Mustafa Karaalioğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Vatandaş ne hissediyorsa


9.10.2018 - Bu Yazı 69 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin yüksek enflasyonla yaşadığı yıllarda bugünkü gibi rakam tartışmaları olurdu. Enflasyon ne kadar? Hükümetin dediği doğru mu? Ya da hesaplama sepeti gerçeği yansıtıyor mu? gibi sorular büyük tartışma konusu olurdu. O laf kalabalığı zamanlarında bir işadamı çıkıp şöyle demişti: Enflasyon vatandaşın hissettiği kadardır.

Doğrusu da budur. Vatandaş bakkalda, markette hayat pahalılığını ne kadar hissediyorsa gerçek enflasyon da o kadardır.

Bugün ciddi bir ekonomik sarsıntının içinden geçiyoruz ve yaşamakta olduğumuz şeyin kriz mi yoksa dalgalanma mı olduğu konusunda son derece ciddi bir görüş ayrılığı var. O kadar ki kriz diyenler dış güçlerin adamı veya hain olmayı göze almak zorundalar. Böyle olduğu için de tanımdan işin özüne gelmek neredeyse imkansızdır. Ama hayat akıyor, günler geçiyor ve problem derinleşiyor. En iyisi yine aynı ölçüyü kullanmak: Vatandaş ne hissediyorsa yaşadığımız şey odur.

Elbette ekonomide aktör sayısının bakkal ve marketle izah edilemeyeceği, birçok kurumun işin içinde olduğu gerçeğine de bakmak zorundayız. Ülkenin dış finansman ihtiyacı, bunun tedarik şartları, borç çevirme kabiliyeti, kur hareketleri ve temelde üretim ekonomisi eksikliğinden doğan zaafları bu değerlendirmeye eklemek zarureti vardır.

Ekonomi dünyayla ileri düzeyde entegre olmanın avantalarından nasıl istifade ettiyse bugün olduğu gibi bunun faturasını da ödemekle karşı karşıyadır. Kolay borçlanıp, içeride yüksek büyümeyle üretimimizin üzerinde bir hayat standardıyla yaşamak bir avantajdı. Büyük altyapı yatırımları ile otomotiv, elektronik ve günlük hayata dair ürünlere kolay erişim ve iyi standartlara yakın hayat tarzını sürdürmek bu sayede mümkün olabildi. Bu tablo, dünya piyasalarının dilini konuşmak ve onlara güven vermenin bir sonucudur. Hepimizin bildiği gibi Türkiye kendi ürettiğiyle ve tasarrufuyla yetinecek olsa böyle bir büyüme yakalayamazdı. Daha küçük bir ekonomi ve kısıtlı bir refahla yetinmek zorunda kalırdı.

***

Güçlü veya güven veren bir ekonomi demek dünyadan doğrudan yatırım ve borçlanma yoluyla finansman çekebilmek demektir. Türkiye uzun yıllar bunu başardı ve çok övündüğümüz altyapı yatırımları dahil ülkenin çehresini değiştiren alanlarda gelişme kaydetti. Öte yandan, daha fazla üretim ve bilhassa da teknolojik gelişmede ise başarılı olamadı. Hatta bu alanlar ihmal edildi.

Yine de geçmişle hayıflanmak yersizdir. Ama, doğacak ilk fırsatta bu kez üretime ağılık vermek kaydıyla…

Hükümetin hemen hergün bir önlem açıklamasına bakılacak olursa kriz ya da dalgalanma; adı ne olursa olsun en azından meselenin ciddiyetinin anlaşıldığına hükmedebiliriz. Önemli olan bugün karşı karşıya bulunduğumuz gerçeği kabullenmek ve çıkış için gerekenleri yapabilmektir.

Yapılacaklar ise sadece bankaların borç servislerini yönetmek, Türk lirasıyla sözleşme tavsiyesinde bulunmak ya da stokçunun peşine zabıta takmaktan ibaret olamaz. Ekonomi, siyaset hatta diplomasiyi de içeren zemini toparlayacak bir hukuk atağı kaçınılmazdır. Ülkenin genel görünümünde kaybolan güven hissini geri kazanmadan ekonominin ayağa kalkması mümkün değildir.

Yolunda giden işler nereden tökezlemeye başlamışsa önce oradan onarmaya başlamak gerekir.

Facebook Yorumları

reklam
19.10.2018
Türkiye’yi umursamadan infaz emrini veren kim?
15.10.2018
Rahip
12.10.2018
Nasıl oldu ve nasıl oldu da Türkiye’de oldu?
9.10.2018
Vatandaş ne hissediyorsa
7.10.2018
McKinsey tartışmasının büyük faydası
4.10.2018
Hamasete veda vakti
2.10.2018
Ne Amerika ne Avrupa gerçekçi Türkiye!
30.9.2018
Bu noktada kalıyor muyuz?
28.9.2018
Beka meselesinin bekası
25.9.2018
‘Yapanın yanına kâr kalıyor’ dünyası
21.9.2018
Çözülemeyecek sorumuz yok ama...
18.9.2018
Çözümü aynı yoldan geçen iki mesele
14.9.2018
‘İyi ekonomi yönetimi’ sadece ekonomi yönetimi değildir
13.9.2018
Devletin devletinden herkesin devletine...
11.9.2018
Esad ne kazandı?
10.9.2018
Tahran’dan ne anladık?
7.9.2018
Rusya’yı şımartan kayıtsızlık
6.9.2018
İnsanlığın ölümü kötülüğün zaferi
4.9.2018
Bir coğrafya düşünün ki
3.9.2018
Kötülük sahne alınca dram kaçınılmazdır
2.9.2018
Kötülük sahne alınca dram kaçınılmazdır
28.8.2018
Yeryüzünün en açık, ‘gizli’ sorunu
26.8.2018
Makul olan kazanacak ama bakalım kaç vakitte
24.8.2018
Rahipli veya rahipsiz gerçekler
21.8.2018
Gerçek hâlâ tatmak istemeyeceğimiz kadar acı
17.8.2018
Öfke ve fırsat
16.8.2018
Unutmadan Trump sempatisini de bir sorgulayalım...
14.8.2018
Problemi aşmanın coğrafi yolları
13.8.2018
Kur krizi değil artık tarihi süreç yönetimi aşamasına gelindi
10.8.2018
ABD ile bundan sonra...
9.8.2018
Barika-i hakikat, müsâdeme-i efkardan doğar
7.8.2018
Sıkıcı ama gerçek
5.8.2018
Herkesin yüzünü güldürecek basit birkaç adım…
2.8.2018
100 gün ve sonrası
31.7.2018
Tartışabilmek
30.7.2018
Yurtta ve cihanda dost artırmak
29.7.2018
Yeni sistemin toplumla imtihanı
27.7.2018
İstiskal
24.7.2018
‘Dün böyle söylemiyordun ama’ demeye gerek var mı?
23.7.2018
İslam dünyası komplodan komploya koşarken İsrail hedefe yürüyor
19.7.2018
Tekrar başa dönmemek için...
18.7.2018
Trump yerleşik düzeni yıkmıyor kötülüğü serbest bırakıyor
17.7.2018
İngilizler neden hâlâ bir yol bulamadı?
16.7.2018
16 Temmuz
15.7.2018
Acı o kadar büyük ki iki sene geçmiş olamaz
13.7.2018
Herkes pay artırmaya çalışırken
11.7.2018
Kabine
9.7.2018
Yarından itibaren bin 825 kıymetli gün
6.7.2018
Pazartesi nereden başlamalı?
4.7.2018
Yeni dönemin ekonomisi
3.7.2018
Yeni dönemin ruhu
2.7.2018
Kötülük korkuyla yayılır
29.6.2018
Bir dirhem et bin ayıbı örter
27.6.2018
Sadece sistem değil kahvedeki siyaset dili bile değişecek
26.6.2018
Boş bir temenni
25.6.2018
24 Haziran sandığının söyledikleri
22.6.2018
Soğan lobisi
20.6.2018
Demokrasi kazanmadan ekonomi kazanabilir mi?
18.6.2018
Fırsat maliyeti
15.6.2018
Neyse halin çıksın falin
13.6.2018
Bu kalite kaybını kim tahmin edebilirdi?
11.6.2018
Popülizm bile planlama ister…
8.6.2018
Kutsal olan oy değil, umuttur...
6.6.2018
Siyasi gerilim siyasetsizliktir
5.6.2018
‘Ortak iyi’ diye bir dert var mı?
4.6.2018
Dip dalga
1.6.2018
Türkiye bohem yaşayabilir mi?
31.5.2018
Sır gibi saklanan ikinci adam…
30.5.2018
Gerçek, hamaset kaldırmayacak kadar basit
28.5.2018
Açık artırma değil vizyon lazımdı
23.5.2018
MHP ile AK Parti CHP ile Saadet...
21.5.2018
Ertesi gün İsrail’in hayatında ne değişti?
19.5.2018
Aynı yol aynı sonuç aynı sarmal
16.5.2018
Ba’de harab’ül Kudüs...
14.5.2018
Kudüs’e giden hüzünlü yol
11.5.2018
Seçim beyannamesi
8.5.2018
Herkesin aklındaki soru
7.5.2018
Erdoğan’ın avantajı ve dezavantajı
2.5.2018
‘Ne çok kutuplaştık’
30.4.2018
24 Haziran nasıl tarihi seçim olur?
23.4.2018
24 Haziran çıtayı ne kadar yükseltecek?
20.4.2018
Bakarsınız hayat normale döner
18.4.2018
Bahçeli bu kararı neden tek başına aldı?
16.4.2018
28 Şubat
15.4.2018
Artık, ‘çözüm’ lafı daha çok duyulacak. Esad’sız çözüm
13.4.2018
Füzeler ne için ateşlenecek?
10.4.2018
Suriye yalnızlığı
9.4.2018
Esad kaldığı sürece YPG gitse ne değişir?
6.4.2018
Rusya’yla ne kadar, nereye kadar?
3.4.2018
Tecrübe
28.3.2018
Dünyanın anlayacağı dil
26.3.2018
Güçlü devlet nedir, ne değildir?
20.3.2018
Diplomasinin arkasına askeri güç koymak
16.3.2018
'Yapanın yanına kâr kalıyor dünyası’nın süper gücü
13.3.2018
Boş ya da dolu konuşmak
12.3.2018
Güncelleme değil özgürleşme
7.3.2018
KARAR
6.3.2018
Şimdi sırası mı?
5.3.2018
Gelecekten biraz insaf umuyorsak
2.3.2018
Afrin ve asıl Afrin sonrası
28.2.2018
28 Şubat neyi anlatıyor?
26.2.2018
Esad’ın elini sıkmak mı?
23.2.2018
Mesai ne kadar ağır olursa olsun...
20.2.2018
Tekrar tekrar karılan kartlar
19.2.2018
Akıl ve diyaloğun sayısız faydaları
16.2.2018
İnşallah sadece dikkat dağınıklığıdır
13.2.2018
Geri dönüşsüz yollar
12.2.2018
Suriye’de başta ne vardı şimdi ne var?
9.2.2018
Harekatın bir adım sonrası şimdiden bir adım önde
6.2.2018
Ev sahibi
5.2.2018
Daha fazla seçenek daha fazla güvenlik
31.1.2018
Zeytin Dalı
29.1.2018
Harekatı konuşmak
26.1.2018
Afrin harekatının bugünü ve yarını
23.1.2018
Fırsat döneminin düzeltme harekatı
22.1.2018
Bugünü ve yarını düşünen bir harekat
17.1.2018
Elde kalan tek seçenek
16.1.2018
ABD ne yapıyor ne demek istiyor?
12.1.2018
O kavramların imtiyazına son verme vaktidir
9.1.2018
Dünyaya güçlü bir mesaj
8.1.2018
Bir karar verme zamanı...
3.1.2018
İran’ın derdi ve dermanı
1.1.2018
Tarih bir daha tekerrür ederse ayıp olacak
27.12.2017
Kırmızı çizgi
26.12.2017
Tartışmanın konuşmanın itirazın faydaları
25.12.2017
Kudüs’ten Ankara’ya
22.12.2017
Tarih bugüne merhamet eder mi?
20.12.2017
‘Ali kötüydü, Veli iyi’ dönemi bitti mi bari?
19.12.2017
Küresel düzensizlik bölgesel fatura
18.12.2017
Küresel itibardan düşen pay
15.12.2017
Artık bir Filistin müzakere teşkilatı gerekiyor
12.12.2017
Herkes payını alıp gittiğinde
11.12.2017
Madem gücü gücü yetene.
8.12.2017
Boş kaleye gol
5.12.2017
Sessiz ve derin bir uyku
4.12.2017
İmaj
1.12.2017
Sarraf
28.11.2017
Mesele Sarraf dosyası mı?
27.11.2017
Atamayana atarlar
24.11.2017
Biri bile olamazdı şimdi ikisine de mi evet diyeceğiz?
21.11.2017
Bir fikrin değil fikrin sonuna doğru
17.11.2017
Spekülatif diplomasinin sunduğu imkanlar
15.11.2017
Sisifos’un kayası birkaç kez yuvarlansa da...
14.11.2017
Suriye’de en zor aşamaya geldik
13.11.2017
Seçimlerin seçimine doğru
30.10.2017
Millet ne kadar estetikse devlet de o kadar
27.10.2017
O teoriyi gözden geçirmenin vakti geldi galiba
26.10.2017
Obez devlet obezleşen sorunlar
25.10.2017
Obez devlet obezleşen sorunlar
23.10.2017
Dilimize dolanan bir beste bile yok
20.10.2017
Coşkulu komplo çaresiz makuliyet
17.10.2017
Semboller ve gerçekler
14.10.2017
Vize yasağı kalkar kalkmasına da
10.10.2017
Vize
9.10.2017
Ya hep ya hiç seçimi
6.10.2017
Koltuğu boşaltmanın en doğru yolu
3.10.2017
En azından bir ertesi gün planı...
3.10.2017
Bekleyin geliyoruz…
29.9.2017
Bilek gücü
26.9.2017
Pazartesi ve sonrası
22.9.2017
Baştan yanlış iliklenen bir düğme
15.9.2017
Gele gele buraya geldik, öyle mi?
13.9.2017
Bir karar verelim artık
12.9.2017
Çözemediğimiz büyük meselelerin bilmem kaçıncı yıldönümü
1.9.2017
Bayramın trajediyle bitmeyen imtihanı
30.8.2017
Biz isyan ederken dünya uyuyor mu?
25.8.2017
Atlet, gömlek, devlet
23.8.2017
Erdoğan’ın kredisi ve imkanları
22.8.2017
Bir basit soru
19.8.2017
Terör dünyası
15.8.2017
Türkiye neden ‘seçim malzemesi’ oluyor?
11.8.2017
Yüzde 50+1 artı yeni bir öykü
8.8.2017
Nerede durulacağını bilmek
2.8.2017
15 Temmuz’un selası’na selam
29.7.2017
Basit ama gerçek
26.7.2017
Dedektör
24.7.2017
Müfredat
22.7.2017
Almanya
19.7.2017
Mecalsiz söz, kudretli racon
18.7.2017
Bir yıl sonra Köprü’den Çengelköy’e
15.7.2017
15 Temmuz’un mirası
12.7.2017
Suriyeli dilsizlerin dili olmak
11.7.2017
15 Temmuz’un hesabını gerçekten sormak için
10.7.2017
15 Temmuz’un hesabını gerçekten sormak için
8.7.2017
6 aylık programa hassas bir ilave
4.7.2017
Ertelenemeyecek hamleler
29.6.2017
Dünyadaki FETÖ orada duruyor
25.6.2017
Gerçek olağanüstü hal
23.6.2017
Değişimin mirası
22.6.2017
Değişimin mirası
19.6.2017
Norm
18.6.2017
Stratejik konum demokratik konum
14.6.2017
Stratejik konum demokratik konum
13.6.2017
Onarım
9.6.2017
Trump gerçeğini anlama dersleri
7.6.2017
Madem dost kazanma politikası bitti...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.