Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Ali Babacan’ın gözyaşları…


31.12.2020 - Bu Yazı 3866 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan partisinin ilk olağan kongresinde yaptığı konuşmada 28 Şubat döneminde başörtüsü üzerinden yapılan ayrımcılığa, baskılara dikkat çekip aile bireylerinin o dönemde maruz kaldığı ayrımcılığı anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

Sanırım Babacan’ın bu cümlelerinin asıl hedefi AK Parti seçmeniydi.

Çünkü iktidar sıklıkla, “Biz gidersek baskılar, yasaklar geri gelecek” propagandası yaparak kendi tabanını korkuyla bir arada tutma çabasında.

Yani bana göre Babacan’ın geçmişte başörtüsü üzerinden yapılan ayrımcılığa dikkat çekmesindeki amaç aynı mağduriyetleri kendi aile bireylerinin de yaşadığına vurgu yaparak iktidarın tabanda korku yaratma propagandasını boşa çıkarmaktı.

Ali Babacan’ın niyeti, amacı belki buydu ama yine de muhafazakar kesimin geçmişte yaşadıkları üzerinden mağduriyet vurgusu yapması kimi çevrelerde tedirginlik ve tepki yarattı.

Oluşan bu tedirginliği, tepkiyi geçmişte yaşananları inkar, görmezden gelme veyahut hafife alma olarak yorumlayamayız.

Muhafazakar kesimin bir kısmı da dahil olmak üzere toplumun büyük bir kesimi genel olarak mağdur edebiyatına dayalı siyaset anlayışından bıktı, usandı hatta tiksindi. 

Ali Babacan’ın gözyaşlarına yönelik tepkilerin arka planında bu bıkkınlık ve tiksinti var. 

Çünkü mevcut iktidar 18 yıldır, dindarlara geçmişte yapılan haksızlıklar üzerinden mağdur edebiyatı yapıyor.

Üstelik o mağduriyetleri giderip, yaraları iyileştirme politikaları izlemek yerine bu dönemde yaptıkları haksızlıklara, hukuksuzluklara, baskılara, zulümlere o mağduriyetleri gerekçe yapıyorlar. 

Ne zaman ağızlarını açsalar, “Geçmişte bize de şunu yaptılar” deyip toplumun ensesinde boza pişiriyorlar.

Dindarların geçmişte yaşadığı mağduriyetleri bu iktidar kendi varlığını sürdürmek için bıkmadan usanmadan dibine kadar kullandı.

Üzülerek söyleyeyim ki o mağduriyetler bu iktidarın eliyle iğfal edildi.

Masumiyetini yitirdi.

Mağdur olmanın verdiği ahlaki üstünlük kaybedildi.

Mevcut iktidarın dini bir sopa olarak kullanması, topluma dini bir yaşam tarzı dayatması dahası yaptıkları yolsuzlukları, haksızlıkları, hukuksuzlukları dini argümanlarla meşru gösterme çabaları insanların dine olan duygularını tahrip etti.

Toplumda, muhafazakar kesimin bir kısmında bile sadece mağduriyet vurgularına değil, dini ritüellere karşı da bıkkınlığa dayalı tepki oluştu. 

Çünkü mağduriyet, gözyaşı, dini söyleme dayalı siyaset insanlara Erdoğan’ı ve onun yaptığı haksızlıkları, hukuksuzlukları dahası yaşadıkları acıları hatırlatıyor. 

Hatırlatmakla kalmıyor bu tür söylemlerin mevcut iktidarın siyaset anlayışını meşrulaştırıyor. 

Bütün bunları hesaba katmadan oluşan tepkilere, “Antidemokratik tepkiler” deyip geçiştiremeyiz.

Diğer taraftan ülkemizde son yıllarda akla hayale sığmayan haksızlıklar, hukuksuzluklar yapılıyor.

Yüz binlerce insan KHK’larla işini, ekmeğini kaybetti bir anlamda açlığa mahkum edildi.

Binlerce insan hapislerde çürüyor.

Milyonlarca insan işsizlikten kıvranırken mülakat, güvenlik soruşturması gibi antidemokratik uygulamalarla devlet kadroları parti taraftarlarıyla dolduruluyor. 

“Geçmişte bize de şunu yaptılar” deyip gözyaşı dökenler saraylarda büyük bir şatafat içinde yaşarken milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşıyor.

Geçmiş mağduriyetler öne sürülerek topluma bir yaşam tarzı dayatılıyor.

Neredeyse her gün hoca kılıklı bir şaklaban giyimlerini, oturmalarını, gülmelerini, mesleki tercihlerini konu ederek kadınlara hakaret ediyor, aşağılıyor. 

Bütün bunlar olurken amaç, niyet iyi olsa da 20 yıl öncenin mağduriyetlerine vurgu yapmak günümüzde yaşanan haksızlıkları, hukuksuzlukları hafifleştirdiği, değersizleştirdiği, önemsizleştirdiği duygusunun oluşmasına neden oluyor. 

Tekrar edeyim: Dindarların geçmişte yaşadıklarına yönelik oluşan mağduriyetler üzerinden siyaset yapmak toplumu bıktırdı, usandırdı. 

Bütün siyasetçilerin bunu hesaba katması gerektiği kanaatindeyim. 

Çünkü bana kalırsa doğru siyaset toplumun bütününün duygusunu, acısını, hüznünü, endişesini hesaba katıp on göre bir dil oluşturmaktır.

Evet geçmişte başörtüsü üzerinden çok büyük haksızlıklar, hukuksuzluklar yapıldı.

Fakat bugün bunca acı, yıkım, haksızlık, hukuksuzluk yaşanırken üstelik tüm bunları geçmişin mağdurları yaparken 20 yıl öncenin mağduriyetlerine vurgu yapmak yarardan çok zarar getirir. 

Hukukun olmadığı, medyanın kontrol altına alındığı, siyasetin zeminin yok edildiği kutuplaşmanın ayyuka çıktığı günümüz Türkiye’sinde genel olarak siyasetçilerin işi zor, bunun farkındayım. 

Fakat muhafazakar kökenden gelen siyasetçilerin işi daha zor.

Çünkü geçmişte ister AK Parti’de görev almış olsun ister olmasınlar, ne yazık ki sırtlarında ‘muhafazakar siyasetçi’ tanımlaması çerçevesinde son 18 yılın bagajını taşıyorlar.

Üzülerek söylemeliyim ki hepsinin üzerinde bir Erdoğan gölgesi var.

Bunun farkında olmak ve toplumda bir güven duygusu oluşturmak için sağlıklı bir dile ve üsluba ihtiyaç var.

Farklı kesimlerle konuşabilecek, onların da duygularını anlayabilecek, onlara güven verebilecek bir siyasete ihtiyaç var.

Çünkü tek mesele AK Parti tabanının bir kısmını ikna etmek, onların dikkatini çekmek veyahut onları AK Parti’den koparmak değil.

Esas mesele ülkede demokrasiyi, özgürlüğü, hukuku, eşitliği, liyakati, tesis edebilmek için toplumsal bütünlüğü oluşturacak bir siyaset üretebilmektir.

Ali Babacan’ın iyi niyetinden, mağdur edebiyatına dayalı bir siyaset amacı gütmediğinden, dahası geçmişin acılarını bugün yaşananlardan daha üstün tutmadığından kuşku duymuyorum.

Yani kongre konuşmasındaki sözlerinin, gözyaşlarının amacının böyle olmadığının farkındayım. 

Ama dediğim gibi siyaset sadece iyi niyetle yapılmıyor.

Toplumun bütün kesimlerinin duygu ve düşüncesini hesaba katan bunu ifade edecek doğru üslup ve kelimeleri barındıran bir yaklaşıma ihtiyaç var. 

Facebook Yorumları

reklam
31.12.2020
Ali Babacan’ın gözyaşları…
15.12.2020
Atatürkçüler, solcular ne söylüyor, ne yapıyor?
9.11.2020
Trump hayranlığı, Biden’ın yarattığı heyecan ve bizim halimiz
9.10.2020
Demokrasicilik oyunu ve ‘İlk seçimde gidecekler’ palavrası
25.09.2020
Ülkede oluşan enkazı kim, nasıl kaldıracak?
15.09.2020
Dış politikada Erdoğan’ın yanında mı durmalıyız?
15.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
12.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
12.07.2020
Ayasofya İslamcılar için neden önemli ve muhalefetin vahim yanılgısı ne?
11.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
22.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
29.04.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
20.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
24.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive