Mehmet Ocaktan

Karar



Bookmark and Share

Kültürel kodlarımız demokrasi için uygun mu?


19.9.2018 - Bu Yazı 61 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir medeniyet tasavvuruyla baktığımızda, kültürün her çağın ruhuna, toplumların sosyolojik yapılarına, coğrafyi özelliklere göre değişen son derece dinamik bir karakter arzettiğini görürüz. Ama aynı zamanda dünyadaki ekonomik ve siyasi gelişmeler, bilimsel ve teknolojik devrimler toplumların kültürel hayatını derinden etkilemektedir. Kuşkusuz teknolojik değişimler farklı toplumlarda farklı sonuçlar üretmektedir. Doğal olarak bu etki, toplumların sosyolojik karakterlerine ve kültürel şartlarına göre farklı bir renge bürünebilmektedir. Çünkü her toplum değişimin etkilerini kendine göre içselleştirir, ama bu süreç içinde doğal olarak kendisi de değişir.

Eğer toplumlar evrensel ölçekteki bilimsel ve teknolojik değişimlere kapılarını kapatır ve kendi içinde kültürel bir yenilenmeyi gerçekleştiremezse, o toplumlarda yozlaşma kaçınılmaz hale gelir. Zira hemen bütün toplumlarda kültür, aynı zamanda dünyadaki değişimlere de açık olmak durumundadır.

Unutmayalım, değişimin etkisine direnen ve kendini yenileyemeyen kültürler kaçınılmaz olarak kısırlaşacak ve giderek kendi içinde yasaklar üretmeye başlayacaktır.

Bu zaviyeden bakıldığında geçmişte büyük medeniyetler kurmuş, parlak kültürel iklimler yaratmış İslam toplumları dünyadaki değişim dalgasını ıskaladıkları için, bugün maalesef kelimenin tam anlamıyla bir çölleşme yaşamaktadırlar.

Tarihsel olarak baktığımızda İslam toplumlarının belli bir dönemden itibaren, özellikle Avrupa’daki sanayi devriminden ve bilimsel devrimlerden sonra bilim, kültür ve sanat alanında dünya ölçeğinde yeni eserler üretemedikleri ve giderek kendi içlerine kapandıkları bir vakıa. Mesela Osmanlı 16 Asırda hukuk alanında Avrupa’ya göre üstün bir durumda olmasına rağmen, o günün dünyasında hukuk literatüründeki yeni gelişmeleri yeterince izleyip yeni açılımlar gerçekleştiremediği için bu üstünlüğünü kaybetmiştir.

Doğal olarak medreselerde başlayan bilimsel gerileme ile birlikte, Osmanlı’nın Avrupa’daki bilimsel, hukuki ve teknolojik devrimlerle arasındaki mesafe giderek açılmış ve sonrasında gelişen demokratikleşme adımlarının gerisinde kalmıştır.

Bu fotoğrafa bakarak, “Acaba bizim kültürel kodlarımızın demokrasi ile bir kan uyuşmazlığı mı var?” şeklinde bir soru sorulabilir. Herhalde bu soruya verilecek en doğru cevap hem ‘hayır’, hem de ‘evet’ şeklinde olması en makulüdür.

Hayır, kültürel kodlarımızın demokrasi ile kan uyuşmazlığı yoktur; çünkü adaletin sağlanması, hakka- hukuka riayet edilmesi, insanların hürriyetlerinin teminat altına alınması İslam’ın temel evrensel mesajları arasında yer almaktadır. Aynı ilkeler demokrasinin de temel hedefleridir.

Kültürel kodlarımızla demokrasi arasında kan uyuşmazlığı yoktur; çünkü ilk dönem Müslümanları bizzat Hz. Ömer’e üzerindeki elbisenin hesabını soracak kadar hür düşünceli insanlardı. Demokrasi de hesap verilebilir olmayı, şeffaflığı, hukukun üstünlüğünü, eşitliği esas alan, güven unsurlarına dayanan bir yönetim düşüncesidir.

Kültürel kodlarımızla demokrasi arasında kan uyuşmazlığı yoktur; çünkü yüzyıllar öncesinde İslam hukukunun inşasında büyük emeği olan, aklı ve hür düşünceyi esas alan İslam alimi Ebu Hanife, gerek Emevi, gerekse Abbasi dönemlerinin despotizmine karşı adaleti savunduğu için zindana atılmış ve hukuku en üstte tutmanın bedelini canıyla ödemiştir. Demokrasi için de esas olan hukukun üstünlüğüdür.

Kültürel kodlarımıza baktığımızda esas itibariyle demokrasiyle bir kan uyuşmazlığımız yoktur; mesela ‘İslam hukukunun iktisadi dönüm noktası’ olarak kabul edilen “Kitab’ül-Harac”ın yazarı ve Ebu Hanife’nin talebesi Ebu Yusufkitabın mukaddimesinde halifeye yönelik hitabındaki şu ifadeleri bir hukuk manifestosu niteliğindedir: “Diğer insanlar gibi siz de mes’ulsunüz. Reayanın işlerini hakkaniyete uyarak hemen görüp yürütünüz. Halkın refah ve saadeti ancak adaletle mümkün olur. İdarecilerin hakkaniyet yolundan ayrılmaları ise halkın birbirinin hukukuna tecavüzlerine ve düşmanlıklarına sebep olur.”

Demokrasiyle kan uyuşmazlığımız yok; çünkü İspanya’yı fetheden Tarık b. Ziyad’ın, ilkelerini Kur’an’dan türeterek Endülüs’te kurduğu uygarlıkta farklı inanışlara sahip insanların inançlarını özgürce hayata geçirebildikleri sivil özgürlükler ortamı yaratılmıştı. Demokrasi de özünde farklı dinlerin, farklı dillerin birlikte yaşamasını öneren bir yönetim düşüncesidir.

Bir başka zaviyeden bakıldığında da ne yazık ki ‘evet kültürel kodlarımızla demokrasi arasında kan uyuşmazlığı vadır’ demek gerekiyor. Zira tarihsel süreç içinde dünyadaki bilimsel, kültürel ve teknolojik değişimleri izlemekte ve yorumlamakta geri kalan Müslümanlar, doğal olarak Kur’an’ın ve Hz. Peygamberin evrensel mesajını yaşadıkları çağa taşıyarak insanlığa sunmakta başarısız olmuşlardır. Ve maalesef bu yüzden dinle hayatın arasındaki mesafe giderek açılmış ve Müslümanlar yeterli bir İslami bilince sahip olamadıkları gibi yaşadıkları çağın da dışında kalmışlardır.

Aslında kültürel kodlarımızla demokrasi arasında bir kan uyuşmazlığı olmamakla birlikte, dini düşüncenin modern zamanlarda kendini yenileyerek insanlara yeni alternatifler sunmak yerine, klasik İslam kültürünün asırlar önceki uygulamalarını çözüm olarak sunmaları, İslam toplumlarıyla modern sistemler arasına kalın duvarlar örmüştür.

Eğer “Sultanlar Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir” şeklindeki sıhhati tartışmalı hadis üzerinden modern dünyayı okumaya çalışırsanız, demokrasiyle buluşmanız asla mümkün olmayacaktır.

Facebook Yorumları

reklam
19.9.2018
Kültürel kodlarımız demokrasi için uygun mu?
16.9.2018
Yahya Kemal yetmezse biraz da David Bowie
14.9.2018
Gelecek nesiller bugünün dindarlarını nasıl görecek
12.9.2018
Hans ve George’un tasarrufu mu doğrudan yabancı yatırım mı?
10.9.2018
İslami ya da seküler demokrasi ayrımı olur mu?
7.9.2018
Putin-Esad el ele güzel günlere
5.9.2018
Mazoşist dindarlık’ içselleştirilmiş bir kölelik olabilir mi?
3.9.2018
Siyaset Tanrı adına mı, ümmetten alınan yetkiyle mi yapılmalı?
2.9.2018
Şimdi çok uzaklarda kalan eski resimlerdeki şiirler
31.8.2018
Türkiye’ye yeni bir başarı hikayesi lazım
29.8.2018
‘Gökler ve yer adalet üzerine duruyor’
27.8.2018
Döviz hutbesini ahali nasıl değerlendirir?
24.8.2018
Müslüman dünyanın Kur’an’ı anlama krizi
22.8.2018
Fetvalarla insan haklarını inşa edemeyiz
20.8.2018
Makul olan Trump ve Putin değil Avrupa basireti
17.8.2018
Müslüman aydınların zor sınavı
15.8.2018
Batı düşüncesindeki gelişmelere nasıl bakmalı?
13.8.2018
‘Her şeyin çözümü İslam’da var’ demek çözüm için yeterli mi?
10.8.2018
Diyelim ki ‘demokrasi masalı’nın sonu geldi...
8.8.2018
Yapay zeka çağında bile Esad kazanıyor
6.8.2018
Kolay dindarlık dinin ve ahlakın özüne galip gelirse…
3.8.2018
Eğitimdeki bu tabloyu değiştirmeliyiz
30.7.2018
Demokrasinin zaafları var, ama alternatifi...
27.7.2018
Din-hukuk-siyaset ve ahlâk arasında nasıl bir ilişki olmalı?
25.7.2018
Hayatın dışında bir ‘İslami yönetim’ olabilir mi?
23.7.2018
Demokrasi-İslam uzlaşması elzem midir?
22.7.2018
Keşke milli olmaya Türkçe’nin o derin ırmağından bakabilsek
18.7.2018
İslam siyaset düşüncesinde hilafet ve iktidarın kaynağı
16.7.2018
Batı dünyasının bakmayı hiç denemediği açı
15.7.2018
Esfeli safiline karşı sadece kalbi ile direnenler kazandı
13.7.2018
Kibrit kutusundaki din algısıyla nereye kadar
11.7.2018
Ve ben de tarihin değişimine tanıklık ettim
9.7.2018
Yeni dönemi Erdoğan’ın yeni söylemleri şekillendirecek
8.7.2018
Türk musikisiyle başka bir aleme uyanmak...
6.7.2018
Pozitif hukuk ilahi yasaya aykırı değildir
4.7.2018
Şark’ın irfanı sistemli tefekkürle buluşabilir mi?
2.7.2018
Neden İslam siyaset teorisi üretemedik?
29.6.2018
Demokrasiye ve millet iradesine küsülmez
27.6.2018
Yeni sistem sağlıklı kurulursa demokrasi kazanır
25.6.2018
Seçim bitti şimdi huzur ve istikrar zamanı
24.6.2018
Caz sizi çağırıyor eminim kalbinize iyi gelecek
22.6.2018
Siyaset için illa kavga etmek zorunda mıyız?
20.6.2018
İslam siyaset düşüncesindeki muhafazakarlık demokrasiye engel
18.6.2018
Bence de Türkiye MHP’siz yönetilemez!
15.6.2018
Bugün merhametle ve adaletle buluşma zamanı
13.6.2018
Abesle iştigali bırakıp 25 Haziran sabahını düşünelim
11.6.2018
Sayın Bahçeli seçime gidiyoruz savaşa değil
8.6.2018
Çözülemeyen sorunların tek müsebbibi dış düşmanlar...
6.6.2018
Bu vicdani perişanlığın çaresi yok mudur?
4.6.2018
Müslümanlar neden Halifeyi otoriterleştirdi?
3.6.2018
Kapitalizmin değerleri üzerinde tepinen anarşizmin asi çocukları
1.6.2018
Reformist AK Parti özlemi ihanet değildir
30.5.2018
Dolara kafa attık olmadı, sonunda Mehmet Şimşek nöbete
28.5.2018
Yeniden IMF’nin müşterisi olmayı hiç istemeyiz
27.5.2018
Seviyesizliği meşrulaştıran zihniyet iklimi
26.5.2018
Demek ki dolar kafa tutarak düşmüyormuş...
23.5.2018
Partilerin vekil tercihleri ve değişim arzusu
21.5.2018
Cezaevlerinde isyan çıkarsa Bahçeli ne yapar?
20.5.2018
Hep lanetliyoruz ve anlaşmalar imzalıyoruz
19.5.2018
Keşke orucumuza reytingci hocalar musallat olmasa...
14.5.2018
Cehaletin sanatı da siyaseti de olmaz
13.5.2018
Temel Bey’in siyasete getirdiği üslup nezaketi
11.5.2018
Küçük adam’ ve IŞİD pazarlamacısı arkadaşları
9.5.2018
Bu seçimde ‘huzur’ vaadi’ fark yaratabilir
7.5.2018
AK Parti reformcu kimliğine geri dönebilir mi?
6.5.2018
Bugün siyaseti unutun, durun ve müziği dinleyin
4.5.2018
İttifaklar Meclis’in önemini artırabilir
2.5.2018
Parti aidiyeti uzlaşma kültürünün önünü kapatırsa...
30.4.2018
Demek ki adaylık işlerine ‘üst akıl’ bakmıyormuş...
29.4.2018
Siyasetçiler için zorunlu caz ve rock dersleri
27.4.2018
Cemaat kültürüyle demokrasi inşası mümkün olmuyor
25.4.2018
Her şeyi mutlaka gerilim hattında mı tartışmalıyız?
23.4.2018
Endişeye gerek yok Türkiye’nin ekseni değişmez
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
18.4.2018
Bahçeli’nin erken seçim telaşının şifreleri
16.4.2018
Demek ki Suriye’de tek patron Rusya değilmiş
15.4.2018
Edebiyatsız bir dünya hayal edebilir misiniz?
13.4.2018
Trump dünya ile dalga mı geçiyor?
11.4.2018
Bu manyağı durduracak bir güç yok mu?
9.4.2018
Peygamber, iktidarı hiçbir zaman mutlaklaştırmadı
8.4.2018
Her şairin ölümüyle biraz daha yalnızlaşıyoruz
6.4.2018
İslam devleti hayalinin altından IŞİD karanlığı çıkar mı?
1.4.2018
Söyleyin bana nasıl bir dünya burası?
30.3.2018
Uçurumun kıyısındaki demokrasi
28.3.2018
Liberal demokrasiye kısa bir mola mı?
26.3.2018
Hz. Peygamberin ‘ümmet’ tanımını anlayabildik mi?
23.3.2018
Beyler ayağımızın altındaki toprak kayıyor!
21.3.2018
Keşke hocalarımız İmam-ı Azam’ı anlayabilse...
19.3.2018
Keyfiliğin tek çaresi hukukun üstünlüğü
16.3.2018
Nurettin Yıldız’dan özür dilemeyi çok isterdim
14.3.2018
Modernleşme maceramız ve Gökalp’in ülküsü
12.3.2018
Din değil yobaz zihniyet güncellenmeli
9.3.2018
Yapay zeka dijital diktatörler yaratır mı?
7.3.2018
Dindarların fanatizmle imtihanı
5.3.2018
Demokraside evrensel kalite çok yakındı ama...
4.3.2018
‘Tut yüreğimden anne’ diyebilmek ne güzel...
2.3.2018
28 Şubat darbesinin henüz kapanmayan defteri
28.2.2018
Herkesin kendine göre bir Abdülhamid’i var...
26.2.2018
Hukuk ve adalet tarihin en kadim arayışı...
23.2.2018
OHAL neslinin nasıl bir Türkiye hayali olur?
21.2.2018
Rusya’nın PKK-YPG’yi terörist ilan etmemesi boşuna değilmiş
19.2.2018
Batı ile normalleşme provasının anlamı
18.2.2018
Sezai Karakoç Mozart ve Mona Roza’lı bir gece...
16.2.2018
Hz. Peygamber adildi ve özgür bireyler yetiştirdi
14.2.2018
‘Yapay zeka’ ile demokrasinin de sonu gelir mi?
12.2.2018
İdeolojik nesiller yapay zekayı nasıl anlayacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.