Mustafa PAÇAL

[email protected]



Bookmark and Share

Yeni anayasa mı?


10.02.2021 - Bu Yazı 1519 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hukuk ve ekonomi alanlarından reform söylentilerine ilave olarak bu seferde yeni bir anayasa mavalı ortalıkta döndürülüyor.

Kulağa hoş gelmiyor değil aslında ama iktidarın “Allah bir” dediğine bile insanın inanası gelmeyince bu söylentilere “maval” demekten başka tanım bulunamıyor.

Orta yerde anayasayı paspasa çevirmiş bir iktidarın, pişkince kalkıp “yeni anayasa yapalım” demesinin akla getirdiği ilk çağrışım, “sen önce mevcut anayasanın hükümlerine saygılı bir iktidar olduğunu göster de, sonrada kalk yeni anayasa yapalım hakkını kendinde bul” demesi geliyor.

Uymadıkları anayasa,12 Eylül askeri darbesini yapan faşist generallerin seçtiği kurucu meclis tarafından hazırlanan ve herkesin susturulduğu ağır şiddet ve baskı koşullarında halka dayatılan 1982 anayasasıdır.

Acı olan ise o gün “hayır” oyu verdiğim bu anayasayı bugün arar olmamdır.

Sözün özü ise Ak Parti iktidarının darbe dönemlerini mumla aratır bir zulüm rejimi kurmuş olmasıdır.

Sahi siz, darbeci generalleri neden yargıladınız ve neden 12 Eylül darbesiyle hesaplaşmak istediniz?

Neden?

Neden bununla övündünüz ve bugün aklınıza, neden o günlerdeki söyledikleriniz ve yaptıklarınız gelmiyor?

Neden?

Oysa 2009 yılında yeni anayasa taslağı hazırlatarak sonradan bundan vazgeçmiş olsanız bile 2010 anayasa değişikliğinde getirdiğiniz değişiklikler bir umut yaratmıştınız.

Yaratılan bu umudun demokrasi ve özgürlükler alanında atılan adımlara ve işletilen AB süreciyle birlikte bakıldığında, Türkiye’nin artık geleceği iyi olan bir yola girdiği hakkında fazlasıyla umut verdiniz.

Halkın ve sivil toplum kuruluşlarının hemen çoğu bu sürece destek olmuştu. Sayısız kuruluş anayasa önerilerini meclise gönderiyordu.

Doğrudan yeni anayasa platformları kuruluyor ve hemen her gün bir yeni anayasa etkinliği yapılıyordu.

Cumhuriyet tarihi boyunca toplum kendisi için yeni anayasa yapma fırsatını ilk kez yakalamıştı.

Ama olamadı…

O momenti tekmeleyerek bir tarafa bilerek attınız.

Çünkü halkın kendi anayasasını kendi yapması sizi de, devleti de korkutmuştu.

Korktunuz yani…

Yüzünü medeniyete, batıya dönmüş hesap verebilir, şeffaf, gerçekten laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti oluruz diye korktunuz.

Demokratik bir anayasa, işleyen bir denge ve denetleme, bağımsız bir yargıya sahip ülkede istediğiniz gibi at oynatamayacak olmaktan korktunuz.

Devletin ve sizin meşrebinize ve işinize, tek merkezden yönetilen, otoriter bir sıkıyönetim ile ülkeyi çekip çevirmek ve istediğiniz gibi at oynatmak geldi.

Ne demokrasi, ne yargı, ne basın, ne muhalefet ve ne de itiraz edenin olmadığı dikensiz gül bahçesi istediniz.

Böyle bir zulüm rejimi iktidar sahibi olan sizlerin işine geldi.

Ancak bu rejim ne toplumun, ne ekonominin ve nede uluslararası ilişkilerin işine gelmedi.

Hatta bu durum başınıza bela oldu.

Şimdi yana yıkıla durumdan çıkmak istiyorsunuz ama nafile…

Çünkü bu durumdan çıkmak için önce bu zulüm rejiminin yaptığı haksızlıkları ve hukuksuzlukları ortadan kaldıracaksınız.

Örneğin Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkındaki AİHM kararlarının kem küm etmeden uygulayacak ve bu insanları derhal serbest bırakacaksınız.

Haksız yere milletvekillikleri düşürülmüş vekillere meclis kapısını yeniden açacaksınız.

Görevden haksız ve hukuksuz yere aldığınız halkın belediye başkanlarını derhal göreve iade edeceksiniz.

Cezaevlerinde rehin tutulan siyasileri, gazetecileri serbest bırakacaksınız.

Örneğin Boğaziçi Üniversitesine atadığınız kayyum rektörü geri çekeceksiniz.

KHK ile mağdur ettiğiniz insanların özlük haklarını verecek ve işlerini iade edeceksiniz.

“işkenceye sıfır tolerans” diyorsanız devlet içindeki işkencecilerin yakasına yapışacak ve hesap soracaksınız.

Kabaca sıralamaya çalıştığım bu sorunların çözümü için adımlar atarsanız o zaman sizin yeni bir anayasa isteğinizin toplumda ve siyaset içinde bir karşılığı olur.

Ama sizin istediğiniz bu değil, hem de hiç değil…

Peki, bu değilse neden Ak Parti sözcüleri yeni anayasa diyor.

El cevap mevcut tek adam rejimini tahkim etmek istiyorlar.

Örneğin yeni anayasa ile AİHM defterini tamamen kapatmak isteyebilirler.

Yargı, medya ve sivil toplum kuruluşlarına tanınan ancak uygulanmayan kimi hakların üzerini çizebilirler.

Belediyelere sağlanan kimi yetkileri budayabilirler.

Anayasa Mahkemesinin elini kolunu bağlayan düzenlemeler yapabilirler.

Meslek kuruluşlarının hak ve yetkileri ile kurumsal varlıklarını dağıtabilirler.

Ak Parti sözcüleri yeni anayasa dediği zaman herkesin aklına mevcut zulüm rejiminden daha da beter rejimin kurulacağı geliyor.

Yani kısacası iktidarın yeni anayasa demesi yeni korkuları ve tehditleri çağrıştırıyor.
Sussalar daha iyi…

Yoksa bu ülkenin 1921 anayasasını bir kenar koyacak olursak yüzyıldan beri halkın kendi yapacağı bir anayasa sorunu hep ola gelmiştir.

Dip not: Prof.Dr Ayşe Buğra akademinin yüz akı ve bu toplumun onurudur.

Herkes haddini bilerek konuşmalı nokta…

Facebook Yorumları

reklam
10.02.2021
Yeni anayasa mı?
13.01.2021
Salgın,Boğaziçi direnişi ve Trump faşizmi…
23.12.2020
Siyasette iklim değişikliği ve HDP…
7.12.2020
İktidarda ve muhalefette sınav verecek…
22.10.2020
Yolunu kaybeden ülke
12.10.2020
AB ile yeniden başlamak…
2.09.2020
Devlet ve adalet…
26.08.2020
İktidarı sürdürebilmenin iki yolu…
15.08.2020
Garip olan bilmediklerini de bilmiyorlar…
25.12.2019
Daron Acemoğlu ne demedi?
28.07.2019
İttifak şart
27.1.2017
Kabile devletine doğru...
26.9.2016
Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…
24.6.2016
Deve kuşu…
17.6.2016
Erdoğan’a rağmen demokrasiyi kazanmak…
10.6.2016
Hoş geldin TAKRİR-İ SÜKÛN…
3.6.2016
Biz yokuz “o” var…
26.5.2016
Yeni muhalefet tarzı …
20.5.2016
CHP bu suça ortak olmamalı…
29.4.2016
Hukuksuz devlet, muhalefetsiz meclis ve dindar anayasa…
22.4.2016
Modern dünyadan kopuyoruz
25.3.2016
Reza’nın laneti…
18.3.2016
Bu durumdan nasıl çıkacağız
10.3.2016
‘Uymuyorum, uymuyorsunuz’
3.3.2016
Tek kişilik devlet…
25.2.2016
Bu da sizin 28 Şubat’ınız…
18.2.2016
Kiralık işçilik ve Ali Koç’un kapitalizm eleştirisi…
11.2.2016
Kişisel verilerin korunması yasası Meclis’te…
4.2.2016
Alaturka tipi anayasa arayışı…
29.1.2016
Müzakere siyaseti…
21.1.2016
İnsaf…
14.1.2016
Ekonomi de tosladı…
7.1.2016
Yeniden barış, yeniden çözüm…
31.12.2015
Özyönetim tartışması ve cinnet hâli…
24.12.2015
Dış politikanın sefaleti…
17.12.2015
Az demokrasiyle çok ekonomi olmaz
11.12.2015
Duvara konuşmak…
3.12.2015
Başımıza daha neler gelecek bilen var mı
26.11.2015
Sadece bir uçak düşürülmedi…
19.11.2015
Asgari ücret siyaseti…
12.11.2015
Erdoğan’ın iktidarı ‘istikrar’ için yeterli mi
5.11.2015
…yoksa yönetemezler
29.10.2015
HDP son kararım…
22.10.2015
Ya da ‘Beyaz Toros’…
16.10.2015
Başbakan’ın bildiği bombacılar…
8.10.2015
Devlettir aslında yerlerde sürüklenen…
1.10.2015
Ekonomi cadı kazanı gibi…
25.9.2015
1 Kasım seçimi, bir proje…
17.9.2015
Erdoğan bizi aldığı yere geri getirdi…
10.9.2015
Erdoğan’ın kanlı kumarı…
3.9.2015
90’lı yılların yeni versiyonu…
27.8.2015
Terör ekonomisi…
20.8.2015
Bindik bir alamete…
13.8.2015
Öldürmeyin…
6.8.2015
AYM’den sendikal haklara destek…
30.7.2015
Önce Devlet sonra Bahçeli oldu
23.7.2015
‘Suruç düştü’
16.7.2015
Ders gibi karar…
9.7.2015
Taverna ekonomisi ve SYRİZA
2.7.2015
Yeni hükümetten beklentiler…
25.6.2015
Omurga parti…
18.6.2015
CHP + MHP + HDP hükümeti bekleniyor
11.6.2015
Yeni dönemin siyaseti…
4.6.2015
Bu sefer HDP…
28.5.2015
Direnişten, değişime Renault deneyimi…
21.5.2015
HDP ve Reno işçileri
30.4.2015
HDP Meclis’te olmalı…
23.4.2015
Yüzyıllık acı: Ermeni Soykırımı…
16.4.2015
1 Mayıs siyaseti…
9.4.2015
İş cinayetleri önlenebilecek mi
02.04.2015
Meksika tipi başkan…
26.03.2015
Eğitimde tam çuvalladık
19.03.2015
Umutlar yine başka bahara kaldı…
26.02.2015
Mevsimlik tarım işçileri…
19.02.2015
Bu ne hâl = OHAL !
12.02.2015
HDP’nin kumarı ve manifestom…
05.02.2015
Patrona kıyak, işçiye yasak…
29.01.2015
Sendikal istatistiklerin söyledikleri…
22.01.2015
İşsizlik sorununa bakış…
15.01.2015
Charlie Ebdo dersleri…
09.01.2015
Ekonomi ve reel ücretler…
01.01.2015
2014 kayıp yıl…
25.12.2014
Ekonomik hukuk devleti ve AB…
18.12.2014
‘Düşmanlık iklimi’
11.12.2014
‘Askerî ücret’
04.12.2014
Soma cehennemi...
27.11.2014
Küresel adaletsizlik artıyor
20.11.2014
Güvenli çalışma, güvenli yaşam istiyoruz...
13.11.2014
'Algı ekonomisi'
06.11.2014
Yeni(k) Türkiye...
30.10.2014
İşsizlik/ yoksulluk sarmalı...
23.10.2014
Sıkıyönetim devleti ve ekonomisi...
16.10.2014
Ekonominin gerçek önceliği ne
09.10.2014
AB ‘ileri değil geri gittiniz’ dedi
02.10.2014
Umut kapısı..
25.09.2014
U dönüşü...
18.09.2014
Sendikal ayrımcılık hukuki değil...
11.09.2014
Batsın böyle işçilik...
04.09.2014
Davutoğlu’na inanmak istiyorum..
28.08.2014
'Orta sınıf tuzağı' ve CHP
21.08.2014
Türkiye ekonomisi üçlü risk altında...
14.08.2014
Umutsuzluğu seçtik...
07.08.2014
Ekmel Bey neden desteklenmeli...
31.07.2014
Seçimin ekonomi-politiği...
24.07.2014
Erdoğan seçilemezse neler olabilir
17.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...
03.07.2014
Taşeron işçilerinin umudu Meclis’te...
26.06.2014
Yeni sendikal alıştırmalar...
19.06.2014
Sendika (2)
13.06.2014
Sendika...
05.06.2014
#taşeronizm
29.05.2014
Sosyal çürüme ve taşeron işçileri
22.05.2014
Ucuz hayatlar ülkesi...
16.05.2014
Soma ölüm çukuru...
08.05.2014
Ekonominin demokrasiyle alışverişi...
10.04.2014
Ekonomide de soğuk savaş yıllarına dönüş...
06.03.2014
Mevsimsel zıtlıklar...
27.02.2014
AB müzakereleri duruyor gibi...
20.02.2014
Kırık ekonomi...
13.02.2014
Sağlam otorite...
06.02.2014
Gıda tüketiminde küresel adalet arayışı...
30.01.2014
Türkiye’nin ekonomik politiği...
16.01.2014
Kamu ihaleleri, yolsuzluk ve şeffaflık...
09.01.2014
Savaş ve seçim ekonomisi...
03.01.2014
Asimetrik devlet...
26.12.2013
Araştırma görevlileri YÖK kıskacında...
19.12.2013
Ev eksenli çalışma...
12.12.2013
Asgari ücret...
05.12.2013
KOBİ’ler ve sosyal inovasyon
28.11.2013
Çocuklar için...
21.11.2013
Özel dershaneler...
14.11.2013
Öğrenci evleri yahut KOBİ’lerin denetimi...
07.11.2013
KOBİ’ler sosyal sorun alanı...
31.10.2013
A-sosyal Türkiye...
24.10.2013
Ortadoğu siyaseti yeniden kuruluyor
17.10.2013
Dünya Gıda Günü ardından...
10.10.2013
Kıdem tazminatı
03.10.2013
Daha fazlası olmalıydı...
26.09.2013
Sosyal diyalog ve Çalışma Meclisi...
19.09.2013
İstihdamda ulusal strateji ne demek
12.09.2013
Değerli yalnızlıktan çıkış yolu...
05.09.2013
Velev ki, Amerikalı işçi de olsanız...
29.08.2013
Başbakan hâlen bir umut olabilir mi
22.08.2013
Düzgün ve yeşil işler yaratmak...
15.08.2013
İşçiler Aşk Gemisi’nde ölünce...
08.08.2013
Demokratik ekonomi yönetimi...
01.08.2013
Yeni olan ‘demokratik ekonomi’
25.07.2013
Ucuz emek ekonomisi
18.07.2013
#direnyenianayasa
11.07.2013
Camp David darbesi mi
04.07.2013
Acı söz...
27.06.2013
Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...
20.06.2013
Demokrasi ve Gezi dersleri...
13.06.2013
Gezinin ekonomi/politiği
05.06.2013
Başlarken
30.05.2013
İşçiler neden greve çık(a)madılar
10.05.2013
Hem barış ve hem de demokrasi birlikte anlamlı...
31.01.2013
Müzakerelerin üçüncü tarafı olmak…
09.01.2013
Artık barış istiyoruz çünkü bedelini ödedik
21.12.2012
Taraf yoluna devam ediyor hala...
10.12.2012
Solun demokrasi ile ilişkisi...
18.11.2012
Neo-liberalizme karşı neo-demokrasi
08.11.2012
Yönetim yöntemlerinde devrimci dönüşüm gerekli
29.09.2012
SENDİKAL HAKLARIN ANKARA KRİTERLERİ OLMAZ…
06.09.2012
Yeni umutlar ve yeni yollar...
01.06.2012
1 MAYIS 2077'de neler olacak!
05.04.2012
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SEÇİMLERİ…
07.02.2012
Devrimcilikten demokratlığa uzun ince bir yol
06.01.2012
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
22.11.2011
OLAYLARA ÜÇÜNCÜ GÖZLE BAKMAK…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive