Mustafa PAÇAL

[email protected]



Bookmark and Share

Salgın,Boğaziçi direnişi ve Trump faşizmi…


13.01.2021 - Bu Yazı 2053 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir yanda salgın nedeniyle çekilen acılar ve kaybolan hayatlar, diğer yanda ise yaygın işsizlik ve yoksullaşma ve herkesin ne olacak bu salgının sonu dediği zor zahmet bir dönemden geçiyoruz.

Tüm bu kötülük hali bizlere her ülke ve toplumdaki etkileri kuşkusuz aynı olmamakla beraber salgının insanlık için acı bir ortak kader olduğu ve bu salgından ancak hep birlikte dayanışma ve yardımlaşma içinde çıkacağımızı söylüyor.

Aşılama uygulamaları pek çok ülkede başlatılmış olsa bile halen aşılamayı başlatamamış ülkelerde var.

Türkiye’de bu ülkelerden biri neden ve aşı nerede?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tüm ülkelere salgın karşı aşılama yapmak için işbirliği ve dayanışma çağrısı yaparak, tüm ülkelerin aşı programlarının uyumlu olarak sürdürmesi ve ellerindeki fazla aşıların ihtiyaç sahibi diğer ülkelerle paylaşılması için COVAX koordinasyonu içinde davranılmasını ve öncelikle de sağlık çalışanlarının aşılanması gerektiğinin altını çizerek açıklıyor.

Türkiye bu koordinasyonun içinde değil halen neden?

Türkiye başından beri salgın sürecini dürüst ve açık yönetemedi.

Gerçek vaka ve ölüm sayıları kamuoyundan saklandı.

Sonuçta özellikle Tabipler Birliğinin ısrarlı ve kararlı mücadelesi sonucunda süreç eskiye göre daha şeffaf yönetilir bir duruma getirildi.

Şimdi Türkiye Cınovax Çin aşısını tercih etti. Neden etti?

Bu karar tamamen iktidarın tasarrufu ile alınmış bir karar ve tartışılmaya halen devam ediliyor.

Tercih edilen aşının 3. faz sonuçları henüz belli bile değilken, neden bu aşı tercih edildiği hakkında kimsenin bildiği bir şey yok; ancak aşının Çin’den doğrudan devlet tarafından mı satın alındığı, yoksa aracı bir şirket mi tartışmaları ve aşının güvenilir olup olmadığı tartışmaları sürüp gitmekte.

Ve sonuç olarak salgın tüm şiddetiyle sürüyor, her gün yüzlerce insanımız ölüyor ve biz halen aşılamaya başlatamamış ve ne zaman başlanacağı da henüz bilinmeyen bir ülke olmaya devam ediyoruz.

Salgın önleme nedeniyle iktidar tarafından sürdürülen kısıtlamalarda bir yandan sürüyor.

Sürüyor da bu kısıtlamaların yarattığı sosyo-ekonomik tahribatta sürüyor. Özellikle işyerleri kapalı olan esnaf kan ağlıyor.

Bir taraftan geçim derdi diğer taraftan ödenmesi gereken sigorta ve vergilerin yükü altında eziliyorlar.

Durumu daha zor olanlar ise banka kredisi alıp ta ödeyemeyen esnaflar onlar için geriye söylenecek söz kalmıyor.

Milyonlarca esnaf üyesi olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) bu zor günden esnafın, sanatkarın sesi ve eylemi olacağına, iktidara rica minnette bulunmayı tercih ediyor.

Oysaki kararname ile anti-demokratik şekilde üniversitelerine rektör atanan Boğaziçi Üniversiteli öğrenci ve akademisyenlere bir baksınlar.

Gencecik çocukları nasıl da tepeden yapılan rektör atamasına karşı birlik içinde karşı çıkıyorlar.

Evet…

Boğaziçi Üniversitesine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılan atama yasal olarak doğrudur ama meşru değildir.

Her konuda “istişareye” önem verdiğini söyleyen Ak Parti sözcüleri neden bu atamada ve diğer tepeden yapılan atamalarda istişare etme gereği duymadılar.

Gittiler atamaya tepki gösteren öğrencilere terörist suçlaması yaparak şiddet yolunu seçtiler.

Türkiye’nin eğitim ve bilimde geriye kalan en gözde üniversitesinin kapısına utanmadan sıkılmadan kelepçe vurarak kendilerini tüm dünya bir kez daha rezil ettiler.

Neden gece yarısında sözde azılı bir teröristi ele geçirme görüntüleriyle suçsuz öğrencileri gözaltına alarak işkence yaptılar.

Bunun tek bir nedeni var.

İktidar, toplumda verdiği kararların tartışılmasını, itiraz edilmesini ve hatta karşı düşünce ve öneri verilmesini dahi istemiyor.

Herkesten verilen kararlara biat edilmesini istiyor.

Hal böyle olunca da itiraz edenlerin payına şiddet, işkence, hukuksuzluk ve zorbalık düşüyor.

Bu bezirgan saltanatı sürdürülemez ve öylede olacak, burası “Dingo’nun ahırı” değil bu devran dönecek.

Diğer yandan salgın süreci dünyada sağ popülist ve otoriter rejimlerin yönetim olarak oldukça işine gelmiş gözüküyor. Salgın nedeniyle var olan baskı ve yasakları daha da arttırmak eğilimine girdiler.

Türkiye’de bu ülkeler arasında bulunuyor.

Boğaziçi eylemlerini bastırmak için valilik hemen iki ilçede salgın nedeniyle gösteri ve yürüyüşleri yasakladı.

Ve ABD ve Trump…

Öte yandan salgın sürecinin en etkili siyasi ve toplumsal etkileri ABD’de görüldü. Kasım ayında yapılan başkanlık seçimleri öncesinde başlayan siyasi gerilim ve kutuplaşmanın sonucu işin ucu faşist bir güruh tarafından temsilciler meclisinin basılmasına kadar vardırıldı.

Bu demokrasi ahlakı dışı gelişmeler sonucunda Trump, ABD siyasi tarihi içinde her bakımdan en nefret edilen başkan olarak yerini aldı.

Seçim öncesi ve seçim sürecinde görevini devretmeyeceğini ve seçim sonuçlarının hileli olduğunu ileri süren Trump, taraftarlarını meclisi basmaya ve büyük bir kaos yaratamaya kadar teşvik ve tahrik etti.

Trump, ABD demokrasisine ve hukukuna karşı bir suç işlemiştir ve artık kendisi demokrasi düşmanı olan bir suçludur.

Tabii sadece ABD demokrasisine karşı değil bu suç dünyada ki tüm demokrasilere karşıda işlenen bir suçtur.

Trump, giderayak, demokrasilerin ortadan kaldırılmasına yeminli faşist, demokrasi düşmanı çevreleri yüreklendirerek demokrasilerin mabedi parlamento binası saldırmalarını istemiştir.

Üstelik bunu kendisini ABD başkanlığına taşıyan bu demokrasi olduğu halde yapabilmiş olarak gözünü karartmıştır.

Sonradan yaptığı karşı açıklamalar onun suçlanmasını etkilemeyecek ve demokrasi düşmanı suçunun bedelini ödeyecektir.

Yalnız bu olaylar karşısında Ak Parti sözcülerinin yaptığı açıklamalarda oldukça manidardı.

Kendi ülkelerinde seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarını her türlü hukuksuzluk ve zorbalık yöntemleriyle görevden alan Ak Parti sözcüleri ABD’de yaşananlar için “herkes seçim sonuçlarına saygılı olmalı” deyiverdi.

Buna halk arasında “yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” derler.

Pişkinlik ve yüzsüzlüğün sınırı yok derler.

Facebook Yorumları

reklam
13.01.2021
Salgın,Boğaziçi direnişi ve Trump faşizmi…
23.12.2020
Siyasette iklim değişikliği ve HDP…
7.12.2020
İktidarda ve muhalefette sınav verecek…
22.10.2020
Yolunu kaybeden ülke
12.10.2020
AB ile yeniden başlamak…
2.09.2020
Devlet ve adalet…
26.08.2020
İktidarı sürdürebilmenin iki yolu…
15.08.2020
Garip olan bilmediklerini de bilmiyorlar…
25.12.2019
Daron Acemoğlu ne demedi?
28.07.2019
İttifak şart
27.1.2017
Kabile devletine doğru...
26.9.2016
Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…
24.6.2016
Deve kuşu…
17.6.2016
Erdoğan’a rağmen demokrasiyi kazanmak…
10.6.2016
Hoş geldin TAKRİR-İ SÜKÛN…
3.6.2016
Biz yokuz “o” var…
26.5.2016
Yeni muhalefet tarzı …
20.5.2016
CHP bu suça ortak olmamalı…
29.4.2016
Hukuksuz devlet, muhalefetsiz meclis ve dindar anayasa…
22.4.2016
Modern dünyadan kopuyoruz
25.3.2016
Reza’nın laneti…
18.3.2016
Bu durumdan nasıl çıkacağız
10.3.2016
‘Uymuyorum, uymuyorsunuz’
3.3.2016
Tek kişilik devlet…
25.2.2016
Bu da sizin 28 Şubat’ınız…
18.2.2016
Kiralık işçilik ve Ali Koç’un kapitalizm eleştirisi…
11.2.2016
Kişisel verilerin korunması yasası Meclis’te…
4.2.2016
Alaturka tipi anayasa arayışı…
29.1.2016
Müzakere siyaseti…
21.1.2016
İnsaf…
14.1.2016
Ekonomi de tosladı…
7.1.2016
Yeniden barış, yeniden çözüm…
31.12.2015
Özyönetim tartışması ve cinnet hâli…
24.12.2015
Dış politikanın sefaleti…
17.12.2015
Az demokrasiyle çok ekonomi olmaz
11.12.2015
Duvara konuşmak…
3.12.2015
Başımıza daha neler gelecek bilen var mı
26.11.2015
Sadece bir uçak düşürülmedi…
19.11.2015
Asgari ücret siyaseti…
12.11.2015
Erdoğan’ın iktidarı ‘istikrar’ için yeterli mi
5.11.2015
…yoksa yönetemezler
29.10.2015
HDP son kararım…
22.10.2015
Ya da ‘Beyaz Toros’…
16.10.2015
Başbakan’ın bildiği bombacılar…
8.10.2015
Devlettir aslında yerlerde sürüklenen…
1.10.2015
Ekonomi cadı kazanı gibi…
25.9.2015
1 Kasım seçimi, bir proje…
17.9.2015
Erdoğan bizi aldığı yere geri getirdi…
10.9.2015
Erdoğan’ın kanlı kumarı…
3.9.2015
90’lı yılların yeni versiyonu…
27.8.2015
Terör ekonomisi…
20.8.2015
Bindik bir alamete…
13.8.2015
Öldürmeyin…
6.8.2015
AYM’den sendikal haklara destek…
30.7.2015
Önce Devlet sonra Bahçeli oldu
23.7.2015
‘Suruç düştü’
16.7.2015
Ders gibi karar…
9.7.2015
Taverna ekonomisi ve SYRİZA
2.7.2015
Yeni hükümetten beklentiler…
25.6.2015
Omurga parti…
18.6.2015
CHP + MHP + HDP hükümeti bekleniyor
11.6.2015
Yeni dönemin siyaseti…
4.6.2015
Bu sefer HDP…
28.5.2015
Direnişten, değişime Renault deneyimi…
21.5.2015
HDP ve Reno işçileri
30.4.2015
HDP Meclis’te olmalı…
23.4.2015
Yüzyıllık acı: Ermeni Soykırımı…
16.4.2015
1 Mayıs siyaseti…
9.4.2015
İş cinayetleri önlenebilecek mi
02.04.2015
Meksika tipi başkan…
26.03.2015
Eğitimde tam çuvalladık
19.03.2015
Umutlar yine başka bahara kaldı…
26.02.2015
Mevsimlik tarım işçileri…
19.02.2015
Bu ne hâl = OHAL !
12.02.2015
HDP’nin kumarı ve manifestom…
05.02.2015
Patrona kıyak, işçiye yasak…
29.01.2015
Sendikal istatistiklerin söyledikleri…
22.01.2015
İşsizlik sorununa bakış…
15.01.2015
Charlie Ebdo dersleri…
09.01.2015
Ekonomi ve reel ücretler…
01.01.2015
2014 kayıp yıl…
25.12.2014
Ekonomik hukuk devleti ve AB…
18.12.2014
‘Düşmanlık iklimi’
11.12.2014
‘Askerî ücret’
04.12.2014
Soma cehennemi...
27.11.2014
Küresel adaletsizlik artıyor
20.11.2014
Güvenli çalışma, güvenli yaşam istiyoruz...
13.11.2014
'Algı ekonomisi'
06.11.2014
Yeni(k) Türkiye...
30.10.2014
İşsizlik/ yoksulluk sarmalı...
23.10.2014
Sıkıyönetim devleti ve ekonomisi...
16.10.2014
Ekonominin gerçek önceliği ne
09.10.2014
AB ‘ileri değil geri gittiniz’ dedi
02.10.2014
Umut kapısı..
25.09.2014
U dönüşü...
18.09.2014
Sendikal ayrımcılık hukuki değil...
11.09.2014
Batsın böyle işçilik...
04.09.2014
Davutoğlu’na inanmak istiyorum..
28.08.2014
'Orta sınıf tuzağı' ve CHP
21.08.2014
Türkiye ekonomisi üçlü risk altında...
14.08.2014
Umutsuzluğu seçtik...
07.08.2014
Ekmel Bey neden desteklenmeli...
31.07.2014
Seçimin ekonomi-politiği...
24.07.2014
Erdoğan seçilemezse neler olabilir
17.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...
03.07.2014
Taşeron işçilerinin umudu Meclis’te...
26.06.2014
Yeni sendikal alıştırmalar...
19.06.2014
Sendika (2)
13.06.2014
Sendika...
05.06.2014
#taşeronizm
29.05.2014
Sosyal çürüme ve taşeron işçileri
22.05.2014
Ucuz hayatlar ülkesi...
16.05.2014
Soma ölüm çukuru...
08.05.2014
Ekonominin demokrasiyle alışverişi...
10.04.2014
Ekonomide de soğuk savaş yıllarına dönüş...
06.03.2014
Mevsimsel zıtlıklar...
27.02.2014
AB müzakereleri duruyor gibi...
20.02.2014
Kırık ekonomi...
13.02.2014
Sağlam otorite...
06.02.2014
Gıda tüketiminde küresel adalet arayışı...
30.01.2014
Türkiye’nin ekonomik politiği...
16.01.2014
Kamu ihaleleri, yolsuzluk ve şeffaflık...
09.01.2014
Savaş ve seçim ekonomisi...
03.01.2014
Asimetrik devlet...
26.12.2013
Araştırma görevlileri YÖK kıskacında...
19.12.2013
Ev eksenli çalışma...
12.12.2013
Asgari ücret...
05.12.2013
KOBİ’ler ve sosyal inovasyon
28.11.2013
Çocuklar için...
21.11.2013
Özel dershaneler...
14.11.2013
Öğrenci evleri yahut KOBİ’lerin denetimi...
07.11.2013
KOBİ’ler sosyal sorun alanı...
31.10.2013
A-sosyal Türkiye...
24.10.2013
Ortadoğu siyaseti yeniden kuruluyor
17.10.2013
Dünya Gıda Günü ardından...
10.10.2013
Kıdem tazminatı
03.10.2013
Daha fazlası olmalıydı...
26.09.2013
Sosyal diyalog ve Çalışma Meclisi...
19.09.2013
İstihdamda ulusal strateji ne demek
12.09.2013
Değerli yalnızlıktan çıkış yolu...
05.09.2013
Velev ki, Amerikalı işçi de olsanız...
29.08.2013
Başbakan hâlen bir umut olabilir mi
22.08.2013
Düzgün ve yeşil işler yaratmak...
15.08.2013
İşçiler Aşk Gemisi’nde ölünce...
08.08.2013
Demokratik ekonomi yönetimi...
01.08.2013
Yeni olan ‘demokratik ekonomi’
25.07.2013
Ucuz emek ekonomisi
18.07.2013
#direnyenianayasa
11.07.2013
Camp David darbesi mi
04.07.2013
Acı söz...
27.06.2013
Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...
20.06.2013
Demokrasi ve Gezi dersleri...
13.06.2013
Gezinin ekonomi/politiği
05.06.2013
Başlarken
30.05.2013
İşçiler neden greve çık(a)madılar
10.05.2013
Hem barış ve hem de demokrasi birlikte anlamlı...
31.01.2013
Müzakerelerin üçüncü tarafı olmak…
09.01.2013
Artık barış istiyoruz çünkü bedelini ödedik
21.12.2012
Taraf yoluna devam ediyor hala...
10.12.2012
Solun demokrasi ile ilişkisi...
18.11.2012
Neo-liberalizme karşı neo-demokrasi
08.11.2012
Yönetim yöntemlerinde devrimci dönüşüm gerekli
29.09.2012
SENDİKAL HAKLARIN ANKARA KRİTERLERİ OLMAZ…
06.09.2012
Yeni umutlar ve yeni yollar...
01.06.2012
1 MAYIS 2077'de neler olacak!
05.04.2012
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SEÇİMLERİ…
07.02.2012
Devrimcilikten demokratlığa uzun ince bir yol
06.01.2012
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
22.11.2011
OLAYLARA ÜÇÜNCÜ GÖZLE BAKMAK…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive