Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Eyy muhalefet…


3.1.2019 - Bu Yazı 549 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin son altı yedi yılı bir roman olarak yazılsaydı kimse inandırıcı bulmazdı.

Kurumların birer birer etkisiz hale getirilmesi, medyanın bütünüyle iktidarın kontrolüne geçmesi, rejimin değiştirilmesi, TBMM’nin etkisizleştirilmesi, bütün yetkinin tek bir kişide toplanması…

Bütün bunlar olurken muhalefetin beceriksizliği, stratejik akıl yoksunluğu…

Evet tüm bunlar bir romanda anlatılsaydı okur “Koca bir ülkede bu gidişatı değiştirecek, stratejik aklı gösterecek kimse yok muydu? Yok canım hiç gerçekçi değil” derdi.

Hele romanda, muhalefetin her seçimde aynı hataları tekrar edip farklı sonuçlar beklediğini okuduğunda “Bu kadar olmaz deyip”kitaptan büsbütün uzaklaşırdı.

Sinema filmi olsaydı “İktidarı da muhalif kesimi de aynı şeyleri yapıp aynı sonuçlar alıp duruyorlar, yaratıcılıktan uzak böyle sıkıcı film mi olur” der, kimse izlemezdi.

Evet roman olarak yazıldığında bile inandırıcı gelmeyecek, film olarak çekildiğinde bile saçma bulunacak kadar tuhaf durumu gerçek hayatta yaşıyoruz.

Bu saçma romanın son bölümünü yerel seçimler oluşturuyor.

Yine aynı hatalar, aynı yanlışlıklar yapılıyor ama farklı sonuç bekleniyor.

Fazla uzattım. Konuya geleyim.

Muhalefet cumhurbaşkanlığı seçiminde yanlış bir politika uyguladı.

Bir seçimin meşru sayılması için gerekli asgari demokratik şartlardan hiçbiri mevcut değildi.

Buna rağmen muhalefet “Adam kazandı” cümlesiyle biten, sanki normal seçim yapılıyormuş gibi halaylı, türkülü bir seçim kampanyası yaptı.

Ülkenin tek adam rejimine geçişi ne yazık ki muhalefetin özensizliği, strateji yanlışlığı, akılcı bir siyaset uygulayamaması neticesinde demokratik bir meşruiyet kazandı.

Şimdi yeni bir seçime gidiyoruz.

Medya yine bütünüyle iktidarın kontrolünde.

Yargı iktidarın ağzının içine bakıyor.

Devletin bütün imkanları iktidar partisinin önüne serilmiş.

İktidar, seçim öncesi YSK üyelerinin görev süresini uzatarak anlaşılmaz bir karara imza attı.

İktidarın İstanbul adayı Meclis başkanı. Anayasa’nın 94’üncü Maddesi’ndeki açık hükme ve bu hüküm dayanak gösterilerek yapılan itirazlara rağmen Meclis başkanlığından istifa bile etmiyor.

Yani alenen Anayasa’yı hiçe sayıyor.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi iktidar, çıkardığı KHK’larla belediyelerin önemli yetkilerini cumhurbaşkanlığında topladı. Dahası belediyelerin kasasının anahtarını cumhurbaşkanlığına verdi. Belediye başkanlığını anlamsızlaştırdı.

Hal buyken muhalefet bütün bunlar yokmuş, her şey normalmiş gibi seçim kampanyası yürütüyor.

Muhalefette ciddi bir politika belirleme sorunu var.

Mesela muhalefet parti yetkilisi basın toplantısı düzenleyip “Cumhurbaşkanı meşru değil” dediği gün İstanbul adayları cumhurbaşkanından randevu talebinde bulundu.

Anlıyorum, bütün bunları iktidarın yaymaya çalıştığı kutuplaşmayı azaltmak amacıyla yapıyorlar.

AK Parti seçmenine ulaşmak, yaratılan kamplaşmayı kırmak için yapıyorlar.

Fakat kutuplaşmayı azaltalım, iktidar partisi seçmenine ulaşalım derken mevcut rejime, anlayışa, bu anlayışın siyasi aktörlerine ve o aktörlerin yaptıklarına meşruiyet kazandırmak gibi bir açmaza düşüyorlar.

Otoriter yönetimlerde bütün olumsuzluklara rağmen her seçim gidişatı tersine çevirmek için büyük bir imkan.

Bu imkan doğru kullanılmadığında her seçim mevcut iktidarı ve anlayışı meşrulaştırıcı bir işleve bürünüyor.

Evet, kutuplaşmayı azaltmak gerekiyor.

Peki bunun yolu ülkede her şey normalmiş gibi davranmak mı?  

Seçim kampanyalarında hukukun yok edilmesini, rejimin değiştirilmesini, Anayasa’nın hiçe sayılmasını mesele olmaktan çıkarıp yerel hizmetlere vurgu yapmak mı?

Kaldı ki kutuplaşma niye var?

Kutuplaşmanın tek nedeni kimlik, inanç, ideoloji  meseleleri mi?

Ülkedeki gidişata karşı ya da taraf olmanın hiç mi anlamı yok?

Demek istediğim şu: Medya yok. Hukuk yok. Anayasa yok. Seçim güvenliği yok.

Rejim değişmiş. Devletin bütün imkanları bir partinin inisiyatifine bırakılmış, bir ülkenin kaderi bir kişinin iki dudağı arasına teslim edilmiş. Ülkeyi saran ağır bir yolsuzluk ve yoksulluk var.

Böyle bir ortamda yapılan seçimleri salt belediye seçimi görmek, ona göre kampanya yapmak, keskin, kutuplaştırıcı olmayalım diye tüm bu antidemokratik durumu görmezden gelerek politika belirlemek olacak şey mi?

Yerel hizmet elbette önemli. Fakat şu anda ülkenin en önemli sorununun kimin daha iyi yol, köprü yapacağı, kimin trafik sorununu daha iyi çözeceği kimin şehirleri daha güzelleştireceği meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz.

Diğer taraftan kutuplaşmayı azaltmanın tek yolu cumhurbaşkanıyla görüşmek, her şey normalmiş, ülkede olağanüstü bir durum yokmuş gibi davranmak mıdır?

AK Parti seçmeniyle bütün olmak, onlara ulaşıp konuşmak, o insanları da gidişattan duyulan endişenin ortağı etmek için ‘Cumhurbaşkanı ile aramızda bir sorun yok’ mesajı vermek midir?

Ya da rejim değişikliği, Anayasa’nın hiçe sayılması, medyanın yok edilmesi konu edilmeyerek mi AK Parti seçmeniyle bağ kurulacak?

Eğer ortada bu tür sorunlar yoksa tek sorun şehirleri kimin yöneteceğiyse AK Parti seçmeni belediye seçimlerinde niçin para musluğunun başında oturan iktidar partisine değil de muhalefetin adaylarına oy versin ki?

Evet cumhurbaşkanının şahsıyla bir sorununuz yok ama ya yaptıklarıyla?

Hukuku tanımamasıyla, Anayasa’yı hiçe saymasıyla medyayı bütünüyle kontrolüne almasıyla rejimi tek adam rejimine dönüştürmesiyle de sorununuz yok mu?

Peki ne öneriyorum?

Otoriter yönetimler altında bile her seçim gidişattan memnun olmayanlar için bir fırsat.

Bu nedenle bu seçimler salt belediye başkanlığı seçimi olarak görülmemeli.

Ülkede olup biteni, esas sorunun nereden kaynaklandığını topluma anlatmanın bir fırsatı olarak görülmeli.

Bunu yaparken de kutuplaşmayı azaltmak ile ülkede olup biteni meşrulaştırmak arasındaki farkı ortaya koymalı.

Bunun için, bu seçimlerin salt belediye başkanlığı meselesi olmadığını, esas sorunun siyaset anlayışındaki otoriterlikten kaynaklandığını halka anlatmak için bir fırsat var önümüzde.

Kutuplaşma tuzağına düşmemek, özenli, dikkatli bir üslupla olup biteni topluma anlatmak, duyulan endişeye toplumun bütün kesimlerini ortak edecek söz ve eylemlerle olur.

Yoksa her şey normalmiş, bu seçimlerde salt belediye başkanlığı seçimleriymiş gibi davranarak değil.

Hele “Bakın cumhurbaşkanı ile aramızda hiç sorun yok” diyerek hiç değil.

Facebook Yorumları

reklam
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive