Selami GÜREL

Selamigurel@gmail.com



Bookmark and Share

Söz Alida'da...


30.4.2015 - Bu Yazı 2461 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu ülkenin politik gündeminin saat başı değiştiğini herkes biliyor. Ben geçen hafta kaldığım yerden devam edeceğim. Son kısacık yazım vesilesi ile, Kanada'da yaşayan ve henüz yüz yüze tanışamadığım Alida uzunca bir mektup göndermiş. Mektup sadece bana yazılmış bir mektup değil. Herkesin okumasında yarar olan bir mektup. O nedenle her defasında 450 kelimeyi geçmeyecek şekilde kullandığım köşemin sınırını bu kez aşıyorum.

Söz Alida'da...

Cok teşekkur ederim sevgili Selami. Yine güzel bir yazı olmus, yüreğine sağlık! Sayende Türkkaya Ataöv'un kim olduğunu öğrendim. 78 kitabında da aynı şeyleri anlatıyordur her halde... Yaşasın sivil toplum!! Yaşasın benim güzel insanlarım!!

Baba tarafımdan dedemin bütün sülalesi, Çungus (Diyarbakır yakınında) denen yerde, canlı canlı 'duden' denen çok derin kuyulara atılmışlar. Bu insanlar hiçbir yere sürülmeden, evlerinin yakınında katledilmişler. Bir tek dedem kurtulmuş. O sırada, babası ve amcasıyla, iş için geldikleri İstanbul'da, memlekette bir facia olduğunu duyuyorlar. Dedem o zaman 12-14 yaşlarında olmalı. Babası ve amcası çocuğu İstanbul'da yapayalnız bırakmaya karar verip memlekete dönüyorlar. Dedeme, onlardan haber almadıkça geri dönmemesini tembihliyorlar. Gidiş o gidiş... Dedem bir daha kimseden haber alamıyor, hepsi ölüyor... Hani bazen diyoruz ya: "ne yani hepsi birden intihar mı etmişler?"... Bizimkilerin hikayesi biraz da intihara benziyor: Koskoca bir sülale, canlı canlı, el ele... Dedem dindar bir adamdı ve onun dininde kin veya intikam çok büyük günahtı, kötü insan yoktu, yaptığını bilmeyenler vardı ve onlar için de dua ederdi. Memleketini ve insanlarını çok özlerdi. Bize hep memleketinin güzelliklerinden bahsederdi, orada yalnız güzel şeyler vardı... Madencilik, hayvancılık ve tarımla uğraşırlarmış, hayvanları ve bağları varmış. "Dede bize memleketinden bahset" dediğimizde, bağlarını, bahçelerini, hayvanlarını teker teker, çocukları veya arkadaşlarıymış gibi anlatırdı. Biz (şımarık, cahil şehir çocukları) bunları cok komik bulup gülerdik. Şimdi, yaşımı aldıkça, dedemin ne kadar medeni bir ortamdan geldiğini, ne kadar sanatkar, ne kadar bilgili ve calışkan bir insan olduğunu anlıyorum. Ermeni dedem, 3-4 sefer, memleketi için askerlik yapmış. Ben, bir gün bile yapamazdım onun yaptığını (askerliğin, vatan hizmeti değil, sevmediğim bir meslek olduğuna inandığımdan)

Dedemin insanlarını tanımış olmayı çok isterdim...

Hep kendi kendime sorarım, bir Ermeni olarak nedir istediğim? İstediğim, ne toprak, ne para, ne özür, ne tazminat. İstemediğim ise, inkar ve Türkkaya Ataöv gibi insanları duymak. Hrant haklıydı: Bunu ancak bizler aramızda halledebilirdik ve de ediyoruz. Bir de şu tarih kitaplarını düzeltseler, çocukları zehirlemeseler...

Aslında, şu anda bile, dünyanın her tarafında birçok katliamlar oluyor. Keşke, yegane bahtsızlar Ermeniler olsaydı...

Ermenilerin başına gelenlerden bugünkü hükumet sorumlu değil, sorumluları hepimiz biliyoruz ve onlar artık yoklar. Onları yargılayamayız ama kim olduklarını, neler yapmış olduklarını anlatabiliriz. Ben şahsen, bugünkü hükumetten özür değil, tarih kitaplarını düzeltmesini ve böyle şeylerin tekrarlanmaması için alacağı tedbirleri görmek istiyorum. Mesela, başta Kürtler olmak üzere, bütün Türkiyeli halkların huzur içinde yasamalarını sağlamakla işe başlayabilir. Bunu başarsa, ki bunu yapabileceğine inanıyorum, Türkiye, en medeni milletleri bile kıskandırabilir, onlara örnek olabilir.

Selami'cigim, umarım başını fazla ağrıtmadım. Dinlediğin için teşekkür ederim. Sevgiyle kal güzel dostum. Herkese selamlar, sevgiler...

Facebook Yorumları

reklam
9.4.2016
MÜLTECİLER HOŞ GELDİNİZ, BU TOPRAKLAR HEPİMİZE YETER
2.4.2016
Yüz yıllık fabrika ayarlarının hükmü kalmadı
6.1.2016
SUÇLU AYAĞA KALK
18.12.2015
Nerede duracağız?
28.11.2015
Gözlerinden öpüyorum sevgili yeğenim!
24.11.2015
Cesaret ve direnme…
7.11.2015
İronik bir seçim değerlendirmesi
3.11.2015
Yanıldık, ama yenilmedik…
17.10.2015
BİR HEKİM OLARAK ;TEK BİR YARALI KALMAYANA DEĞİN KATLİAM ALANINDAYDIM!!!
1.10.2015
Ne söylenir bugün, ne yazılır?
10.9.2015
Kristallnacht ya da Gezi’nin intikamı
26.8.2015
Barıştır sorunların çözümü
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
9.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
17.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
10.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
28.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
18.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
24.03.2015
Israrlı olalım: Barış, özgürlük ve demokrasi talebi kazanır
07.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive