Mesut YEĞEN



Bookmark and Share

Yeniden Siyaset, Yeniden Kürt Meselesi


14.02.2020 - Bu Yazı 674 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 2019 yerel seçimlerinin biri diğerine bağlı iki önemli sonucu oldu: AK Parti’nin ve Cumhur ittifakının seçimler yoluyla yenilebileceği ortaya çıktı ve Türkiye’yi Erdoğan’dan, Cumhur ittifakından başka birilerinin de yönetebileceği fikri askıdan indirildi. Deyim yerindeyse, 2019 yerel seçimleriyle beraber, siyaset aşağı yukarı iki senelik bir aranın ardından Türkiye’ye geri döndü. Nitekim, bu dönüşün hem sebebi hem de sonucu olarak, CHP, az da olsa silkinip kendine geldi, Gelecek Partisi kuruldu ve Ali Babacan’la anılan bir diğer parti de kurulmak için gün sayıyor.

Cumhur ittifakının kurduğu ‘yerli-milli’ cendereye Türkiye’nin sığmadığının işareti olarak bu gelişmeler hayırlı olmakla beraber, bir başına söz konusu cendereden çıkılmasını, önümüzdeki ilk seçimde Erdoğan’ın ve Cumhur ittifakının yenilmesini garanti etmiyor. Çünkü, malum, Cumhur ittifakı bütün olan bitene, Türkiye’nin içerideki ve dışarıdaki bütün perişan haline rağmen halen yüzde 45 civarında seçmen desteğine sahip; üstelik Erdoğan’ın seçmen desteği Cumhur ittifakına verilen destekten halen biraz fazla ve karşısında bu kadar büyük bir blokla desteklenen bir aday olabileceği de kesin değil. Erdoğan’ın ve Cumhur ittifakının yenilebilmesi için muhalefet partilerinin işleyebilir bir seçim stratejisi örgütleyebilmeleri ve Cumhur ittifakının vaat ettiğinden daha tercih edilebilir bir Türkiye’yi kurmaya hazır olduklarını göstermeleri gerekiyor.

Erdoğan’dan başka birini başkan seçip, yasama çoğunluğunun Cumhur ittifakında kalmasını engelleyecek türden bir seçim stratejisi ve Türkiye fikri oluşturmak için yapılması gereken elbette çok şey var ve biri de Kürt seçmenler ve Kürt meselesiyle ilgili. Şunu kabul etmek çok zor olmasa gerek: Muhalefet partileri, HDP’liler başta olmak üzere, Kürt seçmenleri ikna edecek bir başkan adayı ve bir Türkiye fikri önermezse, Erdoğan’dan da Cumhur ittifakından da kurtulmak kolay olmayacak. Buna, Kürt meselesinin halen bütün cesametiyle ve bölgesel bir mahiyet de edinmiş olarak, Türkiye siyasetinin önünde durmaya devam ettiğini ekleyecek olursak, Türkiye’yi yönetmeye aday muhalefet partilerinin Kürt seçmenleri ve Kürt meselesini şimdiye kadar olduğundan daha kuvvetli bir biçimde gündemlerine almaları gerekiyor. Erdoğan’ı ve Cumhur ittifakını gerçekten yenmek istiyorlarsa ve Cumhur ittifakınca vaat edilenden daha cazip bir Türkiye’yi kurabileceklerini göstermek istiyorlarsa bu şart.

Seçimler ve Kürtler

Cumhur ittifakının vaat ettiğinden daha cazip bir Türkiye’yi kurmaya aday olunduğunu göstermek ve Erdoğan’ı yenmek için CHP’nin, Gelecek Partisi’nin ve Babacan çevresinin ayrı ayrı ya da birlikte, üç ayaklı bir Kürt meselesi stratejisi kurmalarına ihtiyaç var. Bu üç parti şu üç soruya aşağı yukarı benzer bir yanıt veren bir “Kürt seçmenler ve Kürt meselesi siyaseti” kurmak durumunda:

1. HDP’li Kürtlerin, İstanbul seçimlerinde olduğu gibi bağırlarına taş basarak ya da gönül ferahlığıyla başkanlık seçimlerinde oy verebileceği aday kim olabilir?

2. AK Parti’ye de HDP’ye de gitmeyen ve/ya AK Parti’de kalmaya devam eden Kürtlerin meclis seçimlerinde muhalefet partilerine, başkanlık seçimlerinde ise Erdoğan harici bir adaya destek vermeleri nasıl sağlanabilir?

3. Bölgesel bir mahiyet de kazanmış Kürt meselesini bugün olduğu gibi bastırmadan yönetmenin, daha iyisi çözmenin yolu yordamı nedir?

Müstakbel ilk seçimde muhalefet partilerinin bütününü kapsayan bir anti-Cumhur ittifakı olmayacak, bu belli, ayrıca lüzumsuz da, çünkü “Cumhur ittifakı bir yanda, diğerleri öbür yanda” durumu, tam da Erdoğan’ın arayıp da bulamadığı motif olur. Ama sadece bu değil, içinde HDP’nin olduğu herhangi bir ittifak da olabilecek görünmüyor. Aralarındaki yapısal mesafeden dolayı yeni iki parti ve İYİ Parti’nin içinde HDP’nin olacağı bir ittifakta olması aşağı yukarı imkansız. Muhtemel müttefiki İYİ Parti’nin ve kendi tabanının ‘hassasiyetleri’ de CHP’yle HDP arasında ittifak benzeri bir ilişkinin zor olacağını gösteriyor. Bu da şu demek: Önümüzdeki seçimlerde HDP’nin yalnızlığı ve izolasyonu muhtemelen devam edecek. Hem de Erdoğan’dan ve Cumhur ittifakından kurtulmak HDP’siz mümkün olmamasına rağmen.

Cumhur ittifakının Türkiye’yi soktuğu cendereden en fazla mağdur olanlar oldukları için HDP’liler pek muhtemelen bu izolasyona rağmen bağırlarına taş basıp Cumhur ittifakı karşısındaki siyasetin dışarıdan destekçisi olmaya devam edecektir. Fakat, HDP’nin yalnızlaştırılmasının bu şartlara rağmen süregitmesinin bu partinin kadrolarında ve seçmenlerinde nasıl bir hissiyata yol açacağını tahmin etmek de zor değil. Bu hissiyat hiçbir şeye yol açmasa bile HDP kadrolarının ve seçmenlerinin bir kısmının şevkini kıracak, Türkiye siyasetinin taraflarına, bu siyaset içindeki manevralara kayıtsızlaştıracaktır. Müstakbel ilk seçimin başkanlık ayağında sonucu halen 1-2 puanlık tercih farklılaşmaları belirleyeceğinden, HDP kadrolarının ve seçmenlerinin kayıtsızlaşması, Erdoğan haricinde birini başkan görmek isteyenler açısından alınabilir risk olmasa gerek.

Bu türden bir riskin oluşmaması için başta CHP olmak üzere muhalefet partilerine düşen işlerin başında HDP’yi ve HDP’lileri gayri meşrulaştırmaya matuf işlerin uzağında ve karşısında durmak ve HDP’nin meşruiyetini genişletmeye matuf işlerin içine girmek geliyor. Aynı minvalde yapılabilecek bir başka şey ise, bilhassa HDP’lilerin canını yakan hukuki düzenlemelerin değiştirilmesi için gözle görülür bir çabanın içinde olmak olabilir. Son olarak, HDP’li Kürtler için artık sembolleşmiş bir figür olarak Demirtaş’ın cezaevinde tutulmasına son verilmesi için yürütülen hukuki ve siyasi faaliyete ucundan kıyısından da olsa destek vermek HDP’li Kürtlerin yeni bir Türkiye için şevkini arttıracaktır.

Öte yandan, AK Parti ve MHP haricindeki partilere oy vereceklerin tamamı arasında bir orkestrasyon sağlamak bile müstakbel seçimlerde Cumhur ittifakından başkanlığı alabilmek için yetmeyebileceğinden, Cumhur ittifakına sadakati azalmışların ya da arafta kalmışların desteğini almak belli ki muhalefet partileri için özel bir öneme sahip olacak. Bu profile fazlasıyla uyanlar arasında AK Parti’ye de HDP’ye de gitmeyen ve/ya AK Parti’de kalmaya devam eden Kürtler epey çok olduğundan, muhalefet partilerinin bu vasıftaki Kürtleri cezbedecek işlere girişmeleri de elzem görünüyor. İşaretler Kürt meselesinin HDP’nin ve Cumhur ittifakının yaptığı gibi çerçevelenmesinden memnun olmayan Kürtlerin bir kısmının arafta, bir kısmının da her şeye rağmen AK Parti’de kalmaya devam ettiğini gösterdiğinden, CHP başta olmak üzere muhalefet partilerinin Kürt meselesini alternatif bir biçimde çerçevelemesi bu nevi Kürtleri arafta ya da AK Parti’de kalmaktan alıkoyabilir. Kürt meselesini Cumhur ittifakının yaptığı gibi güvenlik ve terör meselesine indirgemeyen ve lakin HDP’den de daha mutedil, daha hazmedilebilir bir biçimde çerçeveleyen ara bir yol, sözü edilen profildeki Kürtleri heyecanlandırıp, arkasına katabilir. Bu mutedil çerçevenin, bu türden bir üçüncü yolun nasıl içeriklendirilebileceği, cevabı kolayca verilebilir sorulardan değil. Ancak, Kürtlüğün kriminalize edilmesine karşı durup, Kürtçenin eğitimde kullanılmasına dair az da olsa liberal bir tutumun alınması bu türden bir içeriklendirmenin başlangıç adımlarından olabilir ve bu kadarı bile arafta ve AK Parti’de kalan Kürtleri yerlerinden kımıldatabilir.

Kürt Meselesine Dönmek

Muhalefet partilerinin parlamentoda çoğunluğu elde etmek ve başkanlık seçimini kazanmak için özel bir seçim stratejisine ihtiyacı var ve bu stratejinin Kürtlerle ilgili özel bir ayağının olması gerekiyor; görünen bu. Ama muhalefet partilerinin Kürtler ve Kürt meselesi söz konusu olduğunda yapabilecekleri ya da yapması gerekenler galiba bunlarla sınırlı değil. Muhalefet partileri seçimleri ve seçimler etrafında oluşan siyasi dinamikleri Kürt meselesinde yeni bir dönemi açmak için de kullanabilir görünüyor. Haddizatında, tam da böyle yapılırsa, muhalefet partileri seçimleri Kürt meselesinde yeni bir dönemi açmak için kullanabilirse, seçimde arzu ettiği sonucu almaları daha mümkün görünüyor. Deyim yerindeyse, muhalefet bir yandan seçimleri kazanmak için Kürt meselesini ‘kullanırken’, öte yandan da Kürt meselesinde Türkiye’yi yeni bir yola sokabilmek için seçimleri kullanabilir görünüyor.

Malum, Cumhur ittifakı ve Erdoğan 2016’dan beridir Kürt meselesinin çözülmüş, Kürt meselesinin Türkiye’de ve Suriye’de ve hatta Irak’ta süren kısmınınsa güvenlik meselesinden ibaret olduğu fikrini kabul ettirmeye çalışıyor. Buna karşın gerek Türkiye’deki Kürt seçmenlerin siyasi tercihleri, gerek Irak ve Suriye’de olan bitenler, Kürt meselesinin çözülmüş olmak bir yana, katmerlenip bölgesel bir mahiyet kazanmış olduğunu ve olsa olsa bastırılmış, ötelenmiş olduğunu gösteriyor. Bu durumda, muhalefet partileri Cumhur ittifakının kurduğu milli ve yerli rejimden çıkmanın zemini olacağında uzlaşmış göründükleri müstakbel seçimleri, Kürt meselesini -bölgesel mahiyetini de hesaba katarak- yeniden düşünmenin, yeniden çerçevelemenin zemini de kılabilirler; nitekim, kılmalarında da fayda var görünüyor.

Hülasa, mevcut ve müstakbel muhalefet partileri açısından bakıldığında Kürt meselesi seçimleri kazanıp yeni bir Türkiye kurmanın, seçimler ise Kürt meselesinde Türkiye’yi yeni bir yola koymanın anahtarı olabilir.

https://www.perspektif.online/tr/siyaset/yeniden-siyaset-yeniden-kurt-meselesi.html

Facebook Yorumları

reklam
14.02.2020
Yeniden Siyaset, Yeniden Kürt Meselesi
20.6.2017
İslamcılar, Avrasyacılar ve Kürdistan
30.5.2017
ABD yardımından sonra
13.5.2017
2019: Çok uzak, çok yakın
25.4.2017
Referandum ve Kürdler
19.4.2017
Mağlup sayılır bu yolda..
15.4.2017
Evet çıkarsa, hayır çıkarsa
3.4.2017
Tek Evet, Çok Hayır
28.3.2017
Son bir gayret
20.3.2017
Batı’yla vedalaşma temrinleri
14.3.2017
Şengal ve Rojava
20.2.2017
Demokrasiyi hak etmek
12.2.2017
'Nöbetleşe Zorbalık'
8.2.2017
Başkanlık ve Kürdler
24.1.2017
Hayır ama nasıl?
17.1.2017
‘Büyük Şeytan’
10.1.2017
Yeni Sularda
3.1.2017
ABD - Rusya dengesinde Kürdistan
26.12.2016
Ne Fiyaskoydu Ama!
21.12.2016
Eşikte
12.12.2016
Devlet, Bahçeli ve Başkanlık
6.12.2016
Türk tipi başkanlığa doğru
22.11.2016
Seksen yıl önce, seksen yıl sonra
16.11.2016
Sesimiz duyuluyor mu?
9.11.2016
Haysiyet mücadelesi sürüyor
6.11.2016
Başkanlık Yolunda
31.10.2016
Misakı Milli
24.10.2016
Musul
18.10.2016
Duvara karşı
11.10.2016
Nereye kadar?
3.10.2016
Sıkışma
27.9.2016
Barzani’yle görüşme
20.9.2016
Öcalan’la görüşme
12.9.2016
Çözüm, mözüm
6.9.2016
Rojava’yla iç içe
30.8.2016
Cerablus’tan müzakereye
22.8.2016
Yeni Türkiye, yeni millet
15.8.2016
HDP’ye karşı herkes
8.8.2016
15 Temmuz’dan Sonra: Pozisyonlar
2.8.2016
15 Temmuz’dan sonra: Aktörler
25.7.2016
15 Temmuz
11.7.2016
‘Suriyeliler’
4.7.2016
Tornistan
28.6.2016
Milli ve yerli muhayyile
24.6.2016
Kürtler yol ayrımında mı?
20.6.2016
Ricat
14.6.2016
Demokrasi bloku mu?
7.6.2016
Şehir savaşları
30.5.2016
Referandumdan kaçış
24.5.2016
Referandum aralığı
17.5.2016
Erdoğan’ın kudreti
9.5.2016
Davutoğlu’ndan sonra
3.5.2016
Bizim oğlan bina okur
25.4.2016
Kürtlere gerçek yeter
19.4.2016
Durdurmak için
12.4.2016
Yaklaşmakta olan
5.4.2016
Bağımsız Güney, Federal Rojava
29.3.2016
Alışalım mı, alışır mıyız?
22.3.2016
Ankara katliamından sonra
15.3.2016
Başur ve Rojava
7.3.2016
Yeni Nizam’da muhalefet
29.2.2016
Yeni müesses nizam
15.2.2016
Kara Göründü
8.2.2016
Başkanlık yolunda
2.2.2016
Cenevre: İyiye döner mi?
26.1.2016
İnanmayacaksınız ama barış istiyoruz
18.1.2016
SykesPicot: 100 yıl sonra
12.1.2016
Gücümüz yok, gücünüz yok!
3.1.2016
DTK Beyannamesi
28.12.2015
Vakit varken
21.12.2015
Peki sonra?
16.12.2015
Fırtına yaklaşırken Kürdler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive