Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe


1.10.2019 - Bu Yazı 281 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Ekrem İmamoğlu sadece bir partinin belediye başkanı olsaydı yapıp ettikleri, kendisini ve partisini bağlardı. 

Fakat ülkedeki siyasi tablo Ekrem İmamoğlu’na bütün bir muhalefet adına farklı bir misyon yükledi.

Yani mevcut iktidarın demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten, çoğulculuktan, hukuktan, şeffaflıktan uzak politikaları ve nihayetinde rejim değişikliği, hem ülkeyi tahrip etti hem de siyaset zeminini yok etti. Toplumun önemli bir kesiminde ülke adına ciddi endişelerin oluşmasına neden oldu.

Bu endişe neticesinde de her seçim adeta bir referanduma dönüşüyor.

Son İstanbul seçimleri de bir anlamda muhalefet bloğu ile iktidar arasında referandum havasında geçti ve bu referandumun kazananı da muhalefet bloğu oldu.

Muhalefet dediğimizde şartların gereği bir partiden bahsetmiyoruz.

CHP’lisi de var HDP’lisi de, İyi Partilisi de var gidişattan endişe duyan AK Partilisi de.

Partili olan da var hiçbir partiye yakınlık duymayan insanlar da var.

İstanbul seçimleri işte bu muhalefet bloğunun başarısıydı.

Bu başarının arkasında herkesin emeği var.

Bedelini hapislerle ödeyen yazarların, aydınların, işinden, ekmeğinden olan akademisyenlerin, şehir şehir dolaşan aydınların, partili partisiz, sırf ülkesi için bir şey yapma motivasyonuyla gecesini gündüzüne katan kadınların, gençlerin, kimisi parasıyla, kimisi bilgisiyle, kimisi zamanıyla yıllardır ülkedeki gidişatı topluma anlatmaya çalışan binlerce isimsiz kahramanın emeği var. 

İşte bu yıllara dayalı birikim, Ekrem İmamoğlu’nun sağlıklı bir seçim stratejisi izlemesi, süreci doğru yönetmesi sonucu farklı kesimlerden insanların bir araya gelmesine ve nihayetinde muhalefet adına bir kazanıma dönüştü.

Bu kazanımın yarattığı bir umut var.

Heyecan var. Enerji var. Oluşan ‘Bir şeyler değişebilir’, ‘İyi şeyler yapabiliriz’ duygusu var.   

Ekrem İmamoğlu konumu gereği bir anlamda bu umudu, bu heyecanı, bu enerjiyi temsil ediyor.

Hal buyken onun başarısızlığı bir anlamda muhalefet bloğunun, yani demokrasi, eşitlik, adalet, özgürlük gibi değerler için mücadele edenlerin başarısızlığı olacak.

Bundan dolayı Ekrem İmamoğlu ile alakalı farklı kesimlerde giderek artan bir endişe gözlemliyorum.

Bazı sözlerinin ve davranışlarının, izlediği bazı politikaların, yaptığı veyahut yapmadığı işlerin neden olduğu bir endişe var. 

Tam olarak neyi kastediyorum.

Madde madde açıklayayım.

1- Cumhurbaşkanı olma hevesi İstanbul büyükşehir belediye başkanlığındaki sorumluluğunu hafife almasına neden oluyor.

Ekrem İmamoğlu vakti geldiğinde elbette cumhurbaşkanı adayı olabilir. Buna kimsenin söyleyeceği bir söz olamaz.

Fakat bugünden bu hevesle hareket etmesi, bu amacına matuf olarak sıklıkla şehir dışı seyahatlere çıkması, ülkede her alanda ağır bir tahribat, adaletsizlik, acı, hüzün varken popülaritesini diri tutmak için bütün konserlere katılması, en sıkıntılı anlarda bile tatillerinden ödün vermemesi, ülkede her şey güllük gülistanlıkmış gibi bir tablo çizmesine neden oluyor. Neticesinde ülkedeki durumun vahametini tam olarak kavrayamadığına dair ciddi bir endişe oluşuyor. 

Halbuki yapması gereken İstanbul belediyesine odaklanmak, ciddi, göz doldurur işler yapmak, gecesini gündüzüne katıp farkındalık yaratmak ve yönetim anlayışıyla, yaptığı işlerle, benimsediği politikayla yepyeni bir siyaset anlayışı ortaya koymak.

Buradan elde edilecek bir başarının hem muhalefet bloğunu güçlendireceği hem de kendisini cumhurbaşkanlığı adaylığına taşıyacağını görmesi gerekiyor. 

Fakat farklı kesimlerin telkiniyle zihnine yerleşen cumhurbaşkanlığı adaylığını mevcut görevinin ve sorumluluğunun da önüne koyması ’Başarısız olacak’ endişelerinin de artmasına neden oluyor.

2- Popülizme teslim olması.

Gerçekçi, sahici, net, elle tutulur, gözle görülür icraatlar yerine toplumun farklı kesimlerinin duygularını okşayacak söz ve davranışlara ağırlık vermesi. 

Mesela Mansur Yavaş daha çok somut icraatlarıyla anılırken Erkem İmamoğlu ne yazık ki daha çok farklı kesimleri memnun edecek söz ve davranışlarla, o kesimlerin hoşuna gidecek sembollere vurgu yapmasıyla gündem oluyor. 

Popülist siyaset anlayışının ülke için zararlı olduğu bilinen bir gerçek. Dahası ülke sorunlarını çözmeyeceği gibi bir süre sonra seçmeni de bıktıracağı ortada.

Bu siyaset tarzının bir süre sonra ciddi bir başarısızlık getireceği endişesi var.  

3- Tayyip Erdoğan ve iktidar mensupları ile iyi geçinme çabası.

Ekrem İmamoğlu’nun seçimdeki başarısının temelinde kuşkusuz AK Parti seçmenine yönelik kullandığı üslubun, benimsediği tarzın, nihayetinde onlardan aldığı desteğin, büyük etkisi var.

Fakat Tayyip Erdoğan’la iyi geçinmek ile AK Parti seçmeniyle iyi geçinmek aynı şey değil.

Kaldı ki Erdoğan’la iyi geçinmek ile kavga etmek arasında da büyük bir alan var. 

Kimseyle kavga etmeden işini yapmaya odaklanmak yerine enerjisini iktidarla diyalog kurmaya harcıyor. 

Diğer taraftan ülkede demokrasi askıya alınmış, hukuk rafa kaldırılmış, özgürlükler kısıtlanmış, rejim değişmiş, yüzlerce aydın, yazar, hapislerde çürürken, eğitimde, ekonomide, dış politikada… Ülkede her alanda ciddi bir tahribat varken bütün bunlar yokmuş, her şey normalmiş, bütün bunların sorumlusu Erdoğan değilmiş gibi davranması dahası ‘Bana iş yaptırmazlar’ korkusuyla iyi geçinmek adına Erdoğan’ın konumunu, politikalarını meşrulaştırıcı, güçlendirici bir yaklaşım içinde olduğunu fark etmemesi… Bütün bunlar muhalefet bloğunda “Biz neyin mücadelesini veriyoruz?” sorusunun sorulmasına neden oluyor. 

Halbuki İmamoğlu’nun Erdoğan ile değil Erdoğan’ın İmamoğlu ile iyi geçinmeye ihtiyacı var.

Çünkü engellenmiş, eli kolu bağlanmış bir belediye başkanlığı görüntüsü en çok Erdoğan’ın başını ağrıtacak bir görüntü.

Mesele sadece Erdoğan da değil. Bir gün önce kendisine “Onu pejmürde ederiz” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ertesi gün sarmaş dolaş, gülücükler eşliğinde poz vermesi dahası iktidarın yolsuzluklarının sembol ismi Cengiz İnşaat’ın sahibini holding binasında ziyaret etmesi… 

İlke, değer, tavır, duruş…  Hangi konuda ne kadar hassas olunduğuna dair ciddi endişelerin oluşmasına neden oluyor.

4- Diğer bir endişe nedeni de Erkem İmamoğlu’nun seçtiği çalışma arkadaşları ve onlara yüklediği sorumlulukların fazlalığı.

İktidarı en çok eleştirdiğimiz konuların başında kontrolünde olan makamları arpalığa dönüştürmüş olması var.

Yani aynı isimleri farklı şirketlerde farklı görevlere atayarak birden çok maaş almalarını sağlaması.

Ne yazık ki Ekrem İmamoğlu da bu sorunlu gelenek konusunda yeterince hassas davranmıyor. 

Danışmanlarını, yakın çalışma arkadaşlarını, belediyenin birkaç şirketinde aynı anda yönetim kurulu başkanı veyahut yönetim kurulu üyesi yapması, dar bir kadroya birden çok maaş bağlanması.

Diğer taraftan iktidarın kendisine yönelik dışlayıcı tavrından dolayı çıkan krizleri yönetememesi, dahası iktidarın elindeki medya gücüyle bu krizleri fırsata çevirmesi… Bütün bunlar, endişenin artmasına neden oluyor. 

Tekrar edeyim: Ekrem İmamoğlu önemli bir pozisyonda ve önemli bir misyonu var.

Sadece bir belediye başkanı değil. 

Yukarıda da dediğim gibi muhalefet bloğu adına oluşan umudun, heyecanın sembol ismi.

Onun başarısızlığı hepimizin başarısızlığı olacak.

Bundan dolayı en çok dikkat etmesi, en sağlam, en sağlıklı, net, görünür işler yapması, popülizmden uzak durması, farkındalık yaratması, dahası değerlere, ilkelere dayalı doğru politikalar yürütmesi, ülkenin geleceği için elzem.

Esasında hepimizin bu süreçte dikkatli olması, doğru üslup ve tutum benimsemesi, bu umuda gölge düşürecek yaklaşımlardan, davranışlardan, söz ve eylemlerden özenle kaçınması gerekiyor.

Çünkü hiçbirimizin milyonların emeğiyle oluşan bu umuda gölge düşürmeye hakkı yok.

Hiçbirimizin kendi kişisel çıkarı, hırsı için bu birikimi, bu heyecanı heba etmeye hakkı yok.

Fakat, yine de en büyük sorumluluk Ekrem İmamoğlu’na düşüyor.

O yüzden daha dikkatli, daha sağlıklı, daha sahici politikalara ve ilkeli bir duruşa ihtiyacı var.

Aksi durumda bunca emek, bunca çaba, nihayetinde oluşan bu umut, heba olacak. 

 

Facebook Yorumları

reklam
19.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
1.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive