Tekaüt amirallerin durup dururken bir bakıma gazozuna sergiledikleri ‘zevzeklik’ hali herkesin ayarını bozdu. Özellikle Cumhur İttifakı mensupları fazla heyecanlandılar, bir taraftan “darbecilere haddini bildirmeliyiz, rütbeleri sökülmeli” çığlıkları atarken, aslında içten içe ellerini ovuşturarak “İşte şimdi fırsatı yakaladık, insanlar işsizliği, fukaralığı değil, darbecileri konuşacak, bu generaller bizi seçimde uçuracak” der gibi bir hal içindeler.

Muhalefet cephesi ise meseleye ciddiyetle yaklaştı, ama tekaüt amirallerin sergilediği lüzumsuzluğa da prim vermedi. Yaşlı amiraller neden böyle bir lüzumsuzluğa girme ihtiyacı duymuşlardır bilemeyiz ama, bu iş kelimenin tam anlamıyla zor durumda olan iktidara uzatılan bir can simidi olmuştur. Öyle anlaşılıyor ki imzacılar kendilerini hala orduda fiili olarak görevde zannediyorlar… Maalesef bizim ordumuzun genleri, her on yılda bir darbe yapmaya ayarlıdır. Bu yüzden de emekli olsalar bile sivilliğe bir türlü alışamıyorlar.

Aslında bu meselede esas sorulması gereken; büyük çoğunluğu ulusalcı-Avrasyacı çizgide olan emekli amiraller neden iktidarı tedirgin edecek bir bildirinin altına imza attılar? Çünkü bu iktidar ulusalcılarla ittifak halindedir. Nitekim iktidarın da “Kızıl Elması” haline gelen “Mavi Vatan”ın mucidi Cem Gürdeniz de bu imzacılar arasında yer almaktadır. Gürdeniz daha önce bir video kanalında yaptığı konuşmasında iktidara ve “Türk Tipi” rejime övgüler diziyor, parlamenter sistemi yerden yere vuruyor. Diyor ki: “Ben zaten bu iktidarla görevimi fikirlerimle yapıyorum. Bu rejim çok güçlü bir rejim.” Görüldüğü gibi bu imzacı amirallerin önemli bir bölümü hiç de iktidardan farklı düşünmüyor, hatta “Mavi Vatan” hikayesinde olduğu gibi iktidara yol gösteriyorlardı.

Ayrıca unutmayalım, bu amiraller hukuk ve özgürlükler konusunda da aynen Cumhur İttifakı gibi düşünüyorlar. Ve Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan, Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi isimlerin hapiste çürümesini istiyorlar, çünkü bu isimler özgürlükçü ve hukukun üstünlüğüne inanıyorlar, üstelik “Mavi Vatan”cı da değiller…

Bakmayın siz Bahçeli’nin bu kadar heyecanlandığına. Muhtemelen o 2004 yılında orduda fiili görevde olan 313 generale AK Parti iktidarını uyarmaları için yazdığı mektubun mahcubiyeti içinde olabilir. Dolayısıyla emekli amirallere yüklenmesini anlayışla karşılamak lazım.

Bu arada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın amirallerle ilgili konuşmasının satırları dikkatle okunduğunda, AK Parti ile ulusalcı-Avrasyacı ekip arasındaki ittifakın ip uçlarını daha net olarak görmek mümkün. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması son derece makul ve üslubu da kesinlikle yaralayıcı değil. Erdoğan’ın ifadeleri aynen şöyle: “Tartışmanın sebebi kesinlikle ifade özgürlüğü meselesi değildir. Buradaki isimlerin bir kısmı aynı görüşleri çeşitli medya mecralarında ve siyasi zeminlerde uzun süredir dile getirmektedir. Hiçbir isme medyadaki ve siyasi alandaki açıklamaları sebebiyle herhangi bir soruşturma açılmış veya benzeri işlem yapılmış değildir.”

Normalde böyle bir fırsatı yakalayan Erdoğan meseleye yüksek perdeden girer ve bu bildirinin üzerinde adeta dans ederdi. Ama yapmadı. Neden? Muhtemelen ulusalcılarla sürdürdüğü ittifaka zarar gelmesini istemiyor olabilir. Konuşmasında da yer aldığı gibi bildiriyi CHP ile irtibatlandırarak amirallere değil, daha çok CHP’ye yüklenecektir.

Nitekim Süleyman Soylu anında bir irtibat icat etti bile… İmzacılardan dördünün CHP üyesi olduğunu belirten Soylu, “Eleştirebilirsiniz ama gece yarısı dönüp bize ültimatom veremezsiniz, verdirtmeyiz. Zihinlerinde en ufak böyle bir şey varsa darmadağın ederiz” dedi.

Kısacası aranan kan bulunmuştur, bundan sonra artık ulusalcı amirallerden çok CHP pataklanacaktır… Yeter ki ulusalcı-Avrasyacı müttefiklere bir şey olmasın…