Gara operasyonunu esnasında, PKK beş yıldır elinde rehin olarak  tuttuğu 13 asker ve polisi  vahşice katletti.

Tartışmalar da başladı.

Operasyon başarılı mı, başarısız mı?

 “Devlet mi”  sorumlu, ”İktidar mı” sorumlu?

Muhalefet haklı olarak bu operasyondan partili Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarını sorumlu tutarak,  hesap vermesini istiyor...

Erdoğan ise “Gara devletin yaptığı bir  operasyondur”  açıklamasını yaptı...

Katledilen asker ve polislerin otopsi raporlarını da Malatya Valisine açıklattı...

Hatırlanacağı gibi 28 Şubat 2020 yılında Suriye- İdlip’de Rus savaş uçaklarıyla bombalanarak öldürülen 36  Askerin ölüm haberlerini de, Erdoğan Hatay Valisine açıklatmıştı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukuk danışmanı Mehmet Uçum bir televizyon kanalında katıldığı programda şöyle dedi:”Muhalefetin İletişim Başkanlığından hesap sorarım demesi,devletten hesap sormaktır” manasına gelir.

Devletin kutsallığı Akp iktidarında vücut bulmuş durumda...

Cumhur ittifakı toplumun farklı kesimlerinden gelecek  tepkilerin önünü almak için, devletin  Valilerine   açıklama  yaptırıyor.

Neden bu operasyondan iktidar sorumluluk almıyor da  “devlete” havale ediyor?

Çünkü, bizim siyasi kültürümüzde “devletin üstlendiği bir olaya kimse eleştirmeye ve hesap sormaya cesaret” edemez de ondan...

Askeri darbeleri kim yaptı,devletin silahlı ve sivil bürokratları?

Kimin adına yönetime el koydu “devlet” adına.Hesap soruldu mu?Hayır...

Eğer iktidar “Gara olayına”  üstlense  yerden yere vurulacak...

Onun için Erdoğan Gara operasyonundaki başarısızlığını bilinçli olarak “devleti adres” gösterdi...

Demokratik toplumlarda devlet bir araba gibidir...

 İktidarlar da seçimle görev değiştirerek bu arabayı hukukun kurallarına göre kullanan şoför...

Hukuk toplumlarında Devlet iktidarın denetiminde olan bir kurumdur.

Ülkede ne olduysa ve oluyorsa bütün sorumluluk siyasi erke aittir. Hesap ondan sorulur.

Demokratik ülkelerde devlet değil insan kutsal sayılır...

Sanayi devrimini tamamlamamış...

Evrensel Hukukla tanışmamış...

Çoğulculuk kavramına yabancı...

Muhalefeti terörist gören...

Eğitim düzeyi düşük...

Devletin kutsandığı ve Nötr olmadığı...

Diniyle,ırkıyla ve mezhebiyle övünen...

 Yeryüzüyle kendini kıyaslamayan mesleksiz ve  örgütsüz toplumlarda...

Devlet-iktidar kavramı karışır.

Bizde bunu yaşamıyor muyuz?

Gara operasyonuna dönersek, konuyu neden “devlete” havale ettiler?

Bizim siyasi geleneğimizde “devlet hesap vermez”, “hesap sorar da” ondan.

Bizim gibi ülkelerde önemli olan Vatandaş değil devlettir...

Devletin ali menfaatleri söz konusu olduğunda herşey bir anda değişir.

Siz hiç ben vatandaşın Bakanıyım,Valisiyim,Kaymakamıyım,Generaliyim,Emniyet müdürüyüm,Hakimiyim ve  vatandaşın hizmetkarıyım diyeni, duydunuz mu?

Peki ne derler “ben devletin valisiyim ,generaliyim, emniyet müdürüyüm ” kimle konuştuğunu hatırlatırım sana gibisinden.

Bizde generallerin,hakimlerin ve valilerin ne kadar maaş aldıklarını bilmeyiz...Halbuki maaşları vergilerle halk verir.Onlar imtiyazlı kişilerdir.

Bugüne kadar devletin üst düzeyinde görevde bulunmuş silahlı ve sivil bürokratlarından olan  kişilerin, istisnalar hariç; ceza aldığı ve kamusal haklardan mahrum edildiği çok nadirdir...

Soma maden ocağında 301 işçi,iş cinayetinden öldü,Çorlu’da 25 insan tren kazasında öldü,hiç bir yetkili istfa etmedi ve hesap vermedi...

Bu ülkede 17 bin faili meçhul(faili belli)  cinayet işlendi ve aydınlatılmadı?

Roboski katliamını hatırlayan var mı, ne olmuştu?

Türk Hava Kuvvetleri’nin  28 Aralık 2011 yılında F-16 savaş uçaklarıyla yaptığı bombalama sonucu 34 Kürt vatandaş öldürüldü ve bunların 18’i çocuktu...Anneler paramparça olan ve ölen  çocuklarının kemiklerini etraftan topladılar..

Bu katliamın üstü örtüldü çünkü katliamı devlet içinde kaybolan ayak izleri işledi...

Bizde muhalefet iktidara gelmeden  Batı standartlarında bir demokrasi vaat eder,devleti vatandaşına hizmet eden ‘garson devlet’ olacak sözünü verir...

İktidar olduktan sonra  çok geçmeden  biz “bu devleti sokakta bulmadık” demeye başlayınca bilin ki ,iktidar milletten kopmuş devlete yapışmıştır.

Artık iktidar   “devletin fabrika ayarlarına” döner. AKP’nin 2002 yılında söylediklerine ve parti programına yazdıklarına bakmak yeterlidir.

Biz Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmadığımız sürece “Camiciler ile”,”kışlacıların”,”mutlak iktidarlarının” altında ezilmeye devam edeceğiz..

Bu iki kesimin neden Türkiye’nin  AB’ye girmesine karşı oldukları şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu?

AB üyesi ülkelerde ‘GARA operasyonu  gibi bir olay olsaydı “devlet mi yaptı iktidar mı” saçma bir tartışma olmaz, iktidar anında hesap verir istifa ederdi.

Gel de Çetin Altan’ı  anma:”Cami ile Kışla arasında siyaset yapanlardan”  demokrasi çıkmaz derdi.