Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Bana müsaade!


23.4.2018 - Bu Yazı 578 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  İktidarın hali malum.

Ekonomi, eğitim, hukuk, medya, tarım… her alanda büyük bir başarısızlık sergilediler.

Toplumu kutuplaştırdılar.

Memleketin psikolojisini bozdular.

İnsanlar birbiriyle konuşamaz, selamlaşamaz hale geldi.

***

Muhalefetin hali malum.

Eski siyasetten kurtulamıyor.

Gençleri anlamıyor.

Yeni çağın imkanlarını ve gereklerini göremiyor.

İktidarı sarsacak, onu yanlıştan döndürecek bir strateji kuramıyor.

Muhalefet unsurları, birbirleriyle bile anlaşamıyor.

***

Böylece, ayrımcılıktan, kayırmacılıktan, çıkarcılıktan, yalancılıktan, adaletsizlikten, kabalıktan, kavgacılıktan, tembellikten, yoksulluktan… kurtulamıyoruz.

Türkiye her geçen gün yeni kayıplara uğruyor.

Gençlerimiz ölüyor, bilim insanlarımız hapse giriyor, çocuklarımız şiddete uğruyor; dışlanan, ötelenen insanlarımız intihar ediyor; sırf “Çocuklar ölmesin” dedi diye Ayşe öğretmen küçücük bebeğiyle hapse atılıyor, binbir trajedi, binbir acı içinde vicdanlarımız yaralı, çaresiz bekliyoruz…

***

Türkiye’de 7 milyondan fazla çocuk aç.

Türkiye’de üretim durmuş vaziyette.

Türkiye’nin dünyada itibarı kalmadı.

Türkiye’ye turist gelmiyor.

10 binlerce bilim insanı, işveren, sanatçı, yatırımcı… Türkiye’yi terk etti.

Çünkü bu ülkede denge yok, huzur yok, ağız tadı yok.

***

Ne var peki?

Ayrımcılık var. Öteleme, dışlama, baskı, şiddet, aşağılama, hukuksuzluk, alay etme, yalan var.

***

Ülkemiz elden gidiyor.

Buna acilen bir çare bulmalıyız.

Çünkü iktidar “İki ay sonra seçim var!” diyerek tüm milletin iki ayağını bir pabuca soktu.

Bu, Türkiye’ye saygısızlıktır.

Bu bir seçim değil.

Bu “Ben iktidarda kalayım da millet ne hali varsa görsün”demektir.

Bu fırsatçılıktır.

Bu, memleketi, milleti hiçe saymaktır…

***

Ülkemizi mevcut felaketlerden kurtarabilmek için…

Ayrımcılığı ortadan kaldırmak için…

Üreterek, hep birlikte dostça yaşayabilmek için elimizi taşın altına koyduk.

Biliyorsunuz, ben, cumhurbaşkanlığına adaylığımı koyuyorum.

Derdim makam mevki değil.

Bu işi bir mesuliyet üstlenme olarak görüyorum.

Risk alıyorum.

Gözü dönmüş, kendi iktidarından başka şey düşünmeyen, paniğe kapılmış siyasetçilerin karşısına dikilmenin çok tehlikeli olduğunun farkındayım…

***

Peki, neden böyle bir işe kalkıştım?

“Şansımızı deneyelim, bakalım ne olur?” diye düşünmüyorum.

Aksine, kazanacağımızdan eminim.

Gençler kazanacak.

Alnının teriyle, bileğinin hakkıyla, emeğiyle, onuruyla yaşamak isteyenler kazanacak.

Hukuksuzluklara maruz kalanlar, vicdanı sızlayanlar kazanacak.

Bilim insanları, engelliler, öğretmenler, işçiler, sanatçılar, kadınlar, yoksullar, akademisyenler, çocuklarımız kazanacak.

Biz kazanacağız.

Çünkü güçlü olan haklı değildir. Haklı olan güçlüdür.

***

Neden aday oldum?

Uzun zamandır, ülkemizin kurtuluşu için kafa yoruyor, çalışmalar yürütüyorduk.

Uzmanlarla, bürokrat, siyasetçi, yatırımcılarla temas halindeydik.

Gençlerle, öğrencilerle çalışma grupları kurmuştuk.

Gazetecilerin, iletişimcilerin katıldığı toplantılar yapıyorduk.

Tek bir amacımız vardı: Ayrımcılığa son vermek.

“Onurlu Çıkış” adlı bir hareket yürütüyorduk.

Milletimizi Alevi, Sünni, dindar, laik, Türk, Kürt, biz – onlar… gibi ayrımları bir kenara bırakmaya çağırıyoruz.

“Hepimiz bu ülkenin evladıyız” diyoruz.

“Bir toplumun yarısı mutsuz olursa, diğer yarısı mutlu olamaz”diyoruz.

“Liyakat esastır, eşitlik esastır, hukuk esastır” diyoruz.

İstiyoruz ki herkes odasından çıksın, salona insin, selamlaşsın, konuşsun.

Çünkü, Türkiye hepimizin.

Memleketin sorunlarını çözmek ve ülkeyi omuzlamak için hepimizin katkısı şart.

Bu ülkenin bir tek evladını bile dışlayamaz, ondan vazgeçemeyiz.

Kimseye hakaret edemez, kimseyi hor göremeyiz.

Hep birlikte, barışçı bir anayasayla ve birbirimizin kıymetini bilerek yaşamalıyız…

***

Baskın seçim kararıyla birlikte, baktık gördük ki sahnede eski siyasetçiler var.

Aynı bölücü dil.

Aynı köhne üslup.

Aynı kabadayılık.

Aynı gerilik.

Aynı seviyesizlik…

***

Muhalefet de eski siyasi gruplaşmalardan kopamıyor.

Türkiye’yi bir bütün olarak göremiyor.

Kendi tabanı olarak gördüğü kesime hitap ediyor.

***

Benim önceliğim Türkiye’de ayrımcılığın tümüyle ortadan kalkması…

Süratle parlamenter sisteme geri dönülmesi…

Bunun için de herkesin bulunduğu bir masa kurulmasıdır.

Bunun için de bir bağımsız aday şart.

Ben, birleştirici bir bağımsız aday çıkmadığı için çıktım.

Partili adayların, mevcut “partili cumhurbaşkanı” sorununu çözme şansı yok.

Bu koşullarda kazanma ihtimali de yok.

Partili olmak, milletin tamamını değil, bir kesimini temsil etmek demek.

Böyle olunca da Erdoğan karşısında galibiyet elde etmek mümkün değil…

***

Peki, milletin çoğu, beni tanımıyor bile.

Hangi akla hizmet çıkıyorum?

Kime, neye güveniyorum?

Golyat’ı indirmek, Davut’un işidir.

Bizim bir Davut’a ihtiyacımız var.

Bu seçimde Davut’un rolünü üstlenmek istemezdim açıkçası…

Asıl isteğim bir kenara çekilmek, okumak ve yazmaktı.

Fakat öyle olmuyor.

Birinin çıkıp meydan okuması, doğruyu haykırması, direnmesi gerekiyor.

Ve… sıkı durun, size güveniyorum.

Bizzat size güveniyorum.

Biliyorum ki siz de Türkiye için endişeleniyorsunuz.

Biliyorum ki siz de çok yoruldunuz.

Yalanlardan bıktınız.

Baskılardan, hapislerden, ağız dalaşından, pahalılıktan, haksızlıklardan, yolsuzluklardan, cehaletten, rüküşlükten, zulümden usandınız.

Hep birlikte ülkemize sahip çıkacağız.

Alevi, Sünni omuz omuza mücadele edeceğiz.

Başörtülü başı açık yan yana şevkle, neşeyle çalışacağız.

Türk, Kürt en ufak bir ayrım yapmadan dostça yoldaşlık edeceğiz.

Bu toprağın türkülerini, marşlarını bir ağızdan söyleyeceğiz.

Biliyorum, eminim ki kalplerimiz bir.

Ellerimizi de birleştireceğiz.

Hemen, şimdi!

Bu bir kurtuluş mücadelesi güzel kardeşlerim.

Bu bir hayat memat meselesi aziz dostlarım.

Bu bizim son şansımız.

Aklınıza takılan…

Sizi duraksatan…

Umutsuzluğa sürükleyen…

Güvensizliğe iten…

Yılgınlığa yönelten…

Tüm sorunları aşacağız.

Ya-pa-bi-li-riz.

Yeter ki siz kendinize güvenin, ayağa kalkın.

Tekrar ediyorum: Haklı olan güçlüdür.

Davut’un Golyat’ı yenmesi mukadderdir.

Hepimiz birer Davut’uz.

Hepimiz bu ülkenin vazgeçilmez değerdeki evlatlarıyız.

Golyat’ın nasıl korktuğunu görüyorsunuz.

Golyat’ın nasıl boş konuştuğunu görüyorsunuz.

Golyat’ın nasıl zayıf düştüğünü görüyorsunuz.

Bu çirkinliğe, bu saçmalığa, bu seviyesizliğe hep birlikte son vereceğiz!

Kalbimizin derinliklerindeki arzuyu umuda, umudu eyleme dönüştürme zamanı.

Türkiye için, hepimiz için, onurumuz için çalışma zamanı.

Gelin, el verin, beraberce yurdumuzu kurtaralım.

Kendinize güvenin.

Ben, size güveniyorum.

Tüm kalbimle güveniyorum size.

***

Bundan sonra, Türkiye’yi dört dönmem, köşe bucak koşturmam gerekiyor.

Hepimizin harıl harıl çalışmamız gerekiyor.

Dolayısıyla yazı yazmaya devam edemeyeceğim.

Yıllardır yazdıklarımı okuyan, paylaşan, gönül bağı, duygu birliği kurduğumuz siz okurlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Bin yaşayın.

Diken ailesine, bana burada yazma imkanı verdiği için teşekkür ediyorum.

İlk fırsatta, sizinle yüz yüze görüşmeyi, omuz omuza yürümeyi, yan yana koşmayı diliyorum.

***

İş başa düştü.

Kolları sıvayın.

Bu işte beraberiz.

Ülkemizde bizim, hepimizin sesi yankılansın.

Bizim rüzgarımız essin.

Birlikte, ağız tadıyla, umutla, sevinçle yaşamaya başlayalım artık.

Haydi!

Facebook Yorumları

reklam
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları