Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?


16.09.2019 - Bu Yazı 102 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Büyükşehir belediye başkanları AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine sarayda toplandı.

Toplantıya AK Partili başkanların yanısıra CHP’li ve MHP’li başkanlar da katıldı.

Muhalefete mensup belediye başkanlarının toplantıya katılmasına yönelik iki görüş söz konusu.

Bir tarafta “İyi oldu Erdoğan’a kutuplaşma fırsatı verilmedi, uzlaşma ortamı yaratıldı” diyenler; diğer tarafta ise “CHP’li belediye başkanları bu toplantıya giderek Erdoğan’ın politikalarını, pozisyonunu meşrulaştırıyorlar” türü eleştiriler yöneltenler var.

Toplantı çıkışı açıklamadaki “Biz de çok mutlu olduk. Bir kez daha sayın cumhurbaşkanımıza bu toplantıyı tertiplediği, gergin havanın ortadan kaldırılmasını sağladığı için teşekkür ederiz”  cümlesine bakılırsa muhalefete mensup belediye başkanları da bu görüşmeden bir hayli memnun.  

Belediye başkanları açısından bakıldığında toplantıya katılmanın izah edilir bir tarafı var gibi gözükebilir. 

Çünkü var olan sorunların çözümü için iktidarla diyalog kurmak gerektiğini düşünüyorlar. 

Fakat bütün bir muhalefet açısından ciddi bir sorun var ortada.

Bir taraftan “Hukuku, özgürlüğü, demokrasiyi, insan haklarını yok eden, ülkedeki rejimi değiştiren, laikliğe dayalı yönetim anlayışını tahrip eden diktatör bozuntusu” deyip diğer taraftan aynı partiye mensup belediye başkanlarının davete katılıp “Gerginliği azalttığı için sayın cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ederiz” türünde açıklama yapmaları pek tutarlı, sağlıklı bir politika değil.

Gerginlik?

Hangi gerginlikten bahsediyorlar acaba? O gerginlik niçin var?

Benim bildiğim gerginliğin temel nedeni iktidarın tek adam rejimini tesis etmesiydi. 

Yani hukukun ayaklar altına alınması, demokrasinin işleyişinin aksatılması, özgürlüklerin kısıtlanması, şeffaf bir yönetim anlayışının olmamasının yarattığı bir gerginlik var. 

Peki ne oldu da o gerginlik bitti? 

Bütün mesele Erdoğan’ın muhalefeti adam yerine koyup görüşüp görüşmemesinde mi yatıyor yani? 

Nereden bakarsanız bakın muhalefet açısından zayıflık, dirayetsizlik, kararsızlık olarak görülecek bir durum var. 

Ya ‘diktatör’ demeyeceksiniz ya da her çağırdığında davetlerine koşa koşa gitmeyeceksiniz.

Ya partili cumhurbaşkanlığının sorun olduğunu söylemeyeceksiniz ya da davet geldiğinde partili kimliği olmayan bir cumhurbaşkanıymış gibi davranmayacaksınız.

Ya “Rejim sorunu var”, “Ülke büyük bir yıkıma sürükleniyor” gibi büyük laflar etmeyeceksiniz ya da bu lafları ediyorsanız bunun ağırlığına uygun bir tutum içinde olacaksınız. 

Her ikisi bir arada olmaz.

“Belediye başkanlarının toplantıya katılması iyi oldu, uzlaşma ortamı sağlandı, Erdoğan’ın elindeki kutuplaştırma kozu alınmış oldu” diyerek bu çelişkili durumu normal göstermeye çalışanlara da bir çift sözüm var:

Ülkede kutuplaşma niçin var?

Erdoğan muhalefete mesafe koyduğu, onlarla diyalog halinde olmadığı için mi var yoksa demokrasi, özgürlükler, hukuk, insan hakları bütünüyla rafa kaldırıldığı için mi?

Erdoğan her gülümsediğinde, her barışçı mesaj verdiğinde kutuplaşma ortadan kalkacak mı?

Rejimin değiştirilip tek adam rejimi kurulmuş olması, bağımsız yargının bütünüyle yok edilmiş olması, özgürlüklerin kısıtlanması… 

Bütün bunların hepsi duruyorken, dahası Erdoğan’da bu politikalarından en küçük bir geri adım havası yokken hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz?

Uzlaşma demokraside olur.

Uzlaşma adalette, özgürlükte, eşitlikte, insan haklarında, şeffaflıkta, dürüstlükte olur.

Neyin uzlaşması bu ve kiminle yapılıyor?

Ne dediğinizin farkında mısınız?

Erdoğan’ın kendi yanlış politikalarında gösterdiği kararlılığın, dirayetin, onda birini muhalefet kendi doğrularında gösteremiyor ne yazık ki.

Bu da her seferinde Erdoğan’ın kazancı olarak yazılıyor.

Ortada ciddi bir rejim sorunu var. Yönetim sorunu var. Anlayış sorunu var. Felsefe sorunu var. 

Yüzlerce aydın yazar, akademisyen hapislerde çürüyor.

Daha geçtiğimiz hafta millet iradesi hiçe sayılarak üç büyükşehir belediyesine kayyım atanmışken, “Dindar nesil yetiştireceğiz” gibi gerçeklikten kopuk bir anlayışla eğitim sistemi felç edilmişken, tek adam rejimi inşa edilmiş, adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, liyakat, gibi değerler bütünüyle tahrip edilmişken, TBMM devredışı bırakılıp koca bir ülke KHK’larla yönetilirken neticesinde ekonomide ağır bir yıkım varken, milyonlarca insan yoksulluk sınırındayken, milyonlarca genç işsizlikle boğuşurken, üstelik tüm bunlara neden olan politikalarda milim değişiklik yokken bu politikaların sahibi, uygulayıcısıyla uzlaşmaya çalışmak ülkeyi düşünmek değil, kendi koltuğunu, kendi pozisyonunu sağlama almaktır. 

Böyle bir ortamda uzlaşmaktan bahsetmek bu politikalara, bu gidişata teslim olmaktan başka bir şey değildir.

Dirayet yoksunluğudur, kendi doğrularına, yaklaşımına inançsızlıktır, dahası karakter zafiyetidir. 

Ya “Bütün bunları sorun olarak görmüyoruz” deyip ona uygun politika ve söylem geliştireceksiniz ya da bu politikaların uygulayıcısına meşruiyet kazandırmaktan uzak duracaksınız.

Bunun ortası yok. 

Diğer taraftan muhalefet Erdoğan’la iyi geçinmeyi, o davet ettiğinde gitmeyi AK Parti tabanıyla iyi geçinmek, onlarla uzlaşmak sanıyor. 

Kutuplaşma yaratmamak için söze, tavra politikalara dikkat etmek, AK Parti tabanını dışlayacak, ötekileştirecek, yaklaşımlardan uzak durmak gerekiyor, yoksa ülkemizi ağır bir faturayla karşı karşıya bırakan politikaların sahibi mevcut iktidarla iyi geçinmek onu meşrulaştıracak davranışlarda bulunmak değil. 

Muhalefet bu kararsızlıkla, bu ikircikli tavırla, bu alttan alan, zaman zaman geri adım atan tavrıyla, ülkede temel, yapısal, hayati sorunlar yokmuş, tarafsız bir cumhurbaşkanı varmış gibi davranmakla AK Parti tabanında da hem inandırıcılığını yitiriyor hem de Erdoğan karşısında zayıf kişilik, karakter olarak görülüyor. 

Üstelik bu yanlışlarını da “Mesele vatansa gerisi teferruattır” gibi sakat bir anlayışla izah ediyorlar.

Oysa bilmeleri gerekiyor ki bir ülke ancak demokrasiyle, bağımsız yargıyla, özgürlüklerle, dünyayla uyumlu bir eğitim sistemiyle, şeffaf, denetlenebilir bir yönetim anlayışıyla vatan olabilir.

Bu değerlerin olmadığı ülkelerde vatan zaten tehlike altındadır.  

Tam da böyle yaparak esasında vatanı teferruat, koltukları, elde edilen pozisyonları korumayı ise esas mesele gördüklerini göstermiş oluyorlar. 

Muhalefet bu yaklaşımıyla tavır alma fırsatını da kararlı duruş hakkını da tutum belirleme inisiyatifini de ne yazık ki Erdoğan’a veriyor.

“Diktatör bozuntusu” deyip “Ülke büyük tehlike altında” gibi cümleler kurup sonra da her davete koşa koşa gitmek…

Biraz ciddi, biraz kararlı, biraz dirayetli politikalara, tutuma, tavra ihtiyaç var.

Böyle kimin ne yaptığı, kimin nerde durduğu, kimin tam olarak neyi dert ettiği, neye karşı olduğu belli olmayan tavırsızlıkla ne ülke ne de muhalefet bir yere varabilir.

Erdoğan’a kazandıran, kendi yanlışlarının arkasında, muhalefetin kendi doğrularının arkasında durduğundan daha kararlı, daha dirayetli, daha istikrarlı durması.

Facebook Yorumları

reklam
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive