Nihat Ali Özcan

Milliyet



Bookmark and Share

ABD, güven duygusu ve PKK


9.11.2018 - Bu Yazı 161 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Türkiye uzun süreden beri, ABD’nin PKK ile ilişkilerinin kabul edilmez olduğunu her ortamda

dile getiriyor. ABD ise, PKK ile arasındaki ilişkiyi, yapay bir tanımlama ve coğrafya ile (Suriye) sınırlandırarak, sürdürmekte ısrar ediyor.

Yine itirazların arttığı, neredeyse Fırat’ın doğusunda çatışmaların yaygınlaşmasına ramak kaldığı bir aşamada, yeni ve ilginç bir gelişme yaşandı. ABD Adalet Bakanlığı, PKK’nın üst düzey üç yöneticisinin, yerini bildirenler için hatırı
sayılır miktarda ödül vereceğini açıkladı.

Bu açıklamadan kısa süre sonra ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi, aynı zamanda ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi James Jeffri, PKK’nın terör örgütü olduğunu ancak, Suriye’de faaliyet gösteren PKK’lıların oluşturduğu PYD’yi terör örgütü olarak görmediklerini ifade etti. İçinde çelişkiler barındıran bu açıklamalar farklı mahfillerde, farklı tepkiler aldı/almaya devam ediyor. Daha uzun süre de alacak gibi görünüyor.   

Yaşananları anlamlandırmak, olası gelişmeleri farklı yönleriyle öngörebilmek için atılması gereken adımlar uzunca bir liste oluşturuyor. Özellikle de PKK gibi bir sorunun karakterini merkeze koyan, olayın taraflarını, hedef, strateji ve taktiklerini bütüncül olarak ele alan bir yaklaşımdan söz ediyoruz. Anlık iyi, kötü ayrımından değil. Örneğin, Türkiye kendi açısından tepki verirken, açıklamaların PKK üzerinde ne gibi etkileri olacağına da kafa yormak gerekiyor.

Kitap, zayıflığı bünyesinde taşıyan, meşruiyet kaygısıyla baş etmeye çalışan ve kendisini sürekli tehlike altında gören terör örgütlerinin en büyük sorununun “güven” olduğunu yazar. Bu hadisede “güven” sadece bir duygu meselesi değil, aynı zamanda bir akıl meselesidir. Özellikle de silahlı çatışma ortamlarında.

ABD’nin PKK liderlerini “ödül vaat edilen suçlu” mertebesine indirmesinin terörizm kitabında elbette bir karşılığı var. Bu hamle onları, teröristlerin dünyasını oluşturan “politik” hedeflerin “büyük kahramanın”dan, başına ödül konulan sıradan “suçluya” dönüştürmektedir.

Bu yaklaşım iki alanda itimatsızlık dalgası yaratacaktır. Bir yanda ABD ile PKK yönetimi arasında. Örgütün kuruluşundan 1999’a kadar ABD, Marksist ideoloji bağlamında, “kapitalist/emperyalist sömürgeci” bir güçtür. Ardından da ABD, Öcalan’ın yakalanmasındaki rolüyle PKK’ya büyük bir travma yaşatmıştı. Haliyle o bir zamanlar nefret edilen güçtü. Irak’ın işgali, iki tarafa güven inşasına yeni bir fırsat vermiş, bunun meyvelerini de Suriye’de toplamışlardı. PKK’nın açıklamalarına bakacak olursak, işler ve duygular değişiyor gibi. Bunun için Fırat’ın doğusunu, PKK’nın Rusya, Esad ve
İran’la ilişkilerini yakından izlemekte fayda var. 

Öte yandan, örgüt içinde de çalkalanmalar kaçınılmazdır. Suriye’ye ataması yapılan PKK’lı militanların seçiminde “güvensizlik” büyük rol oynayacaktır. PKK gibi merkeziyetçi, Stalinist bir örgüt, PYD adıyla Suriye’de görev yapan, ABD ile iyi ilişki kurmuş militanlarına “olağan şüpheli” olarak bakacaktır. Nitekim örgüt tarihi, kültürü, “kolayca düşman ağına düşebilecek hain örnekleri”
ile doludur. ABD’nin açıklaması sonrasında manzara, örgüt içi krizin kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

ABD, kendi çıkarları için bölgede olayları, ilişkileri yeniden tasarlamayı sürdürüyor. Hareketsiz kalmak yerine, fırsat alanlarına odaklanmak doğru bir yaklaşım olabilir.

Facebook Yorumları

reklam
16.11.2018
Suriye, İran politikasının payandası olurken...
9.11.2018
ABD, güven duygusu ve PKK
6.11.2018
ABD’nin yetenekleri Suriye’de test edilirken
2.11.2018
PKK’nın açmaza giren stratejisinde Suriye’nin rolü
30.10.2018
Suriye’de yeni hesaplaşma dönemi
26.10.2018
Kaşıkçı ve olası siyasi sonuçları
23.10.2018
ABD-Rusya ilişkilerinde yeniden gerilimli günlere doğru
19.10.2018
Örtülü operasyondan ‘devlet terörizmine’ Kaşıkçı hadisesi
16.10.2018
Küresel rekabet, Vizyon Belgesi ve “Milli”lik?
12.10.2018
İdlib ve emeğe saygı
9.10.2018
Elektrik sayaçları ve PKK ile mücadele
5.10.2018
Rus istihbaratı İngiltere’de nasıl ve neden sobelendi?
2.10.2018
‘Bazen öldürmemek en iyi seçenek olabilir’
28.9.2018
İstihbarat dünyasının öncelikleri değişirken
18.9.2018
Suriye ve Türkiye’nin öncelikleri
14.9.2018
İdlib’le yatıp İran ile kalkmak
11.9.2018
Suriye stratejisinin beş bileşeni -2-
7.9.2018
Suriye stratejisinin beş bileşeni -1-
4.9.2018
Esad, Putin ve Suriye okumaları
31.8.2018
Rusya’nın ‘muharebe laboratuvarı’: Suriye -3-
28.8.2018
Rusya’nın ‘muharebe laboratuvarı’: Suriye -2-
28.8.2018
Rusya’nın ‘muharebe laboratuvarı’: Suriye -1-
26.8.2018
İDLİB'DE BİR ADIM SONRA...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları