Selami GÜREL

Selamigurel@gmail.com



Bookmark and Share

MÜLTECİLER HOŞ GELDİNİZ, BU TOPRAKLAR HEPİMİZE YETER


9.4.2016 - Bu Yazı 2461 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İnsanlığın tarihi, belki de tüm canlıların tarihi, yaşamını sürdürebilecek, ya da daha iyi sürdürebilecek uygun coğrafi alanlar aramanın da tarihidir. Kesin olarak tüm detaylarını bilme şansımızın olmadığı insan ve hayvan göçleri bunun göstergeleridir. Bir momentten sonra, ilk ortaya çıktıkları alanda yaşama şansı azalan, ya da yok olan tüm canlılar, kendilerine daha iyi yaşayabilecekleri alanlar aramışlar, gücü yetenler başarmış, gücü yetmeyenler yok olmuşlar.

Konumuz şu anda insan. İnsanlar daha iradi bir canlı türü olduklarından, -keşke olmasalardı- tarihsel süreç içinde, önce birlikte üretip birlikte tüketmiş, ama biz andan itibaren, topluca ürettiklerine, içlerinden bir kısmı el koymaya başlamış. El koyanlar buna uygun araçlar da yaratmışlar. Kendilerine itaat eden silahlı güçler kurmuşlar. Adına asker, ardından ordu dedikleri silahlı güçleriyle, kendi egemenlik alanlarını yaratıp devlet olmuşlar, imparatorluk olmuşlar. Tüm yer kürede böylesi oluşumlar çoğaldıkça, bir birlerini yok etme, teslim alma eylemleri başlamış. Adına savaş demişler. Savaş dedikleri şey, yaratılan ve yaratmaya uygun tüm maddi ve doğal zenginliklere el koyma eylemi olmuş. Tarih ilerleyip, insanlık dinsel, kültürel özellikler kazandıkça, savaşlarının boyutlarına –özü değişmeden- yeni faktörler de eklenmiş.

Derken, adına kapitalizm denilen yeni bir sürecin içine girmişiz. Ana felsefesinde KAR olan, her ne pahasına olursa olsun KAR olan bir sistem çıkmış ortaya. Yüzlerce silahlı ordusu olan devletlerin çağına girmişiz. Yerküre tarihinde hiç görmediği bir adaletsizlik ve eşitsizlikle tanışmış. Sadece ürünlerin tamamına yakınına el koyanlarla, geri kalanlar arasında değil, adına devlet denen ve belli bir toprak parçasında yaşayanlarla diğer parçada yaşayanlar arasında da inanılmaz farklılıklar çıkmış ortaya. Zenginlik bir yanda, yoksulluk diğer yanda birikmiş. Adaletsiz bir Dünya yaratılmış. Bu adaletsiz dünyanın kaçınılmaz bir parçası olmuş savaşlar. Milyarlarca insan kendini, bazen bir anda, bazen farklı zamanlarda bu çelişki ve savaşların içinde, ya da tehdidi altında bulmuş. Başka göçler başlamış bu kez. Bazen bireysel, bazen kitlesel olan göçler. Bu göçlerin bileşeni, çoğu kadın, yaşlı, çocuk ya da savaşmak istemeyen bu çaresiz insan yığınına MÜLTECİ denmiş çağımızda.

Mülteciler, eşitsiz ve adaletsiz Dünyamızda, o eşitsiz ve adaletsiz Dünyanın yöneticilerince hiç sıcak karşılanmadı. O Adaletsiz ve eşitsiz dünyanın yöneticilerinin ideolojinden etkilenen, her an mülteci olma potansiyeli taşıyan, insanlar tarafından da.

Çoğu ülkeler, çok daha yoğun olarak, yıllar önce tanıştı böylesi mültecilerle. Biz yeni tanıştık. Komşumuzdaki savaştan kaçan milyonlarca insan, komşusuna, “bize” sığındı.

O mültecilerin, çok küçük istisnası dışında, ölümden kaçanlar olduğunu biliyoruz. O mültecilerin çaresizliğinin bu adaletsiz Dünyanın yöneticileri tarafından bir birlerine karşı bir pazarlık aracı gibi kullanıldığını da biliyoruz. Ama çok daha önemlisi, hatta en önemlisi, onların çocuk, kadın, yaşlı ve çaresiz olduklarını biliyoruz.

Onlara bulundukları kamplarda, yaşadıkları bodrum katlarında, sokakta vb. el uzatma şansımız var. Evimizde bir çay ikram etme, hasta bir çocuğuna yardımcı olma şansımız var. Onları insanlık duygularını kaybetmiş adaletsiz yöneticilerin “oyuncağı” olmaktan kurtarmak için “ufak” bir katkı sunma şansımız var.

Onların acılarının bir parçası olma, onları ortak acılarımızın, ORTAK GELECEĞİMİZİN bir parçasına dönüştürme şansımız var.

Onlara ilk cümlemiz, “MÜLTECİLER HOŞ GELDİNİZ, BU TOPRAKLAR HEPİMİZE YETER” olmalı.

Facebook Yorumları

reklam
9.4.2016
MÜLTECİLER HOŞ GELDİNİZ, BU TOPRAKLAR HEPİMİZE YETER
2.4.2016
Yüz yıllık fabrika ayarlarının hükmü kalmadı
6.1.2016
SUÇLU AYAĞA KALK
18.12.2015
Nerede duracağız?
28.11.2015
Gözlerinden öpüyorum sevgili yeğenim!
24.11.2015
Cesaret ve direnme…
7.11.2015
İronik bir seçim değerlendirmesi
3.11.2015
Yanıldık, ama yenilmedik…
17.10.2015
BİR HEKİM OLARAK ;TEK BİR YARALI KALMAYANA DEĞİN KATLİAM ALANINDAYDIM!!!
1.10.2015
Ne söylenir bugün, ne yazılır?
10.9.2015
Kristallnacht ya da Gezi’nin intikamı
26.8.2015
Barıştır sorunların çözümü
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
9.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
17.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
10.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
28.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
18.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
24.03.2015
Israrlı olalım: Barış, özgürlük ve demokrasi talebi kazanır
07.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.