Mustafa PAÇAL

[email protected]



Bookmark and Share

Yolunu kaybeden ülke


22.10.2020 - Bu Yazı 7498 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye ile ilgili dünyada dolaşımda olan ve olumlu algı yaratacak bir tek rapor bir tek olumlu değerlendirme yok.

Tel, tel dökülüyoruz.

Tersi her alanda durumun vahimliğini gösteren görüş ve değerlendirmeler gırla gidiyor.

Evet…

Bu gidiş, gidiş değil ve nereye ve nasıl gideceğimizi ve sonumuzun ne olacağını bilende yok…

Çünkü…

Mesela Anayasa’nın ve yasaların açık hükümlerine rağmen Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına birinci derece mahkeme uymayabiliyor.

CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında AYM’nin yeniden yargılama kararına rağmen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı tanımadı.

Bu vahim durum, çok açık bir şekilde Türkiye’nin bir kabile devleti gibi olduğunu bir kez daha teyit ediyor.

Soru şu; AYM kararlarının herkesi bağlayacağı açık seçik ortada iken bu kararı alan mahkeme heyeti bu cüreti nerden almaktadır.

HSK, bu cüreti gösteren mahkeme heyeti hakkında şu saate kadar herhangi bir işlem neden yapmamıştır.

Bunun anlamı…

Keyfiyet anayasa ve yasaların üstüne çıkmışsa, bu rejimin adı açık dikta rejimi demektir.

Artık hiçbir yurttaş anayasal hakkı olan kişisel başvuru hakkını kullanmak istemez ve kullansam ne olacak ki sonunda kararlar anayasa ve yasaları göre değil, iktidardan talimat alarak karar veren bağımlı bir yargı var diye düşünür.

Bu durumun somut tanımı; TC Devleti anayasal bir devlet olmaktan artık tamamen çıkmıştır.

Tabi bir de bu duruma dışardan bakanlar var.

Örneğin uluslararası yatırımcılar var.

Bu yatırımcılar her ülkede yatırım için uygun ortam ararlar.

Yatırımlarını yaparken de uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının raporlarına bakarlar.

Gelin bizde bakalım…

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2’ye indirdi ve durumunu Negatif olarak belirledi. Eylül 2020

Fitch BB- Negatif dedi. Ağustos 2020

Standart&Poor’s ise BB- Durağan notu verdi. Temmuz 2020

Görüldüğü gibi birer ay arayla, üç ayrı kredi değerlendirme kuruluşunun hiç biri pozitif bir puan vermemiş…

Bu arada hatırlatalım, bu kredi notu seviyeleri ağırlıkta Afrika ve Orta Asya cumhuriyetlerinin olduğu gruba verilen notlardır.

Türkiye için verilen bu not seviyesi “aşırı riskli” grubta olan ülkelere göre bir tık yukarıda olan nottur.

İçerde hukuk devleti ve yargı bağımsızlığından uzaklaştıkça, insan hak ve özgürlüklerinde her gün yeni ve acımasız zorbalıklar ortaya çıktıkça, bu durumun daha kötüye gideceğinden şimdiden herkes emin olabilir.

İşte bu kredi değerlendirme notları ülkeye doğrudan yabancı sermaye girişini de olumsuz etkiliyor.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) 2020 yılı “Dünya Yatırım Raporu” Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye yatırım 2019 yılında %35 azalarak 8.4 milyar dolara indiğini söylüyor.

2020 yılı yabancı sermaye girişi bu durumdan daha kötü olacağını şimdiden söylemek yalan olmaz diye düşünüyorum.

Öte yandan BM ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar salgın döneminde 96 milyon insanın aşırı yoksullaşacağını bunun 47 milyonunu kadınların oluşturacağını raporluyor.

Salgın süresince ağır bir şekilde etkilenen ekonomi bunun bedelini işsizlik ve yoksulluğun artması olarak ödetiyor.
Türkiye’de bunun bedelini ağır ödeyen ve ödeyecek olan ülkeler arasında bulunuyor.

Her ne kadar TÜİK iktidarın talimatına göre işsizlik ve yoksulluk verilerini gerçeğe aykırı bir oranda açıklasa da bu sokaktaki yaşanan gerçeklerin üzerini örtmeye yetmiyor.

Tel, tel dökülen yanımız sadece yargı, ekonomi değil dış politikadan tutunda her alanda dökülüyoruz.

Mavi Vatan, Doğu Akdeniz ve Yunanistan ile Ege adaları sorunu ve Libya ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ile ve son olarak Azerbaycan ve Ermenistan savaşı…

Tüm başlıklara bakıldığında hepsinin birbirinden farklı sorunlar olduğunu görsek te, Türkiye bu farklı sorunların hepsi için birbirine benzer davranışlarda bulunuyor.

Bu davranış, tek taraflı ve gerilim yaratma nedenine dayanıyor.

Tüm bu farklı sorunlar için öncelikle diyalog, işbirliği ve müzakere yollarını deneyen bir dış politikadan ziyade daha çok gerilim yaratan bir yol izleniyor.

Neden peki…

Çünkü içerdeki iktidarını ayakta tutabilmek için “beka sorunundan” başka anlatacağı hikayeleri kalmadı.

O nedenle bölgede sürekli bir gerilim ve çatışma siyasetine çok ihtiyaçları var.

İçerde çökertilmiş bir ekonomi, başını alıp gitmiş yolsuzluklar, işsizlik ve yoksulluk var.

Ancak şunu iyi biliyorlar ki “vatan millet” edebiyatı ile insanların açlık ve işsizliğini bir nebze olsun unutturabiliyorlar.

Eh birde buna CHP ve İYİP gibi muhalefet partilerinin “iktidarın muhalefeti” eklenince durumu şimdilik kör topal sürdürebiliyorlar.

Nereye kadar birlikte göreceğiz…

*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Gazete Davul’un yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Facebook Yorumları

reklam
22.10.2020
Yolunu kaybeden ülke
12.10.2020
AB ile yeniden başlamak…
2.09.2020
Devlet ve adalet…
26.08.2020
İktidarı sürdürebilmenin iki yolu…
15.08.2020
Garip olan bilmediklerini de bilmiyorlar…
25.12.2019
Daron Acemoğlu ne demedi?
28.07.2019
İttifak şart
27.1.2017
Kabile devletine doğru...
26.9.2016
Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…
24.6.2016
Deve kuşu…
17.6.2016
Erdoğan’a rağmen demokrasiyi kazanmak…
10.6.2016
Hoş geldin TAKRİR-İ SÜKÛN…
3.6.2016
Biz yokuz “o” var…
26.5.2016
Yeni muhalefet tarzı …
20.5.2016
CHP bu suça ortak olmamalı…
29.4.2016
Hukuksuz devlet, muhalefetsiz meclis ve dindar anayasa…
22.4.2016
Modern dünyadan kopuyoruz
25.3.2016
Reza’nın laneti…
18.3.2016
Bu durumdan nasıl çıkacağız
10.3.2016
‘Uymuyorum, uymuyorsunuz’
3.3.2016
Tek kişilik devlet…
25.2.2016
Bu da sizin 28 Şubat’ınız…
18.2.2016
Kiralık işçilik ve Ali Koç’un kapitalizm eleştirisi…
11.2.2016
Kişisel verilerin korunması yasası Meclis’te…
4.2.2016
Alaturka tipi anayasa arayışı…
29.1.2016
Müzakere siyaseti…
21.1.2016
İnsaf…
14.1.2016
Ekonomi de tosladı…
7.1.2016
Yeniden barış, yeniden çözüm…
31.12.2015
Özyönetim tartışması ve cinnet hâli…
24.12.2015
Dış politikanın sefaleti…
17.12.2015
Az demokrasiyle çok ekonomi olmaz
11.12.2015
Duvara konuşmak…
3.12.2015
Başımıza daha neler gelecek bilen var mı
26.11.2015
Sadece bir uçak düşürülmedi…
19.11.2015
Asgari ücret siyaseti…
12.11.2015
Erdoğan’ın iktidarı ‘istikrar’ için yeterli mi
5.11.2015
…yoksa yönetemezler
29.10.2015
HDP son kararım…
22.10.2015
Ya da ‘Beyaz Toros’…
16.10.2015
Başbakan’ın bildiği bombacılar…
8.10.2015
Devlettir aslında yerlerde sürüklenen…
1.10.2015
Ekonomi cadı kazanı gibi…
25.9.2015
1 Kasım seçimi, bir proje…
17.9.2015
Erdoğan bizi aldığı yere geri getirdi…
10.9.2015
Erdoğan’ın kanlı kumarı…
3.9.2015
90’lı yılların yeni versiyonu…
27.8.2015
Terör ekonomisi…
20.8.2015
Bindik bir alamete…
13.8.2015
Öldürmeyin…
6.8.2015
AYM’den sendikal haklara destek…
30.7.2015
Önce Devlet sonra Bahçeli oldu
23.7.2015
‘Suruç düştü’
16.7.2015
Ders gibi karar…
9.7.2015
Taverna ekonomisi ve SYRİZA
2.7.2015
Yeni hükümetten beklentiler…
25.6.2015
Omurga parti…
18.6.2015
CHP + MHP + HDP hükümeti bekleniyor
11.6.2015
Yeni dönemin siyaseti…
4.6.2015
Bu sefer HDP…
28.5.2015
Direnişten, değişime Renault deneyimi…
21.5.2015
HDP ve Reno işçileri
30.4.2015
HDP Meclis’te olmalı…
23.4.2015
Yüzyıllık acı: Ermeni Soykırımı…
16.4.2015
1 Mayıs siyaseti…
9.4.2015
İş cinayetleri önlenebilecek mi
02.04.2015
Meksika tipi başkan…
26.03.2015
Eğitimde tam çuvalladık
19.03.2015
Umutlar yine başka bahara kaldı…
26.02.2015
Mevsimlik tarım işçileri…
19.02.2015
Bu ne hâl = OHAL !
12.02.2015
HDP’nin kumarı ve manifestom…
05.02.2015
Patrona kıyak, işçiye yasak…
29.01.2015
Sendikal istatistiklerin söyledikleri…
22.01.2015
İşsizlik sorununa bakış…
15.01.2015
Charlie Ebdo dersleri…
09.01.2015
Ekonomi ve reel ücretler…
01.01.2015
2014 kayıp yıl…
25.12.2014
Ekonomik hukuk devleti ve AB…
18.12.2014
‘Düşmanlık iklimi’
11.12.2014
‘Askerî ücret’
04.12.2014
Soma cehennemi...
27.11.2014
Küresel adaletsizlik artıyor
20.11.2014
Güvenli çalışma, güvenli yaşam istiyoruz...
13.11.2014
'Algı ekonomisi'
06.11.2014
Yeni(k) Türkiye...
30.10.2014
İşsizlik/ yoksulluk sarmalı...
23.10.2014
Sıkıyönetim devleti ve ekonomisi...
16.10.2014
Ekonominin gerçek önceliği ne
09.10.2014
AB ‘ileri değil geri gittiniz’ dedi
02.10.2014
Umut kapısı..
25.09.2014
U dönüşü...
18.09.2014
Sendikal ayrımcılık hukuki değil...
11.09.2014
Batsın böyle işçilik...
04.09.2014
Davutoğlu’na inanmak istiyorum..
28.08.2014
'Orta sınıf tuzağı' ve CHP
21.08.2014
Türkiye ekonomisi üçlü risk altında...
14.08.2014
Umutsuzluğu seçtik...
07.08.2014
Ekmel Bey neden desteklenmeli...
31.07.2014
Seçimin ekonomi-politiği...
24.07.2014
Erdoğan seçilemezse neler olabilir
17.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...
03.07.2014
Taşeron işçilerinin umudu Meclis’te...
26.06.2014
Yeni sendikal alıştırmalar...
19.06.2014
Sendika (2)
13.06.2014
Sendika...
05.06.2014
#taşeronizm
29.05.2014
Sosyal çürüme ve taşeron işçileri
22.05.2014
Ucuz hayatlar ülkesi...
16.05.2014
Soma ölüm çukuru...
08.05.2014
Ekonominin demokrasiyle alışverişi...
10.04.2014
Ekonomide de soğuk savaş yıllarına dönüş...
06.03.2014
Mevsimsel zıtlıklar...
27.02.2014
AB müzakereleri duruyor gibi...
20.02.2014
Kırık ekonomi...
13.02.2014
Sağlam otorite...
06.02.2014
Gıda tüketiminde küresel adalet arayışı...
30.01.2014
Türkiye’nin ekonomik politiği...
16.01.2014
Kamu ihaleleri, yolsuzluk ve şeffaflık...
09.01.2014
Savaş ve seçim ekonomisi...
03.01.2014
Asimetrik devlet...
26.12.2013
Araştırma görevlileri YÖK kıskacında...
19.12.2013
Ev eksenli çalışma...
12.12.2013
Asgari ücret...
05.12.2013
KOBİ’ler ve sosyal inovasyon
28.11.2013
Çocuklar için...
21.11.2013
Özel dershaneler...
14.11.2013
Öğrenci evleri yahut KOBİ’lerin denetimi...
07.11.2013
KOBİ’ler sosyal sorun alanı...
31.10.2013
A-sosyal Türkiye...
24.10.2013
Ortadoğu siyaseti yeniden kuruluyor
17.10.2013
Dünya Gıda Günü ardından...
10.10.2013
Kıdem tazminatı
03.10.2013
Daha fazlası olmalıydı...
26.09.2013
Sosyal diyalog ve Çalışma Meclisi...
19.09.2013
İstihdamda ulusal strateji ne demek
12.09.2013
Değerli yalnızlıktan çıkış yolu...
05.09.2013
Velev ki, Amerikalı işçi de olsanız...
29.08.2013
Başbakan hâlen bir umut olabilir mi
22.08.2013
Düzgün ve yeşil işler yaratmak...
15.08.2013
İşçiler Aşk Gemisi’nde ölünce...
08.08.2013
Demokratik ekonomi yönetimi...
01.08.2013
Yeni olan ‘demokratik ekonomi’
25.07.2013
Ucuz emek ekonomisi
18.07.2013
#direnyenianayasa
11.07.2013
Camp David darbesi mi
04.07.2013
Acı söz...
27.06.2013
Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...
20.06.2013
Demokrasi ve Gezi dersleri...
13.06.2013
Gezinin ekonomi/politiği
05.06.2013
Başlarken
30.05.2013
İşçiler neden greve çık(a)madılar
10.05.2013
Hem barış ve hem de demokrasi birlikte anlamlı...
31.01.2013
Müzakerelerin üçüncü tarafı olmak…
09.01.2013
Artık barış istiyoruz çünkü bedelini ödedik
21.12.2012
Taraf yoluna devam ediyor hala...
10.12.2012
Solun demokrasi ile ilişkisi...
18.11.2012
Neo-liberalizme karşı neo-demokrasi
08.11.2012
Yönetim yöntemlerinde devrimci dönüşüm gerekli
29.09.2012
SENDİKAL HAKLARIN ANKARA KRİTERLERİ OLMAZ…
06.09.2012
Yeni umutlar ve yeni yollar...
01.06.2012
1 MAYIS 2077'de neler olacak!
05.04.2012
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SEÇİMLERİ…
07.02.2012
Devrimcilikten demokratlığa uzun ince bir yol
06.01.2012
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
22.11.2011
OLAYLARA ÜÇÜNCÜ GÖZLE BAKMAK…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive