Mensur Akgün

makgun@karar.com



Bookmark and Share

Treacher Collins’i duydunuz mu?


24.4.2019 - Bu Yazı 176 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eğer doktor değilseniz, tıp eğitimi almıyorsanız ve bu adı duymadıysanız şanslısınız. Çünkü 1862-1932 yılları arasında yaşamış bir cerrah olan Edward Treacher Collins kendi adıyla anılan yüz bölgesinde doğuş öncesi deformasyon yaratan bir genetik hastalığın, daha doğrusu durumun teşhisini koymuş.

Kısaca TCS olarak bilinen çene, yanak, burun, dudak ve göz bölgesinin değişik şekilde oluşmasına yol açan bu sendroma 50 bin doğumda bir rastlanıyor. Türkiye’de de dünyada da pek çok aile doğum sırasında, hatta öncesinde Dr. Collins’in adını duyuyor. Çocuklarının bu doktorun adıyla özdeşleşmiş bir sendromla doğduğunu veya doğacağını öğreniyor.

Biz, yani bu doktorun adını duymamışlar ise bu çocukları, bazen de yetişkinleri gördüğümüzde reaksiyon gösteriyoruz. En düşüncelimiz irkiliyor. Çoğumuz da akıl almaz tepkiler veriyor. Tepkilerimiz bu insanların evlerine kapanmasına yol açıyor, kendileriyle barışık bir hayat yaşamalarına engel oluyor.

***

Aslında tutumumuz siyasettekinden, genel olarak sosyal hayatımızdan farklı değil. Bir biz var, bir de ötekiler. Biz olan neyse o doğruyu, iyiyi, güzeli, haklıyı, adaleti, kısacası olumlu olan her şeyi temsil ediyor. Öteki ise olumsuzu, kötüyü, çirkini ve ilişkisine bağlı olarak adaletsizliği de.

Öteki bazen bir toplumsal kategori, bazen cinsiyet veya cinsel tercih farkı, bazen bir ulus, bazen bir kültür ya da inanç, bazen bir etnik grup, bazen bir parti, bazen de bir futbol kulübü olabiliyor.

TCS sendromuna sahip bireyler de bu genel tutumuzdan nasibini alıyor. Onları da görünüşlerine bakarak ötekileştiriyoruz. Oysa onların “bizden” bir farkı yok. Sadece dış görünüşleri farklı. Bu da bir bireyi insan yapan özelliklerin çok küçük bir kısmı.

Fakat “biz” bunu idrak edemiyoruz. Mutlaka birilerinin bizi düşünmeye teşvik etmesi, öteki denen kategorilerin her birinin bir sosyal/siyasal inşa süreci sonunda gerçekleştiğini, bizim de başkaları tarafından ötekileştirilebileceğimizi anlatması gerekiyor.

Bazılarını anlatmak, baskın anlatının hakimiyetini kırmak zor. Feministler on yıllardır deniyor, hala başarıya ulaşmış değiller. Post-Modernistler de öyle. Ama bir yerlerden başlamak, öncülük etmek, her alanda değilse bile bazı alanlarda ötekileştirmeyi durdurmak, farklılığın zenginlik olduğunu anlatmak şart.

Bana öyle geliyor ki birini anlayınca diğerini anlamak daha kolay hale geliyor. Önyargılar bir kez sarsılmaya başlayınca dünyayı farklı kategorilerle anlamlandırıyoruz. Daha önceki bölünmüşlükler aklımızda saçmalaşmaya başlıyor. Çelişkileri görüp, kendimizi aşıyoruz. Doğru bildiklerimizin doğru olmadığını fark ediyoruz.

***

TCS sendromu konusunda böyle bir şansımız var. Onların yeni kurulmuş ama güçlü bir sivil toplum örgütleri mevcut. Hepsinden önemlisi de mesajları ikna edici. Pazartesi akşamı İstanbul Kültür Üniversitesi Kariyer Kulübü öğrencileriyle birlikte Ataköy yerleşkesinde düzenledikleri ödül törenine katılan herkesi düşündürmeyi başardılar.

Çalıştıkları alanda yarattıkları fark yüzünden Kariyer Kulübü öğrencilerinin ödüle layık gördüğü 50’den fazla insanı derinden etkilediler. Hemen hepsi sizin için ne yapabilirim sorusunu sordu. 800 kişilik salon bence yeni bir bilinç düzeyine ulaştı.

Doğal olarak bu sadece bir başlangıç, Yüzümle Mutluyum Derneği’nin yapması gereken daha çok şey var. Türkiye büyük, dünya çok daha büyük. Daha fazla insana ulaşmaları, daha çok insanı düşünmeye sevk etmeleri gerekiyor. Onlar ve onlar gibi kuruluşlar işlerini iyi yaparsa hepimiz kazanırız.

Özellikle de insanlığımızı, başkalarına rehin verdiğimiz düşünme yeteneğimizi, empati yapabilme gücümüzü, unuttuğumuz hakkaniyet ve adalet duygumuzu kazanırız. Kim bilir günün birinde belki şiddet ve ona zemin hazırlayan söylemler karşısında bile ortak bir noktada buluşuruz… 

Facebook Yorumları

reklam
4.08.2019
Unuttuğumuz bir tarih: 20 Temmuz 1936
24.07.2019
Yönetilmesi gereken bir sorun olarak göç…
14.07.2019
Caydırıcılık eşiği aşılınca…
10.07.2019
Dünyanın umurunda mı?
7.07.2019
İlke olarak serbest, kural olarak yasak ticaret…
19.06.2019
Trollük saygın bir mesleğe mi dönüşecek?
12.06.2019
Brinkmanship…
5.06.2019
Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler
29.05.2019
Yeni AB aritmetiği…
26.05.2019
Dört kuşak, dört dönem…
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
10.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
21.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
11.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
19.3.2017
Suriye’nin ekonomik geleceği
15.3.2017
Hollanda’nın seçimi
12.3.2017
Sağduyuyu seslendiren iki Filistinli
8.3.2017
Türkiye’nin beklentileri
5.3.2017
Yalnız kurtlar…
1.3.2017
Makul sorular...
26.2.2017
İmkansızı başarmak zordur
24.2.2017
Trump’ın yararı ve zararı
19.2.2017
Suriye anayasası için beklenmeli mi?
15.2.2017
Suriye sorununun bir başka boyutu: Askeri hizmet veren şirketler
12.2.2017
Myanmar’da etnik temizlik
10.2.2017
Dış politikada olumlu gelişmeler
5.2.2017
Öncelik farkları ve Suriye
1.2.2017
Sabırlar tükeniyor…
29.1.2017
Trump’ın ilk haftası
25.1.2017
İçerdiğinden fazla anlam yüklemek
22.1.2017
İlklerin başkanı işbaşında…
18.1.2017
Sorun ‘işgal’ sorunu değil…
15.1.2017
İyi bir başlangıç
11.1.2017
Güvenlik garantisi konusu
8.1.2017
İncirlik Üssü kapanır mı?
4.1.2017
Bir terör saldırısının ardından
1.1.2017
Bol sorunlu bir yılın ardından
25.12.2016
Ölüm ilanlarından PKK-PYD ilişkisine
21.12.2016
Sağduyulu bir kriz yönetimi
19.12.2016
Ankara Ortadoğu’nun Helsinki’si olamaz mı?
14.12.2016
Terör destekçilerine karşı…
11.12.2016
Kıbrıs Türkleri ve izolasyonlar…
7.12.2016
İtalya’nın referandumu
4.12.2016
Haftanın olumlu gelişmeleri
30.11.2016
‘Popülist’ siyaset yükselirken…
27.11.2016
Bir asimetri olarak AB-Türkiye ilişkileri
23.11.2016
Nokta mı, virgül mü?
20.11.2016
Madalyonun diğer yüzü
16.11.2016
Dünya siyasetinin parametreleri değişirken…
13.11.2016
ABD başkanını seçti.
9.11.2016
Trump seçildiyse…
6.11.2016
Clinton seçilirse…
3.11.2016
Trump mı, Clinton mı?
26.10.2016
Kimse mucize beklemesin…
23.10.2016
Önleyici müdahale hakkı
19.10.2016
Bugünü değil, geleceği konuşuyoruz...
17.10.2016
Musul neden önemli?
12.10.2016
Çıkarlar örtüşmezse…
9.10.2016
İlke doğru, zaman ve zemin yanlış…
5.10.2016
Sorunun ekseni kaydığında…
2.10.2016
Bir yılın bilançosu…
28.9.2016
BM’ye fazla mı önem atfediyoruz?
25.9.2016
Söz çok ama sonuç yok…
21.9.2016
Kıbrıs’ta çözüm ve Türkiye
18.9.2016
AB’nin Bratislava zirvesi
16.9.2016
Yeni yönetime hazırlık...
14.9.2016
Ateşkes yürürlüğe girdi
13.9.2016
Ataşkes tutarsa...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive