı: IŞİD tehlikesi algılanabiliyor mu?
29.6.2016
Rusya ve İsrail’de keskin dönüşe şaşmalı mıyız?
27.6.2016
Beyaz gömleklerin hikmeti: Kolombiya, baldıran zehiri İçmedi, ama kurbağayı yuttu
26.6.2016
Ankara’nın kurduğu yeni devlet
25.6.2016
Ankara’nın kurduğu yeni devlet
22.6.2016
Roma’nın genç ve kadın ‘fatihi’
21.6.2016
Aşırı sağın zorbaları
18.6.2016
21. yüzyıl modeli "mübadele" ve "tehcir": Siz gidin, onlar gelsin
16.6.2016
Türkiye Nereye?: Merkez yok edilmişken, gençlerin haklı isyanı
15.6.2016
Pentagon Belgeleri ve ABD’nin Davutoğlu’su
13.6.2016
Brexitmek veya Brexitmemek: İşte bütün mesele bu
10.6.2016
Remilitarizasyon
8.6.2016
Roma’nın fatihi yolsuzluğa karşı
7.6.2016
Almanya’nın üst aklı
6.6.2016
Üç Boyutlu
1.6.2016
Bir anokrasi olarak Türkiye
30.5.2016
AB ile ilişkiler çökerken
29.5.2016
"Kafa nakline" doğru: Başkanlığa geçiş, sistemin ve toplumun ruhunu değiştirmek demek
26.5.2016
İnsansız İnsani Zirve
24.5.2016
Başkanlık sistemi devrede
23.5.2016
Kolombiya rotasını barışa çevirmişken…
21.5.2016
Gayrimilli duruş ve Askeri-Endüstriyel Blok
18.5.2016
Yas evinde düğün
17.5.2016
100 yaşında bir Sykes-Picot
15.5.2016
Kamuoyu ve MHP seçmeninin ezici çoğunluğu 'lider değişsin' diyor
11.5.2016
Panama Belgeleri’nin Türkleri
9.5.2016
Sadık bir Londra
8.5.2016
Faili meçhuller kapıya dayanmışken...
7.5.2016
Tarihin sabrı var, ya halkın?
5.5.2016
Belçika’dan bakınca Türkiye
3.5.2016
Temiz Eller ve Türkiye
28.4.2016
Birleşik bir Kıbrıs’a doğru
26.4.2016
Popülizmin Sonu
25.4.2016
Bir gün, bir ömür, kaç nesil?
21.4.2016
Pulitzer’e göre terör
19.4.2016
Enteresan zamanlar
18.4.2016
Siyasetin intiharı
9.4.2016
Kokteyl nüfuslar
2.4.2016
Hicret
31.3.2016
Avrupa Birliği'nin 'Faust'vari Anlaşması
25.3.2016
Kaderin Haziran düğümü
21.3.2016
AB-Türkiye Anlaşması, “anlaşılmazlarla” dolu
19.3.2016
"Örgütsüz terörist": Herkesi kapsayabilecek bir tanım
15.3.2016
Kürtlerle Kürtler Arasına “Sıhhi Hat”
12.3.2016
Türkiye-Avrupa Birliği mülteci zirvesinde gerçekten ne oldu?
7.3.2016
Kayyum, kayyım, kıyım...
5.3.2016
Yol ayrımında bir ülke
3.3.2016
Sağın Başkanlığa Çekimi/Çekilmesi
28.2.2016
Yeni devlet, klasik devlete karşı
25.2.2016
Veda
21.2.2016
Devletin cenazesi
18.2.2016
Armageddon/ Melhame-i Kübra
14.2.2016
İki kadın lider
12.2.2016
Tarihin laboratuarında
7.2.2016
‘Terörle Mücadele Master Planı’
4.2.2016
Sırp keskin nişancı meselesi
31.1.2016
Türkiye’nin nabzı
29.1.2016
Türkiye paradoksu
24.1.2016
Yine yeni seçim
16.1.2016
Karanlık Ankara koridorları
14.1.2016
Popülizmin ‘aydınlığı’
9.1.2016
Devleti korurken yok etmek
7.1.2016
Bizim Kürt meselemiz
2.1.2016
İyimser olalım mı…
31.12.2015
Sonlar ve başlangıçlar
27.12.2015
Barış mimarlıkları, Savaş müteahhitlikleri
24.12.2015
İç savaş
20.12.2015
Milliyetçiliğin yeniden kurgulandığı zaman
18.12.2015
Kürt Sorunu’nda Kıbrıslaşma
13.12.2015
Chavizmo dahi sona ererken
11.12.2015
Aşırı sağın ‘normalleşmesi’
6.12.2015
‘Stalingrad ruhunu’ çağıran Kremlin
3.12.2015
Elçi, cezasızlık, karanlık
1.12.2015
Tahir Elçi: Nesli tükenen kuşak ve son can damarları
29.11.2015
Medya popülizmi ve Tahir Elçi’ye saygı
28.11.2015
Rusya- Türkiye’nin Geleceğe Dönüşü
26.11.2015
Rusya, Türkiye, altüst oluş
21.11.2015
Türkiye’nin iki savaşının biri: IŞİD
19.11.2015
Batı-Doğu ikileminin Türkiye’deki fay hattı
14.11.2015
Silvan ve Hibrid Savaş
12.11.2015
1956 Sendromu
7.11.2015
Yeni dönem, yeni asker-sivil ilişkileri
5.11.2015
Neden
31.10.2015
Devlet olmak
29.10.2015
Birbirimizin Zebanisi…
24.10.2015
Bir avuç gökyüzü
23.10.2015
Korkuyu umutla yenmek
17.10.2015
İnsansız Hava Aracı
16.10.2015
Paramparça
9.10.2015
Neden Türkiye uçakları hedefte
3.10.2015
Yeni Dünya Savaşı
1.10.2015
Sosyal bilimlerin sonu
27.9.2015
Kolombiya’nın düşündürdükleri
25.9.2015
Mağdurlar hukuku
19.9.2015
Barış ve savaş bürokrasileri
17.9.2015
Barışan ve barışamayan süreçler
12.9.2015
Cizre/ Cizîre
10.9.2015
Son kum tanesi
5.9.2015
Kod adı Suriyeli
3.9.2015
Kıyamet yürüyüşü
30.8.2015
Ben û Sen
27.8.2015
Kürt Sorunu/ Pirsgreka kurd
22.8.2015
Barışı olmayan savaşa doğru
20.8.2015
Savaş hukuku
15.8.2015
14 yaşında AKP
13.8.2015
Ankara nasıl işliyor
8.8.2015
Drone Savaşı başladı
6.8.2015
Asker- sivil koalisyonu
2.8.2015
Rasyonel aktör
30.7.2015
Sebep ve sonuç
26.7.2015
Bölünmüş bir ev
23.7.2015
Büyük güven krizi
18.7.2015
Her şeyin kilidi
16.7.2015
Barışın engeli
12.7.2015
Algı yönetimi
9.7.2015
Srebrenica
4.7.2015
Asker- sivil ilişkileri
2.7.2015
Türkiye’nin kilidi
30.6.2015
Ankara’da gerçekten ne oluyor
27.6.2015
Üst akıl
25.6.2015
Ankara’nın kabul günleri
20.6.2015
Mesleki sınıra çekilmek
18.6.2015
Ankara’da son durum
13.6.2015
Ankara bildiğiniz gibi
11.6.2015
Ankara’dan bakınca gözüken
8.6.2015
Asıl demokrasi sınavı şimdi başlıyor
6.6.2015
7 Haziran seçimleri
4.6.2015
Kutuplaşmanın askerleri
30.5.2015
TIR
28.5.2015
Yolsuzluğa karşı İspanya
23.5.2015
Sandık, güven, demokrasi
21.5.2015
Sıradan vatandaşın seçim izlenimi
16.5.2015
Ölümcül karışım
16.5.2015
Popülist sistemin zaferi
9.5.2015
400
7.5.2015
Genetiği ile oynanmış medya
2.5.2015
Seçimden sonra
30.4.2015
Kalimerhaba
25.4.2015
Yas
23.4.2015
Auschwitz’in ağaran saçları
19.4.2015
Sulukule’de bir öğle vakti
16.4.2015
Entelektüelin sonu
9.4.2015
Listelerin düşündürdüğü
04.04.2015
Tetik ve medya
02.04.2015
Karanlık döneme giriş
26.03.2015
Seni sevmeyen ölsün SYRIZA
21.03.2015
Cassandra veya değil
19.03.2015
Kumarın kazananı
13.03.2015
Hakan Fidan ve Türkiye manzaraları
07.03.2015
Toksik ortam
28.02.2015
İfrat, hep ifrat
26.02.2015
Çocuk ya çocuk…
21.02.2015
Kurt Adam
19.02.2015
Karnaval
14.02.2015
Şehr-i yâr
12.02.2015
Kremlinoloji
07.02.2015
Sihirbaz
05.02.2015
Milletin temsilcisi
31.01.2015
Hipokrasi, ironi ve fail
30.01.2015
Saray’dan Saray’a fark
24.01.2015
Peynir ekmek gemileri: Rusya ve Türkiye
22.01.2015
Sembolik şiddet
17.01.2015
İslamcı popülizm
15.01.2015
Son faili meçhul: İnsan hakları
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
09.01.2015
Dönüm noktası
03.01.2015
Yeni Kürt Sorunu
01.01.2015
Tarihin deney sahasında
27.12.2014
Çocuklara/ Çocuklarla savaş
20.12.2014
‘Hükümet gibi adam’
18.12.2014
Paralel evren
13.12.2014
CIA Raporu ve Türkiye
11.12.2014
Süper lider gerçeğe karşı
06.12.2014
Polislerin askerleşmesi
04.12.2014
Rusya ve Türkiye
29.11.2014
IŞİD’in asıl tehdidi
27.11.2014
Sesi duyulmayanın dili
22.11.2014
Makas ayrılırken
20.11.2014
Rusya’da Yalan Dünya
15.11.2014
"Siyaset mühendisleri"
13.11.2014
Barışın engeli
08.11.2014
Tarihten kopuş
06.11.2014
2007’ye dönüş
01.11.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
30.10.2014
Faili olmayan suçlar
25.10.2014
Kassandra Sendromu
23.10.2014
İşimiz
18.10.2014
Ortak tehdidin böldükleri
16.10.2014
Savruluş
11.10.2014
Bosnalaşmak
09.10.2014
IŞİD darbesi
04.10.2014
Kaybetmek...
02.10.2014
Kobanê
27.09.2014
Medya çölü
25.09.2014
Gölgelerle savaş
20.09.2014
İskoçya sonrası
18.09.2014
Olmak veya olmamak...
13.09.2014
Drone savaşı kapıda
11.09.2014
Bağımsız İskoçya (?)
06.09.2014
'Popüler parazit'
04.09.2014
Bukalemun
30.08.2014
Bir avuç anı
28.08.2014
Bitmeyen 19. yüzyıl...
24.08.2014
IŞİD, Amberin, Ceyda...
21.08.2014
IŞİD Devleti
16.08.2014
Yeni Türkiye Partisi
14.08.2014
Seçimin galibi popülizm
09.08.2014
Beraber zaman
07.08.2014
Siyasetin sonu
02.08.2014
Stand up politika
31.07.2014
Viyana’yı aşmak
26.07.2014
EV...
24.07.2014
Dr. Jekyll ve Mr. Hyde
19.07.2014
Paradoks
17.07.2014
Yolsuzluğu yenen sır
12.07.2014
Azerbaycan 'modeli'...
10.07.2014
Yeni Avrupa Ukrayna
04.07.2014
İğneyle kuyu kazmak
03.07.2014
Eğer unutursak...
28.06.2014
Biraz da adalet konuşalım
26.06.2014
Tunus'tan Hong Kong'a demokrasi meseleleri
21.06.2014
Tapeler ve ülkeler
19.06.2014
İhsanoğlu...
14.06.2014
Türkiye’nin 11 Eylül’ü
12.06.2014
Onurlu barıştan kibirli savaşa
07.06.2014
Tiananmen
05.06.2014
Çarpıtan aynalar
31.05.2014
Podemos
29.05.2014
Avrupa’nın Truva atlar
24.05.2014
Kutuplaşmanın ‘karşılığı’
22.05.2014
İnsan saymayan kutuplaşma
17.05.2014
Zehrin çarkı
15.05.2014
Türkiye’nin Çernobil’i
10.05.2014
Onur
08.05.2014
Uzun demokrasi
04.05.2014
Faili meçhul geçmişin peşinde
02.05.2014
Halkın mı, devletin mi cumhurbaşkanı
24.04.2014
Karmaşık despot
19.04.2014
Sistem değişikliğine doğru
17.04.2014
Laclau’dan dersler
12.04.2014
Dalgakıran Mahkemesi
10.04.2014
Sandık mühendisliği
05.04.2014
‘AK-Erdoğanizm’
03.04.2014
Balkon cumhuriyeti
29.03.2014
Sandık
27.03.2014
31 Mart sabahı
22.03.2014
Gayet Açık
20.03.2014
Ses kayıtları ve seçimler
15.03.2014
Karanlıktan gelen kurşun
13.03.2014
‘Saatleri durdurun...’
08.03.2014
Bir varmış bir yokmuş...
06.03.2014
‘Sıcak denizler’
01.03.2014
Tarihin doğru yeri
27.02.2014
Gelecek
23.02.2014
Dip noktaya daha var
20.02.2014
Razgildyaistvo
15.02.2014
Gökkuşağı
13.02.2014
Zamansız hikâyeler
08.02.2014
Nefret çölünde, aşk
06.02.2014
Guernica, Roboski, Ali İsmail
01.02.2014
Caravaggio
30.01.2014
Hologram halk
25.01.2014
Yanlış soru yanlış cevap
23.01.2014
Türkiye’deki Suriye savaşı
18.01.2014
Gerçek altın
17.01.2014
Ne oldu
11.01.2014
Nereye
09.01.2014
Roboski ve askerleşen siviller
04.01.2014
‘Junk thought’ kumpas
02.01.2014
Tutarlılık meselesi
29.12.2013
Ayaz
26.12.2013
Komplonun İtalyancası
22.12.2013
Komploların ardındaki gerçek
19.12.2013
Gizli açık sır: Yolsuzluk
14.12.2013
Bir ülke, iki toplum
12.12.2013
Ak- Çay
07.12.2013
Son kahraman
05.12.2013
Avromeydan
30.11.2013
Baba...
28.11.2013
Normalleşmek
23.11.2013
Sebep değil, sonuç...
21.11.2013
Ayrı dünyaların insanları
16.11.2013
Popülika
14.11.2013
İstikamet popülizm
09.11.2013
İşlemeyen devlet
07.11.2013
İçimizdeki Finlandiya
02.11.2013
Gazetecinin gözleri
31.10.2013
Kader çarkı
26.10.2013
Statükocu reform
24.10.2013
Karagöz ile Hacivat
19.10.2013
Halkçı seçkinler
17.10.2013
Yeni Beyaz Türkler
12.10.2013
Türkiye’nin aşırı sağı
10.10.2013
Bir telefon...
05.10.2013
Politik dil
03.10.2013
Düşük yoğunluklu demokrasi
28.09.2013
Doğu-Batı aksında kırılma
26.09.2013
Birleşmiş Milletler ne yapar
21.09.2013
Utandırmak
19.09.2013
Faust
14.09.2013
Dikişsiz toplum
12.09.2013
Tahakküm
07.09.2013
Mağduriyet terörü
31.08.2013
İnce bir çizgi, bir uçurum
29.08.2013
Flódni ve 5774 yılı
24.08.2013
Geleceğe dönüş: Malazgirt-2071 vizyonu
17.08.2013
Rekabetçi otoriterlerin ‘adil oyun’ sorunu
15.08.2013
Rekabetçi otoriterlik
10.08.2013
Göçmen çiçekler ve çınarlar
08.08.2013
Jeanne d’Arc, Ergenekon, El Kaide
03.08.2013
Beyaz yalanlar
02.08.2013
Palavra ve Pravda
28.07.2013
Bugün ‘sözde’ kurşun
25.07.2013
Devlerin devleti
21.07.2013
Batı ve Doğu arasında ezilmek
19.07.2013
Kayıp giden ahlaki zemin
13.07.2013
Rayından çıkan dünya
11.07.2013
Adalet ve saygı
07.07.2013
Ceyda, Kürşat Bumin ve mesleğin ahlakı
04.07.2013
Medeni
02.07.2013
Hırvatistan: Avrupa Birliği üyesi olurken bardağın boş ve dolu tarafları
29.06.2013
‘Benim çünkü biziz’
27.06.2013
Özgür ve diğerleri
23.06.2013
Brezilya ve Türkiye; neden
20.06.2013
Rusyalaşmanın bedeli
15.06.2013
Rivolta! Gezi Ruhu
15.06.2013
Betonistan
13.06.2013
Gigantomani
08.06.2013
Dış mihraklar meselesi
06.06.2013
Siyasetin Marmara Depremi
04.06.2013
Devletin Kalbi Boştu- Şiddet Dışında
03.06.2013
Tarihe bir not: Gezi Vicdandır
02.06.2013
Bugünü tarih nasıl yazacak
02.06.2013
Gezi: Vicdan meselesi
31.05.2013
‘Biz karar verdik’
26.05.2013
Gökten üç kaya
23.05.2013
Avustralya: inadına ‘çokkültürlü’
20.05.2013
Türkiye’nin Suriyesi II: Bir Mülteci Krizi Olur Mu?
18.05.2013
Savaşın gizli yüzü
16.05.2013
Başımız sağolsun Reyhanlı
16.05.2013
Türkiye'nin Suriyesi –I
13.05.2013
Şeffaflık korkusu
11.05.2013
Kayıp bir gün
09.05.2013
Azad
05.05.2013
Basın Özgürlüğü Raporlarına göre Türkiye -1-
04.05.2013
Sansürsüz vicdan
02.05.2013
Taraf ve Adalet
27.04.2013
Türkiye’deki Suriye
25.04.2013
Şiddet ve manşet
20.04.2013
Moskova ve Boston
18.04.2013
Mayıs sınavı
13.04.2013
Roman Açılımı’ndaki barış süreci ipuçları
11.04.2013
Roman Açılımı: Nereden nereye
08.04.2013
‘Âkil âkil, söyle bana’
30.03.2013
Sınır tanıyan ‘gazeteciler’
28.03.2013
Can çekişen bir meslek: Gazetecilik
23.03.2013
Hasan Cemal’e teşekkür
21.03.2013
Gazetecilerin olmadığı bir dünya
16.03.2013
Aşk ve muhabbet zamanı
14.03.2013
Macaristan’dan Tunus’a adaletsizlik
09.03.2013
VAKAD’a kapatma davası: Barışın turnusol kâğıdı
07.03.2013
Kadınlar Günü’nün iki ‘şok’ haberi
02.03.2013
Neo-Gladio
28.02.2013
No Pasarán- ¡No pasarán!- On ne passe pas!- They shall not pass!
23.02.2013
Berfo Ana’yı ‘Işığa Hasret’ bıraktık
21.02.2013
Her şeye rağmen hayat
16.02.2013
İnsanlık zinciri
14.02.2013
Davalaştırılan insanlar
07.02.2013
Can damarları
02.02.2013
Acı Bal
31.01.2013
Bir adım ötesi Tuna
26.01.2013
24 Ocak 2013, Türkiye tarihi için kara bir gündü
24.01.2013
Damak tadının idaresi
19.01.2013
Güvercinka
17.01.2013
Parrhesia
12.01.2013
‘Derin’ devlet
10.01.2013
Sadece iyi haberler
05.01.2013
Barış mümkün mü
03.01.2013
Sevgili Hocam
29.12.2012
Öğrencilerin ‘Kış Gülü Devrimi’
27.12.2012
Faili meçhul korkular
22.12.2012
Oyun değil bu işler
20.12.2012
‘Aslolan hayattır’
15.12.2012
Yasemin’den taraf
13.12.2012
Tarihin akışını tersine çevirmek
08.12.2012
Yazmanın düştüğü yer
06.12.2012
Çakma Rusya modeli
29.11.2012
Geleceğin zamanı geldi
27.11.2012
Bak Canım...’
22.11.2012
2060’a bakarken
20.11.2012
Demir Kubbe
15.11.2012
‘İnsan’ın idamı
13.11.2012
‘Kanun Benim’
08.11.2012
Tepkisel modernizm
06.11.2012
İçtihat kapısını pas...
01.11.2012
‘Hem Batı’yım hem de Doğu’
30.10.2012
Ülkenin aynası
25.10.2012
Bir avuç Don Kişot
23.10.2012
Cadılar Bayramı
18.10.2012
Dikenli güller
16.10.2012
Tarih bizim yanımızda değil
11.10.2012
Yalan dünya
09.10.2012
Kabahat kimin
04.10.2012
Hak ettiği gibi yaşamak
03.10.2012
Geleneğin İcadı
27.09.2012
Gidişat gidemeyişata
25.09.2012
Demokrasiye eksik teşebbüs: Askerleşen siviller
20.09.2012
Şekerden azınlıklar
18.09.2012
Pandora’nın Kutusu
13.09.2012
Kafalardaki sınırlar
11.09.2012
Kayıp bilginin ülkesi
06.09.2012
Kışa doğru
04.09.2012
‘Kahramanın’ dönüşü...
30.08.2012
Duvara karşı
28.08.2012
Türkiye’de aşırı sağ: Zehirli çiçek açtı
23.08.2012
Kapı duvar
21.08.2012
Kristal geometri
16.08.2012
Bir çocukluk anısı olarak savaş
14.08.2012
Giden gelmiyor, acep nedendir
09.08.2012
Gelecek geldi
07.08.2012
‘Şirin’ anarşistler
02.08.2012
Solun kurtuluşu popülizm mi
31.07.2012
Memnû
26.07.2012
İtalya ve güç kültürü
24.07.2012
İtalya: Gladio-Hançer Kültürü
19.07.2012
Sicilya düştü
17.07.2012
Mare Nostrum’dan Cosa Nostra’ya
12.07.2012
Xewn/Rüya
10.07.2012
Bulmacanın eksik parçası
05.07.2012
Hanemize ay doğdu
03.07.2012
AKP ile tarihin sonu?
28.06.2012
Engel benim
26.06.2012
Balkanlaştık bile
21.06.2012
Türkiye’nin Rodney King’i
19.06.2012
Açıkhava hapishanesi Türkiye
14.06.2012
Küçük kâinat: İnsan
07.06.2012
Farklı ve birarada: Mümkün mü
05.06.2012
Sapere Aude ve Mahir bebek
31.05.2012
İnsan yerine konmak
25.05.2012
Kıvılcım
24.05.2012
Güle oynaya savaş
18.05.2012
Görmüyor musun yanıyorum
17.05.2012
Hayatı biraz kahramanca yaşamak
11.05.2012
Tarihin gri alanları
10.05.2012
Kızgın ve kırık bir yazı
04.05.2012
Bir ‘masumiyet’ müzesi
03.05.2012
Yanlış hayat doğru yaşanmaz
27.04.2012
Avrupa’nın Truva Atları (2)
26.04.2012
Avrupa’nın Truva Atları (1)
20.04.2012
Renkli insanlar
19.04.2012
Böyle buyurdu...
13.04.2012
Geçmişle gelecek arasında
12.04.2012
Yağmurdan kaçarken...
06.04.2012
Şimdiki zamanda geçmiş (2)
05.04.2012
Şimdiki zamanda geçmiş (1)
30.03.2012
Görmek...
29.03.2012
Taşralaşmak
23.03.2012
Bir insan hakkı olarak onur
22.03.2012
Rüya yerine ‘Riyâ’
16.03.2012
Ateş üzerinde bir “Novruz” II
15.03.2012
Ateş üzerinde bir ‘Novruz’ (1)
09.03.2012
Aşırı sağın ayak sesleri
08.03.2012
4+4+4’ün arkasındaki gerçek
02.03.2012
Avrupa’dan koparken (2)
01.03.2012
Avrupa’dan koparken (1)
24.02.2012
164 yıl sonra Manifesto
23.02.2012
Cesaret ne, kabadayılık ne
17.02.2012
Bir intikam aracı olarak yargı (2)
16.02.2012
Bir intikam aracı olarak yargı (1)
10.02.2012
Dîl yarası
09.02.2012
Görünmez saraylar
03.02.2012
Kanlı Pazar, 40 yıl sonra
02.02.2012
Mefisto
27.01.2012
Girdap (2)
26.01.2012
Girdap
20.01.2012
Yükselen dalga
19.01.2012
Ateş düştü
13.01.2012
Askerleşen siviller/ sivilleşen askerler (2)
12.01.2012
Askerleşen siviller/ sivilleşen askerler (1)
06.01.2012
İnsansız hava aracı siyaset (2)
05.01.2012
İnsansız siyaset aracı (1)
30.12.2011
Masallar ve gerçekler (2)
29.12.2011
Gerçekler ve masallar (1)
23.12.2011
Avrupa’nın vicdanı öldü
22.12.2011
Barış için savaşı konuşmak
16.12.2011
Yemin billâh
15.12.2011
Kafkas Düğümü
09.12.2011
Çocukluk ve büyüklük (2)
08.12.2011
Çocukluk ve büyüklük (1)
02.12.2011
Ayna gözler (2)
01.12.2011
Ayna gözler (1)
25.11.2011
Basit sebep sonuç ilişkileri
24.11.2011
Kırılgan şeytanlar: ‘Carmen’i okumanın yolları
17.11.2011
Medya ve dekadans
11.11.2011
Dünyayı değiştiren öpücük (2)
10.11.2011
Dünyayı değiştiren öpücük (1)
04.11.2011
Zaman doğruyu gösterecek
03.11.2011
KCK, Operasyon CHAOS ve hukuk devleti
28.10.2011
Kar
27.10.2011
Van Canê
21.10.2011
Onur ve adalet (2)
20.10.2011
Onur ve adalet (1)
14.10.2011
Sistem mi insanı, insan mı sistemi
13.10.2011
Kayıp gerçeğin peşinde
07.10.2011
Yedinci ok
06.10.2011
Komplo teorimiz
30.09.2011
Kara kara bulutların ardı
29.09.2011
İnandır beni
23.09.2011
Ok ve yay
22.09.2011
Uçuruma giden yol
16.09.2011
Bir kere daha imparatorluk
15.09.2011
Mutluluk denen hayalet
09.09.2011
İsrail-Türkiye ve yeni dünya düzeni (2)
08.09.2011
İsrail-Türkiye ve yeni dünya düzeni (1)
02.09.2011
Dünyanın hükümdarı (2)
01.09.2011
Dünyanın hükümdarı (1)
26.08.2011
Çünkü yanlış (2)
25.08.2011
Çünkü yanlış (1)
19.08.2011
Miranda ve savaş
18.08.2011
Bilinmeyen dil
12.08.2011
Hayal coğrafyası
11.08.2011
Dünyanın bildiğimiz haliyle sonu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları