Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Demokrasicilik oyunu ve ‘İlk seçimde gidecekler’ palavrası


9.10.2020 - Bu Yazı 3217 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kars’ın HDP’li belediye başkanı Ayhan Bilgen daha önce tutuklandığı, Anayasa Mahkemesi’nin bu tutuklamanın haksız olduğuna hükmedip devleti tazminat ödemeye mahkum ettiği bir olaydan dolayı tekrar gözaltına alındığında sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda mealen “Demokrasicilik oynayacak yaşı çoktan geçtim, tutuklansam da tutuklanmasam da istifa edeceğim” diyerek iktidara rest çekti. 

İktidar da Ayhan Bilgen’in restini görerek istifa etmesine fırsat tanımadan HDP’li meclis üyelerini de gözaltına alarak belediyeye kayyum atadı.

Esasında bu olay sadece Kars belediyesine kayyum atama meselesi değil.

Bu olay Anayasa Mahkemesi’nin bile hiçe sayıldığı, yargının artık başka bir yargı kurumunu da yargıladığı dahası demokrasiyi, hukuku bütünüyle ortadan kaldırmış iktidarın artık bu tür eylemlerine kılıf uydurma ihtiyacı duymayacak kadar pervasızlaştığını da gösteriyor. 

Ayhan Bilgen demokrasicilik oynamayı reddetti ama muhalefet bu oyunu sürdürmekten bir türlü vazgeçmiyor.

Son cumhurbaşkanlığı seçiminden bugüne kadar iktidarın getirdiği demokrasiyi ve hukuku biraz daha zayıflatan tek bir yasayı bile engelleyemedikleri halde Meclis’te durmaya devam ediyorlar.

Hiçbir etkileri olmadığı halde RTÜK gibi anayasal kurum olma vasfını kaybetmiş kurumlarda kalmaya devam ederek iktidara meşruiyet kazandırmaktan vazgeçmiyorlar.

Olup biteni ‘yargı darbesi’, ‘irade gaspı’, ‘hukuk garabeti’ gibi gelinen durumda anlamsızlaşmış sözlerle kınamak dışında dişe dokunur tek bir şey yapmıyorlar.

İktidarın yaptığı her şey ne yazık ki yanına kar kalıyor.

Rejim değişmiş, demokrasi, hukuk, özgürlükler bütünüyle rafa kaldırılmış, demokratik zeminde siyaset yapmanın önü tıkanmış, anayasal kurumlar etkisiz hale getirilmiş, son kalan kurumlardan Anayasa Mahkemesi bile iktidar mensuplarınca alenen hedef haline getirilmişken, muhalefet olup biteni kınamak, eleştirmek ve sandığı beklemek şeklindeki eski tarz siyaset anlayışından bir türlü vazgeçmiyor.

Hal buyken muhalefetin, demokrasi varmış, hukuk işliyormuş, bağımsız yargı diye bir kurum kalmış gibi adeta demokrasicilik oyununa devam etmesi iktidarın bütün yapıp ettiklerine de meşruiyet kazandırmaktan başka bir anlam taşımıyor. 

Ülke bu haldeyken, muhalefetin topluma söylediği tek şey: “İlk seçimde gidecekler.”

Otoriter yönetimler topluma hayal satarak varlıklarını sürdürürler.

İktidar “Büyük devlet oluyoruz”, “Uçan araba yapıyoruz”, “Yeniden imparatorluk yürüyüşü başlatıyoruz” gibi gerçekçi olmayan vaatlerle topluma hayal satıyor ve ne yazık ki bunda da başarılı oluyor. 

İktidar hayal satarak varlığını sürdürürken muhalefet de umut satarak varlığını sürdürme çabasında. 

Topluma umut vermek ile umut pazarlamak arasında çok ince bir çizgi var.

Yıllardır hiçbir sonuç getirmediği ortada olan bir muhalefet anlayışını sürdürüp esaslı bir tavır, politika ortaya koymadan “İlk seçimde gidecekler” demek topluma umut vermek değil umut pazarlamaktır, dahası umut tacirliği yapmaktır.

İktidardan daha inandırıcı bir gelecek hayali ortaya koymadan, gidişatı durduracak bir politika geliştirmeden, iktidarın karşısında dalgakıran işlevi görecek bir muhalefet birlikteliği sağlamadan, toplumun bütününü bu hayalin bir parçası yapmadan “İlk seçimlerde gidecekler” demek umut vermek değil, açıkça yalan söylemek dahası toplumu oyalayarak iktidarın rejimi kurumsallaştırmasında mesafe kat etmesine göz yummaktır.    

Hukukun olmadığı ülkelerde sandık güvenliği sağlanamaz. 

Bağımsız medyanın, asgari anayasal kurumların olmadığı ülkelerde demokratik bir seçimden bahsedilemez.

Durum bu kadar netken topluma tek hedef olarak muhtemel bir seçimi gösterip ve o seçimde iktidarın gideceğini söylemek umut vermek değil, esas yapılması gerekeni yapmayıp toplumu oyalamaktır. 

“Her şey güzel olacak” diyerek toplumdaki umudu yükseltip o günden bugüne o umudu diri tutacak, yükseltecek, hiçbir şey yapmadan yan gelip yatmak umut vermek değil, kişisel çıkar için toplumun umudunu dönemsel olarak sömürmektir. 

“İlk seçimde gidecekler” sözünün tek sorunu umudu sömürmesi meselesi değil.

Asıl sorun bütün anketler bize gösteriyor ki bu söz gerçekçi, sağlam bir veriye dayanmıyor.

Metropoll, AREA ve İstanbul Ekonomik Araştırma şirketlerinin son anketleri bize gösteriyor ki cumhur ittifakının oy oranı kararsızlar dağıtılmadan yüzde 40-42 bandındayken millet ittifakının yani muhalefet partilerinin kararsızlar dağıtılmadan önceki toplam oy oranı yüzde 40-41 bandında.

Bütün anket şirketlerinin bulduğu oranlar birbirine çok yakın. 

Bu kadar yakın olması ayrı bir sorun, millet ittifakı içinde henüz tam bir birliktelik sağlanmamış olması ayrı bir sorun. 

Millet ittifakı içindeki ayrılıkları, çatışmaları giderecek bir tutum takınılmadan, toplumsal anlamda bir birliktelik için en küçük çaba gösterilmeden “İlk seçimde gidecekler” demek kusura bakmayın ama hayal görmektir.   

Hukukun, demokratik meşruiyetin olmadığı, sandık güvenliğinin sağlanmadığı bir ortamda yapılacak seçim sadece Erdoğan için değil, diğer tüm siyasi aktörler için de son seçim olma özelliği taşıyor.

Eğer olacaksa bu son seçimde ya Erdoğan kaybedecek ya da bütün muhalif aktörler tasfiye olacak. 

Çünkü Erdoğan’ın kazanması durumunda ülkedeki tahribatın kalıcı hale geleceği ve bunun toplumda oluşturacağı öfkeden bütün siyasi aktörlerin payını alacağını ve mevcut muhalif aktörlerin hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edemeyeceklerini görmek için kahin olmaya gerek yok. 

Muhalefet partileri Türkiye için risk alıp farklı bir muhalefet anlayışı benimsemiyorlarsa bile en azından kendi geleceklerini kurtarmak için, Erdoğan’ın kazanması durumunda toplum içine çıkmalarını engelleyecek o toplumsal öfkeden kurtulmak için politika, tavır, tutum belirlemeleri gerektiğini yani sahici bir şeyler yapmak zorunda olduklarını umarım görürler. 

Peki muhalefet ne yapmalı?

Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız köşe komşum sevgili Murat Sevinç’in Demokrat Parti’nin ilk kurulduğu dönemde demokrasicilik oyununu oynamayıp nasıl bir muhalefet yaptığını, iktidardaki CHP’ye partili cumhurbaşkanı gibi konularda nasıl geri adım attırdığını anlattığı ‘Demokrat Parti 1947’de demokrasicilik oynamayı nasıl ve neden terk etmişti?’ başlıklı yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.

Facebook Yorumları

reklam
9.10.2020
Demokrasicilik oyunu ve ‘İlk seçimde gidecekler’ palavrası
25.09.2020
Ülkede oluşan enkazı kim, nasıl kaldıracak?
15.09.2020
Dış politikada Erdoğan’ın yanında mı durmalıyız?
15.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
12.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
12.07.2020
Ayasofya İslamcılar için neden önemli ve muhalefetin vahim yanılgısı ne?
11.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
22.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
29.04.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
20.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
24.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive