Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

Koalisyon mu tek parti iktidarı mı, ya da çoğulculuk mu yoksa çoğunlukçuluk mu?...


23.2.2017 - Bu Yazı 332 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 -Bu sorunun altında yatan da  gene iki Yüzyıl arasındaki siyaset anlayışıdır, bunların zihinsel yapıları arasındaki farktır!.. Bir yanda 20.Yüzyıl’a özgü içe kapanmacı ulusalcı zihin dünyası ve siyaset anlayışı, diğer yanda ise, 21.Yüzyıl’ın küreselleşme süreci, buna ilişkin zihin dünyası ve siyaset anlayışı!.. Mücadele, bu iki dünya arasındadır, bunu unutmayın!..

Bu yazıyla Gürbüz Özaltınlı’nın yazısını biraz daha genişletmek, ona bazı ilaveler yapmak istedim...   

http://www.serbestiyet.com/yazarlar/gurbuz-ozaltinli/istikrar-mi-cogulculuk-mu-tuzagi-ve-kararsiz-azinligin-16-nisan-iktidari-765435

Önce Özaltınlı’nın yazısından  bazı alıntılar:

“Karşımıza koyulan anayasa önerisi, çoğulculuk ile istikrarın birarada olamayacağına inanan bir analitik düşünceyi yansıtıyor. Bu düşünceye göre; çok parçalı, çok kimlikli ve çatışmalı bir toplumda istikrarın sağlanması için, siyasal rejim, bu kimliklerin taleplerini sisteme yansıtabileceği mekanizmaları güçlendirmek değil, tam tersine etkisizleştirmek esasına dayanmalıdır. Çünkü bu kimliklerin kendilerini var etmek için gösterecekleri çaba,( kontrol altında tutulmazsa) toplumsal uyum değil, çatışma ve parçalanma yaratır. Bu durumun, siyasi aktörlerin niyet ederek değiştiremeyeceği, onları aşan; tarihi, kültürel, sosyolojik nedenleri vardır. Siyasete düşen, naif idealler peşinde koşmak değil; gerçekleri veri alarak mümkün olanı kabul etmektir. Kimliklerin gönüllü birliği ve uyumu (en azından görünür gelecekte) hayaldir. Hangi kesimin hangi talebinin hangi ölçülerde karşılanacağı, toplumsal uyumu sağlamakla sorumlu güçlü bir merkezin iradesine bırakılmalıdır. Onun adalet anlayışına güvenmek yerine kimliklerin mücadelesine alan açacak kurallar koyarsak bizi bekleyen şey medeni bir rekabet değil, çatışma ve kaostur.  Bu coğrafyada oyunun kuralı budur… İstikrar için zorunlu olarak çoğulculuktan fedakârlık etmek; çoğunlukçuluğu temel almak… Bu bakışın popüler siyasi söylemdeki kilit kavramı da, yürütmenin bütün tasarruflarını meşrulaştıran “Milli İrade” dir… “Milli İrade”, yürütme gücünü seçen çoğunluktur. Azınlıkta kalan kimliklere düşen sorumluluk “tabi olmaktır”…  Sonuç olarak; çoğunluğun desteğini alarak devletin her erki (yürütme-yasama-yargı) üzerinde tayin edici olan ve gerektiğinde “zor kullanma tekelini” kolaylıkla harekete sokan bir merkez olmadıkça bu tür toplumlarda “birliği”, “istikrarı” sağlamak imkansızdır…

İşte bu anayasanın üreticilerinin felsefesi de, toplumsal çoğunluğun yaşanılan tarihsel tecrübeleri süzen sezgisi de bu bakışta birleşiyor.

Üstelik küresel ölçekte yükselen popülist dalga da bu tezin savunucularına malzeme sağlıyor. Batı dünyası da çoğulculuk denemelerinde sınıfta kalmış; kendi bünyesine yabancı bulduğu unsurları ayıklamaya, içine sokmamaya, kovmaya yönelik popülist-ayrımcı-ulusalcı bir dalganın yükselişine teslim olmuş bir görüntü sunmakta. Yani; “çoğulculuk mu, istikrar mı ikilemi sadece bizde değil, evrensel ölçekte bir soruna işaret ediyor” deniliyor…

... Fakat, “dayatma gücü arayan”  bu kimliklere, tarihin garip bir oyunu da var galiba!

İstikrar mı, çoğulculuk mu tuzak sorusunun tam teslim alamadığı; siyasal gücün tek bir elde aşırı toplanmasından gerçekten ürken, bunun tehlikesini derinden sezen; aklı hem istikrar hem de çoğulculukta kalan; bu kavramlarla konuşmasa bile derinden sezgisel tereddütler yaşayan “kararsız” bir azınlık var.  Ve öyle gözüküyor ki, sonucu, istikrar için karşısındakine tahakküm etmek gerektiğine inanan her iki taraftaki çoğunluk değil, bu tahakkümcülüğe endişe ile yaklaşan azınlık belirleyecek…

Tahakküm endişesi ağır basarsa “hayır”, istikrar endişesi ağır basarsa ”evet” diyecek  olan bu insanlar sayısal güçlerinin çok üstünde bir etki şansına sahipler.

Tahakküm arayan kimliklere tarihin cilvesi” dediğim şey de bu…“

Aslında olay çok basit!..

Eskiden, çok eskiden (!) yani 20.Yüzyıl koşullarında  insanların ve toplumların zihinsel dünyalarını belirleyen- bunun altında yatan sınıfsal  ve kimliksel varlıklarını belirleyen-  ulus devlet gerçeğiydi.Bu dönemde, kapitalizmin gelişme sürecinin dinamikleri, herşeyden önce, farklı kimliklerin çoğunlukçu bir anlayışla tek bir ulus-millet potası içinde eritilerek  ulusal bir kimlik yaratılmasını  gerekli kılıyordu. Bu, hem iç pazarın gelişmesi, bütünleşmesi açısından, hem de burjuvazinin ve işçi sınıfının kapitalizm öncesi kimliklere ve zihinsel dünyalara ilişkin  kalıntılardan arındırılması açısından çok önemliydi... Batı’da kapitalizmin gelişmeye başladığı o ilk dönemleri  düşünün; bir sürü aşiret kalıntılarını, feodal kalıntıları temizleyerek kapitalist bir kimlik yaratabilmenin  tek yolu bu idi...

Bütün bunları Tanzimat’tan bu yana biz de yaşadık...

Tamam, bizdeki kapitalizm,  pozitivist  bir toplum mühendisliği faaliyeti olarak yukardan aşağıya doğru Devlet eliyle-Devlete bağlı bir şekilde geliştirilmeye çalışılan kendine özgü Devletçi bir kapitalizmdi; ama olsun, buradaki amaç da gene aynı idi: Devlet, kendisine bağlı bir kapitalizm-dolayısıyla da bir ulus  yaratmak istiyordu! Batı’da devlet aşağıdan yukarıya doğru gelişen bir sivil toplum örgütlenmesinin ürünü olurken, bizde durum farklı idi... Bütün bu kavramları Batı’ya bakarak öğrenen  aydınlar için bunlar anlaşılır şeyler değildir tabi; ama gerçek bu. Bizde, yukardan aşağıya doğru bir ulus yaratma işini üstlenen, kapitalizm öncesi bir sınıf olan-Devlet sınıfı olmuştur!  Bütün o “Batılılaşma-modernleşme” çabalarının altında yatan gerçek budur. Bu diyalektiği kavramadan Türkiye’yi kavramak mümkün değildir (bu konuyu  http://www.aktolga.de/   de 6 Bölümlük bir çalışma halinde ele almaya çalışmıştık. Birinci bölümün linki  http://www.aktolga.de/m36.pdf  ) 

Ve tabi bu durum-bu toplumsal yapı ve buna bağlı olarak oluşan zihin dünyası- siyaset alanında da ifadesini buldu: “Beyaztürklerin”  ulusal bilinç-kimlik yaratma çabası  siyaset dünyasında  ifadesini  Beyaztürk hegemonyasına dayanan bir tekçilikte bulurken, “ötekilerin”, yani Türkiye’nin “Zencilerinin” bilinç dünyası da buna karşıt bir reaksiyon temelinde şekillendi. Sonuç: İki kültür, iki millet, iki Türkiye oldu!.. Bu arada buna bir de Kürtlerin Türkiye’sini katarsanız bu rakam üçe çıkar... (Bakın, “Beyaztürk” hegemonyasını çoğunlukçuluk olarak ifade etmedik, çünkü bu, gücünü-varoluş nedenini- Devletten alan, pratikte asker-sivil bir Devlet sınıfı  hegemonyasına dayanan, “Merkezin” “Çevreye” tahakkümüne, onu kendi potasında eritmesi çabasına dayanan otoriter bir düzendi...)

AK Parti’nin Çevre’nin Merkeze doğru yürüyüşünü temsil ettiğini, bu anlamda da bunun  yukardan aşağıya doğru Devlet eliyle başlatılan kapitalistleşme sürecinin diyalektik anlamda inkarı olarak  sahneye çıkan  burjuva devrimci bir hareket olduğunu söylemiştik.

Burada altı çizilmesi gereken nokta, AK Parti’yle birlikte gerçekleşen bu devrimci oluşumun o dönemde ancak  arkasına küreselleşme rüzgarlarını da alarak başarıya ulaşabilmesidir. Neden mi? Çünkü, Özal’la birlikte  dışa açılmaya başlayan Türkiye’de artık ürettiği malları dünya pazarlarında satmaya başlayan yeni bir Anadolu kapitalistleri sınıfı doğmaya başlamıştı. Ama AK parti’ye destek olan potansiyel artık sadece bu yeni Anadolu kapitalizmi potansiyeli  değildi. Devletin koltuğu altında yetişen o Devletçi İstanbul burjuvaları da artık dışa açılmaya başlamış, küreselleşme sürecinin nimetleri  onların dünyasını da etkiler hale gelmişti... Nitekim onlar da bu süreçte eskiden olduğu gibi AK Parti’ye düşman bir tavır almadılar... Daha önceki darbelerde falan hep  Devlet sınıfıyla birlikte hareket eden İstanbul burjuvaları Özal’dan sonra artık onları-Devlet sınıfını- eskisi kadar müttefik olarak görmüyordu... AK Parti’nin sahneye çıkışı onlar için de en azından sessiz kalarak destekledikleri bir alternatif olabilirdi...

İşte bütün bu gelişmeler o zaman siyasette ifadesini, AK Parti’yle birlikte, “Çevrenin Merkeze yürüyüşü” olarak ifade edilen “Türkiye’nin zencilerinin” “Beyazlarına” karşı direnişinde buldu... “Milli irade”, “çoğunluk” kavramları falan  hep bu sürecin-sivil toplum hareketinin- içinde şekillendi.  Bu kavramlar, Devlet sınıfına, Beyaztürk hegemmonyasına karşı, devrimci, ilerici bir içeriği temsil ettikleri için  kabul gördüler...

Bu sürecin tepe noktası 10 Ağustos-2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi olmuştur...http://www.aktolga.de/m53.pdf

Çünkü, o andan itibaren artık  Devlet sınıfı-Beyaztürk hegemonyası- yıkılmış, yeni bir Türkiye’nin inşası için tepeden aşağıya, düzlüğe doğru iniş başlamıştır!.. Daha doğrusu başlaması gerekirdi!! Ama olmadı!..  Olmadı, çünkü kendisi de bir tür koalisyon olan AK Parti, bir süre sonra, iç ve dış dinamiklerdeki oynamalarla da birlikte (bunların neler olduğunu daha sonraki yazılarda hep açıklamaya çalışmıştık)  zihinsel dünyaları hala eskilerde-20.Yüzyıl koşullarında kalan, “Türkiye’nin zencileri olmayı” vazgeçilmez bir kimlik olarak gören,  siyaseti  bir tür rövanşizm- mevcut sistemin içinde kalarak reaksiyona dayanan  hegemonya kurma sanatı- olarak anlayan bir fraksiyon tarafından yukardan aşağıya doğru  yolundan döndürüldü!.. Ve o andan itibaren siyaset,  ele geçirilen tepeden-Devlet-yeni Türkiye’yi inşaya doğru aşağıya inmek yerine,  ele geçirilen  tepede kalarak onu muhafaza etme şeklinde anlaşılmaya başlandı!  Yani 2014’ten sonra AK Parti önünde açılan ovada yeni Türkiye’yi inşayla değil, hala, artık ele geçirilmiş bulunan tepeye  tırmanmaya çalışarak vakit harcıyor. Sanıyorlar ki egemenlik o tepede kalarak onu elde tutmak sanatıdır!..

Türkiye’nin ihtiyacının   belirli bir “tarihsel uzlaşma” anlayışına göre üst yapının yeniden düzenlenmesi olduğunu söyleyip duruyoruz...

Neden “tarihsel uzlaşma”? Çünkü, farklı kanallardan birbirine düşman olarak gelişen her iki  Türkiye’nin de çıkarı küreselleşme süreciyle-dünyayla-birleşmekten geçiyor. Bu, burjuvazinin her iki kanadı için de varoluşsal bir gerçek haline gelmiştir. “Beyazların” ve “Siyahların” Türkiyesi  bir 20.Yüzyıl mirasıdır artık. 21. Yüzyıl’da yeni Türkiye ancak bütün renklerin eşit haklara sahip oldukları demokratik-adem i merkeziyetçi bir yeniden yapılanmayla mümkündür... İçine girilen 21. Yüzyıl süreçlerinde çoğulculuğa da dayansa tekçi otoriter bir yönetim Türkiye’yi daha ileriye taşıyamaz. Hem küresel sermaye ile iyi ilişkiler kurabilmek açısından, ama hem de iç dinamiklerin özgürce gelişip birbirleriyle kaynaşabilmeleri açısından artık Türkiye’nin önünde tek bir yol vardır “tarihsel uzlaşmaya” dayanan melez insanların çoğulcu yeni Türkiye’sini yaratmak...

Ha  bakın, Batı’da  gelişen süreç bizdekinin  tam tersidir. Bu yanıltıcı olmasın! Orada sermayenin yapısında bizdekinin tersine, ulus devletin gölgesinde kalanlar ve küresel hale gelerek ulus devletten bağımsız hareket etmek isteyenler şeklinde bir ayrışma yaşandı... Bu yüzden de siyaset eski çoğulcu- demokratik yörüngesinden çıkma tehlikesini taşıyor. Bir Trump’u, Brexit’i ve diğer  “göçmen düşmanlığı” şeklinde ifade olunan “yeni sağı” besleyen sürecin altında yatan budur. Yani, gelişmekte olan ülkelerde bütün sınıf ve tabakaların çıkarları-küçük bir azınlık dışında diyelim-“tarihsel bir uzlaşmayla” küresel demokratik devrim sürecinin içinde yer almaktan geçerken, Batı’da tam tersine, atalet direncini temsil eden gerici-ulusalcı-eğilimler artıyor...

Sözün özü: “Aman koalisyon olmasın” diyerek gücü tek bir elde toplamaya çalışmak bizim gibi gelişmekte olan ülkeler açısından artık son derece yanlıştır... Önümüzdeki dönemde, tam tersine, demokratikleşmeyi, adem-i merkeziyetçi bir yeniden yapılanmayı temel alan, küresel demokratik devrim süreciyle bütünleşmeyi programına koyan yeni tipten çoğulculuğu temel alan koalisyonlara ihtiyaç olacaktır...         

 

 

            

Facebook Yorumları

reklam
23.2.2017
Koalisyon mu tek parti iktidarı mı, ya da çoğulculuk mu yoksa çoğunlukçuluk mu?...
15.2.2017
Sistem bilimi açısından “Türk tipi devlet anlayışıyla” “Marksist-Leninist devlet anlayışı” arasındaki ilişki ve bunun eleştirisi!..
11.2.2017
Darwinci evrim teorisi tartışmaları, evrim sürecinin diyalektiği
8.2.2017
Hani, „olmaz olmaz“ demiştik ya, bu da günün fantazisi yerine geçen „hayır duası“ olsun!..
4.2.2017
Ne oluyor? önümüzdeki günlerde ortaya çıkması muhtemel gelişmeleri daha iyi kavrayabilmek için klavuz!
31.1.2017
BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARINA KATKI
25.1.2017
Sistemi daha da merkeziyetçileştirmeyi esas alan bir anlayışıyla 21.YY’ın bilgi üreten „Yeni Türkiye’sini inşa etmek mümkün değildir!
12.1.2017
20.YY’A GERİ DÖNMEK MÜMKÜN MÜDÜR?..
27.12.2016
Etyen faiz konusunu çok güzel anlatmış, ben bir noktanın daha altını çizmek istiyorum...
16.12.2016
Kimse enseyi karartmasın, ay gecenin karanlığında doğar demiştik!..
8.12.2016
Küresel dünya sistemi ve onun yönetici “üst akıl”ı üzerine!..
4.12.2016
Diyalektik materyalizmin ve Marksist devrim anlayışının eleştirisi…
23.11.2016
Erdoğan’ın Şanghay birliğine katılma düşüncesi neden yanlış!..
14.11.2016
Trump’a, Brexit’e oy vermesin de ne yapsın bu insanlar?
6.11.2016
„Düşmanımın düşmanı dostumdur“ anlayışının geldiği nokta!..
2.11.2016
Evet, bir kere daha soralım, „nerede duruyorsunuz“?..
17.10.2016
Ulusal güvenliğin yolunun Ortadoğu'nun çıkmaz sokaklarından geçtiğini düşünenlere!..
4.10.2016
Lozan tartışmaları Osmanlı aydınlarının ruh dünyasını yansıtıyor!..
30.9.2016
"Dünya beşten büyüktür" ne anlama geliyor?..
21.9.2016
CEMİL ERTEM’LE NEREDE AYRILIYORUZ!.. (2)
18.9.2016
Cemil Ertem'le NEREDE AYRILIYORUZ?..
11.9.2016
Kurbanın ve kurban bayramının özü-kaynağı nedir hiç düşündünüz mü?
24.8.2016
Türkiye’nin dış politikası yanlış mı idi, ya da nerede hata yapıldı?
22.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (4)
20.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (3)
17.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (2)
13.8.2016
Siz onu bunu bırakın da, şu „VAKA-İ HAYRİYYE“-1826-konusunda ne düşünüyorsunuz onu bir söyleyin!... (1)
7.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE...3
5.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE... 2
2.8.2016
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE...
28.7.2016
Ulus devletin duruşu, küresel sermayenin duruşu...
19.7.2016
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği...
17.7.2016
EVET, HER ŞERDEN BİR HAYIR DOĞARMIŞ!...
15.7.2016
Devrimin ikinci aşamasına doğru!...
12.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 6- SON
10.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 5
8.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 4
5.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 3
3.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 2
1.7.2016
Yeni küresel dünya ne olacak, nasıl olacak? 1
27.6.2016
Bizde ‘Avrupa parçalanıyor’ diye göbek atanlar kimler!?.
10.6.2016
Yeni tipten bir devletçi-milliyetçilikle doludizgin yol alıyoruz!...
5.6.2016
Doğruyu söylerken de ikiyüzlülük yapılabiliyor!...
30.5.2016
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!...
27.5.2016
Alper'in makalesi iyi güzel de, türkiye'ye ilişkin olarak işin özü biraz kayboluyor!...
23.5.2016
“Yeni bir toplum sözleşmesi” ancak “tarihsel uzlaşmayla” mümkündür!
14.5.2016
“BİAD” KÜLTÜRÜNÜN MADDİ TEMELLERİ...
2.5.2016
"Devlet ve millet kaynaşması en büyük güç kaynağımızdır"...
29.4.2016
BEYAZ TÜRKLER VE LAİKLİK!...
25.4.2016
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2016
12 Mart dönemini- bizzat yaşamış biri olarak Alper'in söylediklerine aynen katılıyorum!...
17.4.2016
Düşünün ki PKK diye bir olay yok ortada!...
12.4.2016
Etyen diyor ki, „AK Parti doğru anayasa yolunda“… gerçekten öyle mi acaba?...
5.4.2016
"BAŞ-KAN" NE DEMEK HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?..
28.3.2016
„İhracat yapmadığımız ülke kalmadı“…
22.3.2016
Herşeyin teorisi ve tasavvuf...
15.3.2016
Nereden başlamiştik nerelere gitti işin ucu!...
4.3.2016
Din-devlet ilişkisi ve “devrim” anlayışı üzerine!...
24.2.2016
Ortadoğu’nun sahipliği meselesi!...
22.2.2016
“Gravitasyonal dalgalar” ve “kuantum gravitasyonunun” esasları!...
16.2.2016
OSMANLI’DAN BU YANA TÜRKİYE’DE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ...
14.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (3)
12.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (2)
10.2.2016
„TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ“ VE YÖNETME-KONTROL BİLİMİ (1)
4.2.2016
DOĞA’NIN DİYALEKTİĞİ Mİ DEDİNİZ!...
31.1.2016
AK Parti’nin “fabrika ayarları” ne zaman bozulmaya başladı?...
28.1.2016
Amaca giden yol ve bu yolda kullanılan araçlar
20.1.2016
İdeoloji zihinsel bir virüstür bunu hiç unutmayın!...
17.1.2016
"YENİ BİR BİLDİRİ DAHA YAYINLANMIŞ“!...
6.1.2016
„'ODTÜ solu’ diye birşey yok faşizm var“… doğru mu bu ifade?...
3.1.2016
BU YENİ BİRŞEY DEĞİL Kİ!!...
31.12.2015
Türkiye’nin dış politikası yanlış mı...
27.12.2015
„Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunuyorsun, neden“?
21.12.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz
20.12.2015
"AYDINLARIMIZ AH AYDINLARIMIZ" !...
16.12.2015
Nobel bariş ödülü neden Tunus'a verilmiş acaba!...
12.12.2015
“Patinaj yapıyoruz” mu dediniz, işte patinaj, işte çıkış yolu!...
7.12.2015
NE OLUYOR?
4.12.2015
NEDİR BU İŞİN ASLI?...
2.12.2015
“Patinaj yaparken” aynı yolda gaz verilmez!...
25.11.2015
Evrensel oluşumun diyalektiğinin resmidir
22.11.2015
İşte bu!!... ben bunun için alarm zillerini çalıp duruyorum!!..
17.11.2015
Türkiye dünyaya ve kapitalizme meydan mı okuyor!!...
6.11.2015
Beyaz Türklere nasihatler
3.11.2015
HERKES İÇİN 1 KASIM DERSLERİ!...
31.10.2015
Tarihle hesaplaşmadan daha ileriye gidilemez!...
29.10.2015
Osmanlı cumhuriyetinden Demokratik cumhuriyete...
25.10.2015
“Bu dünyadan bir Çetin Altan geçti” mi acaba!...
22.10.2015
Batı’da ve bizde sivil toplum... 1-2
19.10.2015
„SURİYE BATAĞINDAN KÜRTLERLE BİRLİKTE ÇIKMAK”!…
11.10.2015
Uluslaşırken Küreselleşmek
29.9.2015
Türkiye ne yapmak istiyor da birileri onun “ayağına çelme takmaya” çalışıyor?...
27.9.2015
Şeytan, yani kurbanlik olmasi gereken o hayvan kendi içimizde!!...
18.9.2015
NE KADAR RENKLİ BİR„SOSYAL MEDYA”MIZ VAR!
15.9.2015
AK Parti kendi diyalektik inkarını yaratıyor!...
13.9.2015
KONGRE ÖNCESİ AK PARTİ’YE AÇIK MEKTUP!...
6.9.2015
“İktidarın Kürt stratejisi ne ve ne olmalı”?...
3.9.2015
Çözüm ve çözüm yolu ilişkisi-yol ayırımı!...
30.8.2015
Sayın Erdoğan “faiz düşsün,” dedikçe faiz ve döviz yükseliyor, bu ne hikmettir!!...
23.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
13.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
28.7.2015
İŞTE BU!..
22.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
15.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
6.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
4.7.2015
Kimse kendini aldatmasın
30.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
26.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
15.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
10.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
6.6.2015
Taraf olmayan bertaraf olur mantığı nasıl bir mantıktır?
2.06.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
29.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
12.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
10.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
7.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
01.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
22.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin barajı aşmasını istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
22.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
13.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları