Nihat Ali Özcan

Milliyet



Bookmark and Share

Yeni Zelanda’da terörün söyledikleri


19.3.2019 - Bu Yazı 72 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçen hafta, sosyal ve ekonomik sorunlarının çoğunu çözmüş Yeni Zelanda’da kanlı bir terör saldırısına tanıklık ettik. Cuma namazı için toplanan cemaate yapılan saldırıda 49 kişi hayatını kaybetti. Terör eylemi dünyanın çeşitli yerlerinde farklı tartışmalara neden oldu. Dikkat çeken husus, saldırının tanımlanması ve sınıflandırılmasında mutabakatın olmaması ile teröristin yazdığı “manifestosunun” ele alınış biçimiydi.  

Terörizm ders kitapları ortak bir terör tanımının olmadığını yazar. Yüzden fazla tanımdan söz edilir. Ancak nereden bakılırsa bakılsın, bu olayın tipik bir terör saldırısı olduğuna şüphe yok. Politik motivasyonla hareket geçen saldırgan, “düşman” gördüğü bir grup masum insanı hedef alarak şiddet uygulamış ve çok sayıda insanı katletmiştir. 

Bu hadisede olduğu gibi terör, politik (dini, ekonomik, sosyal) amaçların gerçekleşmesi için kullanılan bir “metottur”. Failin ideolojisinin, kurbanların kimliğinin ve statüsünün hiç önemi yoktur. Kısacası, bu yöntemi kullananlar teröristtir ve Yeni Zelanda saldırısı da tipik bir terörist saldırıdır. Trump’ın dediği gibi, sadece “korkunç bir katliam” değildir.

Batı’nın bazı mahfillerinde ve medyada tereddüt yaratan ikinci husus, terör eyleminin gerisindeki “motivasyonunun” açıkça belirtil(e)memesidir. Saldırının “dini referanslı” olduğu konusunda tereddüt yoktur. Oysa politik hedefin teşhisi noktasında herkes meşrebine göre tavır alabiliyor. Nitekim burada da aynı durum söz konusu.  

Yeni Zelanda terör saldırısının ardından yapılan “motivasyon” tanımlamalarında Soğuk Savaş döneminin yerleşik sağ-sol ayrımına referans verildiğini görüyoruz. Saldırganın temel motivasyonunu, “yeni aşırı sağcı”, “ırkçı” olarak tanımlama çabaları gözden kaçmıyor. Elbette bunun birden fazla sebebi var.

Yerleşik sınıflandırmanın dışına çıkmak, motivasyonu dinle, “Hıristiyanlıkla” ilişkilendirmek, uzun çabalar sonunda inşa edilen, İslam’ın “terör yapma tekelini” kırabilir. Ne de olsa Batı, dini/mezhep referanslı “şiddet” sorununu aşalı yüz yıllar oldu! Dahası böyle bir yaklaşım, Yahudi soy kırımının esasını oluşturan ırkçılığın etkisini de azaltabilir. Ayrıca politikacıların elinde sağ-sol gibi bir şablon varsa ve bu seçmenleri incitmiyorsa onunla yola devam etmekte ne zarar olabilir?

Sebebi her ne olursa olsun, önümüzdeki dönem de terör saldırısının bu “muallakta” kalan motivasyon sorunu tartışılmaya devam edilecektir.        

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken husus, teröristin yayınladığı manifestonun ele alınma biçimdir. Manifestoda yer alan fikirlerden yola çıkarak dünyayı anlamlandırmaya çalışmak teröristin zekâ düzeyine inmek, onun istediği yolda gitmek demektir. 

Manifesto, aşırıcılığa müptela olmuş birinin, bir caniye dönüşmesinin basit, ilkel fikri serüvenidir. Nasıl radikalleştiğini, canilik eşiğini nasıl aştığını gösterir. Terör saldırısı için kendisini haklı gösterme nedenlerini, fantezilerini, zihin dünyasını anlamaya yarar. Daha çok terörizm çalışanları, psikolog ve psikiyatristlerin ilgi alanına girer. Çünkü bu sağlıklı bir dünya okuması değildir. O yüzden de tarih ve siyaset bilimcilerin itibar etmesi gereken bir metin hiç değildir.

Facebook Yorumları

reklam
19.4.2019
Saklanacak yer kalmadı
16.4.2019
BM, İran ve terörist
10.4.2019
Fiziki erişimden siber alana: F-35, S-400 ve istihbarat
3.4.2019
Yerel seçim sonuçlarına farklı bir cepheden bakmak
30.3.2019
Terörizmle mücadelede SİHA/İHA kullanımı
27.3.2019
Yeni Zelanda’dan Suriye’ye dünyanın hali
19.3.2019
Yeni Zelanda’da terörün söyledikleri
26.2.2019
ABD-Rusya aynı çizgide buluşunca, ‘müzmin sorunumuz’ nereye?
15.2.2019
Kırk yıl sonra, yine Suriye, yine PKK...
12.2.2019
TSK’nın on buçuk ‘savaşı’
6.2.2019
ABD-Rusya füze anlaşmasının karakteri değişirken…
29.1.2019
Suriye ve önceliklere dair
25.1.2019
Çağımızın karmaşık dünyasında Suriye gerçekliği: Nasıl yapmalı? (2)
23.1.2019
Çağımızın karmaşık dünyasında Suriye gerçekliği: Ne yapmalı? (1)
18.1.2019
Güvenli/tampon bölge tartışmaları
11.1.2019
ABD, Suriye ve Türkiye için tercihler
9.1.2019
Fırat’ın doğusunda işler karışırken
1.1.2019
Güvenlik prizmasından, 2019’da Suriye’ye bakmak
28.12.2018
PKK’nın müvekkil değiştirme mevsimi geldi mi?
19.12.2018
Reagan’dan Trump’a, Japonya’dan Çin’e ticaret savaşı -1-
24.11.2018
Kaşıkçı cinayeti ve İran’ın geleceği
16.11.2018
Suriye, İran politikasının payandası olurken...
9.11.2018
ABD, güven duygusu ve PKK
6.11.2018
ABD’nin yetenekleri Suriye’de test edilirken
2.11.2018
PKK’nın açmaza giren stratejisinde Suriye’nin rolü
30.10.2018
Suriye’de yeni hesaplaşma dönemi
26.10.2018
Kaşıkçı ve olası siyasi sonuçları
23.10.2018
ABD-Rusya ilişkilerinde yeniden gerilimli günlere doğru
19.10.2018
Örtülü operasyondan ‘devlet terörizmine’ Kaşıkçı hadisesi
16.10.2018
Küresel rekabet, Vizyon Belgesi ve “Milli”lik?
12.10.2018
İdlib ve emeğe saygı
9.10.2018
Elektrik sayaçları ve PKK ile mücadele
5.10.2018
Rus istihbaratı İngiltere’de nasıl ve neden sobelendi?
2.10.2018
‘Bazen öldürmemek en iyi seçenek olabilir’
28.9.2018
İstihbarat dünyasının öncelikleri değişirken
18.9.2018
Suriye ve Türkiye’nin öncelikleri
14.9.2018
İdlib’le yatıp İran ile kalkmak
11.9.2018
Suriye stratejisinin beş bileşeni -2-
7.9.2018
Suriye stratejisinin beş bileşeni -1-
4.9.2018
Esad, Putin ve Suriye okumaları
31.8.2018
Rusya’nın ‘muharebe laboratuvarı’: Suriye -3-
28.8.2018
Rusya’nın ‘muharebe laboratuvarı’: Suriye -2-
28.8.2018
Rusya’nın ‘muharebe laboratuvarı’: Suriye -1-
26.8.2018
İDLİB'DE BİR ADIM SONRA...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net