Mehmet Y. Yılmaz

T24



Bookmark and Share

Sevilmek istiyorsan, sev!


9.11.2019 - Bu Yazı 62 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geride bırakalı sadece 19 yıl oldu ama 20, Yüzyıl’dan artık “geçmiş yüzyıl” diye söz edebiliriz.

Ve zaten bu bile bizleri insanlık tarihinde önemli bir yere konumluyor.

Her insan, buna tanık olacak kadar şanslı olmayabilir çünkü, hem doğum tarihleri açısından hem de hayat süreleri bakımından.

Sonuç olarak her iki yüzyılı da yaşamış bulunuyoruz ve çatlasak da patlasak da bir üçüncüsünün geldiğini de, gittiğini de göremeyeceğiz. Benim yaşımdakiler tabii!

Bu laf kalabalığının nedeni geçtiğimiz yüzyılın başlarından itibaren modern toplumlara hakim olan çocuk yetiştirme, ebeveyn – çocuk ilişkisine lafı getirmek istemem.

O yıllarda ebeveyn – çocuk ilişkisinin esasen “maddi” olduğuna inanılırdı.

Çocuk korunmak istiyordu, yemek, barınmak ve büyümek için ebeveynlerine muhtaçtı. Onun için çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlayacak kadar ilişki, ruh sağlığı yerinde bir çocuk büyütmenin sırrı olarak görülüyordu.

Ağlayan bir bebeği susturmak için kucağa almak, öpüp okşamak, sallamak doğru bir tutum olarak görülmüyordu.

Çocuk, zamanında beslenmeliydi. Acıktığı için ağlayan bir bebeğin ağzına memeyi dayamak yanlıştı.

Eğer çocuğunuzu bebekliğinden itibaren böyle bir disiplinle büyütürseniz, herhangi bir sorunla karşılaşmayacağınız çocuk bakım kitaplarının en temel öğütlerindendi.

Onun için uzun yıllar boyunca, modern toplumlarda bebekler çığlık çığlığa ağlamak zorunda kaldılar.

“Bu çocuk niye ağlıyor, bir derdi mi var? Karnı mı aç, altı mı kirli” diyenlerin yerini “çocuk ağlasa da disiplinden taviz vermemek gerekirciler” almıştı.

Disiplinli bir çocuk yetiştirmek temel hedefti. Çocuğu şımartmamak gerekiyordu.

Bugün bile birçok genç ebeveyn için bu hâlâ geçerli bir durum.

Büyükanne ve büyükbabaların çocukları şımarttıkları, aile içi eğitim düzenini bozdukları gibi fikirler, hâlâ birçok evde önemli tartışma konusu olabiliyor.

“Yine mi çikolata aldın baba” serzenişinin ardında bu disiplin hedefi var.

Akıllarına “çocuklar neden çikolatayı bu kadar seviyor, bir kişiyi çok sevdiği bir nesneden uzak tutmaya çalışmak ne kadar mantıklı” sorusu gelmiyor.

Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra, çocukların duygusal ihtiyaçları olduğu fikri de kabul görmeye başladı. Psikolog Harry Harlow, basit bir deney yapmıştı.

Kuşkusuz ki deneyin objesi konumundaki maymun yavruları için acı verici bir deneydi.

Ama o yıllarda, insanlığın iyiliği için bazı deney hayvanlarının acı çekmelerinin ahlaki olup olmadığını sorgulamak kimsenin aklına gelmiyordu.

Ancak bu deney, bebeklerin duygusal ihtiyaçları olduğunu ortaya koydu.

Bazı maymun yavrularının canı yanmıştı ama bazı insan yavrularının da acı çekmelerinin yanlışlığı anlaşılmıştı.

Harlow, maymun yavrularını, doğumdan kısa bir süre sonra annelerinden koparıp özel kafeslere aldı.

Kafeste iki “anne” modeli vardı. Birisi memelerinin yerine yerleştirilmiş süt dolu biberonlara sahip olan ve metalden yapılmış bir anne maketiydi.

Diğeri ise çocukların pelüş oyuncakları gibi yumuşak şekilde doldurulmuş bir anne maketiydi ama memelerinin yerinde bulunan biberonların içinde süt yoktu.

Ve bebek maymunlar her seferinde, memeleri boş olan yumuşak anne maketine sarılıyorlardı.

Aç kalıyorlar ama gidip metal anneye sarılarak süt emmeyi reddediyorlardı. Memeli hayvanların, sadece yemekle yaşamadıklarını, duygusal ihtiyaçları olduğunu da ortaya koyan bir deneydi bu.

Çocukken bir battaniyeye ya da bir yastığa delicesine bağlı olan çok insan var. Dünya yüzünde en çok satılan oyuncakların, içi yumuşak suni ya da doğal elyaf ile doldurulmuş bez bebekler ve hayvanlar olmasına bunun için çok şaşırmamak gerek.

Freud’un en parlak öğrencilerinden biri olarak kabul edilen psikolog Theodor Reik’in hastalarından biri olan kız çocuğu, bir yaramazlık yaptığı zaman annesinin mutlaka onu cezalandırmasını istiyormuş.

Reik, “Çocuğun kaygısının çekirdeği yalnız bırakılma korkusuydu. Çünkü cezalandırıldığı zaman, annesinin daha sonra onu yeniden seveceğini düşünüyordu” diye anlatıyor.

Elbette bu duygusal gereksinim sadece bebekler için geçerli değil. Biz yetişkinler de sevilmek istiyoruz.

Ama koca bir adamı ya da bir kadını kim niye kucaklasın, niye saçlarını okşasın, niye sarılıp birlikte yatsın?

Erich Fromm, Sevme Sanatı isimli kitabında olaya bütünüyle yanlış bir açıdan yaklaştığımız için sevgiyi bulmakta zorlandığımızı yazıyordu.

Nedeni ise tüm kültürümüzün “satın alma iştahına” dayanıyor olmasıydı.

Kendimizi “sevgi için uygun bir nesne” haline getirebilmek için didinip duruyorduk.

Güzel kokular, şık elbiseler, estetik operasyonlar, servet biriktirmek, başarı hırsı, kısacası “birisini tavlamak için gerekli olduğunu zannettiğimiz” maddi şeyler için çabalıyor ve kendimizi “sevilecek birisi” konumuna getirmeye çalışıyorduk.

Çünkü sevmenin kolay, sevilecek şeyi bulmanın zor olduğuna koşullanmıştık.

Sevilecek şey zor bulunuyorsa ve bizler de kendimizi sevilecek şey haline getirebiliyorsak, bizi kolayca sevebilirlerdi.

Fromm gerçeğin bunun tam tersi olduğunu iddia ediyordu.

Sevilme ihtiyacı yalnızlık korkusuyla ilgiliydi ve sevgi bu koca dünyada yalnız kalmamamızı sağlayabilecek tek güçtü.

Ve bir “quotation” da benden olsun:

Sevilme ihtiyacımızı karşılamamızın bir tek yolu var: Sen de birisini seveceksin!

Birisine ihtiyacı olan sevgiyi vermelisin ki o da senden bunu esirgemesin.

Sanki basit bir alışverişten söz ediyor gibiyim. Bakkala gittim, para verdim ki o da bana ekmek versin gibi!

Böyle anlatınca insana ne kadar soğuk ve uzak geliyor değil mi?

Duygudan yoksun bir deney gibi.

Milattan önce 2. yüzyılda yaşamış filozof Panaetus’un öğrencisi de olan Stoacı Hecato şöyle demiş:

“Sana içinde ilaç, ot ya da büyücü tılsımı olmayan bir aşk iksiri göstereceğim; eğer sevilmek istiyorsan, sev.”

Roland Barthes da sevecenliğin tek taraflı bir eylem olmadığını, karşımızdakinden de beklediğimiz bir şey olduğunu söylüyor.

“Karşılıklı bir iyiliğin içine kapanırız, karşılıklı olarak annelik ederiz. Her tür ilişkinin köküne, gereksinimle arzunun birleştiği yere döneriz” diye yazıyor.

Zekâmızın daha bu kadar gelişmemiş olduğu evrim sürecinin ilk aşamalarında, insanlar muhtemelen sadece üremek için sevişiyorlardı.

Elimizde yazılı bir şey olmadığı için elbette o dönemlerde, bir erkek ile bir kadının birbirlerini sevişmeye ikna etmek için nasıl bir sevgi gösterisinde bulunduklarını bilemiyoruz.

Kim bilir belki silah olarak kullanılabilen bir kemik parçası ya da dalından yeni koparılmış bir meyveydi bunun yolu.

Theodor Reik, şöyle yazıyor:

“Arzuları sevilmek olan ve bu isteği diğerinden çok daha güçlü olan çok sayıda insan tanırsınız. Sevgi nesnesi olmak için olağanüstü duygusal enerji harcayan ve sevgi vermenin mutluluğunu bilmeyen tipler vardır.”

Bu tiplere şimdi kısaca “bencil” deyip geçiyoruz.

Tersi de var tabii:

Sevilmekten daha çok birisini sevmeye kendisini adamaya hazır tipler.

La Rochefoucauld Dükü, Maximes isimli özdeyişler kitabında şöyle yazmış mesela:

“Aşkın zevki sevmektir ve kişi, bir başkasında uyandırdığı tutkulardansa kendi hissettiği tutkudan mutluluk duyar.”

Ben de aşkın tek taraflı bir duygu olduğunu düşünürüm ama doğrusunu isterseniz romantik olarak ne kadar yüceltilirse yüceltilsin tek taraflı aşk, aşık için acı verici bir deneyimdir.

Çevrenize bakın: Huzurlu ve mutlu olduklarını düşündüğünüz her insanın hayatında onu seven, kendisinin de sevdiği bir insan vardır.

Birbirlerini gördükleri anda, aynı şekilde heyecanlanan bir çift olmaktan daha iyi ne olabilir ki?


Not: Harry Harlow’un gerçekleştirdiği maymun deneyini, Yuval Noah Harari’nin, Homo Deus – Yarının kısa Bir Tarihi isimli kitabından aktardım. (Çeviren: Poyzan Nur Taneli. Kolektif Kitap.)

Facebook Yorumları

reklam
12.11.2019
"Osmanlıca kültür hazinesi" palavrası ve Erdoğan
11.11.2019
Diyanet’e “iyi ahlaklı aile videoları” önerilerim
9.11.2019
Sevilmek istiyorsan, sev!
8.11.2019
Erdoğan çok istiyor ama başaramıyor
7.11.2019
FETÖ’nün “siyasi ayağı” hâlâ ortada yok
6.11.2019
Kenan Evren’den ne farkınız kaldı?
5.11.2019
"Baba - oğul sistemi" galiba en iyisi
4.11.2019
Türkiye’nin Ermeni sorunu
1.11.2019
“Kokteyl prolonge” öncesi Kur’an – ı Kerim okutmak
31.10.2019
Erdoğan ile Batılı popülistlerin amacı aynı
30.10.2019
Batı’nın yeni Yahudileri, artık Türkler!
28.10.2019
Erdoğan’ın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu
26.10.2019
Mutluluk, bir başkasını sevmektir Abidin!
25.10.2019
Majesteleri “huzuruna kabul” edecek
24.10.2019
Devletler, “romantik aşık” değildir
23.10.2019
Erdoğan, Rusya’dan istediğini aldı
22.10.2019
Gözleri asla doymuyor
21.10.2019
O şimdi asker!
19.10.2019
Gençliğim talan oldu, çok sevdim yalan oldu!
18.10.2019
Onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler!
17.10.2019
Cumhurbaşkanı’nın kafası giderek karışıyor
16.10.2019
Türkiye'yi "batırmanın" bedelini herkes öder
15.10.2019
Sorunun çözüleceği yer Suriye değil, Türkiye
14.10.2019
Türkiye’nin geleceği ve Erdoğan’ın gururu
12.10.2019
Diplomatik savaş en başında kaybedildi!
11.10.2019
Bu bir Pirus Zaferi olacak
10.10.2019
Erdoğan’ın “maymuna bak” oyunu!
9.10.2019
İzinli operasyonla “win – win” hesabı
8.10.2019
Manyakla yatılmaz, tavla da oynanmaz
7.10.2019
Niye hep aynı şirketleri davet ediyorlar?
4.10.2019
Çalamadıklarından çalışmıyor olmalılar
3.10.2019
“Birileri” bu amaçla kimi kullandı?
2.10.2019
Aslında reforma hiç gerek yoktu
1.10.2019
Servetin kaynağını öğrenene kadar soracağım
30.09.2019
Dillerimi hâkim bey, bağlasan durmaz!
28.09.2019
Modern zaman hastalığı: Aşka hazır değilim!
27.09.2019
Nutuk atmaya devam!
24.09.2019
15 Temmuz kurbanları için toplanan para nerede?
16.09.2019
Özlenen görüntüler bunlar
12.09.2019
Emniyet’te sapık mı var?
11.09.2019
Cumhurbaşkanı önce ezberini bozmalı
10.09.2019
Adalet reformu bu mahkemeleri ne yapsın?
9.09.2019
"Recep Tayyip Erdoğan" olmanın dayanılmaz hafifliği
7.09.2019
Efendisine kızacağız, uşağına değil!
6.09.2019
Yine de şahlanıyor aman kolbaşının külhanı!
2.09.2019
Dürrizade’nin ruhu Diyanet’te hortladı
29.08.2019
“Ensar – Muhacir” muhabbetine ne oldu?
28.08.2019
Dünyanın en çok konuşan ağzı sıkı lideri!
26.08.2019
Davutoğlu, Rubikon’u aştı, artık korkmamalı
23.08.2019
Badeci şeyh, badelenen müritler ve inanç özgürlüğü
21.08.2019
Aç kucağını Türkiye, teröristleri ağırlayacağız
20.08.2019
Bursa’daki Türkün oyuyla, Diyarbakır’daki Kürdün oyu
9.08.2019
Kirazlı, “gavur toprağı” mı?
8.08.2019
Özelleştirme bitti, şimdi kamulaştırma dönemi!
7.08.2019
Tak Şak Paşa rahmet mi istedi?
6.08.2019
Cumhurbaşkanı için bir yazlık köşk önerisi
5.08.2019
Pelikanların yemini – suyunu kim veriyor?
3.08.2019
Deli gibi sevişirsek aşktan ölürüz!
30.07.2019
Erdoğan, elindeki sopayı bırakmak ister mi?
28.07.2019
Bir erkek ne zaman ölür?
26.07.2019
Kıyı Kanunu: Kaç paran var?
20.07.2019
Siyasi ayağı ortaya çıkarmak kimin işi?
17.07.2019
“Bir şeylerin olacağı” tahmin ediliyor muydu?
15.07.2019
Bu soru yanıtlanmadan, bu defter kapanmaz
13.07.2019
Bana müsaade tatlım, “hedonik adaptasyon” yaşıyorum!
11.07.2019
Elleşmeyin kendisi gider!
10.07.2019
Pamuk eller cebe: Batık kredileri ödeyeceğiz
8.07.2019
Bir kere de adamın dediğini yapın
5.07.2019
Önce utanç tablosunu değiştirin
4.07.2019
Diyanet İşleri Başkanı ,“kendine Müslüman!”
3.07.2019
Mektubu verenin kim olduğunu da hatırla
1.07.2019
Bir derdim var artık, tutamam içimde!
29.06.2019
Sevemez kimse seni, benim sevdiğim kadar!
28.06.2019
Yaşasın! Hapse tıkmak için Yargıtay’ı da bekleyecekler
27.06.2019
Binali Bey hesap vermekten kaçmaz!
26.06.2019
AKP’nin problemi Erdoğan’dan başkası değil
25.06.2019
Binali Bey, beni üzdünüz, küstüm vallahi!
24.06.2019
Her şey güzel olsun!
22.06.2019
Cumhurbaşkanı kimseyi kucaklamaz!
20.06.2019
Mursi’ye verdiğimiz 2 milyar dolar ne oldu?
19.06.2019
İşte o iş sizi biraz aşar!
18.06.2019
Erdoğan’a göre İmamoğlu’nun kazanmasında sorun yok
17.06.2019
Binali Bey’in çalıntı taşlı yüzüğü meselesi
15.06.2019
Aşk, avcı ile aynanın karşılaşmasıdır
12.06.2019
“Sempati yaratan” aday tartışmayı kazanır
11.06.2019
Bir tek bana mı garip geliyor?
1.06.2019
Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa
31.05.2019
Siyasal İslamcılarımız, daha ne kadar alçalabilecekler?
29.05.2019
Haydi şu kamera kayıtlarını görelim!
28.05.2019
Türkler çıldırdı mı: Cumhurbaşkanı’na hakaret meselesi
27.05.2019
Reis, ne yaptığını gerçekten biliyor mu?
25.05.2019
Yılları durduracak, güneşi doğduracak
24.05.2019
Bu heyete ne desek işe yaramaz
23.05.2019
Yine o meşum cümle!
22.05.2019
Ağam bizimle eğleniy!
21.05.2019
Binali Bey, seçmeni “bidon kafa” zannediyor
20.05.2019
AKP Genel Başkanı’nın sözleri doğru değil
15.05.2019
Mehmet Yakup Hoca ile Ramazan sohbeti!
14.05.2019
Az gittik, uz gittik, 73 yıl geri geldik!
13.05.2019
AKP trolleri ve Fethullahçılar’ın tuzağına düşmeyin
11.05.2019
Okşadıkça tenini, elimi kıskanırım!
10.05.2019
İçişleri Bakanı şöbiyet ile şaibeyi karıştırmış olmalı
9.05.2019
Dillerini yutmuşlar, bir tek parmakları çalışıyor!
8.05.2019
Rejim en büyük hatasını yaptı
7.05.2019
Tarihi olan “karar” değil, seçim sistemimizin çöküşü
6.05.2019
Hakemi aldatmaya çalışan futbolcu gibi
4.05.2019
Muammanın peşrevinde muallaktayız
2.05.2019
YSK, üç ay eğlence olsun diye mi çalıştı?
1.05.2019
Erdoğan, YSK kararına uyacak diye sevinelim mi?
30.04.2019
YSK’da tutarlılık aramak çok mu garip?
29.04.2019
Savcılar, seçmen listesini sabote mi etti?
24.4.2019
Kılıçdaroğlu’nu aramak, insanlık gereğiydi
23.4.2019
Sayın Cumhurbaşkanı, yanılma kontenjanınız doldu!
22.4.2019
Cumhurbaşkanı ve Devlet Bey’i kutlarım, amaç hasıl oldu
18.4.2019
İptal için “Kaypak Sam” numarası mı yaptılar?
17.4.2019
Sistem öngörülebilir değilse, hukuk yoktur
16.4.2019
Binali Bey ya bilmiyor, ya saptırıyor
15.4.2019
Devlet Bahçeli’den ne olur?
13.4.2019
Seçime girmek serbest, seçilmek yasak!
12.4.2019
Koskoca yargıçlar nasıl bu hale düştüler?
11.4.2019
Cumhurbaşkanı yanlış biliyor
10.4.2019
Soylu, boş konuşuyor; itiraz belgeleri nerede?
9.4.2019
Siyasal İslam’ın demokrasi sınavı
8.4.2019
Çanlar “belediye zenginleri” için çalıyor!
6.4.2019
1770’ten, 31 Mart 2019 vakasına: “Doing Turk!”
5.4.2019
Hakemin kaşı, gözü oynuyor!
4.4.2019
“Geçersiz oy” ne demektir, nesinden anlaşılır?
3.4.2019
Erdoğan, İstanbul ve Ankara’yı rahat bırakmaz
2.4.2019
İtirazlar, İstanbul’da sonucu değiştirir mi?
1.4.2019
Kazananı da, kaybedeni de çok bir seçim
30.3.2019
Seçime katılmak serbest, seçilmek yasak!
28.3.2019
Cumhurbaşkanı’nda yorgunluk alametleri var
27.3.2019
Erdoğan, siyaset üretme yeteneğini kaybediyor
25.3.2019
Hoşgörü beklemiyoruz ama bu kadarı da ayıp
20.3.2019
Ankara’yı kaybedeceğini anladı, çareyi “darbede” arıyor
19.3.2019
Kürtlerin oyu, Türklerin oyuyla eşit mi?
15.3.2019
Etik, bir et lokantası mıdır?
13.3.2019
Din sosuna batırılmış otokrasinin silahı: Yalan
12.3.2019
Yeni “Kabataş yalanı” mı, yeni “Madımak” yaratmak mı?
6.3.2019
İnsanın “sığınmacı” olası geliyor
4.3.2019
Erdoğan’ın ne diyeceğini merak eden parmak kaldırsın
3.3.2019
Başka bir erkeklik mümkün!
1.3.2019
Davutoğlu ya da Gül partisinden bir sonuç çıkmaz
27.2.2019
Cumhurbaşkanı biraz fazla uçtu sanırım
26.2.2019
Bir varmış, bir yokmuş: Erdoğan’a göre Kürt sorunu
25.2.2019
Reis ne söylüyor, tamburası ne çalıyor?
23.2.2019
Neden bazı insanları severiz de bazılarını sevmeyiz?
21.2.2019
Ciddiye alsan bir türlü, almasan başka türlü
14.2.2019
İzmir, Zeybekci’nin kimyasını bozmuş
13.2.2019
Ham demirden gümüş olmaz!
12.2.2019
Üreticiden ucuza aldığım domatesleri yeğenime bırakıyorum
11.2.2019
Kartal’ın AKP’li belediye başkanları
9.2.2019
Kalbe dolan o ilk bakış!
6.2.2019
Türk tipi BAAS rejimi olmasın
5.2.2019
Cumhurbaşkanı ne düşünüyor? Silahlanalım mı?
4.2.2019
Başkan Erdoğan, İsmet İnönü’ye karşı
1.2.2019
Hayır Kemal Bey, bu demokrasi değil
31.1.2019
İttifaklara alışın, sistem bunu gerektiriyor
30.1.2019
Berat Bey’in iktisat teorisine büyük katkısı
29.1.2019
El kesesinden hayır yapmak!
28.1.2019
Reis’in dış politika danışmanı: Vladimir Putin
24.1.2019
Biralar “normal” soğuklukta!
23.1.2019
Cumhurbaşkanı, Mozart ve İslamcıların iki yüzlülüğü
21.1.2019
Tenyearchallenge!
18.1.2019
Ben değilsem kim, şimdi değilse ne zaman?
15.1.2019
Leyla Hanım, oradan öyle mi görünüyor?
14.1.2019
“Gölge etmemek” yeterli olur
12.1.2019
Önemli olan yaşı değil, yanında olması
11.1.2019
Babam sağ olsun!
10.1.2019
Saray'ın buna ihtiyacı vardı
8.1.2019
Bu 'Türk tipi' rejime ne ad verilmeliyiz?
4.1.2019
Erdoğan'ın 'halifelik' hayali
3.1.2019
Parayı verdik, ödeştik mi?
2.1.2019
Kendisine gazeteci ya da savcı süsü verenler ne olacak?
28.12.2018
Biat et, rahat et!
27.12.2018
Anayasa şaşırma, Reis'in sabrını taşırma!
26.12.2018
Haddini bil!
25.12.2018
YSK, dürüst ve eşit seçim istemiyor mu?
24.12.2018
Bedel Ödetme Müdürü haykırdı: Atın hapse!
22.12.2018
ODTÜ Rektörü'nün açıklaması
21.12.2018
Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte Üniversitesi (NKEOKKÜ)
20.12.2018
Yanıltılanın yüzü kızarıyor, ya yanıltanınki?
19.12.2018
"Testide ne varsa dışına o sızar!"
18.12.2018
Cumhurbaşkanı'nı yalanlardan koruyalım
17.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın problemi demokrasi ile
15.12.2018
Aşk, sevgiline boyun eğmek değildir
14.12.2018
Örümceklere, “güvenlik” kılıfı
13.12.2018
Bu bir sivil çatışma tehdidi mi Bahçeli Bey?
12.12.2018
Her gazeteci bir gün hapishaneyi tadacak
1.12.2018
Sünger Bob, Acun ve Şeyma
30.11.2018
Şirkete bak: Satarken de kazanıyor, dedikodusu yapılınca da!
29.11.2018
Erdoğan ilk kez gücüne güvenemiyor
27.11.2018
Fransa kadar demokrat ol, biz dayağa razıyız
26.11.2018
Kahrol düşman, al sana bomba!
24.11.2018
Nisa, nereye gidiyorsun?
23.11.2018
Adamın Macar Yahudisi olması önemli mi?
22.11.2018
Bir acayip bilmecem var
21.11.2018
Cumhurbaşkanı, ağaç dikince çevreci mi oldu?
19.11.2018
Operasyonun mesajı kime: Erdoğan'a mı, bize mi, Avrupa'ya mı?
17.11.2018
Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin
16.11.2018
Sürpriz aday Bilal Erdoğan mı?
15.11.2018
Sayın Erdoğan, o 'cep' artık bizim cebimiz!
14.11.2018
Kendi himmete muhtaç dede!
13.11.2018
Rejim, temel karakterini ortaya koyuyor
12.11.2018
Cüppeni çıkar, Mercedes'ten in, öyle git!
11.11.2018
Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor
10.11.2018
Milletin özel hayatından size ne?
9.11.2018
Rejim, hukuk ile ilişkisini keserken
8.11.2018
Cumhurbaşkanı'na hakarette rekor peşinde
7.11.2018
Cumhurbaşkanı gezilerinde ne kadar harcar?
6.11.2018
Adliye marifetiyle darbe girişimi
5.11.2018
Camiler “besi çiftliği” mi oldu, “mandıra” mı?
3.11.2018
Flört, yaşadığını hissetmeni sağlar
2.11.2018
Komşu kızı Düriye'den yöneticilerimize bir öğüt
1.11.2018
İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz
30.10.2018
Yeni havalimanı üzerinden rejim inşası
29.10.2018
Sarıkamış'tan bir asır sonra...
27.10.2018
Erkekler artık aşık olamıyorlar mı?
26.10.2018
Gökçek'e sopayı gösterdiler
25.10.2018
Bu maaşa, bu iş yükü çekilmez!
24.10.2018
O anlaşılmaz, yaşanır!
23.10.2018
Memleketin çay stokları yetmez
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive