Münir AKTOLGA

[email protected]



Bookmark and Share

BİZ KİMİZ?..


16.11.2020 - Bu Yazı 1285 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AK Parti,  o ilk yükselme döneminde,  Devletçi-“Beyaztürk” egemenliğine karşı aşağıdan yukarıya doğru gelişen  -ülkemize, tarihsel gelişme diyalektiğimize özgü- bir sivil toplum hareketi görünümünde idi. En azından, kendi içinde, hem “Yeni Türkiye” potansiyelini, hem de Osmanlı’dan devraldığımız  İslamcı-Devletçi popülist reaksiyon potansiyelini  birlikte barındırıyordu. Bu potansiyel, arkasına 21. Yüzyıl’a özgü küreselleşme sürecinin o ilk yükselme dönemi potansiyellerini de alınca  “devrimci” bir atılım haline dönüşmüştü...

Ama sonra, bu süreç -2013’ten itibaren- mevcut yapıya el koyarak  Devleti ele geçirme mücadelesi haline dönüşmeye başlayınca, hep birlikte, Devleti ele geçirenlerin nasıl onun tarafından Devletleştirilerek ele geçirildiğine şahit olduk!..

Şimdi, şu son Albayrak operasyonundan sonra, yeniden o eski güzel günlere dönüşten -“Reformlardan” falan- bahsedilir oldu. Bütün bu söylemlerin  anlamı nedir?.. Devleti ele geçirirken Devletleştirilenlerin, o eski güzel günlerin hayaliyle  -bir U dönüşü yaparak- tekrar devrimci bir sivil toplum hareketi haline gelmeleri-dönüşmeleri mümkün müdür?..

Bu yazıda ben  “mümkündür” ya da “hayır değildir” diye bir şey söylemeyeceğim!  Ben sadece,    öteki “Beyazlar” gibi onları da içine alarak  Devletleştiren  -tarihsel olarak oluşarak ideolojik bir hapishane haline gelmiş olan- o kadim DEVLETÇİLİĞİMİZİN -onun da altında yatan toplumsal DNA‘larımızın, kültürel kodlarımızın- altını çizmek istiyorum... Tarihsel  süreç içinde   Devletin vesayeti altında oluşarak gelişen toplumsal üretim ilişkilerimizin  kayıt altında tuttuğu   “yaşam bilgilerinin”   o kadim Devletçi vesayet kabuğu sırtımızdan atılmadan  -toplumsal üretim ilişkileri vesayetten kurtulmadan-  sistemin elementleri olan insanların da zihinsel düzeyde değişemeyeceğinin altını çizmek istiyorum... Bugün bize “normal” olarak görünen birçok davranışımızın altında yatan şeyin aslında  tarihsel olarak oluşmuş toplumsal DNA ‘larımız olduğunu görebilmek o kadar önemli ki!..    

EVET, BİZ KİMİZ?..

Türkler  göçebe bir toplumken fetih   yoluyla yukardan   aşağıya doğru   Devlet kurarak tarihe girmişlerdi.[1] Bizim sınıflı topluma-medeniyete geçişimiz göçebe geleneklerimizin, yani tarihsel olarak oluşmuş toplumsal DNA‘larımızın (kültürel bilgilerin) üretim faaliyeti içinde aşağıdan yukarıya doğru değişimiyle olmaz! İçine girilen yeni yaşam koşullarının zorlamasıyla bunların üzerine (mevcut  bilgilerin üzerine) bazı yeni bilgiler de ilave edilerek (öğrenerek) gerçekleşir. Çevreye -yeni koşullara- uyuma bağlı olarak, bazı toplumsal genler (“yaşam bilgileri”) pasif hale getirilirken (ya da görünüşte aynı kaldıkları halde içerik değiştirirlerken), bazıları da ortaya çıkan yeni durumları -bilgileri- kodlayacak şekilde geliştirilir.[2] Yani, tarihe “barbarlığın yukarı aşamasından” girmiş yerleşik toplumlar gibi, yeni bir üretim süreci içinde yeni üretim ilişkileri yaratan, yeni yaşam tarzını bu ilişkiler içinde üretilen bilgilere göre gerçekleştiren bir toplum değiliz biz. Bu yüzden de bugünün içinde geçmişin nasıl yaşadığına-varolduğuna ilişkin çok özel bir örnek teşkil ederiz. Bizde halâ binlerce yıl öncesine ait bazı toplumsal genler aktif halde olduklarından, bugünün yaşamını üretirken farkında olmadan bunu geçmişten kalan mirasa uygun olarak yerine getiririz. Bu genler[3] çok değişik biçimlerde güncelleşmiş, “modernleşmiş” bilgileri üretiyor görünseler de, görünüşün biraz altına inince hemen “bizi bize benzeten” özelliklerimizi görürüz!..

Bir örnek verelim: Hiç düşündünüz mü bizde neden önce bir bina yapılır da onun alt yapısı, suyu, elektriği, kanalizasyonu vs. sonradan akla gelir diye!..

Çünkü, bina yapmak yerleşik toplum kültürünün bir parçasıdır. Biz ise bilinç altımızda halâ göçebe geleneklerimizle yaşarız! Bizim için önemli olan, o anki  ihtiyacı karşılamak üzere bir binanın yapılması ve onun içinde oturmaktır! Kanalizasyon, elektrik, su vs. bunlar normal koşullarda yerleşik toplum kültürünün bileşenleri olarak bina yapımının ayrılmaz parçaları oldukları,  birbirlerinden ayrı  düşünülemeyecekleri halde, bizim için  bunlar bir arada öğrenilmiş  kültürel unsurlar -yaşam bilgileri- olmadıklarından -sonradan öğrenilmiş olduklarından- ayrı ayrı aklımıza gelirler. Bu yüzden de önce o anki ihtiyaç ne ise onu düşünürüz, sonra da diğerlerini!..

Alın Osmanlı’nın “Batılılaşma” serüvenini, “Batılılaşınca” niteliksel olarak değişmiş mi oluyordu Osmanlı?..

Hayır! Örtünün altındaki gövde gene aynı gövde olarak kalmıştı. Peki, adına “Cumhuriyet” deyince birden değişmiş mi oluyordu toplum? Gene hayır! Ne değişiyordu peki bu şekilde? Eski toplumsal DNA ‘larda köklü bir değişikliğe gidilmeden (zaten bu öyle istemeyle falan olmazdı!),  bunların üzerinde oynanarak bukalemun gibi çevreye uyum sağlanılmaya çalışılıyordu!.. Yukardan aşağıya doğru “Tarihsel Devrim” mekanizması kullanılarak  biçim değiştiriliyor, “çağa uyum” sağlanıyordu!  Devletin yapısına ilişkin olarak İslam Medeniyeti’nden alınan bazı genler -yaşam bilgileri- pasif hale getirilirken, bazı başka genler aktif hale getirilerek Batılı görünüme sahip bir Devlet yapısı oluşturuluyordu. Yani, eski elbise çıkarılarak mevcut yapıya yeni bir elbise giydiriliyordu!..

Sonra?.. Batı’lı bir devlet olmuştuk ya, artık sıra bu “Batılı devlete”  uygun bir “ulus yaratmaya” geliyordu!..

Devlete bağlı olarak yukardan aşağıya doğru bir kapitalistleşme ve yukardan aşağıya doğru örgütlenecek yeni-Devletçi bir toplum düzeni!.. Varsın kapitalistleşsindi toplum, fabrikalar kurulsun, insanlar iş güç sahibi olsunlardı, Batı’da nasıl oluyorsa bizde de öyle olsundu. Korkacak ne vardı ki bunda, önemli olan “muasır medeniyet seviyesine erişerek” Devleti  yaşatmak değil miydi!   Osmanlı’nın, küllerinin altından  bir yeniden doğuşuydu bu adeta!..

Dikkat ediniz, burada, bize son derece “normal” geldiği için üzerinde hiç düşünme gereğini duymadığımız bir nokta var!  Bütün bu işler yapılırken bir şeye -Devlet anlayışına- hiç dokunulmuyor!  “Batıcı”-Cumhuriyetçi elbiseyi  üstünden çıkarıverin, hemen “kralın çıplak” olduğunu-görürsünüz! Çünkü o halâ Osmanlı’nın kutsal Devletidir!.. Ve tabi etrafındaki “tapınak şövalyeleriyle” ve  Devlet sınıfıyla birlikte!..

DEVLET VE BİREY...

Burada çok önemli bir nokta var: Neden bizde hep “Devleti korumaktan” ya da “kurtarmaktan” bahsedilir? Sadece Osmanlı’da da değil,  bugün halâ  Türkiye Cumhuriyeti’nde bile, azıcık sıkışsak, neden hemen bir “beka” sorunu ortaya atılarak “ne olacak bu Devletin hali”, ya da, “Devleti nasıl koruyacağız-kurtaracağız” diyen birileri çıkar   ortaya?  Neden hep “beka” sorunu olan,  “korunmaya muhtaç bir Devlet” vardır ortada! Ve de onu “koruyanlar”, “kurtaranlar”?.. Her şey bu uğurda yapılmış -halâ da öyle!- darbeler, muhtıralar hep bunu için verilmiş. Bu neden böyledir, nedir bu işin tarihsel, toplumsal temelleri? Hiç düşündünüz mü bunları? Bugün halâ, “sağcısıyla”, “solcusuyla”, “demokratıyla”, “ilericisi” ve “gericisiyle”, “Beyaz” ve “Siyah” Türkleri ile bütün Cumhuriyet aydınlarını içine alan bu ruh halinin esası nedir, nasıl bir kültürel miras yatıyor bunun altında? Neden politikacılar iktidara gelene kadar  “biz size hizmetkâr olmaya geliyoruz, amacımız Devlet’i temel alan anlayışın  yerine bireyi  temel alan bir anlayışı koymaktır” diye bas bas bağırırken, iktidara gelir gelmez hemen ağız değiştirerek Devletçi bir dil kullanmaya başlarlar?.. Nedir bu işin sırrı? Bir kısmımız “İzmir’in dağları...” diye marşlar söylerken  adeta başka bir dünyaya uçar gider de, diğerlerimiz, “Diriliş Ertuğrul’u” seyrederken adeta bugünün içinde dünü arayarak yaşar gibi olur! Nedir bu ruh halinin sırrı!!

Kentten çıkma Batı toplumlarında  birey ve toplum önce gelir, devlet sonra...

Devlet, bu zemin üzerinde oluşur. Burada devlet, elementlerini bireylerin oluşturduğu sistemin -sivil toplumun- merkezi varoluş instanzıdır.[4] Birey ise, bir sivil toplum unsuru olarak üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olduğu için  -kendisi için üretim yaptığı için- bireydir. Sosyal sınıfların ortaya çıktığı temel  budur. Toplum, üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olanlar ve olmayanlar olarak ikiye bölündüğü zaman, sınıflı toplum da oluşmuş olur. Devlet  de, bu yeni durumu, dengesizlik üzerine kurulu bu yeni “dengeyi” muhafaza etmenin aracıdır. Bu yüzden, mülk sahibi sınıflar lehine oluşan  “dengeyi” koruyan kamu gücü olduğu içindir ki, onun “egemen sınıfın baskı aracı olduğu”  söylenir.

Osmanlı devletinin ve toplumunun oluşumu ve yapısı ise bambaşkadır...

Kuruluştan önceki dönemi düşünelim: Göçebe, çoban bir aşirettir bu. Evet, bir çoban da kendisi için üretim yapmaya başlamıştır, ama o henüz daha Batılı anlamda bir birey değildir. Kendi varlığını birey olarak oluşturamaz. İçinde bulunduğu toplumla-aşiretle birlikte vardır, yani aşireti varsa o da vardır... “Ben” yoktur henüz daha!.. “Ben”, toplumdur, aşirettir.[5]

Sonra, içinde Batı’daki anlamda bireylerin oluşmadığı bu aşiret toplumu fütuhata girişiyor, ve “Devlet” haline geliyor. Bu  durumda, yeni oluşan toplum ve Devlet, Batı’daki gibi, elementlerini bireylerin oluşturduğu bir sistem değildir. Sistemin mantığına göre halâ birey yoktur ortada, çünkü özel mülkiyet yoktur. “Mülk Allah’ındır”. Allah adına mülke tasarruf yetkisi ise   Devlet’in başına aittir. Osmanlı sisteminin elementleri, bir sivil toplum unsuru olarak üretim yapan “bireyler” değildir. Osmanlı’da,  Allah adına da olsa, mülk sahibi olan tek “kişi” merkezi temsil eden Sultan’dır. Tek “birey”, kendisi için, kendiliğinden varolan tek kişi o dur.[6] Diğer insanlar, birey-vatandaş olmayıp, kendi varlıklarını toplumu temsil eden bu Devlet’le birlikte oluşturabilen, Devlet ve toplum varolduğu için, onunla birlikte varolan “Reaya-sürü-kul” insanlardır.  Bu durumda, bireyin olmadığı bir toplumda, Batı’daki anlamda bir “sınıf”tan da bahsedilemez!..

Peki Osmanlı Toplumu, Osmanlı’nın (ve de Cumhuriyet’in!) kendisini ifade ettiği gibi “sınıfsız” bir toplum mudur?..

Hayır tabi! Osmanlı toplumu da  sınıflı bir toplumdur. Ama buradaki sınıflar Batı toplumlarındakilere benzemezler! Osmanlı toplumu, “Allah’a ait olan mülkiyete tasarruf yetkisine” sahip bir  Sultan ve onun etrafında oluşan yönetici bir “Devlet sınıfıyla”, hiç bir hakka-hukuka sahip olmayan “Yönetilenler”den -“Reaya”- oluşur. Göçebe bir aşiret toplumunun fütühat yoluyla Devletleşerek -Devlet haline gelerek- sınıflı toplum haline gelmesiyle, kentten çıkma toplumların sınıflı toplum haline gelişleri tamamen farklı şeylerdir. Birinci durumda aşiret toplumu bireylere ayrışmadan sınıflaştığı için buradaki “sınıflılık” aşiret yapısının adeta donarak taşlaşmasıyla ortaya çıkar. Fütuhatı yöneten ve ondan aslan payını alan “Yönetici” sınıf, “Tanrı adına” mülkün  sahibi olduğundan, Devlet’in vergi gelirlerine de o el koyar. “Yönetilen” sınıf ise “Reaya”dır (yani “sürü”dür)!..[7]

Burada en hassas nokta “mülkiyetin Allah’a ait” olmasıyla, “Allah’a ait olan” bu “mülke” “tasarruf yetkisine” sahip olmak arasındaki ilişkidir. Beni yıllarca uğraştıran, sonunda da “Sistem Teorisi’ni-Varoluşun Genel İzafiyet Teorisi’ni”[8] geliştirmeye kadar götüren nokta işte tam buradadır...

“Mülkün Allah’a ait olması” ne demektir?.. Kısa bir özet...

[“Mülkün Allah’a ait olması” ilkel komünal toplum bilimi olan tasavvufun esasıdır; ama o, Sistem Teorisi’nin de özünü oluşturur. Çünkü her sistem (her varlık) sistem merkezindeki sıfır noktasında temsil olunur. Sıfır noktası diye uzay-zaman içinde varlığı kendinden menkul bir “nokta” bulunmadığı halde, izafi bir gerçeklik olarak onun -sıfırın- potansiyel varlığını kavramadan başka hiçbir şeyi kavramak, varoluş problemini çözmek mümkün değildir.[9]]

Bütün diğer sistemler gibi toplum da esas olarak kendi sistem merkezindeki sıfır noktasında temsil olunur. Sınıflı toplumlarda bu sistem merkezi onu ele geçiren  egemen-dominant-sınıf tarafından temsil edilirken, sınıfsız toplumda (ilkel komünal toplumda) sistem merkezini temsil eden bir sınıf veya kişi yoktur; merkez, ya tapınak tarafından, ya da  Hak’kı temsilen komün başkanı tarafından temsil edilir. Bu durumda,  toprağın ve üretim araçlarının mülkiyetinin   “Hak”ka ait olduğu söylenir, çünkü, objektif bir gerçeklik olarak ortada henüz daha  mülke sahip olma konumunda olan bir sınıf, kişi veya zümre  yoktur.[10]  Hak’ka ait olan -yani hiç kimseye ait olmayan-  mülkün Hak adına toplum için kullanım -“tasarruf”- yetkisini ise, eşit haklara sahip bütün komün üyelerinin seçtiği başkan elinde tutar. Ama zaten, ilkel komünal toplumda  bireyin kendisi için varolması diye bir şey söz konusu olmadığından, bütün toplumu temsil eden bu “başkan’ın”da    birey olarak  varlığı     merkezdeki sıfır noktasında “yoktur”. Bu nedenle “başkan”,  birey olarak kendisini değil, herkesi, herkes adına merkezi (merkezdeki sıfırı yani Hak’kı)  temsil etmiş olur. İşte, “mülkün Hak’ka ait olması” olayının esası budur...

Ama sonra, insanlar kendi tükettiklerinden daha fazlasını üretmeye başlayınca işler değişir!  Artık ürünün toplumlar arasındaki değişimi esasına yönelik ilişkiler gelişmeye başlar. Sonra da savaşlar, fetihler!.. Ve bu arada, zamanla,  bal tutan parmağını yalar hesabı  -Devletleşmeye paralel olarak-  yönetici bir sınıf  ortaya çıkar...

Neden sınıf? Evet, üretim araçları üzerinde özel mülkiyet “resmen” halâ mevcut değildir, ama bu arada “ tasarruf yetkisi” adı altında yeni bir  kavram ve mülkiyet biçimi ortaya çıkmıştır! Komüne -töreye- ait genel hükme dokunmadan, onun içeriği değiştirilerek ortaya yeni bir mülkiyet biçimi çıkarılmıştır! Özel mülk mü diyordunuz, “haşa, mülk gene Hak’ka aittir”! Ama artık “Hak adına onu kullanma, ona tasarruf etme” yetkisinin de Sultan’a -ve Sultan adına   onun etrafındaki yönetici bir Devlet Sınıfı’na- ait olduğu kabul edilir...

İşte, Osmanlı’nın düzeni budur...

İlkel komünal toplumun bilgi sistemini (“töre”yi) belirli bir DNA kalıbına benzetirsek, ta Osmanlı’ya, oradan da Cumhuriyet’e kadar -bugün farklı mı sanki!- bizde bu DNA kalıbının esası değişmiyor. Biçimsel olarak o “töre” sanki halâ duruyor yerinde!.. (Her iki mahalleyi de bir arada tutan bağların altında yatan tarihsel kökleri düşünün!) Tıpkı bağışıklık sisteminin DNA kalıbında genler arasında bir tarama yaparak, onu oradan bunu buradan alıp çeşitli antigenlere karşı mekanizmalar geliştirmesi gibi, Osmanlı toplumunda da  toplumsal  DNA ‘larda -yaşam bilgilerinde, sisteme ilişkin “bilgi temelinde”- esasa ilişkin bir değişiklik olmadan yaşamı devam ettirme sürecinde çevreye uyum için yeni bilgiler üretilir... Bu da bir öğrenme olayıdır şüphesiz. Ama dikkat edin bu durumda esas gövde (selbst-nefs) değişmiyor. O, sürekli, çevreye uyum sağlayarak -“feedback yaparak”- biçim değiştiriyor![11]

Bizim “Türk tipi Devlet” anlayışımızdaki “Devlet sınıfı” kavramının esasa ilişkin olarak Batılı anlamda “bürokratlarla” hiçbir  benzerliği yoktur!..

Çünkü bizde Devlet sınıfı, birey olarak birer hiç olan, tek varlık nedenleri  Sultan’a sadakat olan “Kullardan” oluşur. “Hak, hukuk” vs. bunların hiç yeri yoktur bu sistemde! Sultan’ın bir işareti yeter kellelerin uçması için! Çünkü burada Devlet, şekli ne olursa olsun özünde halâ bir aşirettir. “Devlet Hak’tır”! Bütün toplumun kutsal temsilcisidir! Onun kutsallığı Hak’kı -sistem merkezini- temsil etmesindendir. Böyle bir toplumda kendi başına birey diye bir şey olur mu hiç! Ancak Devlet varsa, “onun kulu” olarak birey de vardır!..

Hani derler ya “kılıfına uydurmak” diye, bu toplumda mülke sahip olmanın bütün çeşitleri vardır, ancak bunların hepsi o “sınıfsızlık”, “mülkün Tanrı’ya-Devlet’e ait olması” kılıfının-anlayışının içinde, bu çerçeveye uydurularak varolur! Önemli olan  o çerçevedir-anlayıştır. Devlet de odur aslında. Bazıları sağında solunda “derin devlet” ararlar! “Derin devlet” denilen şey  işte bu Devlet anlayışıdır!.. “Solcusunda da” aynıdır o, “sağcısında da”.  Çünkü, yukardan aşağıya doğru kendisine bağlı bir şekilde yarattığı sistemin içinde “burjuvası da” vardır bu Devletin “işçisi de”! Önemli olan o “ruha” sahip çıkmak, kendi varlığını o ruhun içine sığdırabilmektir. Bu ruh da  nereden çıktı mı diyorsunuz! O ruh bilinç dışı olarak atalarımızdan bize kalan mirastır. Toplumsal hafızada günümüze kadar gelen bilgidir-kültürdür. İçinde “Osmanlılık”, “İslam”, ya da “Batıcılık” da olsa özü aynıdır onun...  Kısacası, “bizi bize benzeten” gerçeklik budur!.. Bilmem anlatabildim mi!!


[1] Türkler Orta Asyadan Anadolu’ya Devlet kurmak için falan gelmiyorlar! Yaşam kavgası getiriyor onla- rı   Anadolu’ya kadar. Sonra da, gene aynı yaşam kavgası  o dönemin koşulları içinde önlerine ne ko-yuyorsa  onu yaparak ilerliyorlar. Hayatın içinde öğrenerek Devletleşiyorlar...

[2]Bu işin aslı nedir, nasıl gerçekleşiyordu bu öğrenme süreci? Sırf bu problemi çözebilmek için yıllarca nörobiyolojiyle-nöropsikolojiyle uğraşmak zorunda kaldım! Sonuç, yeni yayınlanan kitabım oldu: “Öğrenmek Nedir, Neden Öğreniyoruz, Nasıl Öğreniyoruz, Nasıl Bir Eğitim Sistemine İhtiyacımız Var” Alter Yayınları, 2020

[3] Tekrar altını çiziyorum, burada „toplumsal genlerden“ kasıt -ya da “toplumsal DNA” lardan kasıt- belirli üretim ilişkileri zemininde oluşan, bizim “kültür” adını verdiğimiz yaşam bilgileridir...

[4] http://www.aktolga.de/m23.pdf

[5]Altını çizdiğim bu satırlar  o kadar önemlidir ki, bütün bunların adeta ezberlenmesi, yenilip yutulması gerekir! Çünkü, başka türlü ne dünümüzü, ne de bugünümüzü anlayamayız; birilerinin istediği gibi hep turist kalırız bu ülkede!.. Bu konuda daha geniş açıklamalar için sitede yer alan 5. Çalışma’ya bakabilirsiniz... http://www.aktolga.de/t5.pdf

[6] Ama onun, yani Sultan’ın „birey „olarak „varlığı“da, Batı’daki gibi, üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip „özgür“ bir birey olmasından kaynaklanmaz! O, Allah’a ait olan mülkün, onu temsilen sahibidir. Yani gene Batı’ daki anlamda „özgür bir birey“ yoktur ortada!..

[7] Bakın size bir örnek: Şundan emin olun; nasıl ki bir kısmımız “Diriliş Ertuğrul’u” seyrederken bunu yaşanılan ana aktararak oradaki kahramanın yerine sayın Erdoğan’ı koyuyorsa, öteki “mahalledekiler” de  daha Atatürk adını anarlarken bile bunu gene yaşanılan ana aktararak “Atam sen kalk da ben yatam” ruh hali içine girerler! Ben sadece bu ruh hallerinin tarihsel kökenlerini açıklamaya çalışıyorum...

[8] www.aktolga.de 4. Çalışma, http://www.aktolga.de/t4.pdf

[9] http://www.aktolga.de/m37.pdf

[10] Sistem Teorisi’nde  sıfır, bütün kuvvetlerin birbirini dengelediği sistem merkezindeki denge halidir...  Tasavvuf’da ise sıfır “Hak”tır, “varlığı yokluğunda gizlidir” diye ifade edilir. Tasavvuf, ilkel komünal toplum insanlarının -atalarımızın- varoluş problemini dinsel bir terminolojiyle duygusal bir zeminde ifade ediş biçimidir...

[11]Bu konu çok önemli.  Bakterilerin, DNA değişikliğine gitmeden  antibiyotiklere karşı nasıl bağışıklık kazandıklarını sitede yer alan 1. Çalışma’da ayrıntılı olarak ele almıştık!.. www.aktolga.de 

Facebook Yorumları

reklam
16.11.2020
BİZ KİMİZ?..
14.11.2020
NEREYE GELDİK, NEYİ TARTIŞIYORUZ?..
24.10.2020
NASIL BİR EĞİTİM SİSTEMİNE İHTİYACIMIZ VAR; ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME!..
10.10.2020
ÖĞRENMEK NEDİR?..
6.10.2020
HARARİ DİYOR Kİ, „BİR ÜLKEYİ SÖMÜRGELEŞTİRMEK İÇİN...
25.09.2020
YAŞANILAN SÜRECİN DİYALEKTİĞİ!..
10.09.2020
AY GECENİN KARANLIĞINDA DOĞAR!..
9.08.2020
ÖĞRENMEK NEDİR?..
23.04.2020
1917 İLE 1920 ARASINDAKİ FARK NE İDİ?..
13.04.2020
TAM TERSİNİ DÜŞÜNÜYORUM...
12.04.2020
NE YAPMALIYIZ?..
29.03.2020
CORONAVİRÜS SAVAŞLARI ÜZERİNE DOĞRULAR VE YANLIŞLAR, YAPILMASI GEREKENLER...
18.03.2020
CORONA VİRÜSE KARŞI HER TÜRLÜ ÖNLEMİ ALALIM, AMA SAKIN BUNU KORKU VE PANİK HALİNE DÖNÜŞTÜRMEYELİM!.. NEDEN Mİ?..
3.01.2020
VAHAP COŞKUNUN ÇOK ÖNEMLİ MAKALESİ ÜZERİNE -„YENİ BİR FELAKET DAVETİYESİ“-
28.12.2019
AŞİLİN TOPUĞU!..
29.11.2019
BABACAN’IN AÇIKLAMALARI, VE AK PARTİ’NİN BUNA CEVABI!..
4.11.2019
DEVRİM TEORİSİ ÜZERİNE...
1.11.2019
KOBANİ PKK İÇİN NEDEN ÖNEMLİ (İDİ)!..
18.10.2019
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE İKİNCİ AŞAMA VE TÜRKİYE... SÜRECİN MANİFESTOSU!..
12.10.2019
BAKIYORUM DA
4.08.2019
“BİAD” KÜLTÜRÜNÜN MADDİ TEMELLERİ...
24.07.2019
27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a: Darbeler biliniyor muydu?
11.07.2019
DOLAR-EURO DÜŞSÜN İSTENİYOR MU? BENCE İSTENMİYOR!..
20.03.2020
CORONA VİRÜSE KARŞI HER TÜRLÜ ÖNLEMİ ALALIM, AMA...
10.07.2019
DOLAR-EURO DÜŞSÜN İSTENİYOR MU? BENCE İSTENMİYOR!..
25.06.2019
NEREYE GELİNDİ, NEREDE DURUYORUZ?..
19.06.2019
EVET MURSİ’YE BEN DE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM!..
19.05.2019
İSTANBUL-ANADOLU SAVAŞLARINDA SON PERDE: AK PARTİ KOALİSYONU DAĞILIYOR!..
19.4.2019
YENİ“NİN „ESKİ“NİN İÇİNDEN ÇIKIP GELME SÜRECİ
30.3.2019
DEVRİM NEDİR, “RADİKAL DEVRİMCİLİK” ANLAMINDA “JAKOBENİZM” NEDİR?
14.3.2019
ŞİMDİ DE „ZAMANI GERİ DÖNDÜRMEYİ“ BAŞARMIŞLAR!!.
12.3.2019
“HATIRALAR” DAN BİR 12 MART YAZISI ...
11.3.2019
Dâvâ ve kendini feda etmek
17.2.2019
Türkiye’nin dış politikası yanlış mıydı?
23.1.2019
FAZIL SAY'IN AÇIKLAMASINI DESTEKLİYORUM…
9.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
6.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
2.1.2019
HATIRALAR
24.12.2018
HATIRALAR
6.10.2018
OKTAY’I KAYBEDELİ BİR YIL OLMUŞ!..
4.10.2018
ŞU McKİNSEY KONUSU!..
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
19.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
23.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
17.6.2017
CHP ve " Kontrollü " darbe
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
13.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
23.2.2017
Koalisyon mu tek parti iktidarı mı, ya da çoğulculuk mu yoksa çoğunlukçuluk mu?...
15.2.2017
Sistem bilimi açısından “Türk tipi devlet anlayışıyla” “Marksist-Leninist devlet anlayışı” arasındaki ilişki ve bunun eleştirisi!..
11.2.2017
Darwinci evrim teorisi tartışmaları, evrim sürecinin diyalektiği
8.2.2017
Hani, „olmaz olmaz“ demiştik ya, bu da günün fantazisi yerine geçen „hayır duası“ olsun!..
4.2.2017
Ne oluyor? önümüzdeki günlerde ortaya çıkması muhtemel gelişmeleri daha iyi kavrayabilmek için klavuz!
31.1.2017
BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARINA KATKI
25.1.2017
Sistemi daha da merkeziyetçileştirmeyi esas alan bir anlayışıyla 21.YY’ın bilgi üreten „Yeni Türkiye’sini inşa etmek mümkün değildir!
12.1.2017
20.YY’A GERİ DÖNMEK MÜMKÜN MÜDÜR?..
27.12.2016
Etyen faiz konusunu çok güzel anlatmış, ben bir noktanın daha altını çizmek istiyorum...
16.12.2016
Kimse enseyi karartmasın, ay gecenin karanlığında doğar demiştik!..
8.12.2016
Küresel dünya sistemi ve onun yönetici “üst akıl”ı üzerine!..
4.12.2016
Diyalektik materyalizmin ve Marksist devrim anlayışının eleştirisi…
23.11.2016
Erdoğan’ın Şanghay birliğine katılma düşüncesi neden yanlış!..
14.11.2016
Trump’a, Brexit’e oy vermesin de ne yapsın bu insanlar?
6.11.2016
„Düşmanımın düşmanı dostumdur“ anlayışının geldiği nokta!..
2.11.2016
Evet, bir kere daha soralım, „nerede duruyorsunuz“?..
17.10.2016
Ulusal güvenliğin yolunun Ortadoğu'nun çıkmaz sokaklarından geçtiğini düşünenlere!..
4.10.2016
Lozan tartışmaları Osmanlı aydınlarının ruh dünyasını yansıtıyor!..
30.9.2016
"Dünya beşten büyüktür" ne anlama geliyor?..
21.9.2016
CEMİL ERTEM’LE NEREDE AYRILIYORUZ!.. (2)
18.9.2016
Cemil Ertem'le NEREDE AYRILIYORUZ?..
11.9.2016
Kurbanın ve kurban bayramının özü-kaynağı nedir hiç düşündünüz mü?
24.8.2016
Türkiye’nin dış politikası yanlış mı idi, ya da nerede hata yapıldı?
22.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (4)
20.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (3)
17.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (2)
13.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (1)
7.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE...3
5.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE... 2
2.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE...
28.7.2016
Ulus devletin duruşu, küresel sermayenin duruşu...
19.7.2016
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği...
17.7.2016
EVET, HER ŞERDEN BİR HAYIR DOĞARMIŞ!...
15.7.2016
Devrimin ikinci aşamasına doğru!...
12.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 6- SON
10.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 5
8.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 4
5.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 3
3.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 2
1.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 1
27.6.2016
Bizde ‘Avrupa parçalanıyor’ diye göbek atanlar kimler!?.
10.6.2016
Yeni tipten bir devletçi-milliyetçilikle doludizgin yol alıyoruz!...
5.6.2016
Doğruyu söylerken de ikiyüzlülük yapılabiliyor!...
30.5.2016
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!...
27.5.2016
Alper'in makalesi iyi güzel de, türkiye'ye ilişkin olarak işin özü biraz kayboluyor!...
23.5.2016
“Yeni bir toplum sözleşmesi” ancak “tarihsel uzlaşmayla” mümkündür!
14.5.2016
“BİAD” KÜLTÜRÜNÜN MADDİ TEMELLERİ...
2.5.2016
"Devlet ve millet kaynaşması en büyük güç kaynağımızdır"...
29.4.2016
BEYAZ TÜRKLER VE LAİKLİK!...
25.4.2016
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2016
12 Mart dönemini- bizzat yaşamış biri olarak Alper'in söylediklerine aynen katılıyorum!...
17.4.2016
Düşünün ki PKK diye bir olay yok ortada!...
12.4.2016
Etyen diyor ki, „AK Parti doğru anayasa yolunda“… gerçekten öyle mi acaba?...
5.4.2016
"BAŞ-KAN" NE DEMEK HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?..
28.3.2016
„İhracat yapmadığımız ülke kalmadı“…
22.3.2016
Herşeyin teorisi ve tasavvuf...
15.3.2016
Nereden başlamiştik nerelere gitti işin ucu!...
4.3.2016
Din-devlet ilişkisi ve “devrim” anlayışı üzerine!...
24.2.2016
Ortadoğu’nun sahipliği meselesi!...
22.2.2016
“Gravitasyonal dalgalar” ve “kuantum gravitasyonunun” esasları!...
16.2.2016
OSMANLI’DAN BU YANA TÜRKİYE’DE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ...
14.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (3)
12.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (2)
10.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (1)
4.2.2016
DOĞA’NIN DİYALEKTİĞİ Mİ DEDİNİZ!...
31.1.2016
AK Parti’nin “fabrika ayarları” ne zaman bozulmaya başladı?...
28.1.2016
Amaca giden yol ve bu yolda kullanılan araçlar
20.1.2016
İdeoloji zihinsel bir virüstür bunu hiç unutmayın!...
17.1.2016
"YENİ BİR BİLDİRİ DAHA YAYINLANMIŞ“!...
6.1.2016
„'ODTÜ solu’ diye birşey yok faşizm var“… doğru mu bu ifade?...
3.1.2016
BU YENİ BİRŞEY DEĞİL Kİ!!...
31.12.2015
Türkiye’nin dış politikası yanlış mı...
27.12.2015
„Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunuyorsun, neden“?
21.12.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz
20.12.2015
"AYDINLARIMIZ AH AYDINLARIMIZ" !...
16.12.2015
Nobel bariş ödülü neden Tunus'a verilmiş acaba!...
12.12.2015
“Patinaj yapıyoruz” mu dediniz, işte patinaj, işte çıkış yolu!...
7.12.2015
NE OLUYOR?
4.12.2015
NEDİR BU İŞİN ASLI?...
2.12.2015
“Patinaj yaparken” aynı yolda gaz verilmez!...
25.11.2015
Evrensel oluşumun diyalektiğinin resmidir
22.11.2015
İşte bu!!... ben bunun için alarm zillerini çalıp duruyorum!!..
17.11.2015
Türkiye dünyaya ve kapitalizme meydan mı okuyor!!...
6.11.2015
Beyaz Türklere nasihatler
3.11.2015
HERKES İÇİN 1 KASIM DERSLERİ!...
31.10.2015
Tarihle hesaplaşmadan daha ileriye gidilemez!...
29.10.2015
Osmanlı cumhuriyetinden Demokratik cumhuriyete...
25.10.2015
“Bu dünyadan bir Çetin Altan geçti” mi acaba!...
22.10.2015
Batı’da ve bizde sivil toplum... 1-2
19.10.2015
„SURİYE BATAĞINDAN KÜRTLERLE BİRLİKTE ÇIKMAK”!…
11.10.2015
Uluslaşırken Küreselleşmek
29.9.2015
Türkiye ne yapmak istiyor da birileri onun “ayağına çelme takmaya” çalışıyor?...
27.9.2015
Şeytan, yani kurbanlik olmasi gereken o hayvan kendi içimizde!!...
18.9.2015
NE KADAR RENKLİ BİR„SOSYAL MEDYA”MIZ VAR!
15.9.2015
AK Parti kendi diyalektik inkarını yaratıyor!...
13.9.2015
KONGRE ÖNCESİ AK PARTİ’YE AÇIK MEKTUP!...
6.9.2015
“İktidarın Kürt stratejisi ne ve ne olmalı”?...
3.9.2015
Çözüm ve çözüm yolu ilişkisi-yol ayırımı!...
30.8.2015
Sayın Erdoğan “faiz düşsün,” dedikçe faiz ve döviz yükseliyor, bu ne hikmettir!!...
23.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
13.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
28.7.2015
İŞTE BU!..
22.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
15.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
6.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
4.7.2015
Kimse kendini aldatmasın
30.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
26.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
15.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
10.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
6.6.2015
Taraf olmayan bertaraf olur mantığı nasıl bir mantıktır?
2.06.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
29.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
12.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
10.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
7.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
01.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
22.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin barajı aşmasını istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
22.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
13.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2017
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive