Mehmet Y. Yılmaz

T24



Bookmark and Share

Kendi himmete muhtaç dede!


14.11.2018 - Bu Yazı 204 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa’da yayınlanan Le Figaro gazetesine, 1. Dünya Savaşı’nın bitişinin 100. yıl dönümü nedeniyle bir makale yazdı.

Makalesinde Türkiye’nin AB üyeliği hedefinden vazgeçmediğini söyledikten sonra şunu da ekliyor:

“Türkiye, Ortadoğu coğrafyasında kitleleri temsil eden demokratik ve özgürlükçü yönetimleri desteklemeye devam edecektir.”

Cumhurbaşkanı’nın bu tür metinlerini kim yazıyor, kim onaylıyor, bilmiyorum.
Ama şunu söylemek zorundayım ki bu metni yazan kimse Orta Doğu ile ilgili bilgilerini yeniden gözden geçirmesinde yarar var.
Sonra birisi çıkar “Orta Doğu’da bugüne kadar desteklediğiniz demokratik ve özgürlükçü yönetimlerin bir listesini verebilir misiniz” diye sorar ve verecek yanıt, listeye yazacak yönetim bulamazsınız.
Pardon, bir tane var: Filistin halkına karşı ırkçı politikalarını sürdürmekle birlikte bölgemizde en azından kendi halkına karşı tek özgürlükçü demokratik ülke İsrail var.
İsrail ile hangi konularda hemfikirler, hangisinde değiller şimdilik bunu bir kenara bırakıyorum.
Ne yazık ki Orta Doğu’da böyle bir ülke yok.
Buna yine en yakını bizim ülkemiz ama biz de hızla o noktadan uzağa gitme arayışı içindeymişiz gibi geliyor bana.
Demokratik ve özgürlükçü yönetimler, basın özgürlüğünü savunurlar, muhalif basına ilan ambargosu için devlet gücünü kullanmazlar mesela.
Ya da bir protesto yürüyüşüne katıldı diye bir hekimi işsiz bırakmayı da düşünmezler.
Her eleştirinin altında hakaret yattığını düşünmek, özgürlükçü ve demokratik rejimlerin adeti değildir.
Bunun için sadece seçim yapmak yetmez. Bölgede seçim yapmayan ülke mi var?
Başka düşüncelerin, fikirlerin ifade edilmesine izin veriliyor mu? Bir uygulamadan memnun olmayanlar, onu protesto etmek için her türlü olanağa sahip mi? Protesto ederlerse başlarına iş açılıyor mu?
Bunlara da bakmak gerekir.
Türkiye eğer Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi bölgemizde özgürlükçü ve demokratik yönetimlerin artmasından yanaysa, önce kendi söküklerini dikerek yola çıkmalıdır.
Atasözümüz bile var: Kendi himmete muhtaç dede, nerede kaldı gayrıya himmet ede!

***

Osmanlıcı-İslamcıların bir palavrası

Kayseri Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Veysel Aslantaş hakkında, 10 Kasım’da Atatürk için “Türk’ün 1000 küsur yıl tabi olduğu Allah’ın ahkamını ecnebi kanunlarıyla değiştirdi” dediği için soruşturma başladı.
Aslantaş bu fikrini sosyal medyada paylaşmış, mesajının bir yerinde de şöyle diyor:

“Türk’ün 1000 küsur yıl boyunca ilmi, edebi, tarihi, iktisadi, idari, hukuki, fikri, harsi, medeni vs. bütün faaliyetlerini kayıt altına aldığı alfabeyi, ecnebi alfabesiyle değiştirdi.”

Yeni bir şey söylemiyor aslında. “Alfabe değişti, geçmişin kültürel birikimi yok oldu” diye sıkça tekrarlanan bir görüş bu.
Matbaanın Osmanlı topraklarına gelmesiyle, alfabenin değiştirildiği devrime kadar geçen 200 yılda öyle bir kültürel birikim olmuş olmalı ki, alfabenin değişimi ile birlikte bunları kaybetmiş olalım.
Veysel Bey belki hep mimari ile meşgul olduğu için bilmiyor olabilir, ben kendisine söyleyeyim: Eski harfler ile Türkçe basılan eser sayısı 40 bin.
Bunun yaklaşık 20 bini aynı eserlerin tekrar baskısı.
Kalanın 15 bini, ya yabancı dilden tercüme ya da derlemenin derlemesi eserler.
“Monte Kristo Kontu” gibi popüler eserler de var ki gençler bugünün Türkçesiyle de okuyabilirler.
Özgün telif eser sayısı iyi ihtimalle 3-5 bini geçmiyor.
Bu telif eserlerin hemen hepsi daha sonra yeni alfabe ile tekrar yayımlanmış. Dolayısıyla 'ulaşılamayan' bir kültür hazinesi de yok.
Bu, Osmanlıcıların bir palavrası.
İslamcı-Osmanlıcı beylere şunu öneriyorum: Matbaanın topraklarımıza gelmesinden önce el yazması olarak çoğaltılmış önemli eserlerin sayısı çok değil. Bu kadar önemli eserler varsa neden bunları günümüz Türkçesiyle bastırmayı denemiyorlar?
Devletin bütün kültür kurumları ellerinde, büyük olanaklara sahipler.
Neden palavralar ile vakit geçiriyorlar da bu 'önemli eserleri' genç kuşaklar da öğrensin, gelecek kuşaklara da kalsın diye bastırmıyorlar?

***


Önce gazetelerinizi fabrika ayarlarına döndürün

Demirören Medya Holding İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal, Milliyet’teki köşesinde “medyanın darağacına doğru yürümekte olduğunu” yazdı.
Soysal, okuyucu ve izleyici sayısının azalmasının nedenlerinden biri olarak “medyaya olan güvenin azalmasını” saymakla birlikte asıl suçu internet medyasına atıyor.
“İnternet medyasına dur diyen yok” diyor.
İnternetin yaygınlaştığı, akıllı mobil telefon ve tabletlere sahipliğin çok arttığı bir dönemde yaşıyoruz.
Gazetelerin ve televizyonların bu nedenle okuyucu-izleyici kaybetmeleri bir sürpriz değil, dünyanın başka yerlerinde de yaşanıyor.
Ama Türkiye’deki yıkım daha büyük.
Ve bu yıkımı yaratan şey internetin yaygınlaşmasından çok, tek sesli bir medya düzeninin kurulmaya çalışılması.
Hükümet politikalarıyla medya sahiplik düzeni yeniden dizayn edildi ve görevi hükümet borazanı olan bir medya ortamı yaratıldı.
Farklı seslere yer yok, eleştiri yok, Reis’in hoşuna gitmeyeceği düşünülen haberler hiç yok.
İktidar kontrolündeki gazetelerin neredeyse hepsi aynı manşetlerle çıkıyor, habercilik peşinde koşmak da çok tehlikeli.
Haber kanallarındaki tartışma programlarına bile artık sadece izin verilen aynı isimler çıkartılabiliyor. Aynı insanlar, aynı şeyleri tekrarlarken, kim televizyonun karşısına geçip izler?
İçinde olmayanın fark etmesi zor belki ama uzun süredir gazeteler arasında bir tiraj rekabeti de yok.
Çünkü herkesin görevi belli, Hazine’den ve kamu reklamlarından kimin ne pay alacağı önceden biliniyor, böyle bir ortamda gazeteni çok satsan ne olur, satmasan ne olur zihniyeti hakim.
Bir de tabii Reis’in prensinin biraderini üzmemek gerekiyor ki bu işi yönetemediği anlaşılmasın.
Soysal’a önerim Demirören Grubu’nun satın aldığı gazeteleri-televizyonları orijinal ayarlarına döndürmesidir. Ama bunu yapamayacağını biliyorum.
Ancak şunu da kendilerine sormalılar: Suçu internet medyasına atmadan önce, Reis’i de kızdırmadan yapabileceğimiz bazı şeyler var mı acaba?

Facebook Yorumları

reklam
18.4.2019
İptal için “Kaypak Sam” numarası mı yaptılar?
17.4.2019
Sistem öngörülebilir değilse, hukuk yoktur
16.4.2019
Binali Bey ya bilmiyor, ya saptırıyor
15.4.2019
Devlet Bahçeli’den ne olur?
13.4.2019
Seçime girmek serbest, seçilmek yasak!
12.4.2019
Koskoca yargıçlar nasıl bu hale düştüler?
11.4.2019
Cumhurbaşkanı yanlış biliyor
10.4.2019
Soylu, boş konuşuyor; itiraz belgeleri nerede?
9.4.2019
Siyasal İslam’ın demokrasi sınavı
8.4.2019
Çanlar “belediye zenginleri” için çalıyor!
6.4.2019
1770’ten, 31 Mart 2019 vakasına: “Doing Turk!”
5.4.2019
Hakemin kaşı, gözü oynuyor!
4.4.2019
“Geçersiz oy” ne demektir, nesinden anlaşılır?
3.4.2019
Erdoğan, İstanbul ve Ankara’yı rahat bırakmaz
2.4.2019
İtirazlar, İstanbul’da sonucu değiştirir mi?
1.4.2019
Kazananı da, kaybedeni de çok bir seçim
30.3.2019
Seçime katılmak serbest, seçilmek yasak!
28.3.2019
Cumhurbaşkanı’nda yorgunluk alametleri var
27.3.2019
Erdoğan, siyaset üretme yeteneğini kaybediyor
25.3.2019
Hoşgörü beklemiyoruz ama bu kadarı da ayıp
20.3.2019
Ankara’yı kaybedeceğini anladı, çareyi “darbede” arıyor
19.3.2019
Kürtlerin oyu, Türklerin oyuyla eşit mi?
15.3.2019
Etik, bir et lokantası mıdır?
13.3.2019
Din sosuna batırılmış otokrasinin silahı: Yalan
12.3.2019
Yeni “Kabataş yalanı” mı, yeni “Madımak” yaratmak mı?
6.3.2019
İnsanın “sığınmacı” olası geliyor
4.3.2019
Erdoğan’ın ne diyeceğini merak eden parmak kaldırsın
3.3.2019
Başka bir erkeklik mümkün!
1.3.2019
Davutoğlu ya da Gül partisinden bir sonuç çıkmaz
27.2.2019
Cumhurbaşkanı biraz fazla uçtu sanırım
26.2.2019
Bir varmış, bir yokmuş: Erdoğan’a göre Kürt sorunu
25.2.2019
Reis ne söylüyor, tamburası ne çalıyor?
23.2.2019
Neden bazı insanları severiz de bazılarını sevmeyiz?
21.2.2019
Ciddiye alsan bir türlü, almasan başka türlü
14.2.2019
İzmir, Zeybekci’nin kimyasını bozmuş
13.2.2019
Ham demirden gümüş olmaz!
12.2.2019
Üreticiden ucuza aldığım domatesleri yeğenime bırakıyorum
11.2.2019
Kartal’ın AKP’li belediye başkanları
9.2.2019
Kalbe dolan o ilk bakış!
6.2.2019
Türk tipi BAAS rejimi olmasın
5.2.2019
Cumhurbaşkanı ne düşünüyor? Silahlanalım mı?
4.2.2019
Başkan Erdoğan, İsmet İnönü’ye karşı
1.2.2019
Hayır Kemal Bey, bu demokrasi değil
31.1.2019
İttifaklara alışın, sistem bunu gerektiriyor
30.1.2019
Berat Bey’in iktisat teorisine büyük katkısı
29.1.2019
El kesesinden hayır yapmak!
28.1.2019
Reis’in dış politika danışmanı: Vladimir Putin
24.1.2019
Biralar “normal” soğuklukta!
23.1.2019
Cumhurbaşkanı, Mozart ve İslamcıların iki yüzlülüğü
21.1.2019
Tenyearchallenge!
18.1.2019
Ben değilsem kim, şimdi değilse ne zaman?
15.1.2019
Leyla Hanım, oradan öyle mi görünüyor?
14.1.2019
“Gölge etmemek” yeterli olur
12.1.2019
Önemli olan yaşı değil, yanında olması
11.1.2019
Babam sağ olsun!
10.1.2019
Saray'ın buna ihtiyacı vardı
8.1.2019
Bu 'Türk tipi' rejime ne ad verilmeliyiz?
4.1.2019
Erdoğan'ın 'halifelik' hayali
3.1.2019
Parayı verdik, ödeştik mi?
2.1.2019
Kendisine gazeteci ya da savcı süsü verenler ne olacak?
28.12.2018
Biat et, rahat et!
27.12.2018
Anayasa şaşırma, Reis'in sabrını taşırma!
26.12.2018
Haddini bil!
25.12.2018
YSK, dürüst ve eşit seçim istemiyor mu?
24.12.2018
Bedel Ödetme Müdürü haykırdı: Atın hapse!
22.12.2018
ODTÜ Rektörü'nün açıklaması
21.12.2018
Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte Üniversitesi (NKEOKKÜ)
20.12.2018
Yanıltılanın yüzü kızarıyor, ya yanıltanınki?
19.12.2018
"Testide ne varsa dışına o sızar!"
18.12.2018
Cumhurbaşkanı'nı yalanlardan koruyalım
17.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın problemi demokrasi ile
15.12.2018
Aşk, sevgiline boyun eğmek değildir
14.12.2018
Örümceklere, “güvenlik” kılıfı
13.12.2018
Bu bir sivil çatışma tehdidi mi Bahçeli Bey?
12.12.2018
Her gazeteci bir gün hapishaneyi tadacak
1.12.2018
Sünger Bob, Acun ve Şeyma
30.11.2018
Şirkete bak: Satarken de kazanıyor, dedikodusu yapılınca da!
29.11.2018
Erdoğan ilk kez gücüne güvenemiyor
27.11.2018
Fransa kadar demokrat ol, biz dayağa razıyız
26.11.2018
Kahrol düşman, al sana bomba!
24.11.2018
Nisa, nereye gidiyorsun?
23.11.2018
Adamın Macar Yahudisi olması önemli mi?
22.11.2018
Bir acayip bilmecem var
21.11.2018
Cumhurbaşkanı, ağaç dikince çevreci mi oldu?
19.11.2018
Operasyonun mesajı kime: Erdoğan'a mı, bize mi, Avrupa'ya mı?
17.11.2018
Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin
16.11.2018
Sürpriz aday Bilal Erdoğan mı?
15.11.2018
Sayın Erdoğan, o 'cep' artık bizim cebimiz!
14.11.2018
Kendi himmete muhtaç dede!
13.11.2018
Rejim, temel karakterini ortaya koyuyor
12.11.2018
Cüppeni çıkar, Mercedes'ten in, öyle git!
11.11.2018
Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor
10.11.2018
Milletin özel hayatından size ne?
9.11.2018
Rejim, hukuk ile ilişkisini keserken
8.11.2018
Cumhurbaşkanı'na hakarette rekor peşinde
7.11.2018
Cumhurbaşkanı gezilerinde ne kadar harcar?
6.11.2018
Adliye marifetiyle darbe girişimi
5.11.2018
Camiler “besi çiftliği” mi oldu, “mandıra” mı?
3.11.2018
Flört, yaşadığını hissetmeni sağlar
2.11.2018
Komşu kızı Düriye'den yöneticilerimize bir öğüt
1.11.2018
İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz
30.10.2018
Yeni havalimanı üzerinden rejim inşası
29.10.2018
Sarıkamış'tan bir asır sonra...
27.10.2018
Erkekler artık aşık olamıyorlar mı?
26.10.2018
Gökçek'e sopayı gösterdiler
25.10.2018
Bu maaşa, bu iş yükü çekilmez!
24.10.2018
O anlaşılmaz, yaşanır!
23.10.2018
Memleketin çay stokları yetmez
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net