Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

Enseyi karartmamalı ama nasıl?


8.11.2015 - Bu Yazı 1670 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Estirdiği terör fırtınasıyla oylarını 5 ay içerisinde %8-9 oranında arttıran ve toplam oyların %50’sini alan AKP’ye karşı seçim barajını geçen 3 parti var. Üçü de problemli ve ciddi bir büyüme potansiyeli taşımıyor. Siyasi iktidar Tayyip’ten Bilal’e ondan da Bilal’in oğluna geçecek gibi gözüküyor. Enseyi karartmamak elde değil.

Bahçeli’nin MHP’si Alpaslan Türkeş’in MHP’siyle kıyaslanmayacak kadar iyi bir partidir. Bahçeli’nin MHP’si ne kitle katliamları yapıyor ne de sistematik cinayetler işliyor. Ancak demokrasi diye bir derdi yoktur. MHP 7 Haziran’dan 1 Kasım’a kadar sadece AKP’ye hizmet etti. Böyle bir partiyi demokrasi cephesine dahil etmek imkansızdır.

CHP bir türlü “ulvi” bir hikaye sahibi olamıyor. Eski Kemalist parti oradan buradan yamalanarak batı türü bir sosyal demokrat partiye dönüştürülemiyor. Zaman zaman köylü milletini ufak tefek hediyelerle kandırmaya çalışan çerçiler konumuna düşüyorlar. Zaman zaman da yolsuzluk ve hukuksuzluk gibi ağır AKP suçlarının üstünde uzun uzadıya durduktan sonra bunun sandıkta hemen meyvesini görmek istiyorlar. Sandıkta bir şey çıkmayınca “Demek ki seçmen bu tip meseleleri dert edinmiyor” diyerek umutsuzluk içinde tekrar çerçiciliğe soyunuyorlar. Kaldı ki Tek Parti Dönemi’nin insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlar ile bile doğrudan hesaplaşmaya cesaret edemediler. AKP’nin zorlamasıyla CHP adına Dersim Katliamı nedeniyle Kürt bir CHP yöneticisi özür diledi. CHP’nin ağır topları da hiç vakit geçirmeden bu Kürt yöneticiye çok ağır küfürler ettiler. “Sen kim oluyorsun da CHP adına özür diliyorsun” dediler.

CHP, tutarlı bir demokratik eylem planı olan, sürekli biçimde demokrasi şuuru olan toplumsal kesimleri eyleme geçiren, aktif bir parti değildir. Varlık nedenini ve ruhunu tamamen yitirmiş gözükmektedir. Kalabalıklara hitap etmesini bilen ve parti teşkilatını çalıştıran çaplı bir lideri yoktur. CHP içten ve dıştan herkesin kolayca tokatlayabildiği bir şamar oğlanına dönüşmüştür. 7 Haziran sonrasındaki süreçte CHP yönetimi Deniz Baykal’la bile baş edemedi. Deniz Baykal, Tayyip Erdoğan’la işbirliği yaparak CHP’nin bütün hareket kabiliyetini yok etti.

Öte yandan HDP doğrudan PKK’nın vasiyeti altındadır. HDP, PKK’dan bağımsız hiç bir şey yapamaz. HDP, PKK’ya yönelik ciddi tek bir eleştiri bile yapamaz. PKK’nın “Ayağını denk al. Haddini aşıyorsun.” notunu alan her HDP’li haklı olarak dehşet bir korkuya kapılır. Bu insanların hayatları PKK yöneticilerinin iki dudağı arasındadır. HDP asla bir SINN FEIN değildir. Selahattin Demirtaş demokrat bir insandır, lakin bir Garry Adams değildir. Garry Adams Britanya hükümetiyle müzakerelerde davanın bir nolu lideri olarak masaya oturdu. Selahattin Demirtaş ise sürekli İmralı’yı adres gösterdi. Garry Adams IRA’nın hayatına kastedebileceğini aklından hiç geçirmedi. Selahattin Demirtaş her zaman büyük bir tehlike yaşıyor. Düşman kardeşlerin karanlığı gerçekten ürkütücüdür.

HDP, SINN FEIN gibi PKK’nın siyasi kolu olsaydı Kürt sorunu daha kolay çözülebilirdi. PKK, HDP’yi belirli sınırlar dahilinde yalnızca bir enstrüman olarak kullanmak istiyor. HDP’nin ömrü her halükarda kısa olur. HDP çok geçici bir partidir. HDP üzerine bir gelecek kurulamaz. Liberal Türk çevrelerinin HDP’ye demokratik bir SINN FEIN muamelesi yapmaları akıl dışı bir olaydır. Nitekim HDP bir SINN FEIN olmadığı için gazetecilerin “PKK’nın terör eylemlerini neden mahkum etmiyorsunuz?” gibi yalın sorularına kem küm etmekle veya derin tarihi-filozofik yanıtlar vermekle yetindiler.

PKK “ulusal savaş” adına onlarca masum askeri ve polisi öldürdü. Öldürülen erlerin, subayların, polislerin devleti Kürt sorununu çözmeye zorlaması düşünülemez. Devletin bu gibi kayıplara hiçbir önem vermediğini, kayıpların devlet için çok ucuza geldiğini hepimiz biliyoruz. Erler istisnasız bir biçimde fakir fukaranın çocuklarından oluşmaktadırlar. Türk bayrağı asılan bütün cenaze evleri (subaylarınki de dahil) metruk evlerdi. “Ulusal savaş veya devrimci mücadele” adına er, erbaş, subay veya polis öldürmek suretiyle ileriye gidileceğine inanmak çılgınlıktır. Eğer bir güzelliği varsa devrimin o da büyük kalabalıkların ayaklanmasıyla en az kan dökerek en hızlı biçimde iktidar odaklarına el koymasıdır. Devrime, bağımsızlığa veya özerkliğe fiiliyatta ne kadar yaklaşılıp yaklaşılmadığına bakmaksızın sadece sayısı giderek kabaran karşı tarafın ölü bedenlerini saymak ve illüzyonlara kapılmak vampirliktir. PKK’nın yaptığı tam da budur.

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan arasındaki pazarlıklar Türk usulü başkanlık sisteminin (Anayasa’yla meşrulaştırılmış faşist bir rejim) bir uzlaşmaya varıldığını, sonrasında ise Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışının PKK ve AKP cephesinde büyük bir rahatsızlık yarattığını biliyoruz. “Müzakere”lerin en önemli iki unsuru Türk usulü başkanlık sistemi ve Öcalan için “ev hapsi” istemiydi. Bu nedenle önce yararsızlaşan sonra da ortadan kaldırılan “Çözüm süreci”ni taraflar yukarıdaki asli hedefler doğrultusunda (başkanlık ve ev hapsi) canlandırmaya çalışıyorlar. HDP içindeki tutkulu Apocuların bu eğilimi son günlerde açığa vurduklarını görüyoruz. HDP asla “Seni başkan yaptırmayacağız.” sözünün arkasında duramaz. Mesajı aldılar. Yalçın Akdoğan bile HDP’yi açıkça “Öcalan’ı diri diri gömdüler” diyerek uyardı.

Dağ bir kez daha fare doğurdu.

Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları bütünüyle Batı Avrupa’ya özgü kavramlardır. Türkiye tarihinde yeri olmayan bu kavramları milyonlarca seçmenin benimsemese bile bildiğini, anlamlarını kavradığını düşünmek aptallıktır. Bu ülkenin halkı devlet terörüne karşı kayıtsızdır. En feci hukuksuzluklarla bile ilgilenmemektedir. Yazık oldu ölenlere.

Facebook Yorumları

reklam
8.11.2015
Enseyi karartmamalı ama nasıl?
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları