Oktay Cansın EMİRAL

oktaycansin@hotmail.com



Bookmark and Share

AKP’nin anti-sosyal politikaları ve amaçları


18.1.2017 - Bu Yazı 262 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Siyasal gündemin en önemli konusu hiç şüphesiz terör katliamları; ancak tüm bu hengame arasında gözden kaçan çok önemli meseleler var. Bunların arasında uzunca tartışılması gereken konular “asgari ücret zammı” ve “batık esnaf fonu.”

Ülkemizde toplumsal iş bölümünü oluşturan çalışanların en büyük kısmını asgari ücretli kesim oluşturmaktadır. “Haftalık 40 saat çalışma süresinin en az parasal karşılığı” olarak ifade edilen asgari ücret; yanında sosyal sigorta primi, vergiler ve fonlar gibi kesintiler ile hesaplandığında, bir işçinin işverene maliyeti 2088 TL olmaktadır. Tüm bunlar haricinde bir işçinin eline net 1404 TL geçmektedir.

Aradaki fark 684 TL.

684 TL, sadece asgari ücretlinin maaşını alırken devlete kazandırdığı artı değer ve bu, aylığı aldıktan sonra da K.D.V, Ö.T.V vs. gibi vergilerle devam ediyor. 1404 TL’nin % 18 K.D.V üzerinden hesabı 252 TL olmakta ve bunu da düşersek 1152 TL harcamayla bir ay geçinebilmek gerekiyor.

Sorun sadece 1152 TL ile bir ay geçinmek ile sınırlı kalsa belki çözüm ararsanız bulursunuz; fakat bu sorunsala iş kazalarında yaşadığınız yaralanmaları, yetersiz beslenme ve yorgunluktan kaynaklanan hastalıkları, kanserojen kimyasallara maruz kalmaktan ötürü yaşadığınız yıpranmayı, üretimin ve verimliliğin arttırılması uğruna size yapılan “mobbing” denilen post-modern işkenceyi de katarsanız “asgari ücret ile yaşamak” denilen olguya “yaşam”dan çok uzaklarda konumlanan adına “modern kölelik” bile diyemeyeceğiniz bir “insani  varoluş modeli” diyebilirsiniz.

Toplumsal değerlerin yaratılması ve saklanması uğruna içerisinde hem etken hem de edilgen olanı birleştirerek, insandan insanüstü varlığa dönüşmüş bir post-modern fenomen olarak “Türkiye asgari ücretli çalışanı”; siyasi alanda da gidişatı yönlendiren, siyasi iklimi belirleyen, sergilediği içsel dayanışma ve sosyal iletişimle entellektüel gerçekliği üreten varlıktır.

Türkiye’de bulunan asgari ücretli çalışanların yaşadığı ağır koşulların benzerlerine maruz kalarak tarihsel ve kutsal metinlerde yer almış toplumsal gurupları hepimiz hatırlarız. Bunların arasında en çok bilineni şüphesiz Firavun’un zulmünden kaçarak Mısır’ı terk eden Hz. Musa’nın izleyicileri ve “İngiliz Sanayi Devrimi” öncesinde günde 18 saat çalıştırılan 13-14 yaşındaki çocuk işçilerdir. Bu örnekleri oluşturan işçiler kendi zamanlarında yaşamış, iktidarı elinde bulunduran güçlerle amansız ve çetin mücadeleler sürdürüp insani yaşam şartlarını oluşturan hak ve özgürlüklerini elde etmeyi başarmışlardır.

Ülkemizde AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren yavaş yavaş eriyen alım gücü 2017 yılı itibarıyla adeta dip yapmıştır. Sendika başkanlarının pasifliği yanı sıra işçi haklarının savunulması ve toplu pazarlık süreçlerinde emekçi kesimin demokratik güçlerinin arttırılması adına hiçbir sosyal politikanın uygulanmayışı, emekçi kesimi içinden çıkılmaz durumlara düşürmüştür.

Son dönemde gündemde sıkça yer alan “batık esnaf fonu” olarak da bilinen, iflas ederek işyerini kapatmak zorunda kalmış esnaflara yönelik uygulanmak istenen fon, AKP hükümetinin toplumun refahını arttırmaya yönelik uygulanması gereken sosyal politikaların yaratılmasında ne kadar başarısız olduğunu anlatmaya yetiyor.

Asli görevi ekonomik sistemin sorunsuz şekilde işlemesi olan siyasi iktidarın bu görevi başaramayacağının bir belirtisi olan bu uygulamayla esas hedeflenen; kepenk kapatan esnafları asgari ücretle çalışma hayatına yönlendirmektir. Örnek ile açıklamak gerekirse fonun amacı; bir market işleten esnaf yakın zamanda karşılaşılacak ekonomik krizlerle iflas ederse büyük market zincirlerinden birinde işçi olarak çalışsın ve böylece işsizlik oranlarında sosyal patlama yaratacak bir artış gerçekleşmesin.

Oysaki demokratik yönetim anlayışı olan siyasi iktidarlar işyeri sahibi olan müteşebbislerin ekonomik sistem içerisinde kalmasını garanti ederler ve yarattıkları istihdam ile ekonominin daha da güçleneceğini savunurlar.

İktisat bilimi ile ilgilenmiş kişilerin çok iyi bildiği gibi %15 seviyelerinde gerçekleşen işsizlik oranının olduğu ülkelerde yaşanacak sosyal patlamaların önüne hiçbir güç geçemez ve mevcut siyasal iktidar görevine devam edemez. Bu bağlamda “batık esnaf fonu” gibi aptalca hazırlanmış ve uygulamaya koyulmuş sosyal politikalar basiretsiz siyasi iktidarın son çırpınışları olarak değerlendirilmelidir.

Bir siyasi eleştirmen olarak, toplumda demokrasi, eşitlik, refah gibi değerleri güçlendirecek sosyal politikaların uygulanması için fon oluşturulmasına karşı değilim; fakat etkin ve etkili fonlar oluşturmak, uygulamak çok büyük beceri ve entelektüel kapasite gerektirir.

Günümüzün ekonomik şartlarında öncelikle asgari ücretin arttırılmasına yönelik sosyal politikalar üretilmeli ve bu doğrultuda fon oluşturulmalıdır.

Piyasadaki daralmayı önleyebilmek ve ekonomiyi canlandırmak sadece geniş kesimlerin alım gücünü arttırabilmek ile gerçekleştirilebilir.

Örneğin, batık esnaf fonundan daha önce işçi kesimin işverenlerle yaptığı ücret pazarlıklarında ellerinde bulundurdukları “grev hakkı”nı uygulamaya koyabilmelerinde karşılaştıkları en büyük engel olan grev maliyetlerini karşılayacak fonlar oluşturularak emekçilerin demokratik gücü arttırılabilir ve ücretlerin artması sağlanabilir. Grev maliyetleri, işçilerin grev süresince katlanmak zorunda kaldıkları ücret, sosyal sigorta giderleri gibi tüm maddi kayıplarını ifade eden kavramdır.  Ücret artış anlaşmasının kısa zamanda gerçekleşmemesi ve grev sürelerinin çok uzun zaman alması grev maliyetlerin gittikçe artmasını beraberinde getirdiği için “grev maliyetleri” işçi haklarının önündeki bir numaralı engel olarak kabul edilmektedir.

https://www.politikyol.com/oktay-cansin-emiral-yazdi-akpnin-anti-sosyal-politikalari-ve-amaclari/

Facebook Yorumları

reklam
18.1.2017
AKP’nin anti-sosyal politikaları ve amaçları
8.12.2016
Dolar ne dolar ne dolmaz
2.10.2016
Kayyumların sosyal yansıması
27.9.2016
Sanat , siyaset ve toplum üçgeni
2.7.2016
Dış politikada paradigma değişimi
21.6.2016
Türkiye’de Avrupa Birliği referandumu
31.5.2016
Kapitalizm çöküyor mu
18.5.2016
Kan ile tehdit ve meşruluk
14.5.2016
Post-modernizm ve AKP
9.5.2016
AKP’de neler oluyo
5.5.2016
Sanat, siyaset ve toplum üçgeni
16.4.2016
İktidarın fısıldadıkları
12.4.2016
Yalan rüzgârı
13.2.2016
Selin Sayek Böke ve liberal değerler
18.1.2016
İmza kampanyaları ve kozmopolitizm
1.1.2016
Başkanlık sistemi ve pragmatizm
10.12.2015
Musul sorunu ve uluslararası idealizm teorisi
7.12.2015
Rusya ile diplomatik kriz ve Akkuyu Nükleer Santral projesi
5.12.2015
Schengen Vizesi ve Geri Kabul Anlaşması
06.03.2015
KUANTUM TOPLUMU VE MAKRO-LİBERALİZM
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.