Mustafa PAÇAL

[email protected]



Bookmark and Share

AB ile yeniden başlamak…


12.10.2020 - Bu Yazı 1986 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1999 yılı Aralık ayında AB Konseyi Türkiye’yi AB tam üyeliğine aday adayı ülke olarak belirlediği o günü çok iyi hatırlıyorum.

Sevinçten adeta ayaklarım yerden kesilmişti.

Sevincime neden olanlar; Türkiye artık 75 yılı aşkın bir cumhuriyet olarak hukuk devleti ve güçlü bir demokrasiye sahip olmak için yola çıkan bir ülke olacaktı. Göz kamaştıran şeylerdi bunlar…

Rahmetli Turgut Özal’ın Başbakanlığı döneminde 1987 yılında Türkiye, AB’ye tam üyelik başvurusunda bulunmuştu.

AB Konseyi tam on iki yıl sonra bu başvuruya olumlu yanıt vermişti.

1999 yılından sonra ki, ilk rapor 1998 yılında yayınlanmıştı.

AB Komisyonu Türkiye ve diğer aday ülkeler için yıllık durum raporları düzenleyerek açıklamaya başladı.

Bu raporlar adeta o ülkelerin yıllık karneleri gibiydi.

Ancak Türkiye’nin Avrupa serencamı oldukça eskiye dayanıyordu.

1959 yılında rahmetli Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde Türkiye, o zaman sadece ekonomik birlik olan Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile ortaklık için başvuruda bulunmuştu.

Araya 1960 askeri darbesi girince bu ortaklık anlaşması ancak 1963 tarihinde imzalanabildi.

Meclis tarafından 1964 yılında kabul edilen bu anlaşmayla Türkiye, topluluk dışı bir ülke olarak AET üyesi ülkelerle ticari ve ekonomik ilişkisini böylelikle kurmuş oluyordu.

Bu durum özel sektörün yeni yeni gelişmesi ve sanayileşme adımlarının atıldığı döneme denk geliyordu ki bu Türkiye için tam isabetle alınmış bir karardı.

Evet, Türkiye Cumhuriyeti kırkıncı yılında ekonomide de yüzünü Batı’ya döndürmüş oluyordu.

Türkiye – AET ilişkileri bu aşamadan sonra Karma Parlamento Komisyonu toplantılarıyla uzun yıllar sürdürüldü.

Bu görüşmelerle Gümrük Birliği ve tarifelerinde karşılıklı entegrasyona doğru yol alınıyordu.

1995 yılında ise Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde AB ile yenilenen Gümrük Birliği anlaşması ile Türkiye, AB tarihinde üye olmadan birliğe giren ilk ve son ülke oldu.

Ve Anlaşma 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girdi.

Daha sonra AB Konsey’i 2004 yılında Türkiye’nin durumunu aday adayı ülke statüsünden aday ülke statüsüne yükseltti.

2005 yılında ise tam üyelik için 35 fasıldan oluşan müzakereleri başladı.

Ancak müzakereler bir türlü yürümedi.

Bunun siyasi açıdan AB ve Kıbrıs Rum yönetiminin engellemeleri olduğu kadar, Türkiye’nin, AB kriterlerini yerine getirmekte ki isteksiz ve sorumsuz davranması da neden oldu.

Bunun en bilinen nedeni Türkiye’nin AB üyesi olmasını istemeyen iç ve dış güçlerdir.

Türkiye içinde devletçi, milliyetçi çevreler bu süreci sabote etmek için ellerinden geleni yaptılar ve halen yapmaktalar.

Nedenleri açıktır, devletin demokratik bir hukuk devleti olmasına karşılardır.

İnsan hak ve özgürlüklerinin gelişmesi ve özgürlükçü bir demokrasinin kurumsallaşmasını zinhar istememektedirler.

İstedikleri Avrupa’nın zenginliğinden bizde nemalanalım ancak demokrasi ve hukuk tarafı kusur kalsın.

Bugün de bu çevrelerin AB ile ilişkilerinde tek sorunları yenilenmiş Gümrük Birliği anlaşmasına dahil olmaktır.

Ancak AB Komisyonu, 2020 Türkiye raporunda “Türkiye AB üyeliğinin artık çok uzağında kaldı.” diyor.

“2018 yılında ilan edilen OHAL halen kalkmamış gibi” diyor.

“Yargı bağımsızlığını tamamen yitirmiş. Hakim ve savcıların belirlenmesinde ve atanmasında liyakat, objektivite ve başka önceden belirlenmiş somut kriterlerin yokluğu devam ediyor.” diyor.

“Düşünce ve ifade özgürlüğü tanınmıyor.” diyor.

“Güneydoğu bölgesindeki durumun endişe yaratmaya devam ediyor. 47 yerel belediyenin seçilmiş başkanlarının kayyım ile değiştirilmesi 2019 yerel seçimlerine dair tüm süreci sorgulamaya açıyor.” diyor.

“Sivil toplum kuruluşları baskı altında ve özgürce hareket edemiyor. Gezi davası ve AİHM kararına rağmen Osman Kavala’nın tutukluluğu bu alandaki gidişatı görmek açısından belirleyici oldu. STKlar yasama sürecinden uzak tutulmaya ve bürokratik engellerle karşılaşmaya devam ediyorlar.” diyor.

Yalnız bunları diyen Avrupa, iş yaptırımlara veya AİHM kararlarına geldiğinde yazdığı gibi cesur davranmıyor.

En somut neden göç korkusu olarak biliniyor.

Türkiye’nin kendi üzerinden Avrupa’ya göçü daha da kolaylaştıracak adımları atmasından korkuyorlar.

1-2 Ekim tarihinde Brüksel’de toplanan AB Konseyi toplantısında özellikle doğu Akdeniz gerilimi nedeniyle bir yaptırım kararı bekleniyordu. Ancak yaptırım yerine “Doğu Akdeniz’de tek taraflı davranma, Yunanistan’la da görüş” tavsiyesi çıktı.

Konsey Türkiye’ye “Eğer uygunsuz göç edenler için Geri Kabul Anlaşması şartlarına uyarsan bizde seninle Gümrük Birliği ve Vize Serbestisi konuları yeniden görüşebiliriz. Yok eğer uymazsan ise yaptırım seçenekleri masada duruyor.” dedi.

Yani havuç sopa siyaseti yaptı.

Bu süreç ‘Pozitif Gündem’ olarak adlandırıldı.

Türkiye’ye AB raporu üzerinden ve de birde bizim üzerimizden bakacak olursak elle tutulacak hiçbir yanı kalmadı.

“IMF’ye beş milyar dolar borç veren bir ülkeden” meteliğe kurşun atan ülke durumuna geldik demek ekonomiyi özetlemeye yetiyor. Belki de IMF kapısına gitmekten başka çaresi olmayan bir duruma düşürüldük.

Ne yapalım?

Siz dolara bakmıyorsunuz ama dolar sizi kendine bakmaya mecbur etti.
Bence, AB sürecinde tekrar müzakere sürecine güçlü bir şekilde dönmeye en çok Türkiye’nin ihtiyacı var.

Hazır, arada Pozitif Gündem oluşmuşsa bunu da fırsata çevirerek “nerede kalmıştık” diye ilişkileri onarmak ve güçlendirmek akıllıca olur derim.

Yok, sen aklını kendine sakla derlerse de saklarım.

Facebook Yorumları

reklam
22.10.2020
Yolunu kaybeden ülke
12.10.2020
AB ile yeniden başlamak…
2.09.2020
Devlet ve adalet…
26.08.2020
İktidarı sürdürebilmenin iki yolu…
15.08.2020
Garip olan bilmediklerini de bilmiyorlar…
25.12.2019
Daron Acemoğlu ne demedi?
28.07.2019
İttifak şart
27.1.2017
Kabile devletine doğru...
26.9.2016
Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…
24.6.2016
Deve kuşu…
17.6.2016
Erdoğan’a rağmen demokrasiyi kazanmak…
10.6.2016
Hoş geldin TAKRİR-İ SÜKÛN…
3.6.2016
Biz yokuz “o” var…
26.5.2016
Yeni muhalefet tarzı …
20.5.2016
CHP bu suça ortak olmamalı…
29.4.2016
Hukuksuz devlet, muhalefetsiz meclis ve dindar anayasa…
22.4.2016
Modern dünyadan kopuyoruz
25.3.2016
Reza’nın laneti…
18.3.2016
Bu durumdan nasıl çıkacağız
10.3.2016
‘Uymuyorum, uymuyorsunuz’
3.3.2016
Tek kişilik devlet…
25.2.2016
Bu da sizin 28 Şubat’ınız…
18.2.2016
Kiralık işçilik ve Ali Koç’un kapitalizm eleştirisi…
11.2.2016
Kişisel verilerin korunması yasası Meclis’te…
4.2.2016
Alaturka tipi anayasa arayışı…
29.1.2016
Müzakere siyaseti…
21.1.2016
İnsaf…
14.1.2016
Ekonomi de tosladı…
7.1.2016
Yeniden barış, yeniden çözüm…
31.12.2015
Özyönetim tartışması ve cinnet hâli…
24.12.2015
Dış politikanın sefaleti…
17.12.2015
Az demokrasiyle çok ekonomi olmaz
11.12.2015
Duvara konuşmak…
3.12.2015
Başımıza daha neler gelecek bilen var mı
26.11.2015
Sadece bir uçak düşürülmedi…
19.11.2015
Asgari ücret siyaseti…
12.11.2015
Erdoğan’ın iktidarı ‘istikrar’ için yeterli mi
5.11.2015
…yoksa yönetemezler
29.10.2015
HDP son kararım…
22.10.2015
Ya da ‘Beyaz Toros’…
16.10.2015
Başbakan’ın bildiği bombacılar…
8.10.2015
Devlettir aslında yerlerde sürüklenen…
1.10.2015
Ekonomi cadı kazanı gibi…
25.9.2015
1 Kasım seçimi, bir proje…
17.9.2015
Erdoğan bizi aldığı yere geri getirdi…
10.9.2015
Erdoğan’ın kanlı kumarı…
3.9.2015
90’lı yılların yeni versiyonu…
27.8.2015
Terör ekonomisi…
20.8.2015
Bindik bir alamete…
13.8.2015
Öldürmeyin…
6.8.2015
AYM’den sendikal haklara destek…
30.7.2015
Önce Devlet sonra Bahçeli oldu
23.7.2015
‘Suruç düştü’
16.7.2015
Ders gibi karar…
9.7.2015
Taverna ekonomisi ve SYRİZA
2.7.2015
Yeni hükümetten beklentiler…
25.6.2015
Omurga parti…
18.6.2015
CHP + MHP + HDP hükümeti bekleniyor
11.6.2015
Yeni dönemin siyaseti…
4.6.2015
Bu sefer HDP…
28.5.2015
Direnişten, değişime Renault deneyimi…
21.5.2015
HDP ve Reno işçileri
30.4.2015
HDP Meclis’te olmalı…
23.4.2015
Yüzyıllık acı: Ermeni Soykırımı…
16.4.2015
1 Mayıs siyaseti…
9.4.2015
İş cinayetleri önlenebilecek mi
02.04.2015
Meksika tipi başkan…
26.03.2015
Eğitimde tam çuvalladık
19.03.2015
Umutlar yine başka bahara kaldı…
26.02.2015
Mevsimlik tarım işçileri…
19.02.2015
Bu ne hâl = OHAL !
12.02.2015
HDP’nin kumarı ve manifestom…
05.02.2015
Patrona kıyak, işçiye yasak…
29.01.2015
Sendikal istatistiklerin söyledikleri…
22.01.2015
İşsizlik sorununa bakış…
15.01.2015
Charlie Ebdo dersleri…
09.01.2015
Ekonomi ve reel ücretler…
01.01.2015
2014 kayıp yıl…
25.12.2014
Ekonomik hukuk devleti ve AB…
18.12.2014
‘Düşmanlık iklimi’
11.12.2014
‘Askerî ücret’
04.12.2014
Soma cehennemi...
27.11.2014
Küresel adaletsizlik artıyor
20.11.2014
Güvenli çalışma, güvenli yaşam istiyoruz...
13.11.2014
'Algı ekonomisi'
06.11.2014
Yeni(k) Türkiye...
30.10.2014
İşsizlik/ yoksulluk sarmalı...
23.10.2014
Sıkıyönetim devleti ve ekonomisi...
16.10.2014
Ekonominin gerçek önceliği ne
09.10.2014
AB ‘ileri değil geri gittiniz’ dedi
02.10.2014
Umut kapısı..
25.09.2014
U dönüşü...
18.09.2014
Sendikal ayrımcılık hukuki değil...
11.09.2014
Batsın böyle işçilik...
04.09.2014
Davutoğlu’na inanmak istiyorum..
28.08.2014
'Orta sınıf tuzağı' ve CHP
21.08.2014
Türkiye ekonomisi üçlü risk altında...
14.08.2014
Umutsuzluğu seçtik...
07.08.2014
Ekmel Bey neden desteklenmeli...
31.07.2014
Seçimin ekonomi-politiği...
24.07.2014
Erdoğan seçilemezse neler olabilir
17.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...
03.07.2014
Taşeron işçilerinin umudu Meclis’te...
26.06.2014
Yeni sendikal alıştırmalar...
19.06.2014
Sendika (2)
13.06.2014
Sendika...
05.06.2014
#taşeronizm
29.05.2014
Sosyal çürüme ve taşeron işçileri
22.05.2014
Ucuz hayatlar ülkesi...
16.05.2014
Soma ölüm çukuru...
08.05.2014
Ekonominin demokrasiyle alışverişi...
10.04.2014
Ekonomide de soğuk savaş yıllarına dönüş...
06.03.2014
Mevsimsel zıtlıklar...
27.02.2014
AB müzakereleri duruyor gibi...
20.02.2014
Kırık ekonomi...
13.02.2014
Sağlam otorite...
06.02.2014
Gıda tüketiminde küresel adalet arayışı...
30.01.2014
Türkiye’nin ekonomik politiği...
16.01.2014
Kamu ihaleleri, yolsuzluk ve şeffaflık...
09.01.2014
Savaş ve seçim ekonomisi...
03.01.2014
Asimetrik devlet...
26.12.2013
Araştırma görevlileri YÖK kıskacında...
19.12.2013
Ev eksenli çalışma...
12.12.2013
Asgari ücret...
05.12.2013
KOBİ’ler ve sosyal inovasyon
28.11.2013
Çocuklar için...
21.11.2013
Özel dershaneler...
14.11.2013
Öğrenci evleri yahut KOBİ’lerin denetimi...
07.11.2013
KOBİ’ler sosyal sorun alanı...
31.10.2013
A-sosyal Türkiye...
24.10.2013
Ortadoğu siyaseti yeniden kuruluyor
17.10.2013
Dünya Gıda Günü ardından...
10.10.2013
Kıdem tazminatı
03.10.2013
Daha fazlası olmalıydı...
26.09.2013
Sosyal diyalog ve Çalışma Meclisi...
19.09.2013
İstihdamda ulusal strateji ne demek
12.09.2013
Değerli yalnızlıktan çıkış yolu...
05.09.2013
Velev ki, Amerikalı işçi de olsanız...
29.08.2013
Başbakan hâlen bir umut olabilir mi
22.08.2013
Düzgün ve yeşil işler yaratmak...
15.08.2013
İşçiler Aşk Gemisi’nde ölünce...
08.08.2013
Demokratik ekonomi yönetimi...
01.08.2013
Yeni olan ‘demokratik ekonomi’
25.07.2013
Ucuz emek ekonomisi
18.07.2013
#direnyenianayasa
11.07.2013
Camp David darbesi mi
04.07.2013
Acı söz...
27.06.2013
Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...
20.06.2013
Demokrasi ve Gezi dersleri...
13.06.2013
Gezinin ekonomi/politiği
05.06.2013
Başlarken
30.05.2013
İşçiler neden greve çık(a)madılar
10.05.2013
Hem barış ve hem de demokrasi birlikte anlamlı...
31.01.2013
Müzakerelerin üçüncü tarafı olmak…
09.01.2013
Artık barış istiyoruz çünkü bedelini ödedik
21.12.2012
Taraf yoluna devam ediyor hala...
10.12.2012
Solun demokrasi ile ilişkisi...
18.11.2012
Neo-liberalizme karşı neo-demokrasi
08.11.2012
Yönetim yöntemlerinde devrimci dönüşüm gerekli
29.09.2012
SENDİKAL HAKLARIN ANKARA KRİTERLERİ OLMAZ…
06.09.2012
Yeni umutlar ve yeni yollar...
01.06.2012
1 MAYIS 2077'de neler olacak!
05.04.2012
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SEÇİMLERİ…
07.02.2012
Devrimcilikten demokratlığa uzun ince bir yol
06.01.2012
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
22.11.2011
OLAYLARA ÜÇÜNCÜ GÖZLE BAKMAK…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive