Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Maaşın yatmadığında sen ne yapacaksın?


18.9.2018 - Bu Yazı 67 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yıllardır gazetecilik mesleğinde, yüksek maaşlarla çalıştılar. Şöhretin; yönetici, yazar, televizyoncu pozisyonlarının getirdiği tüm ayrıcalıkların tadını çıkardılar.

İşlerini iyi yaptıkları sürece kazansınlar, tepe tepe harcasınlar, mutlu mesut olsunlar elbet. Gerçi, bulundukları kurumlarda işlerini “iyi” yapmaları artık zaten mümkün değil.

Hadi diyelim ki bunca işten atılma, sansür, baskı, el değiştirme, dava, hakaret, hepsini atlattınız ve meslektaşlarınız kıyma makinesinden geçirilirken siz hala pozisyonunuzu “korumayı” başardınız...

O zaman biraz edep yahu! Biraz izan!

Sıradan bir vatandaşın, gazetecinin rüyasında kadar bile göremeyeceği kazancı hala elde edebilenler, deri koltuklarında yayılıp “öğlen suşi mi yesem kebap mı” lüksüne sahipken, çocuğunu yurtdışında nereye yollayacağının hesabını yapabiliyorken; kendisinin, ailesinin geleceğini çoktaaaan garanti altına almışkenişçilerin, alt sınıflar hakkında sakın ola ahkam kesmesin.

Hele asgari ücretlerini dahi zamanında alamayan, gayrıinsani koşullarda, ölümüne çalışan işçiler hakkında “mantık” yürütmeye hiç kalkmasın.

İŞİNE BAKMASI GEREKEN ET YIĞINLARI

Farkındaysanız tepelerde konuşlanan erkekler, fakirlerin neyi, nasıl, ne zaman yapıp yapmayacağıkonusunda uzmandır. Aslına bakarsanız her konuda uzman onlar; kadın erkek ilişkilerinden tutun Türkiye’nin nasıl yönetileceğine, en doğrusunu bilirler.

İş Bankası Genel müdürü Adnan Bali’nin kıt kanaat geçinen ev kadınına “dolara karışmasın” demesinden Habertürk yazarı Fatih Altaylı’nın 3. Havalimanı işçilerinin isyan zamanlamasını “normal bulmamasına”, kibir zinciri bir yerlerde mutlaka patlak veriyor.

Bu kişiler illa zalim, vicdansız değil belki. Sorunları, gerçekten de fakir, çaresiz, ayrımcılığa maruz kalan, ölümüne çalışan insanların varolduğunu kabullenmemek. Çünkü bunu yaptıkları, hele de anlamaya çalıştıkları anda, kendi varlıklarını, pozisyonlarını sorgulamaları gerekecek. O halde, alt sınıfları “işlerine bakması gereken” et yığınları olarak görmek, en kolayı.

Çoğunlukların sesini çıkarması, alimallah protesto etmesi ihtimaliyse çok korkutucu... Propaganda medyasının 3. Havalimanı inşaatındaki eylemleri yansıtmaması, yansıtsa da “provokasyon” diye utanç verici yalanlar uydurması bundan.

DUA ET, ÖLÜNCE KAN PARASI VERİLİYOR

Altaylı’ya göre işçilerin şimdi isyan etmesi “normal değil” çünkü “bunlar” zaten berbat koşullarda, yıllardır çalışıyor! Dört yıl dayandın, geberene kadar devam et diyor... “Gazeteci” ama koşullar ilk günden beri mi böyleymiş, daha evvel protesto yapılmamış mı, merak edip sormuyor.

Yetmiyor, “makul insanlık tavrı” üzerine dersler veriyor. 

Altaylı, 3. Havalimanı inşaatında daha evvel çıkan sorunlardan, yapılan eylemlerden bihaber. Çünkü ilgisini çekmiyor işçi mişçi haberleri. Zaten haber bile olmuyor çalıştığı kurumda.

Ölenler de umurunda değil, ne de olsa Reis’in belirttiği gibi her yıl binlerce işçinin ölümü, “fıtrat”: Bu işi yapıyorsan ölmeyi göze alacaksın kardeşim! Hatta dua et, ölünce ailene tazminat ödüyorlar, en azından onları kurtarıyorsun!

İşçilerin kötü çalışma koşulları “sudan sebepler” ona göre: Nasılsa her gün tahtakurularıyla yattılar, yatmaya devam etsinler... Nasılsa her gün aç kaldılar. Kalsınlar elbet, para (!) kazanacaklar! Midesi sırtına yapışmış şekilde ağır, güvencesiz bir işte çalışmanın ne olduğunu hayal etmesi mümkün değil ki. İnsan değil, köle yerine konmanın ne olduğunu anlaması da...

İşçilerin maaşlarını daha evvel de alamadıklarını, aldıklarındaysa bir kısmının bankaya yatırıldığını, bununhukuka aykırı olduğunu filan hiç önemsemiyor Altaylı gibiler.

Ama bir gün kendi maaşları yatmasa, tazminatını filan alamasa görün kopan kıyameti! Hoş, sizin gibiler bu sistemde hep beslenecek, hiç aç kalma derdi olmayacak. Düşündün mü hiç: Nereye kadar?

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Maaşın yatmadığında sen ne yapacaksın?
13.9.2018
Dön dolaş, yine 12 Eylül
11.9.2018
Cumhuriyet'in kurtuluşu değil, sonu
30.8.2018
Vatan haini kimdir?
28.8.2018
Kim kandırıyor, kim istismar ediyor?
23.8.2018
Unutmanın panzehiri kitap: Türkiye’deki IŞİD Ağları
21.8.2018
Deprem bilimciyi esir alan, fasulye sattıran 'düzen'
16.8.2018
Boykot mu dediniz?
14.8.2018
'Bize operasyon çekiyorlar'
9.8.2018
Böyle güzellik olmaz olsun Yves Rocher
7.8.2018
Piknik bahçesi
3.8.2018
Çocukların katli
31.7.2018
10 Ekim katliamı davası neden bu kadar mühim?
19.7.2018
Muhalefet halleri ve Demirtaş’ın sessizliği
17.7.2018
Sieg Heil (*)
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.