Özgür Mumcu

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Tutuklu yargı


6.9.2018 - Bu Yazı 530 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Devrimci Gençlik Dernekleri genel sekreteri ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi Berkay Ustabaş, 5 Ocak’tan beri tutuklu. Berkin Elvan’ın cenazesine katılmak, kütüphanesinde sol yayınlar bulundurmak gerekçeleriyle tutuklandığı basına yansımıştı. Cenazeden dört sene sonra, evinin basılmasını takiben savcılığa kendi gittiği halde, delilleri karartma ve kaçma şüphesi nedeniyle tutuklanması da öyle. Silivri’den Kırıkkale cezaevine gönderildiğinde gördüğü muamele ise “Cezaevinde ‘hoş geldin’ dayağı” başlığıyla Cumhuriyet’te yer almıştı. Bugün Çağlayan Adliyesi’nde duruşması var. Saflıkla suçlanmak pahasına, tutuksuz yargılamanın esas kural olduğunu yargı mensuplarına hatırlatalım.

Ceza hukukuna hâkim ilkelerin ters yüz edildiği bir hukuk düzenindeyiz. İstisna olması gereken tutuklu yargılama ana kural haline geldiği için, tahliye kararları kamuoyunda beraat kararı gibi algılanıyor. Bu da tutuklamanın bir tedbir değil bir cezalandırma vasıtasına dönüştüğünü gösteriyor.
Şu yukarıdaki paragrafın benzerini sayısız hukukçu ve gözlemci senelerdir yazıp çizmekte. İktidarın kurduğu ittifaklara göre tutuklananlar değişse de tutuklamayı bir cezalandırma cihazı olarak kullanma alışkanlığı değişmiyor.

Bir öğrenci de, ana muhalefet partisinin genel başkan yardımcısı da, milletvekilleri de, Meclis’te grubu olan partinin genel başkanı da tutuklamadan nasibini almakta. Şu anda okuduğunuz gazetenin yönetici ve yazarları aylarca tutuklu kalmadı mı?

Bugün pek olağan bir şeymiş gibi, “sembolik tutuklulardan” bahsedilen bir dönemdeyiz. İki senedir, adli yargı açılışları yürütmenin merkezi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenleniyor. Sözüm ona kuvvetler ayrılığı var ama hâkim ve savcılar belediye otobüsleriyle Saray’a taşınıyor. Adli açılış töreni bir çeşit muhtarlar toplantısı havasında.

Eski Avrupa Birliği Bakanı ve TBMM Dışilişkiler Komisyonu başkanı, AKP milletvekili Volkan Bozkır, bir röportajında “ ‘Türkiye’de hukuk yoktur, cezaevleri şöyledir’ gibi bir imaj” yaratılmasından şikâyet etti. Ardından da yargının “FETÖ”den temizlendikten sonra “Tekrar AİHM kararlarına atıfta bulunmaya” başlandığını ifade etti.

Oysa cemaatin siyasi davalarının sürdüğü dönemde de tutuklu yargılanma ana kuraldı bugün de. OHAL sebebiyle mağdur olanların başvurabileceği etkin idari ya da hukuki yol bulunmamakta.
Bütün bunlar, “devletin içinden geçtiği zor şartlar”, “devletin bekası”, “milli birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz şu son günler” diye geçiştirilebilir.

Ancak bağımsız ve adil bir yargı ile çoğulcu demokrasinin tesisi en temel milli çıkarımızdır. Haliyle devletin bekasını gerçekten düşünen varsa hâkim ve savcıları ilkokul öğrencisi gibi servislerle ayağına çağırmayı derhal bırakıp yargı bağımsızlığı için uğraşır.

Adalet mülkün yani devletin temelidir. Adaletin sağlanması bir milli çıkar ve devletin bekası sorunudur.

Facebook Yorumları

reklam
6.9.2018
Tutuklu yargı
30.8.2018
Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor
29.8.2018
Kimiz biz?
25.8.2018
Trump gidiyor mu?
22.8.2018
Milli birlik
12.8.2018
Yazık ettiniz efendiler
8.8.2018
Krizin faturası
4.8.2018
Trump, Erdoğan, Brunson
2.8.2018
Brunson meselesi
28.7.2018
Yapalım yargıda şeyini...
25.7.2018
Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken
14.7.2018
Anayasa yok
11.7.2018
Afrika tipi başkanlık
7.7.2018
Muhalefet partilerinin hali
1.7.2018
Soylu ne yapıyor?
28.6.2018
Nasıl olacak?
24.6.2018
Demokrasi. Şimdi!
20.6.2018
Büyük uzlaşmaya doğru
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.