Metin Münir

T24



Bookmark and Share

İnsanoğlunun keşfi


4.8.2018 - Bu Yazı 312 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Avrupalılar Amerika’yı keşfettiklerinde sadece yeni bir kıta keşfetmediler.

Onları şaşkınlığa düşüren ve telaşa kapılmalarına neden olan bir şey daha keşfettiler: Orada yaşayan insanlar.

Neydi bu demirin ne olduğunu bilmeyen, kitapsız, şehirleri olmayan, Musa’nın, İsa’nın, Muhammed’in adını duymamış yeni dünya insanları?

Bir defa, insan mıydılar? Çıplak dolaşıyorlar bazen birbirlerini yiyorlardı. Kadın erkek ilişkileri, cinsel âdetler, ahlak anlayışları değişikti.

İnsan değil de insana benzeyen bir hayvan türü olabilir miydiler?

İsa’nın ve diğer peygamberlerin öğretileri neden onlara ulaşmamıştı?

Vaftiz olmadıklarına göre insan sayılabilir miydiler? “Medeni” olmadıklarına göre onlara medeniyetin yasaları uygulanmalı mıydı? İnsan haklarına sahip oldukları söylenebilir miydi?

Bu sorular Avrupa’da yıllarca tartışıldı.

Kolomb ve adamları, Amerika Kıtası’nın yerlilerini ilk defa 1492’de – İstanbul’un fethinden 39 yıl sonra –  Bahamalar’ın da içinde bulunduğu takımadalarına demir attıklarında gördüler.

Kanuni’nin tahta çıktığı yıl, 1520’de, İspanyollar şimdi Mexico City’nin bulunduğu Tenochtitlan’a vardıklarında, bu defa basit insanlarla değil şehirler, piramit şeklinde tapınaklar, insan kurban edilen ritüeller ve baş döndüren altın ziynet eşyalarına sahip bir uygarlıkla karşılaştılar.

Bu “ilkel” kadın ve erkekler Adem’in soyundan mı geliyorlardı yoksa insan kılığında bir hayvan türü müydüler?

Öyleyse, Adem’in asıl çocuklarının köleleri olarak kullanılabilir, onlar için çalışabilirlerdi.

Amerika’nın ilk sömürgecileri olan İspanyolların ve Portekizlilerin en çok bu anlayış işlerine geldiği için yerlileri köle olarak kullandılar. Korkunç koşullar altında altın madenlerinde, tarlalarda, daha sonra şeker kamışı plantasyonlarında çalıştırdılar.

Ve soylarını tükettiler. Aşırı çalıştırılmak ve Avrupa’dan ithal hastalıklar yüzünden sömürgecilerin karşısına çıkan yerlilerin hemen hemen hepsi birkaç nesil içinde dünyayı terk etti. Bugün o yerlilerin soyundan çok az insan var.

Yerliler, sayıları çok küçük olmasına rağmen dışarıdan gelenlere karşı kendilerini koruyamadılar. Karşı koyma refleksleri yoktu.  Merakları korkularını yendi.

Aztekler İspanyolların tanrısal olduğunu düşünüyorlardı. At üzerindeki yabancıları insan başlı, dört ayaklı değişik bir yaratık sandılar. Denizden gelenlerin ölümsüz olduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden İspanyollar ölülerini gizli gizli gömdüler.

İspanyol Hernán Cortés (1485 - 1547), bir avuç askerle bugünkü Meksika’da bulunan Aztek krallığını zapt etti ve yeni dünyanın belki de en büyük uygarlığını yağmalayıp yok etti.

Onun ikinci dereceden kuzeni olan Francisco Pizarro da (1475 -1541) benzer gaddarlıkla Peru'daki İnka topraklarını ele geçirdi.

İspanya, Portekiz, Fransa, İngiltere, Hollanda, Prusya (bugünkü Almanya), Belçika ve On Sekizinci Yüzyıl’dan başlayarak Amerika Birleşik Devletleri kıtalara kıran getiren zalim devletlerin başında gelirler.

Amerika Kıtası’nın tamamı, Avustralya ve Yeni Zelanda, daha sonra Afrika ve Hindistan sömürgeciliğe kurban oldu. On Altıncı Yüzyıl’dan başlayarak, büyük küçük sayısız uygarlık ve yöreye özgü insan topluluğu, tamamen veya kısmen yok oldu.

Amerika ve Batı dediğimiz topluluk zenginliğini ve kısmen uygarlığını, büyük oranda, tarihte yaşanmış en bu en büyük soykırım ve soyguna borçludur.

Bu olgunun bugün Türkiye gibi geri kalmakta ısrarlı ülkeler için taşıdığı ders; son kertede, teknolojik olarak geri kalmış ülkelerin teknolojide ilerlemiş bir güç karşısında, kazanma şanslarının olmadığıdır.

NOT: Konuyla ilgilenenler 1341’de Kanarya Adaları’nın keşfinden başlayarak Atlantik Dünyası’na Avrupalıların girişini Türkçe çevirisi olmayan  şu kitaptan okuyabilirler: The Discovery of Mankind (İnsanoğlunun Keşfi) / David Abulafia

Facebook Yorumları

reklam
4.8.2018
İnsanoğlunun keşfi
31.7.2018
Türkiye'nin Batı ile işi bitiyor mu?
28.7.2018
Hiçbir şey üretmeyen çiftlik
17.7.2018
Beni güzel kadınlarla tanıştırmayın, güzel olmayanlarla da
12.7.2018
Erdoğan'ın başkanlığında yeni eskidir
30.6.2018
AKP-MHP ortaklığında Kıbrıs'ta masaya oturulamaz
26.6.2018
Erdoğan kazandı, Türkiye kaybetti
23.6.2018
Rabbi onu affetsin
21.6.2018
Tiksindirici gazetecilere çağrı
19.6.2018
AKP çağında meleklerin nöbet değişimi
9.6.2018
Tembel miyim, daha tembel mi oluyorum?
9.6.2018
Tembel miyim, daha tembel mi oluyorum?
1.5.2018
Şimdiden tebrikler sayın Erdoğan
20.2.2018
Kalıntı bir tür
17.2.2018
Yalnız patlıcanı kırağı çalmaz
13.2.2018
Şafak sökerken, elleri bağlı
27.1.2018
Cennetten kovulmanın sonu
20.1.2018
Ayşe'ye mektup
21.12.2017
En az sevilen liderler
14.12.2017
İnsan bazen evinden kaçmalı
30.11.2017
Zarrab'ın cini şişeden çıkıyor
28.11.2017
Bağlantısız devrimci
25.11.2017
Pinokyo'nun armutları
21.11.2017
Latince İncil, Arapça Kur'an
7.11.2017
Sadece akılsızların saati durmadan çalışır
28.10.2017
Akıllılar kuşku içinde, aptallar emin olursa
13.10.2017
Ağacın güzelliği en iyi nasıl görülür?
28.9.2017
Kuzey Irak Kürtleri, bağımsızlık ilan edemez
20.9.2017
Kıbrıs: Önce kendini karşındakinin yerine koy
31.8.2017
Depresyon nasıl çağımızın vebası oldu?
19.8.2017
Rumlar süper dev bir gaz rezervi bulursa ne olur?
15.8.2017
Nuray Mert konusu: AKP ile Atatürkçülerin buluştuğu nokta
8.8.2017
Bana soruyorlar
2.8.2017
Unutmayın efendim, siz tanrı değilsiniz!
27.7.2017
Kıbrıs: Uyan borusunu duyan varsa elini kaldırsın
15.7.2017
Aelian'ın Kargaları
11.7.2017
Düşünülmüyorsunuz sanmayın
27.6.2017
Örümcek onu öldürmeyeceğimi biliyor olabilir mi?
24.6.2017
Gece geç vakitte mesaj atan kadına mektup
22.6.2017
Erler zehirlenmedikleri zaman ne yiyorlar?
17.6.2017
Eğer yüreğinizde özgürlük yoksa
15.6.2017
Benim olan ve olmayan bahçe
13.6.2017
Türk askerinin Katar'da işi ne?
10.6.2017
Nasreddin Hoca’nın gözüyle Kıbrıs görüşmeleri
8.6.2017
Türkiye yeni bir Orta Doğu dönemecinde
6.6.2017
Donald Trump: Aptallığın zaferi
4.6.2017
Kalkınma elçileri
1.6.2017
Blade Runner
30.5.2017
KKTC: Millî dava ile lilli dava
25.5.2017
Kıbrıs: Birlikte 446 yılda ne öğrendiler?
23.5.2017
Hiç kimse ağlamasın, gülmesin de
20.5.2017
Görüşmeler öldü, yaşasın AB üyesi KKTC!
16.5.2017
Düşüncelerin savaşında kitap silah mıymış?
6.5.2017
Tırtıl, Latin çiçeği ve ben
3.5.2017
Aslı Erdoğan’a kapıyı açın
28.4.2017
Tedirgin tedirgin tedirgin
25.4.2017
PKK’nın son görevi
22.4.2017
En iyi intikam iyi yaşamaktır
18.4.2017
Kabul edilen dualar için akıtılan gözyaşları
8.4.2017
Karanlık günler için aydınlık Afrika sözleri
4.4.2017
AKP’nin Türkiye’de canını yakmadığı kaldı mı?
30.3.2017
Heykeli dikilecek bir ahlaksızlık
28.3.2017
Sen Putin'in sakalını kesersin, o senin kolunu
21.3.2017
Gözünü seveyim bana Kıbrıs sorunundan bahsetme
18.3.2017
İnsan olan nehir
16.3.2017
Son günlerde gözünüze bir şey kaçtıysa...
14.3.2017
Fikirlerine katılmıyorum vee... Seni susturmak için canını bile alabilirim
11.3.2017
Ağaçlar dostun olsun
9.3.2017
Talep yoksa demokrasi de yoktur
7.3.2017
Adını koyalım arkadaşlar: TC bir diktatörlüktür
4.3.2017
Kısmen Kıbrıs aksanıyla bir Kıbrıs yazısı
28.2.2017
En büyük kötülük
25.2.2017
Avokado ve merak
24.2.2017
Figen Yüksekdağ: Tarihe geçecek skandal
21.2.2017
Erdoğan’la Türkiye’yi ölüm ayırır
18.2.2017
Yaşasın Enosis!
17.2.2017
Demokrasi için en büyük tehlike çoğunluklardır
9.2.2017
Dünyanın en iyi omleti
7.2.2017
Beş soruda araştırmacı gazetecilik
4.2.2017
Patika
2.2.2017
Nasıl iyi olunur, olmalı mı, neden?
31.1.2017
İnanç böler, şüphe birleştirir
28.1.2017
Yüzü kızaran var mı?
26.1.2017
Zimbabwe nire, Türkiye nire demeyin
24.1.2017
Söyle doktor, neyimiz olacak?
14.1.2017
Fethullahçılığa değişik bir bakış
12.1.2017
Gezici araştırması: Halk başkanlık sistemine karşı
7.1.2017
2017 KKTC’nin son yılı olabilir mi?
5.1.2017
KKTC’yi Türkiye’ye çevirmeyin arkadaşlar
3.1.2017
Yorum ötesi bir ülke
31.12.2016
Hayır, öyle değil böyle olacak
29.12.2016
Pisagor’la Noel yemeği
24.12.2016
Nereye gideceğini bilmeyenin yolu nereye çıkar?
22.12.2016
Ulusları acı çekmek adam eder mi?
20.12.2016
Bir şey canlı canlı toprağa gömülmeyi seviyorsa
18.12.2016
Hayatım film
15.12.2016
Randevu
13.12.2016
Bazen
10.12.2016
Şeytandan ruhunu geri almak
8.12.2016
Hurmalı mektup
6.12.2016
Onlarsız yapabileceklerim
26.11.2016
Kıbrıs: Konfederasyonu konuşmanın zamanı geldi mi?
24.11.2016
Kıbrıs: Bazı sorunların çözümü yoktur
19.11.2016
Elma suyu olmayan elma suyunun hikâyesi
17.11.2016
Vejetaryen bir panter mi?
15.11.2016
Başka bir dünyada yaşayan adam
12.11.2016
Bilmediğini öğrenmek yerine uydurmak
10.11.2016
Amerika Tayyip Erdoğan’ını iktidara getirdi
9.11.2016
Yaşamın mucizeleri
6.11.2016
Bir ölüm haberi, bir rezil gazetecilik örneği
3.11.2016
Ne oldu, neden oldu, neden olmaya devam edecek?
1.11.2016
Kıbrıslı Türklerin seçenekleri
29.10.2016
Akıncı neden İsviçre’ye gidiyor
27.10.2016
Apocalypto
25.10.2016
Suriye’de zafer bayrağını Esad çekecek
22.10.2016
Hukukun üstünlüğü mü, güldürmeyin beni
21.10.2016
Kendini yiyen ülke
18.10.2016
Erdoğan neden Türkiye’yi Musul savaşına sokmak istiyor?
15.10.2016
Kedi savaşları: Kediler doğal yaşamı yok ediyor
13.10.2016
Uzaktan çalışan olmanın dayanılmaz cazibesi
11.10.2016
Bin yıl yaşayacak ilk insan aramızda mı?
8.10.2016
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu: O kadar çabuk değil
6.10.2016
Üşeniyorum, o halde varım
4.10.2016
Dünyanın en pahalı paltosu
1.10.2016
İnsanın icat ettiği en korkunç şey
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.