Sevilay YALMAN

Haber Türk



Bookmark and Share

Irkçılık yapmadım bir gerçeğe ayna tuttum!


9.1.2019 - Bu Yazı 191 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bildiğiniz gibi, yılbaşı akşamı Taksim Meydanı’nda ÖSO Bayrağı açıp, “Suriye’ye özgürlük!” sloganları eşliğinde kutlamalar yapan Suriyeliler ile ilgili hemen ertesi günü bir yazı kaleme aldım.

Ve Taksim’deki olaydan hareketle toplumun genelinde hakim olan düşünceleri ve başta o geceki görüntüler olmak üzere bu konuda kendi adıma duyduğum rahatsızlıkları dile getirdim.

“Keşke getirmez olaydım” demem gerekiyor belki (Çünkü o yazıdan sonra başta haberturk.com’ daki bazı yazarlarımız olmak üzere birçok köşe yazarının hışmına uğradım… Ve siz bir kısım okurumun… ) ama demeyeceğim!

Bilakis tek bir kelimesinde dahi ırkçılık yaptığım şeklinde suçlanacak bir unsur yokken o yazıda, şahsımı “Irkçı, kafatasçı” şeklinde yaftalayanlara rağmen, iyi ki yazmışım ben o yazıyı!

Yazmışım da, herkesin kapalı kapılar ardında konuştuğu ancak; “Aman girmeyeyim ben bu konuya! Yanlış anlaşılırım” korkusu ile bir türlü dile getirmediği "Suriyeliler Dosyası"nın kapağını açmışım.

Hiç fena olmadı gerçekten.

En azından bu konuda kimin eteğinde ne kadar taş varsa döküldü.

Ve vatandaşın kafasını karıştıran, canını sıkan başta, “Suriyelilere TOKİ bedava ev veriyor… İmtihana girmeden üniversiteye giriyorlar… Hastanelerde öncelik sırasına sahipler” gibi ortalıkta dolaşan bir ton saçmalık; konunun en yetkili ağzı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından bizzat yalanlandı.

Bunların zaten hiçbirinin doğru olmadığını biliyordum.

O yüzden de o ilk yazının hiçbir noktasında bu tür saçmalıklara yer vermedim.

Benim yazımda dikkat çektiğim iki nokta vardı.

Birincisi ülkeleri bir diktatörün zulmü altındayken…

Ve bu zulme, faşist dikta yönetimine son vermek için Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Mehmetçikleri o topraklarda kelle koltukta savaşırken…

Esas mücadeleyi vermesi gereken genç Suriyeli sığınmacıların o geceki ruh halleriydi.

Ve o ruh hallerine serzenişte bulunmak için de aynen şöyle yazdım; “Madem ülkelerinin bağımsızlığını istiyorlar… Madem faşist yönetimden ülkelerini kurtarmak istiyorlar… O zaman Taksim’de naralar atmak yerine gitsinler onlar için o topraklarda savaşan, gece gündüz nöbet tutan Mehmetçiğimizin yanında yer alsınlar!”

Allah aşkınıza ne var bu yazıda!

Neresinde ırkçılık ya da şovenizm var?

Sonuçta ben çocuk, yaşlı, hasta, bakıma muhtaç Suriyeliler niye bu ülkedeler ya da niye yılbaşı kutluyorlar filan diye bir şey demiyorum yahu!

Diyorum ki; “Gençsiniz maşallah zıpkın gibisiniz… Gidip ülkeniz için savaş vermek varken yılbaşı gecesi Taksim’i doldurup halaylar çekip, eğlenmek ve böyle şov yapmak ise hiç yakışmıyor!”

Bakın… Samimiyetle söylüyorum, özellikle o sokakta dilenen Suriyeli çocukları görünce içim kıyılıyor.

Soğuktan, açlıktan perişan oldukları yönünde haberleri okuyunca kahroluyorum.

Hakikaten çok üzülüyorum.

Ve Türkiye’nin bu insanlara yaptığı sahiplik dolayısıyla da bir vatandaşı olarak gurur duyuyorum.

Ama bütün bu hümanistliğin yanı sıra da gencecik, eli pekala silah tutabilecek yaşta ve fizikte, zıpkın gibi gençlerin buralarda işsiz güçsüz dolaşacağına gidip ülkelerinin bağımsızlığı için savaşması gerektiğini söylüyorum.

Ha eğer bu ırkçılık ise tamam ben ırkçıyım o zaman.

Ancak bize ilkokulda öğretildiğine göre; “Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır! Toprak eğer uğruna ölenler varsa vatandır!”

İkinci dikkat çektiğim nokta ise, bu konunun doğru ve zamanında ele alınmaması halinde ileride bir milli güvenlik sorununa dönüşmesinin kaçınılmaz olacağı noktasıydı.

Ki, bu hususa dikkat çektiğim için çok önemli siyasilerden, emekli asker ve iş adamlarından ve hatta gazeteci dostlarımdan geri dönüş aldım.

Arayanların tamamı aynen benim düşündüğüm gibi düşünüyorlardı.

Özellikle de; “Her ulus devlet kendi ülkesinde ciddi bir demografik yapı değişikliğine yol açacak büyük nüfus hareketlerini milli güvenlik perspektifi ile ele almak zorundadır. Ülkemizdeki Suriyelilerin iskanı meselesi hem sayıları hem bileşimleri (genç nüfus) hem de ülkede kalma iradeleri açısından uzun erimli milli güvenlik perspektifi ile ele alınması gerekli bir mesele halini almıştır. Öyle ele alınmaz ise ileride bu sorunun bir Milli Güvenlik sorunu haline dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır!” ifadelerimi çok ama çok çarpıcı ve gerçekçi bulduklarını söylüyorlardı.

Hülasa… Yazıyı bitirmeden evvel olumsuz olduğu kadar olumlu olarak da epeyce reaksiyona neden olan o ilk yazımın linkini iliştiriyorum.

Facebook Yorumları

reklam
9.05.2019
“Hukukun sesini kısarsanız, Allah da sizin iflahınızı kısar!”
29.04.2019
Binali Yıldırım Kızılcahamam'da neden yoktu?
6.3.2019
Binali Yıldırım: “Böyle bir güzelliğe nasıl isteksiz olunur?”
23.1.2019
İzmir’i düğümleyen Aziz Kocaoğlu’nun esas derdi ne?
14.1.2019
FETÖ’nün hastalığı da belli oldu! “Palu” ailesiyle aynı!
12.1.2019
Birileri yalan söylüyor ama kim?
9.1.2019
Irkçılık yapmadım bir gerçeğe ayna tuttum!
3.1.2019
Başlıksız bir yazı...
31.12.2018
CHP, Mersin ve İzmir’den kimi aday gösterecek?
26.12.2018
Metin Akpınar'in ifadelerinin neresi demokrasiye uygundu?
25.12.2018
Metin Akpınar’ın sözleri ifade özgürlüğü müdür?
21.12.2018
Kılıçdaroğlu öyle olmasını istiyor ama ol-ma-ya-cak!
19.12.2018
Çölaşan ve Necati Doğru gerçekten FETÖ’cü olabilirler mi?
15.12.2018
Allah şifa versin ama Nihat Genç’i galiba kaybettik!
14.12.2018
Bir Sağlık Turizmi Bakanlığı şart bu ülkeye!
30.11.2018
CHP İstanbul’da nasıl bir adayla kazanır?
28.11.2018
“İstanbul neden açıklanmadı?” sorusunun doğru cevabı ne biliyor musunuz?
27.11.2018
CHP neden geride kaldı yine?
24.11.2018
İşte AK Parti’nin il adaylıklarında karar kıldığı isimler
22.11.2018
İşte kesinleşen AK Parti’nin diğer adayları!
19.11.2018
İstanbul’un AK Parti adayı artık belli efendim!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive