Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Hiç bitmeyecek bir savaş (*)


10.7.2018 - Bu Yazı 119 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kendimizi figüranı gibi hissettiğimiz bir siyasi gerilim dizisiniizler gibiyiz. Birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü sezon bitti derken beşincisi başlıyor.

Set bu defa baştan aşağıya değişti. Kurallar değişti, artık neler olabileceğini kimse kestiremiyor. Yönetici sınıf, rozetlerini takıp yeminlerini ediyor. Daha evvelki sezonlarda da benzer sahneler vardı, ama nerede o günlerdeki rahatlık? Zaten önümüzdeki birkaç bölümde görünmeyecekler bile. Ekim’de gel.

Bu arada baş oyuncular yaş aldı, çöktü, göbeklendi, güç kazandıkça küstahlaştı ve kötüleşti. Padişah olabilmek için inanılmaz numaralar çeken, izleyiciye “Yuh artık bu kadar olmaz” dedirten karakter, artık kaçak yapıldığı bile unutulmuş Saray’ında her zamankinden güçlü görünse de hala huzursuz: Herkesi satın alamadı, herkesi sindiremedi, herkese boyun eğdiremedi.

Fakat güce doymuyor, her gün yeni bir ferman çıkarıyor. Artık canının istediğini ülkeden atabilir. Yargı onun elinde, eğitim onun elinde, medya zaten kölesi. Nereye, hangi inşaatın yapılacağından tutun halktan kesilecek haracın miktarına, hepsi iki dudağının arasında.

Kaç sezondur sinsi sinsi oyun planı yapan silik karakter, şimdi “Herşeyin anahtarı bende” diye dolaşıyor. Kimbilir bu sezonda şapkasından neler çıkaracak.

ZİNDANDAKİ KAHRAMAN SESSİZ

Seyirciye her sezonda saç baş yoldurtmayı başaran dizinin daimi kaybedeni, sezon sonunda beklenmeyen bir atak yaptı. Ama her hamlesi sonuçta baş karaktere yaradı. Oysa bu sefer iddialıydı, “birşeyler değişecek” duygusunu yeşertecek sürpriz bir oyuncuyu devreye soktu. O da arkasından gelenleri yaya bıraktığı gibi ucuz iktidar kavgasının figüranı oldu.

Adaletten, eşitlikten, çoğulculuktan en çok bahseden, “başka bir düzen mümkün” diyen ve herkesin saldırısına maruz kalan karakterse zindanda. Oysa sezon sonunda özgürlük rüzgarları esmiş, izleyici ümide kapılmıştı. Duvarlara bile üfleyerek sözünü halka ulaştırıyordu. Kimileri onun üstün güçlere sahip olduğunu düşünmeye başlamıştı. Yeni sezonda sessizliğe büründü.

Velhasıl reyting rekorlarıyla kapanan sezonun ardından belirsizliklerle dolu yeni bir sezon başladı. İlk bölümde eski mafya babası peydah oldu, padişah dahil herkese racon kesti. O da zindanda ama ilerleyen bölümlerde çıkması, hatta yeni görevler üstlenip bizzat idam mangalarını yönetmesi şaşırtıcı olmaz.

Figüranların alkışları eşliğinde...

ACI AMA ŞAŞMAZ BİR FENOMEN

İzleyici, çekirdek çıtlayarak diziyi seyrederken her gün daha fakirleşti, daha karamsarlaştı. Gerçekle kurgu birbirine karıştı.

Gözünün önünde cereyan eden haksızlıklar, değişimi seçmesine veya isyan etmesine neden olmadı. Küçük direnişler zalimce bastırılırken milyonlar sessiz kalmayı, düzene ayak uydurmayı, koroya katılıp birbirini düşmanlaştırmayı yeğledi.

Çünkü insan denen varlık, tarih boyunca defalarca yaşandığı gibi, genelde güce boyun eğer. Mücadele etmek zor. Daha kolay olansa en azından kendini, yakın çevreni kurtarma hayaliyle içe kapanmak, beklemek, “başa gelen çekilir” demek... Sonuç: Yüzyıllar süren kölelik. Eşitsizlik, adaletsizlik, fakirlik, zulüm, ölüm.

Nazi kampında bir yılını geçirmiş yazar Primo Levi’nin sözleriyle bitirelim:

“İmtiyazlıların sadece Kamplardaki değil, aynı zamanda insanlığın bütün birarada varoluşunuki yükselişi, acı ama şaşmaz bir fenomen: Bir tek ütopyalarda bu yok. Hakkaniyetli insanların görevi, hak edilmemiş bütün imtiyazlara savaş açmaktır. Ama bunun hiç bitmeyecek bir savaş olduğunu unutmamak gerekiyor.”

(*) Ursula Le Guin’in “Zihinde bir Dalga” kitabındaki bir bölümden alıntılandı. 

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Maaşın yatmadığında sen ne yapacaksın?
13.9.2018
Dön dolaş, yine 12 Eylül
11.9.2018
Cumhuriyet'in kurtuluşu değil, sonu
30.8.2018
Vatan haini kimdir?
28.8.2018
Kim kandırıyor, kim istismar ediyor?
23.8.2018
Unutmanın panzehiri kitap: Türkiye’deki IŞİD Ağları
21.8.2018
Deprem bilimciyi esir alan, fasulye sattıran 'düzen'
16.8.2018
Boykot mu dediniz?
14.8.2018
'Bize operasyon çekiyorlar'
9.8.2018
Böyle güzellik olmaz olsun Yves Rocher
7.8.2018
Piknik bahçesi
3.8.2018
Çocukların katli
31.7.2018
10 Ekim katliamı davası neden bu kadar mühim?
19.7.2018
Muhalefet halleri ve Demirtaş’ın sessizliği
17.7.2018
Sieg Heil (*)
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.