Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

AÇIK KONUŞALIM!...


26.6.2015 - Bu Yazı 3255 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

  “ANTİ EMPERYALİZM” SÖYLEMİYLE  FALAN  MASKELENMEYE  ÇALIŞILSA DA BUNUN ADI RESMEN DEVLETÇİ MİLLİYETÇİLİKTİR!

7 Haziran seçim sonuçlarından ders çıkarmakmış, “biz nerede hata yaptık” falan diyerek aklını başına toplamakmış, bunlar hep hikaye!... Bir kere o virüs girmiş beyinlere, çaresi yok!... Azıcık eti budu kanlanan bir ülkenin, “vay anasına ben ne imişim” demeye başladığı an ortaya çıkan bir kendi nefsini kutsama hastalığıdır bu; dünyanın kendi  etrafında döndüğünü düşünme çağına özgü bir ergenlik dönemi “hastalığıdır”! 

Adına ister  “milliyetçilik” deyin, ister  benim dediğim gibi “yeni tipten Devletçi bir milliyetçilik”, sonuçta hepsi aynı kapıya çıkıyor.  Ancak, terminolojide ayrım yapmak şunun için önemli; Türkiye öyle sadece aşağıdan yukarıya doğru gelişerek bugünlere gelen bir ülke değil. İkili bir yapısal gelişme yanımız var bizim. Yukardan aşağıya doğru Devlet eksenli olarak gelişen yanımız ve aşağıdan yukarıya doğru Anadolu burjuvazisi eksenli olarak gelişen yanımız. Bu yapısal ikilik, iki tip milliyetçiliği de beraberinde getiriyor.

Kökleri ittihatçılığa-Kemalizme kadar uzanan yukardan aşağıya doğru gelişen milliyetçiliğin temsilcisi bugün MHP ve öteki “ulusalcılardır”.  Aşağıdan yukarıya doğru Anadolu burjuvazisi eksenli olarak gelişen yeni tipten  milliyetçilik ise AK Parti’nin içinde palazlanıyor.  Ancak, ne zaman ki AK Parti Devleti ele geçirmeye başladı, o andan itibaren, bunların arasında, aynı Devletçi ekseni paylaşmaktan kaynaklanan paradigmal bir yakınlaşma da ortaya çıkmaya başladı. Ama henüz daha aradaki senkronizasyonu da tam olarak sağlamış değiller. Aralarında şu an varolan çelişki de bununla ilgili zaten... Dikkat ederseniz, varolanı -Devletçi, merkeziyetçi yapıyı- olduğu gibi muhafaza etme konusunda hiçbir ayrım yok aralarında. Sadece, onu genişletme, büyütme konusunda, yapısal farklılıklardan kaynaklanan stratejik  ayrılıklar söz konusu...

Batı’yla ilişkiler konusunda, yukardan aşağıya doğru, Devleti temel alarak  gelişen milliyetçiliğin temsilcileri daha temkinli. Çünkü onlar, tarihsel tecrübelerine dayanarak “Batı”-“emperyalizm” falan nedir, ötekilere göre bunları daha iyi biliyorlar!  Aşağıdan yukarıya doğru gelişen yeni tipten Devletçi milliyetçiler ise daha gözü dönmüş -jakoben- bir ruh haline sahipler!.. 

Bu ikincilere göre,  bugün halâ ortada -19. ve 20. Yüzyıllar’da olduğu gibi- bütün kötülüklerin nedeni olan bir “Batı” var, “emperyalist bir Batı”. İsterseniz buna eski “solcu” terminolojiyi kullanarak “finans oligarşisi” falan da diyebilirsiniz!.. Bunlar, “üst akılı” temsil eden bu “emperyalistler” oturuyorlar, kendi egemenlik alanlarını koruyabilmek için gizli servisleri aracılığıyla örgüt mühendisliği yaparak PKK, IŞİD vb. gibi taşeron örgütleri  kurup-kurdurup bunlar  aracılığıyla, “tavşana kaç tazıya tut” mantığıyla malı götürüyorlar! Kim ki emperyalist sömürü  mekanizmasına  karşı çıkarsa, karşısında bu türden taşeron örgütleri buluyor!... Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu sıkıntıların nedeni de bu aslında.  Örneğin, Türkiye, ne zaman ki kendisi için bir ülke olmaya karar vermiş, bu yönde adımlar atmaya başlamıştır, karşısına  hemen  bir PKK belası çıkarılır!...

Aynı oyun  bugün  bütün o eski Osmanlı ülkelerinde de oynanmaktadır.  Bir yanda emperyalist Batı, öte yanda da buna karşı kurtuluş savaşı vermeye çalışan  bütün o eski Osmanlı ülkeleri... Dikkat ederseniz  öyle yerli egemenler-egemen Devlet sınıfı falan yoktur bu tahlillerin içinde.  IŞİD gibi örgütler de hep bu mücadelede kullanılan yapay-taşeron örgütlerdir. “Batı”,  kendi çıkarlarının korunması için -ve de tabi İsrail’in güvenliği için- bu türden örgütleri kullanarak  bölgeyi yeniden şekillendirmekte, sınırların yeniden çizilmesini istemektedir.. Bu nedenle, yapılması gereken,  canımızı dişimize takarak, sırtımıza birer “kefen giyip” Batı’ya karşı  “ikinci bir kurtuluş savaşı” için  mücadeleye girmektir...

Aşağıda, K. Tayiz ve C. Ertem’in makalelerinden  alıntılar var, önce bunları bir okuyun isterseniz, sonra tartışmayı bunları da dikkate alarak devam ettirelim:   K. Tayiz’den başlıyoruz:

Batı'nın yüz yıl önce Ortadoğu için kurguladığı siyasal sistem büyük sarsıntı geçiriyor. Yani başımızda büyük bir kargaşa hüküm sürüyor. Hakimiyetini kaybeden Batı'nın en büyük silahı ise kaos ve çatışma. Batı önce kaosu bölgeye saldı, sonra da düzen kurucu olarak inisiyatif aldı. Afganistan, Irak ve Suriye örneği ortada. El-Kaide, Taliban ve IŞİD gibi örgütler, bugüne kadar hep Batı'nın müdahaleci varlığını meşrulaştırıcı bir işlev gördü. Önce gözü dönmüş şiddet grupları sahada beliriyor, ardından Batılı devletler. Batı'nın elinin altında hep hazır tuttuğu bir Pandora kutusu var.  

Batı'nın Türkiye için tutumu da farklı olmadı. Seçilmiş hükümetle arası bozulduğunda yıllardır elinin altında hazır tuttuğu Pandora'nın kutusunu açıverdi. Bütün kötülükleri AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üzerine saldı. Gezi ayaklanması ve paralel darbe girişimiyle önce gözdağı verdi. AK Parti'yi teslim alamayınca da yüz yıl önce kurulmuş bir saatli bombayı, Kürt kartını devreye koydu. IŞİD üzerinden PKK, PYD ve HDP'yi aktörleştirdi. Türkiye'deki destekçilerini AK Parti'ye karşı bir araya getirdi. AK Parti ya teslim olacak ya da Türkiye kaosa ve çatışmaya terk edilerek bölünmeye sürüklenecek! Batı, Türkiye'yi bu tehlikeli seçenekle karşı karşıya getirmeyi başardı. (http://www.marmarayerelhaber.com/kurtulus-tayiz/35414-pandoranin-kutusu-acilinca)

Bir de C.Ertem ne diyor ona bakalım şimdi:

“... düzenli ulusal orduların yapamadığını paramiliter örgüt ve yapılar yapıyor. Bu taşeron paramiliter örgüt ve yapılar, ülkelerin ve bölgenin özelliklerine göre, “sağ” ya da “sol” maskeli olabiliyordu. Kimi, “sol” bir şehir ve kır silahlı örgütü, kimi de DEAŞ gibi, düzenli orduya yaklaşan taşeron yapılar olabiliyordu. Afrika’daki paramiliter örgütler, El-Kaide gibi şehir ve kırda örgütlü  terör yapıları ve DEAŞ gibi düzenli ordu seviyesinde paramiliter örgütler... 
İşte DEAŞ, yeni paylaşım savaşının en çarpıcı ve en mükemmel aracı ve tasarımı olarak ortaya çıktı. DEAŞ, yeni pazar ve paylaşım savaşıyla ve sınırların yeniden Batı’nın eski hegemon güçleri tarafından belirlenmesinin aracıdır... 

Şimdi ise yaptıkları tam olarak şudur; bütün bu bölgede mikro devletçikler oluşturacaklar, bu mikro devletçikler, Avrupa’da Almanya egemenliğindeki “derin AB”ye ve tabii Okyanus ötesinde de ABD’ye bağlı olarak devam edecektir. Bakın, doksanlı yıllarda Almanya’nın Balkan ve Doğu Avrupa coğrafyasında yaptığı “Balkanlaştırma” stratejisi, tam şimdi Ortadoğu koşullarında Suriye ve Irak’ta uygulanıyor. Miloseviç’in Bosna’daki katliamcı ordusu ile DAEŞ arasında çok fark yoktur. Ancak koalisyon uçaklarının yardımı ile kurulmaya çalışılan Kürt mikro devletçiği de hiçbir zaman egemen olamayacaktır. Bunun iktisadi şartları yoktur ilk önce... Bugün ne Alman Balkanlaştırması sonucu Avrupa’da ortaya çıkan ne de Ortadoğu dahil, dünyanın herhangi bir yerinde ortaya çıkan/çıkacak olan etnik temelli mikro devletler günün gereklerine uygun bir kapsam ekonomisi geliştirip, konvansiyonel olanı aşabilir. Bu devletler, kaçınılmaz olarak, 20. yüzyıldan kalma “eski” sermayenin ancak oyuncağı olurlar ki, zaten bunun için ortaya çıkarılıyorlar... 

Tabii ki, Suriye’nin Türkiye sınırındaki yeni oluşum yeni bir pazar ve enerji kapışmasıdır ve bu Türkiye’nin şimdiki-gelecekteki etkinliğine karşıdır. 

Aynı şekilde, Almanya’nın, tam şu sıralar, Türkiye karşıtlığı da aynı nedenledir. 
Almanya, Doğu Almanya’yı içine aldığı 1990’dan beri, Doğu Avrupa ve Balkan coğrafyasını kendi arka bahçesi ve doğal sömürgesi olarak görüyor. Doksanlarda Yugoslavya’nın parçalanması Almanya kökenli bir Balkanizasyon sürecidir ve aslında bir post-nazi işgalidir...”. 

(http://www.marmarayerelhaber.com/cemil-ertem/35413-yeni-tbmmnin-gormesi-ve-yapmasi-gereken)

 Bu noktaya nasıl gelindi?  İnanılması gerçekten çok zor!

Yani şimdi şu yukarda yazılıp söylenilenlerin anlamı nedir; “solcu” bir maskeyle piyasaya sürülüyor olsalar da Devlet eksenli yeni tipten  bir milliyetçilik anlayışı değil midir bütün bu düşüncelerin altında yatan!  Küreselleşmeymiş, 21. Yüzyılmış, yeni bir dünyaya doğru yelken açmakmış,  artık gelişmenin, ilerlemenin,  dünya pazarlarında daha fazla yer tutabilmenin yolu eskiden olduğu gibi savaşlar değil, daha iyi kalitede malları -katma değeri daha yüksek olan malları- daha ucuza üretmekmiş, bütün bunların hepsi “hikaye” bu mantığa göre!... Çünkü,  geçerli olan halâ eski paradigmadır!  Ortada halâ 19.-20. Yüzyıl kalıntısı bir “üst akıl”,   “emperyalist bir Batı” vardır!  Ve bu “üst akıl”, eski sömürge ve yarı sömürge ülkeler uyanmaya başladıkça bunların üzerine kendi kurdurduğu “paramiliter- taşeron” örgütleri sürmektedir!...

Gerçekten tam bir paranoya hali bu! Gelişmekte olan bir ülkenin, olayları ve süreçleri  20.Yüzyıl  kafa yapısıyla ele alan Devletçi milliyetçilerinin ruh hali!.. Kendisini, tıpkı bir zamanların Almanya’sı falan gibi “kapitalizmin gelişmesinin eşit oranda olmaması kanununa” göre “yükselen bir kapitalist ülke” olarak tanımlayarak, dünya pazarlarında yer kapmak için gelişmiş ülkelere karşı hegemonya mücadelesine girişipte sonra hiçbir başarı şansının bulunmadığını gören milliyetçilerinin  ruh hali!..

Yahu kardeşim, atın bu düşünceleri artık kafanızdan! Çünkü dünya artık öyle eskiden olduğu gibi dönmüyor! Bakın, Türkiye bugün 160 milyar dolara yakın ihracat yapar hale geldi. Kimse çıkıpta size ürettiğiniz malları yurtdışında satabilmeniz konusunda öyle bir sınır falan koyuyor mu!? Kimse tutupta size katma değeri yüksek mallar üretmeyin diyebiliyor mu!?... Yap daha iyisini, rakiplerinle mücadele et ve arttır pazar payını, olay bu kadar basit!.. E, “cari açık” falan mı diyorsunuz, “petrolümüz, gazımız yok bizim” mi diyorsunuz! Tamam ama, onun da yolu var. Petrol, gaz kaynaklarına el koymaya çalışarak, buna göre  Osmanlıcılık falan adı altında yeni tipten milliyetçi-yayılmacı bir strateji izleyerek bir yere varamazsınız ki!... Böyle bir yol sizi ve bütün bir ülkeyi  sadece çıkmaza götürür.  Bu nedenle, sen de tut, güneşini, rüzgarını, doğal kaynaklarını değerlendirerek kapat bu açığını; yeni modern bir Eğitim Sistemi yaratarak ezberci-ideoloji peşinde koşan pozitivist gençler yetiştirmek yerine bilgi üreten gençler yetiştirmeye odaklan. Engel mi var bütün bunların önünde? Hangi “emperyalizm” engelliyor sizin bilgi üreten nesiller yetiştirmenizi?...

http://www.marmarayerelhaber.com/Munir-AKTOLGA/28986-Nereye-geldik-nerede-duruyoruz-1

İkide bir tutup Almanya veya  Avrupa Birliği düşmanlığı yapmayı da marifet biliyor bunlar. Neymiş, AB Nazi işgalinin modern şekliymiş!!.. E peki kardeşim madem öyle de biz niye yırtınıyoruz bu modern „Nazi örgütüne“ girmek için!!.. Niye Almanya’ya kızıyoruz bizim AB’ye girişimize engel koyuyor diye?? Yani şimdi Almanya öteki AB ülkelerini işgali altında mı tutuyor? Yahu bunların hepsi gönüllü olarak girmedi mi AB’ye?... Yarın isterlerseler de  çıkabilirler... Ama çıkmıyorlar, çünkü AB içinde kalmak daha avantajli onlar için... Yani  bu kadar olur... İstanbul’a hava alanı yaparsın, bunu Almanya’yla kavga aracı yapmaya çalışırsın. Yok efendim doğal gaz hattı çekilir, bunu Alman emperyalizmine örnek olarak gösterirsin. Kardeşim herkes kendisi için elverişli olan ne ise onu yapıyor.  Senin o emperyalist dediğin  Almanya senin en çok ihracat yaptığın,  sana en çok turist gönderen ülke. Sana uygun olunca iyi, olmayınca “emperyalist” öyle mi?... Nedir bu şimdi, bunun adı “solculuk”mu yoksa Devletçi bir milliyetçilik mi?...

Evet, nedir o sizin  “taşeron” dediğiniz  örgütler?

Nedir  PKK, IŞİD vb.  gibi  örgütler?  Sizin,   “şeytan” olarak nitelendirdiğiniz o “Batı’nın” “bizi bölmek için”, “bizim gelişmemizi engellemek için” kurdurarak piyasaya sürdüğü “taşeron”-“paramiliter”  örgütler midir  bunlar?

IŞİD’i ele alalım:   Soruyorum ben şimdi,  eğer Amerika Irak’ı işgal etmeseydi böyle bir İslami-Sünni reaksiyon örgütü olacak mıydı bugün ortada? Taliban’ı ele alalım: Tamam doğru; Amerika bugün orada da,  reaksiyon olarak  ortaya çıkmasına kendisinin neden olduğu bir örgütle savaşıyor; ama bu demek değil ki, “üst akıl” dediğiniz o Amerika-Batı öyle örgüt mühendisliği yapar gibi  bu türden  örgütler kurup, sonra da  bunlarla savaşarak ülkeleri işgal altında tutuyor!!..

Diyorsunuz ki, Amerika IŞİD’i  gizli servisi aracılığıyla kasten yarattı!!... Öyle ki, amaç bu örgütü Kürtlerle savaştırarak Kürtleri öne çıkarıp bir Kürt devletinin kurulmasının yol açmak!!  Sorarım şimdi, Afganistan’ı işgali altında tutmak için kendi yarattığı Taliban’la da bir şike  savaşı mı yapıyor  Amerika!!.. Taliban, El Kaide, IŞİD, PKK bunların hepsi sahte-paralı-şike örgütler midir??  Ne kadar kolay yahu!  Otur masanın başına, koy kendini merkeze, etrafında olup bitenleri kendine göre  değerlendirerek bir dünya görüşü oluştur!!.. Senin işine yarayanlar “iyi, güzel”, yaramayanlar ise “üst akılın” sana karşı kurdurduğu  taşeron yapılar!!.. Kusura bakmayın ama bunun adı paranoyadır!!.. Kafanızda öyle bir “üst akıl” icat ediyorsunuz ki, kendi hatalarınızı, bunların sonuçlarını falan hep bu herşeye kadir “üst akıla” yükleyerek temize çıkacağınızı sanıyorsunuz!!.. Kardeşim eğer bu üst akıl böyle herşeye kadir bir meretse,  o zaman zaten boşuna sizin o “mücadeleleriniz” falan!!... 7 Haziran’dan sonra “kapitalizme alternatif İslami bir sistem” kuracaktınız da “üst akıl” onu farkederek önünüze takoz koydu, öyle mi?... Yarabbim sen akıl fikir ihsan eyle!!.. Bunları görünce insanın neredeyse o “üst akıla” Allah razı olsun diyesi falan geliyor!!... Geçin bunları geçin!... Savaş bitti, inin artık saklandığınız o dağlardan aşağıya!..      

Soğuk Savaş dönemi sona erdi ama sizin haberiniz yok!!..

Bakın, Soğuk Savaş sona erip de Berlin’deki o Duvar yıkıldığı an artık yeni bir dünya çıktı ortaya. Sizler ise, halâ savaşın bittiğinden habersiz olarak dağlarda saklanan o Japon askerlerine benziyorsunuz!... Çünkü, geç kalmış bir 20. Yüzyıl milliyetçiliği ufkunuzu karartıyor. Yeni bir dünyanın ortaya çıktığını anlamakta zorluk çekiyorsunuz!... 

Eskiden iki kutuplu bir dünya vardı ortada. Ve ülkeler de,  yaşamı devam ettirme mücadelelerini, şu ya da bu nedenle, bir tarafın koruyucu kanatları altında kalarak sürdürmek zorundaydılar. Ama, Soğuk Savaş sona erince bu durum değişti. Ülkeler ve halk grupları, etnik, dini azınlıklar, kısacası baskı altında tutulan bütün alt kimlik grupları, daha önce hangi tarafta -kutupta- yer almış olurlarsa olsunlar,  kendilerini  baskı altında tutan yapılar anlamını kaybedince  birden açığa çıkarak “biz de varız” demeye başladılar. Üzerlerini örten, onları belirli kalıplar içinde kalmaya zorlayan faktörler ortadan kalkınca bu insanlar  kendi kaderlerini kendileri tayin etmek için seslerini yükseltmeye başladılar, ortaya döküldüler... Olay budur...

Alın PKK’yı... Şu ya da bu ülke bugün onu, onun mücadelesini  Türkiye’ye karşı kullanmak için destekliyor olabilir; ama bu,  PKK’nın sırf  Türkiye’nin ayağına taş koymak için onlar tarafından  taşeron bir örgüt olarak kurdurulduğu-ayakta tutulduğu  anlamına gelmez. Böyle düşünürseniz sadece kendinizi aldatmış olursunuz. Diyorsunuz ki, “Suriye’deki olaylar PKK’yı cesaretlendirdi, bu yüzden de bir türlü silah bırakmaya yanaşmıyorlar”. İyi güzel de, siz ne yapıyorsunuz peki?..  Hepsi bir yana,  Kürt sorununu da içine alan yeni demokratik bir anayasanın yapımı konusunda en azında açık ve net  bir irade beyanınız oldu mu şimdiye kadar?... Tam adamlarla anlaşıp el sıkışmaya başlarken bir anda “Kürt sorunu da neymiş, öyle birşey yok ki” deyip masayı devirerek çıkan siz değil misiniz?... Ondan sonra da,  yok efendim “üst akılmış” da falan diye hikayeler anlatıyorsunuz!... Gördük işte,  7 Haziran’da halkımızın bu hikayelere ne kadar inandığını!... Aklınızı başınıza toplayın beyler, bu türden demagojilerle Kürtleri kaybediyorsunuz!... Kendiniz inşa etmeye başladığınız o “barış sürecini” gene kendiniz yok ediyorsunuz!... Ateşle oynadığınızın farkında mısınız?...

Gelelim  IŞİD  olayına!  O “emperyalist Batı”mı  kurdurmuştur şimdi IŞİD’ı da?... Yani ortada gene  bir “üst akıl” var ve bunlar oturuyorlar, öyle toplum-örgüt mühendisliği yaparak  Türkiye’nin ve bütün Arap ülkelerinin önünü nasıl keseriz diye düşünüp bir IŞİD  icat ediyorlar öyle mi??   Şaşarım sizin aklınıza!... 

Soruyorum ben şimdi, eğer Amerika Irak’a saldırarak oradaki yapıyı parçalamasaydı bugün IŞİD diye bir örgüt olacak mıydı ortada? Amerika Saddam’ı deviripte oradaki Sünniler’e dayanan yapıyı yıkınca, işin içine Şii olduğu için daha sonra İran da girdi ve Sünniler bir tarafa atıldılar. Sonra,  Esed de Suriye’de  olayı bir mezhep çatışması haline getirerek halkın üzerine ateş açmaya başlayınca, Sünniler  kendilerini yok olma tehdidi altında gördüler ve bütün bunlara reaksiyon olarak da  IŞİD denilen örgüt çıktı ortaya. Yaşamı devam ettirme mücadelesinin başka bir uç noktaya ittiği Sünniler çaresizlikten kaynaklanan bir ruh haliyle “kısasa kısas” diyerek  kendi  canavarlarını yaratmış oldular!... Yani öyle bir “üst akıl” tutup da paralı askerler olarak taşeron örgütler falan kurdurmuyor!!.. Bütün bu örgütlerin belirli bir alt yapısı, reaksiyona da dayansa, geçici de olsa maddi-toplumsal bir temeli var. Daha sonra başka ülkeler, başka çıkarlar da  onları kullanıyorlarmış, tabii kullanıyorlar, bu ayrı bir durum.  “Düşmanımın düşmanı dostumdur” diyerekten konjönktürel ittifaklar oluşuyor. Türkiye yapmıyor mu bunu? Yani o da kendisine ittifaklar bulmaya çalışmıyor mu? Olayı objektif olarak değerlendirebilmek lazım, yoksa kendinizi kandırmakla  kalırsınız!!..

Alın şimdi IŞİD’a karşı PKK-Amerika ittifakını: Yani şimdi, sizin mantığınıza göre,  Amerika önce IŞİD adında bir örgüt yaratıyor, sonra da ona karşı mücadele ettiği için PKK’yı destekliyor öyle mi? Bütün bunlardan  amaç da Türkiye’nin önünü kesmek?? Yahu Amerika’nın PKK’yı desteklemek için IŞİD diye bir örgüt kurmaya ihtiyacı mı var? Siz gerçekten kafayı yemişsiniz!!.. Adamlar-Batılılar- korkuyorlar yahu!... IŞİD, El Kaide gibi örgütleri kendileri için, herşeyden önce kendi can güvenlikleri için tehlike olarak görüyorlar. Unuttunuz mu, önce tuttular Türkiye’yi sokmak istediler bu savaşın içine.  Eğer Türkiye “tamam” diyerek IŞİD’a karşı Suriye içinde kara harekatına “evet” deseydi, tamamdı. O zaman Kürtlere falan ihtiyaç kalmayacaktı!.. Ama Türkiye haklı olarak o bataklığa girmeyi kabul etmedi. O zaman Kürtler dediler ki, “burası bizim vatanımız, bize yardım edin biz de savaşalım”. Olay budur. E, bu savaşın sonunda orada bir Kürt devleti kurulacakmış!... O zaman sen de bu insanları yalnız bırakma kardeşim, hani sen Osmanlı’nın mirasına sahip çıkıyordun? Ne oldu şimdi? Osmanlı bir sürü otonom eyaletlerden oluşmuyor muydu?. Sen kendine en yakında duran Kürtlerden bile korkar durumdayken nasıl yeni Osmanlıcı bir yapı kuracaksın ki??

Arkadaşlar, affedersiniz ama tekrar ediyorum bunun adı paranoyadır,  Osmanlı’dan miras kalmış bir bölünme paranoyasıdır!!.. Gözünüzde öyle bir milliyetçilik gözlüğu var ki, dünyayı artık “ben” ve “düşmanlar” olarak siyah beyaz görür hale gelmişsiniz!... Daha işin başında, kaybetmeye mahkum  olduğunu bilerek  bir savaşa girmek insanı bu hale getiriyor demek ki!!...

Peki o zaman ne yapmak lazım, nedir bu işin çözümü?

Çok açık: Zamana, 21. Yüzyıl gerçeklerine uyum sağlayarak yeni, demokratik bir anayasa yapıp, adem-i merkeziyetçi bir yapılanmaya gitmektir... Başka yolu yoktur bunun! Ya, 20.Yüzyıl kafa yapısıyla Osmanlı artığı eski merkeziyetçi yapıyı-statükoyu muhafaza etmeye çalışarak zaman kaybedeceğiz, ya da olayların ve süreçlerin önünü alarak kendimizi 21. Yüzyıl paradigmasına-gerçeklerine uygun hale getirmek için iç dinamiklerimizi harekete geçireceğiz... Bunun ötesi  yoktur... Yüz yıl da savaşsak varılacak yer sonunda gene budur... Çünkü artık dünya, 1915’ten çok farklı bir dünyadır!!.. Ne yapacaksınız, Kürtleri de “tehcir” mi edeceksiniz; ya da ne bileyim,  90’lı yıllara dönerek ülkeyi yeniden umutsuz bir savaşın içine mi atacaksınız?... Ve de bütün bunları “anti emperyalizm” falan gibi “solcu” sloganlar kullanarak mı yapacaksınız!!...   

Tekrar ediyorum, tek bir çözüm yolu vardır ortada: İçerde ve dışarda tarihsel bir uzlaşmanın yolunu açarak kendi varoluş koşullarımızla 21. Yüzyıl gerçekleri arasında  kalıcı bir uyum sağlayabilmek...

Daha somut olarak ifade edersek de:  

1-Kürt sorununa demokratik  çözümü de içeren  adem-i merkeziyetçilik temeli üzerinde yeni bir anayasa yapmak,

2-Küresel sermaye çevreleriyle iyi ilişkiler kurarak Türkiye’yi  güven içinde yatırım yapılabilecek bir ülke haline getirmek,

3-Yeni bir eğitim sistemi yaratarak bilgi üreten nesiller yetiştirir hale gelmek.

İşte size üç temel nokta, üç altın anahtar. Bunun dışında gerisi boştur,  hayalet taşlayarak vakit öldürmektir, zaman kaybıdır...  

Facebook Yorumları

reklam
19.05.2019
İSTANBUL-ANADOLU SAVAŞLARINDA SON PERDE: AK PARTİ KOALİSYONU DAĞILIYOR!..
19.4.2019
YENİ“NİN „ESKİ“NİN İÇİNDEN ÇIKIP GELME SÜRECİ
30.3.2019
DEVRİM NEDİR, “RADİKAL DEVRİMCİLİK” ANLAMINDA “JAKOBENİZM” NEDİR?
14.3.2019
ŞİMDİ DE „ZAMANI GERİ DÖNDÜRMEYİ“ BAŞARMIŞLAR!!.
12.3.2019
“HATIRALAR” DAN BİR 12 MART YAZISI ...
11.3.2019
Dâvâ ve kendini feda etmek
17.2.2019
Türkiye’nin dış politikası yanlış mıydı?
23.1.2019
FAZIL SAY'IN AÇIKLAMASINI DESTEKLİYORUM…
9.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
6.1.2019
NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU-
2.1.2019
HATIRALAR
24.12.2018
HATIRALAR
6.10.2018
OKTAY’I KAYBEDELİ BİR YIL OLMUŞ!..
4.10.2018
ŞU McKİNSEY KONUSU!..
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
19.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
23.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
17.6.2017
CHP ve " Kontrollü " darbe
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
13.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
23.2.2017
Koalisyon mu tek parti iktidarı mı, ya da çoğulculuk mu yoksa çoğunlukçuluk mu?...
15.2.2017
Sistem bilimi açısından “Türk tipi devlet anlayışıyla” “Marksist-Leninist devlet anlayışı” arasındaki ilişki ve bunun eleştirisi!..
11.2.2017
Darwinci evrim teorisi tartışmaları, evrim sürecinin diyalektiği
8.2.2017
Hani, „olmaz olmaz“ demiştik ya, bu da günün fantazisi yerine geçen „hayır duası“ olsun!..
4.2.2017
Ne oluyor? önümüzdeki günlerde ortaya çıkması muhtemel gelişmeleri daha iyi kavrayabilmek için klavuz!
31.1.2017
BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARINA KATKI
25.1.2017
Sistemi daha da merkeziyetçileştirmeyi esas alan bir anlayışıyla 21.YY’ın bilgi üreten „Yeni Türkiye’sini inşa etmek mümkün değildir!
12.1.2017
20.YY’A GERİ DÖNMEK MÜMKÜN MÜDÜR?..
27.12.2016
Etyen faiz konusunu çok güzel anlatmış, ben bir noktanın daha altını çizmek istiyorum...
16.12.2016
Kimse enseyi karartmasın, ay gecenin karanlığında doğar demiştik!..
8.12.2016
Küresel dünya sistemi ve onun yönetici “üst akıl”ı üzerine!..
4.12.2016
Diyalektik materyalizmin ve Marksist devrim anlayışının eleştirisi…
23.11.2016
Erdoğan’ın Şanghay birliğine katılma düşüncesi neden yanlış!..
14.11.2016
Trump’a, Brexit’e oy vermesin de ne yapsın bu insanlar?
6.11.2016
„Düşmanımın düşmanı dostumdur“ anlayışının geldiği nokta!..
2.11.2016
Evet, bir kere daha soralım, „nerede duruyorsunuz“?..
17.10.2016
Ulusal güvenliğin yolunun Ortadoğu'nun çıkmaz sokaklarından geçtiğini düşünenlere!..
4.10.2016
Lozan tartışmaları Osmanlı aydınlarının ruh dünyasını yansıtıyor!..
30.9.2016
"Dünya beşten büyüktür" ne anlama geliyor?..
21.9.2016
CEMİL ERTEM’LE NEREDE AYRILIYORUZ!.. (2)
18.9.2016
Cemil Ertem'le NEREDE AYRILIYORUZ?..
11.9.2016
Kurbanın ve kurban bayramının özü-kaynağı nedir hiç düşündünüz mü?
24.8.2016
Türkiye’nin dış politikası yanlış mı idi, ya da nerede hata yapıldı?
22.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (4)
20.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (3)
17.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (2)
13.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (1)
7.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE...3
5.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE... 2
2.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE...
28.7.2016
Ulus devletin duruşu, küresel sermayenin duruşu...
19.7.2016
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği...
17.7.2016
EVET, HER ŞERDEN BİR HAYIR DOĞARMIŞ!...
15.7.2016
Devrimin ikinci aşamasına doğru!...
12.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 6- SON
10.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 5
8.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 4
5.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 3
3.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 2
1.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 1
27.6.2016
Bizde ‘Avrupa parçalanıyor’ diye göbek atanlar kimler!?.
10.6.2016
Yeni tipten bir devletçi-milliyetçilikle doludizgin yol alıyoruz!...
5.6.2016
Doğruyu söylerken de ikiyüzlülük yapılabiliyor!...
30.5.2016
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!...
27.5.2016
Alper'in makalesi iyi güzel de, türkiye'ye ilişkin olarak işin özü biraz kayboluyor!...
23.5.2016
“Yeni bir toplum sözleşmesi” ancak “tarihsel uzlaşmayla” mümkündür!
14.5.2016
“BİAD” KÜLTÜRÜNÜN MADDİ TEMELLERİ...
2.5.2016
"Devlet ve millet kaynaşması en büyük güç kaynağımızdır"...
29.4.2016
BEYAZ TÜRKLER VE LAİKLİK!...
25.4.2016
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2016
12 Mart dönemini- bizzat yaşamış biri olarak Alper'in söylediklerine aynen katılıyorum!...
17.4.2016
Düşünün ki PKK diye bir olay yok ortada!...
12.4.2016
Etyen diyor ki, „AK Parti doğru anayasa yolunda“… gerçekten öyle mi acaba?...
5.4.2016
"BAŞ-KAN" NE DEMEK HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?..
28.3.2016
„İhracat yapmadığımız ülke kalmadı“…
22.3.2016
Herşeyin teorisi ve tasavvuf...
15.3.2016
Nereden başlamiştik nerelere gitti işin ucu!...
4.3.2016
Din-devlet ilişkisi ve “devrim” anlayışı üzerine!...
24.2.2016
Ortadoğu’nun sahipliği meselesi!...
22.2.2016
“Gravitasyonal dalgalar” ve “kuantum gravitasyonunun” esasları!...
16.2.2016
OSMANLI’DAN BU YANA TÜRKİYE’DE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ...
14.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (3)
12.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (2)
10.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (1)
4.2.2016
DOĞA’NIN DİYALEKTİĞİ Mİ DEDİNİZ!...
31.1.2016
AK Parti’nin “fabrika ayarları” ne zaman bozulmaya başladı?...
28.1.2016
Amaca giden yol ve bu yolda kullanılan araçlar
20.1.2016
İdeoloji zihinsel bir virüstür bunu hiç unutmayın!...
17.1.2016
"YENİ BİR BİLDİRİ DAHA YAYINLANMIŞ“!...
6.1.2016
„'ODTÜ solu’ diye birşey yok faşizm var“… doğru mu bu ifade?...
3.1.2016
BU YENİ BİRŞEY DEĞİL Kİ!!...
31.12.2015
Türkiye’nin dış politikası yanlış mı...
27.12.2015
„Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunuyorsun, neden“?
21.12.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz
20.12.2015
"AYDINLARIMIZ AH AYDINLARIMIZ" !...
16.12.2015
Nobel bariş ödülü neden Tunus'a verilmiş acaba!...
12.12.2015
“Patinaj yapıyoruz” mu dediniz, işte patinaj, işte çıkış yolu!...
7.12.2015
NE OLUYOR?
4.12.2015
NEDİR BU İŞİN ASLI?...
2.12.2015
“Patinaj yaparken” aynı yolda gaz verilmez!...
25.11.2015
Evrensel oluşumun diyalektiğinin resmidir
22.11.2015
İşte bu!!... ben bunun için alarm zillerini çalıp duruyorum!!..
17.11.2015
Türkiye dünyaya ve kapitalizme meydan mı okuyor!!...
6.11.2015
Beyaz Türklere nasihatler
3.11.2015
HERKES İÇİN 1 KASIM DERSLERİ!...
31.10.2015
Tarihle hesaplaşmadan daha ileriye gidilemez!...
29.10.2015
Osmanlı cumhuriyetinden Demokratik cumhuriyete...
25.10.2015
“Bu dünyadan bir Çetin Altan geçti” mi acaba!...
22.10.2015
Batı’da ve bizde sivil toplum... 1-2
19.10.2015
„SURİYE BATAĞINDAN KÜRTLERLE BİRLİKTE ÇIKMAK”!…
11.10.2015
Uluslaşırken Küreselleşmek
29.9.2015
Türkiye ne yapmak istiyor da birileri onun “ayağına çelme takmaya” çalışıyor?...
27.9.2015
Şeytan, yani kurbanlik olmasi gereken o hayvan kendi içimizde!!...
18.9.2015
NE KADAR RENKLİ BİR„SOSYAL MEDYA”MIZ VAR!
15.9.2015
AK Parti kendi diyalektik inkarını yaratıyor!...
13.9.2015
KONGRE ÖNCESİ AK PARTİ’YE AÇIK MEKTUP!...
6.9.2015
“İktidarın Kürt stratejisi ne ve ne olmalı”?...
3.9.2015
Çözüm ve çözüm yolu ilişkisi-yol ayırımı!...
30.8.2015
Sayın Erdoğan “faiz düşsün,” dedikçe faiz ve döviz yükseliyor, bu ne hikmettir!!...
23.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
13.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
28.7.2015
İŞTE BU!..
22.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
15.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
6.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
4.7.2015
Kimse kendini aldatmasın
30.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
26.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
15.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
10.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
6.6.2015
Taraf olmayan bertaraf olur mantığı nasıl bir mantıktır?
2.06.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
29.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
12.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
10.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
7.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
01.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
22.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin barajı aşmasını istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
22.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
13.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2017
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
1 0
Hrac Madooglu 26.6.2015 - 05:00:36
Havuz medyasinin ve milliyetci "aydinlar"in bu yazdiklarinizi bilmediklerini sanmayin. Onlar da biliyorlar neyin ne oldugunu cunku o kadar da geri zekali degiller ama halki kandirmayi gorev edinmisler. Daha dogrusu kendi secmenini kandirmaya devam etme cabasidir bu. Bati dusmanligi, ic ve dis dusmanlar, yedi duvele karsi mucadele, ust akil, komplo teorileri, vs bunlar hepsi beyin yikamak icin kullanilan kliseler. Etkili de oluyor maalesef. AK Parti'nin oy kaybi Erdogan'in gaflari yuzunden oldu. MHP gibi fasist bir partinin de oylari az da olsa artti bu secimde. CHP da az miktarda oy kaybetmesine ragmen kaya gibi %25i var. Bu partilerden degismelerini beklemek de hayalperestlik olur. Degismez bunlar. Yeni Anayasa yazilsa bile insan haklari evrensel beyannamesine uygun bir anayasa olmasi cok zor. Olsa bile uygulanmasi imkansiz bu ortamda. Kendi Anayasasini ihlal eden bir devlet gelenegi var bu ulkede.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%45,83
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net