Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür


13.7.2018 - Bu Yazı 126 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Soma’da 301 canı kaybettiğimiz günü hatırlıyor musunuz? Toplumun bu büyük acı etrafında nasıl kenetlendiğini; sayfalarca raporlara, haberlere konu olacak kadar çok ihmalin, kusurunaçıkça sorgulandığını? “Unutursak kalbimiz kurusun” dediğimizi?

Dört yılın ardından Soma davası kararı, muhtemelenCumhurbaşkanlığı törenine gölge düşürmesin diye, birkaç gün gecikmeli açıklandı. Zaten bir başka korkunç ihmal zincirinin sonucunda tren “kazası” olmuşken Soma’nın da hatırlanması, gündeme girmesi olacak iş değildi…

Türkiye’de rejim değişimi, mehter marşları, süvariler, özel basılan paralar, zırhlı mercedes’e atılan güller ve otoriter-darbeci dünya liderleri eşliğinde kutlanırken, fakirlerin, işçilerin, çocukların ölümüne gözyaşı dökmek, hesap sormak, öfkelenmek de yasak. Zira tüm bunlar da artık “Başkan”ın ve adamlarının tekelinde. 

Devlet yönetimi, iş insanlarına, akrabalara, aile yakınlarına törenle teslim edilirken acılar ve utanç da mavi halının altına itinayla süpürüldü: Madencilikten, dünyanın en güvenilir ulaşımı olan demiryollarına, en temel önlemleri almayan, daha fazla rant için ucuza kaçan, herşeyi “özel”e havale eden bir “rejim”in özeti bu.  

DAVA SÜRECİNİN KENDİSİ BİR SOMA YARATTI

Hatırlarsanız Soma cinayeti, günlerce manşetlerde, televizyon tartışmalarındaydı. Hatta iktidar medyası, tüm suçu Soma AŞ’ye ve patronlarına yükleyerek ve devletin sorumluluğunu sıfırlayarak da olsa yayın yapıyordu.

Zaman içinde Soma davası gündemden düşürüldü; iddianamesi bile 1 yıl gecikmeli düzenlendi, en büyük ölümlü iş cinayeti FETÖ sabotajına bağlanmaya kalkışıldı. Bilirkişi raporlarından Adalet Bakanlığı’nın müdahalesine, ilk günden beri Soma için mücadele eden avukat Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanmasına, dava sürecinin kendisi bir Soma daha yarattı. Tüm bunlar, kamuoyuna yeterince yansıtılmadı.

Sonuç: 51 kişinin yargılandığı Soma davasında şirketin patronu Can Gürkan 15 yıl alırken (hesaplara göre ortalama 4 yıl yatacak) babası ve Soma Holding CEO’su Alp Gürkan, 37 kişiyle birlikte beraat etti. Dört şirket yöneticisi 22.5 yıl hapis aldı. Üstelik tutuklu sanıklar için istinaf mahkemesinden tahliye kararı da çıkabilir. 

DEVLETTEKİ SORUMLULARIN İFADESİ BİLE ALINMADI

Kararın üzerine ailelerin ve avukatların yürek burkan haklı isyanları, ancak sosyal medyada ve muhalif yayınlarda yer buldu. Bugünkü gazetelerdeyse Soma’daki skandal karar ya da Çorlu’da o trenin nasıl devrildiğine dair haberleri boşuna aramayın. Adnan Hoca baskınını ballandıra ballandıra anlatan haberler okuyacağız.  

Patronlara, şirket yöneticilerine verilen gülünç cezalar bir yana, Soma davasının en tartışması gereken yanı,devletteki sorumlulara hiçbir şekilde ceza verilmemesi, hesap bile sorulmamasıydı.

Oysa avukatlar mahkemeye, hem Soma AŞ hem Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) madende metan gazı ve yangınların olduğunu bildiğini belgelerle kanıtladı. Facianın sinyali, ta 2010’da verilmişti!

Katliamın asıl sebebi üretim baskısıydı. Meclis araştırma komisyonunun dayı başlarının hesaplarının incelenmesi talebi dahi yerine getirilmedi. Patronla işbirliği yapan sendika sorumluları da bir güzel paçayı sıyırdı.

Avukatlar, TKİ ve ELİ (Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü) başmühendisleri, maden işleri genel müdürü, teftiş kurulu başkanı üyeleri ile dört yıldır denetimde bulunan müfettişlerin de yargılanması talebinde bulundu. (9 ocak 2018, Evrensel) Bunların hiçbiri yapılmadığı gibi, patronlara ödül gibi cezalar verildi.

Yeni rejimin nasıl işleyeceğine dair somut bir örnektir Soma: Devlet-şirket (ki ikisi artık bütünleşti) işbirliğiyle, hukukun olmadığı, hiçbir denetim mekanizmasının işlemediği, medyanın Saray’ın bültenine dönüştürüldüğü bir düzende, rant uğruna insan hayatlarını yok saymak, artık daha da kolay olacak.

Facebook Yorumları

reklam
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları