Murat YETKİN



Bookmark and Share

Libya’da ateşkes: yine Putin, yine Erdoğan’la


12.01.2020 - Bu Yazı 708 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 8 Ocak’ta İstanbul’daki görüşmelerinin ardından ortak ateşkes çağrısı yapacakları, doğrusu pek az kişi tarafından tahmin edilebilirdi. Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Sergei Lavrov tarafından verilen ilk havadisi yazılı açıklama izledi. İki lider “arabulucu” sıfatıyla Libya’nın meşru hükümetinin başındaki Feyiz Serrac ile isyancıların başındaki Halife Haftar’ı 12 Ocak saat 00.00’dan başlamak üzere ateşkese çağırıyorlardı. Yalnız Libya’nın değil, Akdeniz’den Kuzey Afrika’ya bölgesel istikrar için ılımlı davranmaya ihtiyaç vardı. Kayıtsız şartsız uyulması beklenen bu ateşkesin, Almanya Şansölyesi Angela Merkel tarafından Libya barışı amacıyla başlatılan Berlin Süreci konferansına da yardımcı olması amaçlanıyordu. Diplomasiye ağırlık verilecekti.

Bu hedefler Erdoğan tarafından haftalardır gündemin ön sıralarında tutulan Libya’ya asker gönderme, söylemiyle pek örtüşmüyor, daha çok CHP, İYİ Parti ve HDP’nin Libya’ya asker, özellikle de paralı asker gönderilmesine itirazlarını andırıyordu. Değişimin savaş ve çatışmadan yana değil, mevcut tablodan görülebildiği kadarıyla diplomasi ve uzlaşmadan yana olması, yerilecek bir şey değil. Meşru savunma dışında savaştan yana olmak düşünülmemeli dahi.

Peki, bu değişimi neye borçluyuz? Bir iki gün içinde Libya’da cihat restleşmesinden barış güvercinliğine dönüştüren değişimin arkasında ne var, nasıl oldu?

Değişimin dinamiği

ABD ortalığı karıştırırken, Orta Doğu’ya barış getiren kişi olarak anılmak isteyen Putin programında görülmeyen bir kararla 7 Ocak’ta Şam’a gidip Beşar Esad ile birlikte hem Meryem Kilisesi, hem de Erdoğan’ın 2012 yılında çok yakında namaz kılacağını söylediği Emevi Camini ziyaret edip öyle İstanbul’a gelerek iki şeyi göstermek istiyordu:
1- Türkiye’nin işbirliğiyle Suriye’de varılan ateşkes işe yaramaya başlamış, IŞİD ve El Kaide geriletilmişti. İdlib’in bu tabloyu bozmasına izin verilemezdi ve ülkeyi Cenevre barış konferansına Esad’ın götürmesini istiyordu,
2- Libya’da dengeyi değiştiren Rusya’nın Hafter güçlerine verdiği örtülü destek olmuştu. Dolayısıyla Hafter’i durduracak güç de Putin’in elindeydi; Merkel de bunu görüp Berlin Süreci için destek istemişti. NATO üyesi Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan da Serrac üzerindeki etkisini kartlarını açıp gerekirse asker göndereceğini söyleyerek göstermişti,
3- Öyleyse düne kadar Libya’da çatışan tarafların avukatı rolündeki Putin ile Erdoğan, çatışmayı sone erdirip barışın kapısını aralayan liderler rolüne bürünebilirdi.
İki gün önce, 6 Ocak’ta Rusya Savunma Bakanı Sergei Şoygu, MİT Başkanı Hakan Fidan’ı aramış, hem Libya, hem Suriye konuşmuşlardı. Neden dışişleri bakanları konuşmamıştı? Neden Şoygu Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı aramamış, ya da Fidan’ı arayan SVR’nin başı Sergey Narışkin olmamıştı? Çünkü Putin de Erdoğan da Suriye-Libya ortak ekseninde sahanın kimden sorulduğunu biliyorlardı. Lavrov da, Çavuşoğlu da uzlaşmanın diplomatik zemini için çalışıyordu ama sahada sözü geçenlerin Şoygu ve Fidan olarak görüldüğü anlaşılıyordu.

Hafter ve destekçileri ne diyecek?

İşin doğrusu, Serrac BM tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti başındaydı ama yaptırım gücü giderek kayboluyordu; ortada bir mutabakat kaldığı da söylenemezdi. O kadar ki, Putin’in Erdoğan’la Türk Akımının açılışını yaparken, henüz Libya ve Suriye görüşmeye geçmemişken, Hafter güçlerinin Serrac’ın kontrolünde kalan birkaç yerden biri olan, stratejik Akdeniz liman şehri Sirte’yi de aldıkları haberi gelmişti.
Mısır, Suudi Arabistan ve BAE öteden beri Müslüman Kardeşlerin temsilcisi gördükleri Serrac’a karşı Hafter’i destekliyordu ama BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya’nın duruşuydu Hafter’i güçlendiren. Erdoğan’ın da bir TV programında özellikle andığı gibi, eski Rus özel kuvvet elemanlarından oluşan Wagner birlikleri olmadan Hafter başkent Trablus’u kuşatma aşamasına gelemezdi.
Peki, Arap dünyasındaki destekçileri Hafter’in Rus-Türk ateşkesini kabul etmesine ne diyecek? Özellikle Mısır’ın Suudi Arabistan ile Rusya arasında kaldığında yapacağı tercih, Abdül Fettah Sisi’nin içerideki konumunu nasıl etkileyecek? Alınacak yeni tutum, Mısır’ın Yunanistan ve İsrail ile Kıbrıs ve Girit doğal gaz yatakları üzerine yaptığı işbirliğini de etkileyecek önemde. Nitekim Serrac, Türk-Rus ateşkes çağrısına uyacağını açıklarken, Hafter reddetti, ama bu reddettme ile sürecin son bulduğu düşünülmemeli. (*)

Asker gönderme rafa kaldırılabilir

Gayet zor durumdaki Serrac’ın ateşkes çağrısına destek vermesinde beklenmedik bir şey olmaz. Hafter’e örtülü destek veren Fransa gibi ülkeler de bu aşamada ateşkes ihtimalini bozan, Rusya tarafından Berlin Sürecini baltalayan taraf olarak görünmek istemez. Zaten bu girişimden birkaç gün önce, 3 Ocak’ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Putin’le yaptığı önemli bir telefon görüşmesi vardı. Putin, şimdi Erdoğan’la yaptığı ateşkes girişimiyle 11 Ocak’ta Moskova’da adeta kurtarıcı olarak ağırlayacak Merkel’i. Tam da dünyanın dikkati Irak’ta patlayan ABD-İran krizine çevrilmişken.
Dahası, Putin, Erdoğan ile birlikte yaptıkları ateşkes çağrısı ile özellikle Batı Avrupa’da son haftalarda öne çıkan Türkiye’nin Libya’ya asker gönderme, hatta belki Suriye’den (Idlib civarından) kaydıracağı eski ÖSO üyesi paralı asker göndereceği endişesini sakinleştiren kişi olarak görülebilir.
Libya’ya paralı asker gönderme fikrini ortaya atıp tartışmaları başlatan kişi olan, ÖSO’cuların eğitiminde de yer alan özel güvenlik şirketi SADAT’ın kurucusu, emekli tuğgeneral Adnan Tanrıverdi olmuştu. Erdoğan ve Putin’in ortak ateşkes açıklamasından kısa süre sonra, Mehdi’nin gelmesi için bizlerin ne yaptığını da sorgulayacak kadar ileri giden Tanrıverdi’nin, Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanlığı ve Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyeliğinden istifa ettiği haberi duyuldu.
Erdoğan, ateşkes çağrısı karşılık bulur ve uygulanmaya başlarsa, Meclis’in verdiği asker gönderme iznini kullanmayabilir.
Gelinen noktada CHP ve İYİ Parti başta olmak üzere muhalif odakların asker göndermeye karşı ısrarlı duruşunun etkisi de yabana atılmamalı; 2003 Irak tezkeresinden sonra ikinci defa oluyor bu.

(*) 10 Ocak 2020 saat 06.55’te güncellendi.

Facebook Yorumları

reklam
24.01.2020
Halkbank ile hatırladık: ABD ile kriz devam ediyor
23.01.2020
Ekonomi ve siyasette dipten gelen dalga
12.01.2020
Libya’da ateşkes: yine Putin, yine Erdoğan’la
7.01.2020
ABD – İran krizi Türkiye’yi nasıl etkiler?
5.01.2020
“AKP ikiz doğuruyor”: Kılıçdaroğlu
31.12.2019
Çölaşan ve Doğru’ya “FETÖ’cü” diyen yargı adalet mi dağıtıyor?
28.12.2019
Rusya: Kanal İstanbul, Montrö’yü değiştirmediği sürece, Türkiye’nin meselesi
24.12.2019
Kanal İstanbul üzerine üç kritik soru
24.12.2019
Laik anayasayı İslami ölçülere uydurma çabası
22.12.2019
Trump imzaladı. Deniz bitti bitiyor. Şimdi ne olacak?
20.12.2019
Libya ikinci Suriye olmamalı
17.12.2019
ABD ile kafa kafaya, tam gaz gidiyoruz
16.12.2019
Mansur Yavaş ve CHP’nin belediyelerde yükselişi
13.12.2019
Gelecek seçim partiler değil, cepheler arasında olacak
11.12.2019
“Kavala bırakılır mı?” derken, Erdoğan, Orhan Pamuk’a terörist dedi
25.11.2019
Kılıçdaroğlu’nun suçu
22.11.2019
Ben o gazetecilerden değilim. Olmayanlar söylesin
14.11.2019
Erdoğan-Trump: Bilanço
14.11.2019
Kabus senaryosu
9.11.2019
Erdoğan’ın büyük üzüntüsü: ilahiyatçılar neden öğretmen olmak istemiyor acaba?
28.10.2019
Bağdadi’nin ölümünde Türkiye’nin rolü ve sonrası
24.10.2019
Suriye’de Putin kazandı, Erdoğan kazandı. Peki, kim kaybetti?
21.10.2019
Güvenli Bölge üzerine 13 güvensiz soru
18.10.2019
ABD Suriye’de Güvenli Bölgeyi nihayet kabul etti ama…
16.10.2019
ABD yaptırımlarının beş muhtemel sonucu
14.10.2019
Erdoğan IŞİD konusunda da söylediğini yaptığını göstermeli
11.10.2019
Suriye harekâtındaki ilk günün tahlili
6.10.2019
Bahçeli’nin Erdoğan’ı çektiği Kılıçdaroğlu tuzağı
6.10.2019
Ankara’da küçük siyasi yer sarsıntılarına hazır olun
1.10.2019
Gazeteci soramaz, bilim insanı söyleyemezken Yargı Reformu
22.09.2019
AK Parti’de neler oluyor? Maklube tartışmasının perde arkası
6.09.2019
İçeride ve dışarıda Erdoğan’ın zor günleri. (*)
6.08.2019
Erdoğan dertlerinin çözümünü Fırat’ın doğusunda görüyor olabilir, peki ya Türkiye?
28.07.2019
Türkiye Rusya’ya bağımlı hale getirilmemeli: Kılıçdaroğlu hükümeti de, ABD’yi de uyarıyor
15.07.2019
94 kuşağı: Fethullahçılar orduda nasıl yükseldi? (*)
10.07.2019
Kılıçdaroğlu ve Akşener, Erdoğan’ı nasıl alt etti?
2.07.2019
Trump ve bir gelişme daha Erdoğan’ı Türk ekonomisinde ciddi bir hasardan kurtardı; ama şimdilik
25.06.2019
Erdoğan’ın İmamoğlu’na yenilgisinden çıkan dersler
22.06.2019
Erdoğan-Bahçeli ittifakı seçim kazanmak için Öcalan’dan mı medet umuyor?
17.06.2019
Dağ fare doğurdu; yayın seçim sonucunu etkilemez
27.05.2019
S-400 krizinden çıkışta bir ihtimal daha var
19.05.2019
Atatürk’ün mirası ve Erdoğan Türkiye’si
15.05.2019
Erdoğan zora düştükçe daha da sertleşebilir (*)
14.05.2019
İmamoğlu: İsrafın belgelerini açıklayacağız
9.05.2019
Üçüncü Perde: Erdoğan, İmamoğlu’nun yine kazanacağını anlarsa 23 Haziran’ı engelleyebilir mi?
30.04.2019
AK Parti bünyesinde seçim sarsıntısı göründüğünden daha ciddi
23.4.2019
Asıl tehlikenin farkında mısınız? Ve asıl çıkış yolunun?
8.4.2019
İstanbul seçimine dair son duyumlar ve Türkiye’nin önündeki 8 sıcak gün
6.4.2019
İktidar bağımlılığı / iktidar sarhoşluğu
30.3.2019
Erdoğan Ankara’yı kaybederse: Küçük kıyamet senaryosu
14.2.2019
Artık “ana akım” yok, “baskın medya” var
24.11.20184
Sıcağı sıcağına AK Parti-MHP yorumu: köprüden önceki son çıkış ihtimali
9.11.2018
Seçim sonuçları Trump’ın Türkiye siyasetini nasıl etkileyecek?
29.10.2018
Yalnızca “Yaşasın Cumhuriyet” Demek Yetiyor mu?
20.10.2018
Trump, Salman’a Kaşıkçı’nın bedenine ne olduğunu da soracak mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive