Şeyhmus DİKEN

seyhmusdiken@gmail.com



Bookmark and Share

Behice Boran Kitabı; Destansı Hayat


10.6.2018 - Bu Yazı 1157 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Boran kelimesinin Türkçe’deki anlamına bakıyorum sözlükte. Benim hafızamda coğrafyamdaki anlamına karşılık gelecek başka bir şey çıkıyor karşıma. “Rüzgar, şimşek, gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı durum” diyor sözlük.

Oysa bizde, yani kadim Diyarbekir’de Boran deyince, hemen güvercin anlaşılır. Hatta güvercin evlerinin adı da Boranhane’dir bizim buralarda.

Dipnot Yayınları arasında çıkan “Behice Boran Kitabı”nı* okumaya başladığımda yayınevini Ankara bozkırında yoktan var eden dostum Emirali Türkmen’in sunuş yazısındaki cümle alıp götürdü beni. 2015 yılındaki İzmir TÜYAP kitap fuarında “Türkiye Solundan Portreler” kitabının kapağına bakan liseli bir kadın okur, arkadaşına dönüp der ki; “Babaannem bu kadını çok sevdiği için annemin ismini Behice koymuş…”

Geriye dönüp baktığımda ne çok “Behice” adı konulmuş meğerse Behice Boran’dan sonra.

Siyaset üzerinden okuma yapanlar, Behice Boran’ı siyasal bir kadın aktör olarak tanıdı/tanır. Doğrusu da bu. Yaygın tanınırlığı 1965 genel seçimlerinden sonra Urfa’dan Milletvekili olarak seçilmesi, sonra 1969’a kadar 15 vekilli grubu ile Türkiye tarihinde o yıllara kadar görülmemiş bir muhaliflik sergileyişi ile ilgilidir.

Oysa 1965’in öncesi var, sonrası var. Öncesi; 1948’e kadar DTCF’de öğretim üyeliği, sonra bir süre mahpusluk. 1969’dan sonra ise Türkiye İşçi Partisi’nin 4. Büyük Kongresi’nden sonra yeniden mahpusluk.

Ve tabi hep örgütlülük.

Siyasal karnesi Behice Boran’ın hep böyle. Kurtuluşun mücadele ile kazanılacağına inanç ve bunun tek başına değil, hep birlikte olacağına dair bir yaşam ve dünya kurgusu.

Yeniden kitaba dönersek…

Siyaset üzerinden bütün bir hayatın dışında okur bir başka Behice Boran’la tanışmış oluyor. Siyaset yazılarının dışında sosyoloji ve edebiyat üzerine derinlikli yazdıkları üzerinden bir Behice Boran portresi çıkıyor okurun karşısına Behice Boran Kitabı ile.

Bu baptan hareketle; kitabın son bölümünde Behice Boran üzerine yazanlardan Semih Gümüş’e kulak vermek gerek: “Behice Boran’ı yalnızca siyasal kişilik olarak almak, ona haksızlık etmek olur.” Semih Gümüş bu vurguyla yetinmez gerekçesini de yazar. 1943 yılında Adımlar Dergisi’nde henüz ülkede kimselerin pek tanımadığı James Joyce’u “İngiliz Romanının Sosyal Cephesi” başlığı altında etraflıca değerlendirir. James Joyce’u İngilizce aslından okuyup, “Ulysses’ten yola çıkarak Joyce’un getirdiği bilinç akışı tekniğinin özelliklerinden söz eder.”

İşin doğrusu siyasetin bunca daraltıldığı, basmakalıp, vulgar bakış açıları ile görünür siyaset aktörlerinin baskın bir eril dille karşılıklı söz düellosuna dönüştürdüğü siyaset arenasında bu ülkenin siyaset dünyasından geçmiş ve derin izler bırakmış Behice Boran figürünü belki de bu kitap vesilesiyle yeniden gündeme taşımak gerektiği düşüncesindeyim.

Yazının girişinde “Behice” isminin yanına kahramanımızın sonraki bütün hayatı boyunca kendisine yakışan adıyla müsemma soyadı olan “Boran” üzerine bana ve coğrafyama değen bir vurgu yaptım. Devamını getirmeliyim. Diğerkam adı güvercin olan boran aynı zamanda Barış Kuşu’nun simgesel varlık adıdır. Yani haylidir ihtiyaç duyulan yeniden Barış’a…

Ben Behice Boran’ı 1975’lerde Ankara Mülkiye öğrencisi olduğum yıllarda tanıdım. Onun “Yürüyüş, Çark-Başak ile Yurt ve Dünya” dergilerindeki yazılarını unutmam mümkün değil.

Aynı zamanda doğum günü olan 1 Mayıs 1979 (doğumu 1910) günü sokağa çıkma yasağı ilan edilir İstanbul’da 1 Mayıs nedeniyle. Yasağı ihlal gerekçesiyle gözaltına alınır. Hakim sorar “Niye çıktın?” diye. “İşçinin, emekçinin bayramıydı çıktım” der Behice Boran.  Hakimin “Nereye yürüyecektin?” sorusu üzerine, “Taksim’e” der. “Merterle Taksim arası çok uzun değil mi?” der hâakim yaşını ima ederek. Yanıtı ironiktir; “Dinlene, dinlene…”

Dinlenmeyi sadece yeniden yol yürümek, toparlanmak için bildi yaşadı. Çünkü; “Selam olsun Türkiye’nin aydınlık geleceğine…” derdi hep.

O halde Behice Boran derken, son elli yıllık Türkiye siyasal tarihine de metinler üzerinden çentik atan “Behice Boran Kitabı” üzerinden iyi bir okumaya ihtiyaç var. Üstelik yalnız siyasetçilerin değil, siyasetin edebiyat, sanat, felsefe, sosyoloji ilintileri / ilişkileri üzerinden okunmasına ihtiyaç duyan okurların da okuması dileğiyle… 

*Behice Boran Kitabı, Dipnot Yayınları, 2018 Ankara

Facebook Yorumları

reklam
10.6.2018
Behice Boran Kitabı; Destansı Hayat
16.9.2017
Siyasetten Edebiyata Terfinin Adı: Seher
21.5.2017
Yeni Sürece Doğru (mu)...
15.2.2017
Kürtlerin Sevgililer Günü; Sêva Mêxekrêj
5.2.2017
Evet ile Hayır! Ya da İkisi de Değil!
14.1.2017
Kara Deliğe mi Düştük, Ne!
31.12.2016
Geçmiş İki Yıl Sahiden Geçti mi?
4.12.2016
Sonsuza Dek mi Sürer, Asla!
27.11.2016
Nar ve İncir mi Dediniz!
7.11.2016
Hâl ve Ahval’e Dair
30.10.2016
Nail Güreli Göçerken
22.10.2016
Dostluğun Kadri Kıymeti
15.10.2016
Hayatın Iskalamadıkları!
9.10.2016
Diyarbakır Barosu'na Kadın Başkan Lazım
25.9.2016
İletişim Yayınları Abisini Kaybetti
18.9.2016
Yılmaz Güney’in Tarık Akan’ı
19.6.2016
Özgürlük ve Barışı “Soruşturmak”
12.6.2016
Sabık Başbakanın Kefaleti!
26.12.2015
Yine Mekân'a, Yine "Mesele"ye Dair!
8.12.2015
“Elçi”nin Hüznü!
31.10.2015
İhtiyaca binaen sandığa giderken!
19.10.2015
Kürdün Kurşunlu Camii’ni ‘Kurşunlamak’
21.6.2015
Haziran Siyasetinde Rahle-i Tedris!
17.6.2015
Kürtler ve "Eski Türkiye" Siyaseti
25.5.2015
HEP’ten HDP’ye 7 Haziran
18.5.2015
Parasevicilerin Saltanatının Sonu!
19.4.2015
Zulmet ile Vuslat Arasında Kalmak!
15.03.2015
D Tipi’nde Bir Yazar!
09.03.2015
Yaşar Kemal; “xwedê yeke derî hezar”
16.02.2015
Hücredeki Adalı
08.02.2015
Künye Dağa Yazılınca
02.02.2015
Şehirden İki Kongre!
05.01.2015
Devletlû Hükümet Neyin Peşinde?
28.12.2014
Roboski; Bin Günün Issızlığı!
21.12.2014
Siyah Bilinci ya da Kürtlük Bilinci
08.12.2014
Aidiyet ve Duygudaşlık
01.12.2014
Ayakkabısından vurulan adalet!
24.11.2014
Zorla Kimlik İnşa Etmenin İflası
04.11.2014
Kod Adı Dêrsim, 00.00.1938: Ölü!
26.10.2014
Affetmenin mümkünatı mı dediniz!
08.10.2014
Kobanê ve Rojava ile Haşrolmak!
02.10.2014
Dengêk Bidin Şengalê û Rojava!
08.09.2014
Diyarbakır, İzmir’e Onur Konuğu Olunca!
25.08.2014
Yeni Başbakan Atanırken!
19.07.2014
Kırık “Sol Ayağım”
28.06.2014
Doktor İlhan "Hoca" da Gitti!
07.06.2014
Kalekol, Ya Duvarlar!
31.05.2014
Kenti Yeniden Planlamak!
24.05.2014
Babasız Çocuklar Ülkesi!
17.05.2014
Kürdistan Sosyalist Solu'nun Kitabı
10.05.2014
Kürtçeye Çevrilmenin Cazibesi!
03.05.2014
Dildilian’ların Tarihe Bıraktıkları
27.04.2014
Doksandokuz’a Nar Tanesinin Söyledikleridir
19.04.2014
Petrolden “Pay” İstemek!
12.04.2014
Adları Kaçakçıya Çıkanların Mezarında
05.04.2014
Dile Geldiği Kadarıyla!
22.03.2014
Başkan Apo'nun Gözleri Üzerinizde
15.03.2014
Kürdistan’da Bir Yer, Kavar
08.03.2014
Licê’nin Serencamı!
15.02.2014
Şêx Saîd ile Öcalan’ın Serencamı
09.02.2014
'Gözleri bağlı' kadının adaleti!
01.02.2014
Haw’layanlar da Taraftır!
25.01.2014
Kürdün Karakter ve Kader İlişkisi
18.01.2014
Licê, Taammüden Katliamın Şehri
11.01.2014
Şeyhin Dar'dağanı!
04.01.2014
Yurt, Yangın Yerine Dönünce!
28.12.2013
Kürt Kadınının Mührü
21.12.2013
“Kurdo Zindano”
14.12.2013
Muktedirin Dili ve Davranışı Üzerine
08.12.2013
Türkiye Kürdistan’ı BDP’ye Emanet
30.11.2013
Dershane Dalaşı
23.11.2013
Kürt, Prematüre Siyaseti “Yutmaz”
17.11.2013
Amed Asla Unutmaz!
09.11.2013
Temsili Siyasette Kürdi Kriter!
02.11.2013
Kürt Siyasetinin Tabularla Savaşı
27.10.2013
Giderayak!
19.10.2013
Devletten “bahşiş” etik ve Hac
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.