Mücahit BİLİCİ



Bookmark and Share

Evrenselci kurtuluş ideolojileri ve Kürtler


25.10.2018 - Bu Yazı 328 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Ehmedê Xanî’ye atfedilen ve Jîn dergisinde 1919 yılında yayınlanan ilginç bir şiir var. Şahsen bu şiiri ilk kez Cegerxwîn’in okuduğu bir ses kaydından dinlemiş ve şiirin Xanî’ye hitaben Cegerxwîn tarafından yazıldığını zannetmiştim. Hatta Cegerxwîn’den Xanî’ye bir sitem olarak algılamıştım. Çünkü Xanî’nin bazı başka fikirleri gibi fazlasıyla modern zamanlara aitmiş hissi veren bir niteliği var bu şiirin. Bir de “xwe” vurgusuyla Kürt düşünce ve edebiyat geleneğinde neredeyse bütün poetik sermayesini “xwe”nin uyandırılmasına adamış olan Cegerxwîn’in şiiriyle de ziyadesiyle uyumluluk içindeydi. Halbuki Jîn dergisi şiiri “Ji asarê kevn (asar-ı eslafdan)” yani eskilerin eserlerinden üstnotuyla veriyordu: Ehmedê Xanî imzasıyla dercolunan şiir şöyle akıyor:

Zahidê xelwetnuşîn pabendê kirdarê xwe ye
Tacirê rîhletguzîn dilnarê dînarê xwe ye
Aşîqe dîlberhebîn dildarê dîdarê xwe ye
Da bizanî her kesek bê şubhe xemxwarê xwe ye

Bê amel tu j’kes meke hêvî ata û himmetê
Bê xerez nakêşitin qet kes ji bo kes zehmetê
Kes nehin qet hilgiritin barê te ew bê ucretê
Gerçi Îsa bit ewî vêk rakirê barê xwe ye

Hoşîyar bî, da nekî umrê xwe bê hasil telef
Ku nedaye faîde mal, genc û ewlad û xelef
Macerayê Xidr-î dîwarê yetîmî bû selef
Vî zemanî her kesek mî’marê dîwarê xwe ye

Xanîya, zayi meke weqtê xwe ey nadan, abes
Bê teleb nabî ji işqê behremend, ey bulhewes
Saniê mutleq, ku nine îhtîyacek wî bi kes
Lutf û îhsanê ji wî derheq telebkarê xwe ye

Bu şiirde en dikkat çekici bulduğum unsur üçüncü dörtlüğün son dizesi ve oradaki “duvar” metaforudur: “Vî zemanî her kesek mî’marê dîwarê xwe ye.”

Oraya gelinceye kadar, şair özetle şunu diyor:

İbadetine odaklanan “zahit”ten, parasının peşinde koşturan “tüccar”a ve sevgilisinin yüzünü görmeye müştak “aşık”a kadar herkes kendi sorunuyla meşgul, kendi derdiyle efkarlıdır. Üstelik çaba göstermeyenin kimseden yardım ümit etmeye hakkı yoktur. Bir karşılığı olmayınca kimse kimsenin zahmetini çekmez, kimse başkasının yükünü sırtına almaz. İsa bile olsan en fazla kendi yükünün (günahının) kaldıranı olursun. Uyan ki ömür vadeni senden sonraki yeni nesle bir fayda vermeyecek şekilde neticesiz telef etmeyesin. Hızır’ın maceralarındaki yetimler duvarı artık geride kalmıştır. Zira “bu zamanda herkes kendi duvarının mimarıdır.”

(Son dörtlükte ise şöyle sesleniyor: Ey Xanî vaktini boş şeylerle zayi etme. Ne kadar çok hevesli de olsan ciddi talep etmedikçe aşktan yana hissesiz kalırsın. Sani-i Mutlak ki kimseye ihtiyacı yoktur, O’ndan gelen lütuf ve ihsanlar dahi talepte bulunanlar içindir.)

Xanî’nın bazı şiirlerindeki ‘modern’liği bir açıdan Xanî’nin ileri görüşlülüğüne yormak mümkün. Başka açıdan ise geçen bunca zamana rağmen Kürtlerin ahvalinde fazlaca bir değişikliğin olmamasına hamledebiliriz. Ne var ki burada sormamız gereken soru şudur: Acaba bugün Kürt kendi duvarının mimarı mıdır?

Yakın zamanda ABD Başkanı Trump, Güney Kürdistanlı bir Kürt gazetecinin sorusuna binaen Kürtleri sevdiğini söyleyip, “bizim için öldüler,” “savaşçı bir halk” gibi övgüler sıraladı. Ama IŞİD sonrasında Kürtlere ne tür bir dostluk göstereceği konusundaki soruyu cevapsız bıraktı. Benzer şekilde Türkiye’de Kürtlerin Malazgirt’te, Çanakkale’de yahut Kurtuluş Savaşı’ndaki fedakarlık ve ortaklıkları ısrarla dile getirilir. Ancak konu bugün Kürtlerin neden devletin ortağı ve sahibi olmadıkları sorusuna gelince; garip bir şekilde eğer soru cezasız kalmazsa mutlaka cevapsız kalıyor.

Kürtler başkası için fedakarlıkta hiç geri kalmazken acaba neden kendilerine ilişkin kazanım konusunda bu kadar geride kaldılar? Yüzyıl önceki Kürtlere oranla bile “kendi”lik şuuru noktasında mesafe alındığı tartışma götürür. Çünkü Kürt kendi duvarının banisi ve mimarı olacağına, başkalarının gökdelenlerinde inşaat işçisi olmak yazgısıyla karşı karşıya kalmıştır. Acaba işçi sendikası Ahmet Kaya dinlediği veya Kürtçe stran söylediği için halk tarafından “terörist” denilerek linç edilen Kürt gencine ne tür bir teselli sunacaktır?

Bugün hamallıktan, inşaat işçiliğine, pek çok konuda (mesela Türkiye’de “hizmet sektörü”nü oluşturan) Kürtleri kendilerine ait bir duvardan mahrum bırakan şeylerin başında iyi niyetle bulaştıkları evrenselci kurtuluş ideolojileri geliyor. Bu ideolojilere maruz kalan Kürtler kendi ihtiyaç gündemlerinden yabancılaşarak, başkalarının iyi niyetli ama Kürtler açısından lüks gündemlerine zorunlu-gönüllü yazılmışlardır. Kendi duvarının mimarı olamayan Kürt, duvar sahibi başkalarının hayalindeki bir “sevgi duvarı”nın esmer tenli, ‘doğulu’ amelesi haline gelmiştir. “Sevgi duvarı”na kim itiraz edebilir? Herkesin iyiliğini isteyen bir kurtuluş fikriyatına kim karşı çıkabilir?

Kabul etmek gerekir ki evrenselci kurtuluş ideolojilerine itiraz etmek çok zordur. Böyle bir itiraz hem çetindir hem çirkindir. Mesela, hem Kürtleri hem de Türkleri kurtarmak mümkün iken sadece Kürtleri kurtarmaya çalışmak bencillik ve hasislik değil midir? En azından bütün bir Ortadoğu’yu kurtarmak daha iyi olmaz mı? Ümmet her tarafta acılar içinde kıvranırken, Kürtlerin açılarından dem vurmak utanılacak bir şey değil midir?

Azınlık ve zayıf olan ahlaken iyi olmaya mahkumdur. Evet, siyah doktor iyi bir doktor olmak için çok iyi bir doktor olmak zorundadır. Bu yüzden kendi zorunlu ihtiyaçlarından çok herkesin ortak ihtiyaçlarına duyarlı hale gelir, gelmeye mecburdur. Azınlık olanın bencillik lüksü yoktur ve öncelikleri çoğunluğun gölgesinde yamulur. Kürt bu yapısal ilişkiselliğin doğurduğu dezavantajla politik hayata dahil olduğunda evrenselci ideolojilerin kuşatıcılığında teselli bulur ve başkaları için olgunluk aşaması olan bir benlik sonrası evrenselliğe, kendi başlangıç aşamasını yaşamadan katılmış olur.

Özetle, Kürt, kendinden ve kendi için “başlama” ödevini ihmal ettiği için herkesten ve herkes için olan “bitirme” görevinde “Kürt Mehmet” olarak nöbete koş(ul)maktadır. Bitmeyen bir nöbetin (çünkü herkes namına ve herkes için tutuluyor) fedakar eri olarak bir türlü “kendi’ne gel”ememekte ve kendine her geldiğinde, insanlık ödevini yerine getirmemiş olmanın mahcubiyet ve suçluluk duygusu onda paniğe yol açmaktadır. Ve eğer milliyetçilik gibi bir yüzsüzlükle kendi rahatı için çalışmaktan utanmayacak kadar mahcup ise hemen teselliyi onayı-alınmış nöbet mahalline gitmekte bulur.

Kürtlere musallat olan evrenselci kurtuluş ideolojilerine iki önemli örnek sosyalizm ve İslamcılıktır. Her iki ideolojik çizginin Kürtlere kısmi de olsa zararı Kürtleri görünmez, Kürtlüğü ise lüzumsuz hale getirmeleridir

Bu ideolojilerin Kürtlere faydaları da olmuştur. Kürtlerin aksi halde apatik bir hareketsizlikte saplanmak yerine ekseriyetçe makbul bir aktivizm içinde olmalarına imkan tanımıştır. Bunlar sayesinde Kürt aktivistler, herkesi düşünecek kadar iyi olmayı başarmışlardır (gerçi iyi olmaya mahkum olan için bu başarı sayılmamalı). Yine de devinimin kendisi bile başlı başına bir kazanımdır. Ne var ki bu evrensel ideolojiler içinde Kürtler karambole gelip kaybolmakta, Kürtlerin benlik ve egemenlik sorunu hep idealize edilmiş bir gelecek adına ertelenmektedir.

1968 Öğrenci hareketlerinin ve “başka bir dünya”nın mümkün olduğuna inanan devrimci hareketlerin Kürtlere ve Kürtlerin de o tür hareketlere önemli katkı yaptığına şüphe yok. Mesela TİP’in kapatılma gerekçesinin Kürt kimliğini tanımak olması bile buna delildir. Ne var ki, bu devrimci atmosferin yardımıyla Kürt siyaseti yürüten sonraki kuşağın bazı istisnalar hariç daha sonra Kürt kimliği etrafında özerkleşme sürecinde bile hep bu evrenselci etkiden kurtulamadığını söylemek mümkün. Uluslararası ideolojik koşulların de Kürtler arasında belli eğilimleri teşvik ettiğini, safi bir Kürtlükle yola koyulmanın zor olduğunu teslim etmek gerekir.

Türkiye’de hem (sosyalizmden, Türkiyelilik ideallerine kadar geniş bir yelpazedeki) sol hem de (ümmet vurgusu ve ırkçılık etiketlemesi ile Kürt bilinci üzerinde terör estiren) İslamcılık Kürtleri ve Kürt sorununu görünmez hale getiriyor. Kürtler ya “ümmet” ya da “halklar” gibi ismi olanlar için ilerici ama ismi tanınmayanlar için görünmezleştirici anonimliklerle beklemede tutuluyorlar.

Bir başka cephede ise elinde silah bulunduran Kürt örgütlerin liderleri ilerici sol düşüncenin (fena sayılmaz ama) büyük ölçüde politik fantezi kitaplarının tasavvur çerçevesine ve zamansız teorilerine Kürt toplumunu bir tür deneme tahtası olarak feda edebiliyorlar. Ortadoğu’daki deneyden New York’taki David Harvey teorik olarak büyük heyecan duysun veya Murray Bookchin’in ilerici teorisi test edilsin diye Kürtler can veriyorsa ve kendilerine ait bir şeyin sahibi yani kendi duvarının mimarı olamıyorsa bu tarz bir “insanlık”a hizmet Kürtlere haksızlık değil midir? Bu konudaki bazı eleştiri ve değinilerimi Hamal Kürt: Türk İslamı ve Kürt Sorunu (Avesta, 2017) isimli kitabımda yaptığım için burada daha fazla detaya girmeyeceğim.

Ancak şu soruları sormadan edemeyiz: Neden hukuk noktasında baldırı çıplak sayılan Şırnak’taki Kürd’ün temel hakları, (temel haklarını ve devletini garantilemiş) Tekirdağ’daki Türk’ün demokrasi konusundaki ilave ve olmasa da olur sayılabilecek duyarlılığına bağlı hale gelsin?

Unutmamak lazım ki bugün ortalama Türk vatandaşın Kürd’ün hukukunu kendine dert etmesi için hiçbir sebep yok. Etmiyor ve etmesini beklemek safdillik olur. Zaten dert edebilsin diye ihtiyaç duyulmuş bulunan bir uyandırma şiddeti, ortaya çıkardığı acı maliyete rağmen Kürtlere kazanım olarak nakde çevrilmemiştir ve çevrilmemektedir. Bu bedel ve acı kredisi Kürtlere mesela anadilde eğitim ve benzeri bir temel kazanımla kendini değere dönüştürmeliyken, Kürtleri kriminalize eden bir baskı çerçevesine gerekçe olarak işlev görmektedir.

Kürtlerin Kürt siyasi elitine şunu sorması gerekiyor: Eğer derdiniz demokrasiyse silahın ne işi var? Türkleri silahla demokratikleştireceğini düşünen bir anlayış bir ahmaklıktan ibarettir. Türkleri silahla demokrat yapmaya gücün yetmediği gibi hakkın bile yok. Kendi çulsuzken başkasına zorunlu üniforma giydirmeye çalışan bir deliliktir bu. Ve eğer demokratikleştirmeyi amaç edindiyseniz (ki bu en az Kürtlerin spesifik hukukunu savunmak kadar asil bir hedeftir) o zaman Kürtler için elinize aldığınız o silahları niye bırakmıyorsunuz? Dünyanın hiçbir yerinde terörle demokrasi inşa edilmemiştir. O şiddet potansiyeli kendini bir toplumsal sözleşme yani karşılıklı kazanımlar ve hukuk olarak nötralize etmedikçe hem akla hem de ‘halklar’a ziyandır. Kürtler açısından bir karşılığı olmayan ütopik bir evrensel kurtuluş romantizminden artık Kürtlerin yakalarını kurtarmaları ve somut sonuçlar alacak bir siyaset biçimi üretmeleri gerekiyor.

Nedense Kürtlerin payına evrensel ideolojilerin hamallığı düşmüş görünüyor. Kürtlerin zaruri ihtiyacı, insanlığın ilave konforuna, daha iyi bir dünya hayallerine feda ediliyor. Halbuki temel ihtiyacı giderilmemiş olanların gidip başkalarının ikincil ihtiyaçları için askerlik yahut fedakarlık yapması ahlaki olmadığı gibi bir tür hamallıktır.

Şüphesiz evrenselci ideolojilerin karşı ucunda bir alternatif olarak milliyetçilik duruyor. Milliyetçiliğin körlüğüne kapılmadan ama benliksiz bir evrenselciliğin görünmezliğine de düşmeden Kürtlerin stratejik ve dengeli bir çizgi tutturması gerekir. Bu çizgi hem Kürtlerin egemenliğinin tanınmasını öncelik haline getirmeli hem de demokratik bir aradalığı bir ideal olarak koruyabilmeli. Ama ikincisini yapabilmek için bence birincisi olmalı. Kendine ait bir duvarın olmalı.

Facebook Yorumları

reklam
25.10.2018
Evrenselci kurtuluş ideolojileri ve Kürtler
10.8.2018
Başörtüsü ve Silah
2.11.2017
Sosyolojinin Tanrısı
3.10.2017
İSLAM VE ATEİZM Kutsallık Yere Düşünce
20.9.2017
Kürdistan Özerk Bölgesi Referandumu
17.5.2016
Üçüncü Abdülhamid
9.5.2016
Allah, Rahman, Rahim
2.5.2016
Bir isme tutunmak
24.4.2016
Yardım ve israf
18.4.2016
LGBT’lerle nasıl eşit olacağız?
11.4.2016
Vatandaşlıktan çıkarma veya devletsizleştirme
4.4.2016
Bahar gelmesi
28.3.2016
Nevruz ve Şeb-i Arus
21.3.2016
Kürdleri İslam’la kandırmak
13.3.2016
Alnına T.C yazılan kız öğrenci
7.3.2016
Zalim hâkim ve haksız mağdur
28.2.2016
Şehirde savaş ve İmralı Notları
22.2.2016
Demokrasi ve Hilafet Devleti
18.2.2016
Kürdlerin hakkı olan nedir?
14.2.2016
Bernie Sanders ve Hillary Clinton
11.2.2016
Siyaset ve vicdanlar
7.2.2016
Diktatörlük günahı yasaklasa
1.2.2016
Said Nursi, Şeyh Said, Seyyid Rıza
28.1.2016
The Revenant ya da serhatte hayat
25.1.2016
Kar üstüne
21.1.2016
Negatif inkârdan pozitif kabule Kürdler
18.1.2016
Oluk oluk kir
14.1.2016
Said Nursi’ye dair Hür ve Cilasun’a cevap
10.1.2016
İhlas Risalesi’nde Adam Smith
7.1.2016
Said Nursi’ye Hitler çamuru bulaştırmak
4.1.2016
İnsan haysiyetinin kökeni
31.12.2015
Roboski ve özyönetim
28.12.2015
Kırşehir’deki hendek ve özyıkım
24.12.2015
Şiddet ve siyaset (Kürdler)
21.12.2015
İslam adıyla kadına zulüm
17.12.2015
İsmet Özel ve Donald Trump
14.12.2015
Donald Trump neyi temsil ediyor?
10.12.2015
PKK’nin hendek siyaseti
7.12.2015
San Bernardino ve terör duası
4.12.2015
Bozkurt ile Rabia buluşması
30.11.2015
Tahir Elçi’nin ölümü
25.11.2015
Eleştiri ve Dikta
22.11.2015
İnsan neden zalim ve cahildir?
19.11.2015
Beyaz kefen, siyah önlük
16.11.2015
Silvan, Doğu’nun Paris’i mi?
11.11.2015
Ateist, dindardan daha ahlaklı olabilir mi?
9.11.2015
'Milli', 'Öz' ve Temizöz
4.10.2015
Di xweşiyê da bimînin
30.9.2015
PKK’nin öz-yönetimden anladığı öz-terörizm mi
27.9.2015
Taklidî İslam, Tahkikî İslam
19.9.2015
Risale-i Nur’a müdahalenin tarihi yazılmalı
13.9.2015
Kürdler neden telef oluyor
6.9.2015
Hayvan ve İnsan
31.8.2015
Kürd neden kökenlidir?
23.8.2015
Kürdistan’ı harabeye çevirmek
17.8.2015
Tasavvuf ve aşkın kesik kafalı bedenleri
12.8.2015
Nurculuk da eleştirilmeli
9.8.2015
Öcalan’ın yarım kalan portresi
4.8.2015
Nurculuk eleştirisi ve mesiyanizm
2.8.2015
HDP ile PKK arasında fark bırakmamak
26.7.2015
Milliyetlilik ve milliyetçilik
23.7.2015
İki hazine: benlik ve milliyet
22.7.2015
Ümmeti bölen Kürdler!
20.7.2015
Mele Hikmet û Remezan Çavuş
13.7.2015
Srebrenitsa ve Halebce
12.7.2015
Kader ile irade’nin dansı
5.7.2015
Kürd sorununda insan haysiyeti
28.6.2015
İttihad-ı İslam ve Kürdler
21.6.2015
HDP devrimi, AK Parti devrimi
14.6.2015
Din elden gidiyor diyen tûtî kuşları
9.6.2015
HDP ve Kürdlerin Temsil Zaferi
6.6.2015
Kürtçülük ile suçlanmamış Kürd ‘yok’tur
31.5.2015
Düşman bitince, kendi göründü
25.5.2015
Kırmızı Kitap’tan Anayasa’ya
17.5.2015
Müslüman ol, Kürd olma!
9.5.2015
Bazı sosyal bilim kavramları
2.5.2015
İslam’ın solundaki boşluk
25.4.2015
Dua ve doğa
19.4.2015
Ermeni Soykırımı ve Ayasofya Mabedi
11.4.2015
Kullanışlı aptallık ve entelektüel popülizm
04.04.2015
Üç parti: Türklük, Kürdlük, Müslümanlık
29.03.2015
İslam’da siyasi partiler
22.03.2015
Demokrasinin yeni taşıyıcısı Kürdler
07.03.2015
Ateistlerin inanç hürriyetini savunmak
28.02.2015
Cemaat yazısına tepkiler
21.02.2015
Cemaat’te özeleştiri alametleri mi
14.02.2015
İfade özgürlüğü niye önemli
08.02.2015
Said nasıl Kürdi oldu
31.01.2015
Kürdlerin teori hastalığı
24.01.2015
Kamusal alanın kökeni
18.01.2015
Hegemonya ve müsbet hareket
11.01.2015
İslamofobi nasıl düşman oldu
04.01.2015
Dindar Cumhuriyet’in sağı solu belli mi
27.12.2014
Fotoğrafçının ölümü
21.12.2014
Darbenin sıradanlaşması
13.12.2014
Said Nursi ‘bana yazdırıldı’ derken
07.12.2014
Eleştirel bir dindarlık ihtiyacı
30.11.2014
Kader kredisiyle dindar sarhoşluğu
22.11.2014
İyilikler hep bizde
15.11.2014
İslamda savaş bitmiştir
08.11.2014
Jefferson Kur’an’ı üstüne Ellison yemini
01.11.2014
Kürd öğrenci, Türk öğretmen: Konu ‘evrensellik’
25.10.2014
İntihar postacısı
19.10.2014
Yeni Türkiye’de devleti takdise devam
11.10.2014
İslamcılığın cesareti ve süreçteki zaaf
08.10.2014
IŞİD’in devleti, Kürdlerin milleti
04.10.2014
Mektup okumanın mantığı: Mana-yı harfi
02.10.2014
Ehmedê Xanî Hazretleri’nden Kürdlere mektup
28.09.2014
Çıplaklık ve örtünme
24.09.2014
Halepçe, Roboski, Kobani ya da Kürdlerin devletsizliği
20.09.2014
İskoçlar ne elde etti
17.09.2014
Hâkim Türk ile mahkûm Kürd’ün birbirini ağırlaması
13.09.2014
Nurdan bir üniversite
10.09.2014
Paralel etnikliğe milli temizlik
07.09.2014
Kafa kesenlerin şeriatı
03.09.2014
Dindar Cumhuriyet’in Müslüman ulusu
30.08.2014
Şehir nedir
28.08.2014
Kürtlerin uluslaşması
24.08.2014
Yeniden uluslaşma süreci
20.08.2014
Demokrasi Müslüman’a helal mi
16.08.2014
Bronzlaşmadan beyazlaşmaya Caprice Hotel
13.08.2014
Hıyarizma: Hıyarlığın sosyolojik analizi
09.08.2014
Siyasaldan put yapmak
06.08.2014
Nurculuk ve İslamcılığın devlette kesişen yolları
03.08.2014
İslamcılık ve Nurculuk (2)
31.07.2014
İslamcılık ve Nurculuk (1)
27.07.2014
Gülen Cemaati’ni bitirmek
23.07.2014
Müslümanlar Siyonizm’i aşabildi mi
19.07.2014
İslamcılığın Kürtlere borcu
16.07.2014
Adolf Eichmann kimdir
13.07.2014
Erdoğan’ın başarısının sırları
09.07.2014
Bediüzzaman’ın Türkleştirilmesi, Risale-i Nur’un devletleştirilmesi
05.07.2014
Aşk çevreye yeterince duyarlı bir yol mu
02.07.2014
Üç hilafetten hangisine aşinayız
29.06.2014
Kürtlerin boşanma hakkı
26.06.2014
Korkunç varlık
21.06.2014
Bir vicdan koalisyonu ihtiyacı
18.06.2014
Post-Kemalist laiklik yahut İslam içi siyaset
14.06.2014
Xweda, God ve Allah
12.06.2014
Barış süreci böyle olmak zorunda mı
08.06.2014
İslamcılık ve mukaddesatçılık
04.06.2014
Devrim ayakları ve demokrasi yorganı
31.05.2014
Kuyudaki adam: Tolstoy, Bediüzzaman ve Buda
28.05.2014
Gülen Cemaati için özeleştiri vakti
24.05.2014
Gere gere kazanmak
21.05.2014
Psikopat laikler ve ihtilalci demokratlar
17.05.2014
Tozlu çizme’den kibir tekme’sine
14.05.2014
Nihilist cihad
10.05.2014
Halk ihtilali ve meşruiyet
08.05.2014
Pennsylvania’nın yol haritası
04.05.2014
Milliyetçilik: Bir gönüllü körlük
30.04.2014
İlkel milliyetçiliğin faydaları
27.04.2014
Ermeni soykırımı ve Müslüman milliyetçiliği
24.04.2014
Milliyetçilik meselesi
20.04.2014
Ermeni Apo’dan Ermeni Gülen’e devlette devamlılık
17.04.2014
İslamcılığın ikinci momenti
13.04.2014
Marx ve Fakr
10.04.2014
Nurculuğun devletleşmesi
06.04.2014
Haklılık ve millilik
03.04.2014
Çekiç ile Kalem
29.03.2014
Halife çürük çıkarsa din elden gider mi
26.03.2014
Doğrunun iktidarına doğru
22.03.2014
Newroz ve özgürlük
19.03.2014
Yeni iç düşman
15.03.2014
Siyaset ve iman
12.03.2014
Müslüman’ın bencilliğiyle karşılaşmak
08.03.2014
Vazodaki akrep
05.03.2014
Türkiye’nin kayıp anayasası
02.03.2014
Cemaat’in Kürt sorunu (hükümetle mukayeseli)
27.02.2014
Kürt politikaları itibariyle hükümet ve Cemaat
22.02.2014
Sevgilinin yüzü zamanın durduğu yerdir
20.02.2014
Üçüncü Abdülhamid ya da AtaDindar
15.02.2014
Fethullah Gülen Cemaati’ne tavsiyeler
12.02.2014
Çocuk ve Lego
09.02.2014
Teşkilatın örgüt organizasyonu
05.02.2014
Trajik sınırların sakinleri
01.02.2014
Cemaat’in siyaset hakkı
29.01.2014
Hobbes’a bir dakikalık saygı duruşu
25.01.2014
Bir komplo teorisi
23.01.2014
Kürt ve Ermeni: Kendine gelme stratejileri
19.01.2014
Neden Cemaat kazanır
16.01.2014
Devlet nedir
11.01.2014
Hükümetin Cemaat hatası ve paralel çözüm süreci
09.01.2014
Zemberek boşaldı, balayı bitti
04.01.2014
Propaganda çöplüğü
01.01.2014
Roboski ve Paralel Devlet
28.12.2013
Mentoxe ve ölüm
25.12.2013
Cemaat ve hükümet mücadelesinin ihlâs ekonomisi
21.12.2013
Anarşinin sebep ve çareleri
18.12.2013
Cemaat’in anlamadığı
14.12.2013
Laikistan ve Kürdistan
12.12.2013
Türklük ve Müslümanlık özdeşliği
07.12.2013
Türk kime derler
04.12.2013
Dindar Cumhuriyet’te çok partili dönem
30.11.2013
Kürt olma sırası Cemaat’te
27.11.2013
Cemaat ile hükümet çatışmasının politik teolojisi
23.11.2013
Erdoğan, Gülen, Öcalan
20.11.2013
Kardeşlik vergisi ve Kürdistan
16.11.2013
Kürtlerin bölünmüşlüğü ve kardeşlik testi
13.11.2013
Halife, Mehdi ve İsa
09.11.2013
Devlete karşı çırılçıplak
06.11.2013
Soru neyin cevabıdır
02.11.2013
Kemalizm neydi
30.10.2013
Suyu dile getiren Feqiyê Teyran
26.10.2013
Suyla güreşen adam
23.10.2013
Kürdistan’a dair oryantalizm
19.10.2013
Devlet millet barışması
16.10.2013
Nihilizm ve tevhid
12.10.2013
Bilme ya da nesnenin insandaki yolculuğu
09.10.2013
Gundî’liğe övgü
05.10.2013
Kürtler kavim mi, millet mi
02.10.2013
İslamcı doktorun milliyetçilik teşhisi
28.09.2013
Bir atın ölümü
25.09.2013
Dinime dahleden İslamcı bari Müselman olsa!
21.09.2013
Kürtler zımmi midir
18.09.2013
Camcı Şafi’nin Türkiye sevgisi
14.09.2013
Bediüzzaman ve anadilde eğitim
11.09.2013
Meleke yırtılması
07.09.2013
Kürtlük ve çocukluk
04.09.2013
Misafir ve evsahibi
31.08.2013
İslam içi siyaset
28.08.2013
Diyarbekir’de balkon medeniyeti
24.08.2013
Akıl kamaşması
21.08.2013
Hamaset ile teenni
17.08.2013
Kardeşlikte zorlama yoktur!
14.08.2013
Parti, Cemaat, Örgüt
10.08.2013
Ağustos ağacı
07.08.2013
Demokraside bencillikten fazilete
31.07.2013
Devrimi bitirmeme ısrarı
27.07.2013
Mülkün temeli iktidar olunca
24.07.2013
Dış Kürtlere ‘kardeşlik’ ihracatı
20.07.2013
Vahşet, ünsiyet, medeniyet
17.07.2013
Kürdinsan mı, Kürdistan mı
10.07.2013
Duvar, çadır ve delik
03.08.2013
Yolculuğun dört bileşeni
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları