Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Dış politikada Erdoğan’ın yanında mı durmalıyız?


15.09.2020 - Bu Yazı 1373 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dış politikayı iç politika malzemesi yapmak sadece Türkiye’deki iktidara has bir siyaset tarzı değil.

Bütün otoriter yönetimler benzer yönteme başvuruyor. 

Dışarıda çıkardıkları krizler neticesinde oradan gelen tepkilerle toplumu ve muhalefeti iktidarın arkasında hizalanmaya mecbur hale getirme politikası otoriter yönetimler için bilinen bir yöntem.

Bizde de pek farklı olmuyor.

Ne zaman dış kaynaklı bir kriz çıksa muhalefet ve toplum refleks olarak iktidarın arkasında hizalanıyor.

Suriye meselesinde de bunu gördük, ABD ile olan tartışmalarda da. AB ile yaşanan krizlerde de bunu gördük, son olarak Yunanistan ile yaşanan krizde de.

Erdoğan toplumu ve muhalefeti kolaylıkla kendi arkasında konsolide edebildiğini gördüğü için dışarıda kriz çıkarmaktan, çatışma ortamı yaratmaktan geri durmuyor.

Sorunların çözümünde diplomasiye ağırlık vermek yerine çatışmacı ve kavgacı bir üslupla sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Böyle olduğu için Suriye, Mısır, Libya, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Yunanistan, Fransa ile kavgalı AB ve ABD ile de gergin bir ilişkimiz var. 

Yani yedi düvelle kavgalıyız. 

Peki dış politikada sorun yaşandığında iktidarın yanında mı durmalıyız?

Böyle anlarda iktidarın arkasında durmak dışarıya karşı onu cansiperane savunmak millik veyahut vatanseverlik mi oluyor?

İçeride her konuda iktidarı eleştiren muhalefetin mesele dış politika olduğunda iktidarın arkasında hizalanmasında ciddi mantık hatası var. 

Çünkü şöyle bir durum çıkıyor ortaya: Mevcut iktidar ekonomi, eğitim, tarım, laiklik, yolsuzlukla ve yoksullukla mücadele gibi ülke için hayati derecede önemli birçok konuda yanlış işler yapıyor ama mesele dış politika olduğunda doğru işler yapıyor.

Böyle mi gerçekten?

Muhalefet sıklıkla, iktidarın Türkiye’yi yönetemediğini, ülkede yönetim krizi olduğunu dile getirmiyor mu?

Peki içeride birçok konuda yanlış kararlar alan, yönetim zafiyeti gösteren iktidar konu dış politika olduğunda akıl küpü mü kesiliyor?

Veyahut içeride Türkiye’nin yararına olacak politikalar üretemeyen iktidar konu dış politika olduğunda ülke yararına politikalar üretir hale mi geliyor? 

Hayır, elbette böyle değil.

Konu dış politika olduğunda tam olarak ne olduğu, nerede başlayıp nerede bittiği net olmayan, güçlü olanın kolayca kullandığı, istismar ettiği millilik veyahut vatanseverlik gibi hamasi kavramlar devreye giriyor.

Çünkü vatanseverlik otoriter yönetimlerin son sığınağıdır. 

İktidarın bu kavramlar üzerinden yarattığı toplumsal baskı muhalefetin bir anlamda Erdoğan’ın yanında hizalanmasına neden oluyor.

Peki dış politikada iktidarın yanında durmak mı millilik, vatanseverlik, yoksa karşısında durarak ülkenin daha fazla tahrip olmasını engellemek mi?

Türkiye’nin dünyada diktatörlükle yönetilen birkaç ülke dışında sağlıklı ilişki kurabildiği neredeyse tek bir ülke kalmamış. Ülkeyi dünyada yalnızlaştıran, itibarını yerle bir eden, herkesi kendisine düşman eden bu politikalara destek olmak mı vatanseverlik yoksa iktidarı bu tür yıkıcı, tahrip edici politikalardan caydıracak bir tutum takınmak mı?

Sanırım burada ciddi bir cesarete, kararlılığa, dirayete ihtiyaç var.

Muhalefet toplumun önemli kısmının refleksle oluşturduğu duygusal tepkinin peşine takılmak yerine mevcut iktidarın çatışmacı dış politikayla ülkeyi dünyada nasıl yalnızlaştırdığını, itibarsızlaştırdığını ve bu politikalarıyla ülkeye uzun yıllar ödeyeceği ağır faturalar çıkardığını topluma anlatması ve toplumu ikna etmesi gerekiyor. 

Tek adam rejimiyle yönetilen ülkelerde o iktidarın içeride veyahut dışarıda ülke yararına tek bir iyi şey yapmasının siyaset bilimine göre mümkün olmadığını topluma anlatması gerekiyor. 

Bu meselenin bir başka boyutu daha var.

Dış politikada iktidarın yanlışlarına karşı gelmek bütün dünyaya Türkiye’nin bu iktidardan ibaret olmadığını göstermek açısından da önemli.

Bu ülkede mevcut iktidarın kabadayı üslubunu benimsemeyen; barışı, demokrasiyi, adaleti, medeni bir ilişkiyi, sorunlarını diplomasi ile çözmeyi tercih eden milyonların da yaşadığını dünyaya göstermek gerekiyor. 

İktidarın gözünü kırpmadan harcadığı ülke itibarını korumak, medeni dünyanın bir parçası olarak kalma umudunu muhafaza etmek için bu yanlışların ortağı olmaktan kaçınmak gerekiyor. 

Mesela İsrail’in Filistin’e yaptığı zulümlere isyan eden, gösteri düzenleyen İsraillileri gördüğümüzde “İsrail’de namuslu, dürüst, medeni, adil insanlar var, İsrail Netanyahu’dan ibaret değilmiş” diyerek oradan yükselen barışçı, medeni bir sesle umudumuz artıyor değil mi?

Bütün İsrail halkı “Vatanseverlik bunu gerektiriyor” deyip İsrail hükumetinin zalimliklerine, kabalığına, zorbalığına destek olmuyor. 

Ya da ABD Başkanı Trump bazı Müslüman ülke vatandaşlarının ABD’ye girişini yasakladığında on binlerce Yahudi ve Hristiyan ABD vatandaşı havalimanlarına akın ederek o Müslümanlara kol kanat gerdi.

Ne hissettik o insanlar hakkında?  

Hal buyken biz niçin kendi iktidarımızın yanlışlarına, kabalıklarına, mahalle kabadayısı tarzı dış politika anlayışına karşı çıkmayalım? 

Yani diyeceğim o ki mevcut iktidar otoriter yönetimini devam ettirmek için dışarıda kriz çıkarmayı kendine bir yol ve politik yöntem olarak benimsedi.

Ve bunu bıkmadan, usanmadan tekrarlayarak her seferinde ülkeye ağır bedel ödetiyor. 

Hepimizi utandıracak bir üslup ve yaklaşımla çatışmacı, kavgacı bir dış politika izliyor.

Türkiye’yi dünyada yalnızlaştıran, medeni dünyanın parçası olmaktan uzaklaştıran bu tür politikaların destekçisi, taraftarı olmak değil tam tersine bunlara büyük bir cesaretle, kararlılıkla, dirayetle karşı durmak gerekiyor.

Çünkü vatanseverlik ülkenin yararını gözetmektir, iktidarın çıkarını değil.    

İçeride bunca yanlış yapan, ülkeyi her alanda ağır yıkıma sürükleyen bir iktidarın dışarıda ülkenin yararına işler yapması hem mantıken hem de politik olarak mümkün değil.

Mevcut iktidar milli ve vatansever bir iktidar olsaydı zaten öncelikle ülkenin yarısını düşman ilan etmekten imtina ederdi.

İktidar gerçek anlamda vatansever olsaydı ülke içeride her alanda ağır yıkıma giderken kendi varlığını sürdürmek için dışarıda kriz üstüne kriz çıkarmaktan uzak dururdu. 

İktidar gerçek anlamda Türkiye’yi düşünüyor olsaydı ekonominin, eğitimin, tarımın içler acısı halini dert eder bu sorunlara kalıcı çözümler üretirdi. 

Hal buyken böyle bir iktidarın dış politikada yanında durmak içerideki yıkımı sürdürmesine katkı vermektir.

Facebook Yorumları

reklam
15.09.2020
Dış politikada Erdoğan’ın yanında mı durmalıyız?
15.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
12.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
12.07.2020
Ayasofya İslamcılar için neden önemli ve muhalefetin vahim yanılgısı ne?
11.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
22.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
29.04.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
20.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
24.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive