Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Karma eğitim meselesinde kim haklı?


18.9.2018 - Bu Yazı 186 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

  Ülke için en hayati konu bile gündemde en fazla birkaç gün kalıyor.

Geçen haftanın konusu karma eğitim meselesiydi.

Her defasında olduğu gibi bu konuda da muhalefet tepki gösterdi, iktidar bildiğini okumaya devam etti ve mesele gündemden düştü.

Gündemden düşse de üzerinde konuşmamız gerekiyor.

Çünkü çok önemli bir konu.

Geçtiğimiz hafta iktidarın “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır” yasasını değiştirdiği ortaya çıktı.

Sanırım bu konuda yetki okul yönetimlerine verildi.

Rejim değiştirerek ülkeye kendi ideolojik elbisesini giydirmeye çalışan iktidarın bu adımla nereye varmak istediğini az çok tahmin edebiliyoruz.

Ülke yararı gözetilerek atılmış bir adım olarak göremeyiz.

Çünkü eğitimdeki akademik sonuçlar bu kadar vahimken en uç sayılabilecek karma eğitim meselesini konu edinmek ülke yararı gözetmek değil, ideolojik ve siyasi çıkar sağlama peşinde koşmaktır.

İktidarın bu adımını ne yazık ki başka türlü yorumlayamayız.

Esasında karma eğitim meselesi bütün dünyada büyük tartışma konusu.

İki görüş var.

Birinci görüş şöyle: Dünyada kimi bilim insanları yaptıkları araştırmalar neticesinde kız ve erkek çocuklarının ayrı sınıflarda derse daha iyi konsantre olduklarını ve daha iyi eğitim aldıklarını savunuyorlar.

Bu görüşü savunanların önceliği akademik başarı.

Bu görüşün yaygınlık kazanması üzerine ABD’de, Almanya’da, İngiltere’de ve birçok Avrupa ülkesinde kız ve erkek çocuklarının ayrı eğitim aldığı okulların açılmasına olanak sağlandı.

Almanya 2000’li  yılların başında ayrı okulların açılmasına izin verdi.

ABD’de ise Hillary Clinton önderliğindeki bir grup senatörün çabaları sonucunda 2011 sonlarına doğru kız ve erkek çocukların ayrı eğitim aldığı okulların açılması yasalaştı.

İngiltere’deyse kız ve erkek çocukların ayrı sınıflarda ders almasını savunan parti solcu işçi partisi.

Ülkemizde de kız ve erkeklerin ayrı eğitim gördüğü liseler zaten mevcuttu.

İkinci görüş ise şu: Kimi bilim insanları kız ve erkek çocukların farklı okullarda, sınıflarda ders almasını sakıncalı buluyor.

Özellikle de bizim gibi kadın erkek ilişkilerini sağlıklı zemine oturtmayı başaramamış toplumlar için daha da sakıncalı hale geliyor.

Çünkü bu görüşü savunanlar çocukların sosyal gelişimi, karşı cinsle diyalog kurması, onu arkadaş olarak görmesi ve neticesinde toplumda kadın erkek eşitliğinin sağlanması açısından karma eğitimi daha sağlıklı görüyorlar.

İkinci görüşün önceliği ise çocukların insani gelişimi.

Çünkü aynı sınıflarda okuyan kız ve erkek çocuklar birbirlerinden etkilenerek, birbirlerinin eksikliklerini tamamlayıp fazlalıklarını törpülüyorlar.

Bu sosyalleşme neticesinde ilerleyen yaşlarda karşı cinsle normal, medeni, arkadaşça diyalog kurmaları kolay oluyor.

Karşı cins gördüğünde erkek ya da kadın değil insan görmeyi öğreniyorlar.

Yani bu birliktelik çocukların insanı gelişimine olumlu katkı yapıyor.

Bütün bunlar olmadığında da toplumda kadın erkek eşitliği sorunlu hale geliyor.

Ve bu sorunun yarattığı diğer devasa sorunlar…

İkinci görüş mealen şöyle diyor: İyi insan olmadıktan sonra iyi doktor, iyi hakim, iyi mühendis olmak yeterli sonuç değil.

“Batılı ülkeler bu konuyu tartışıyorlar, onlarda var bizde de olsun” diyemeyiz.

Çünkü onlar birçok sorunlarını halletmişler.

Çünkü oralarda hayat kadın erkek eşitliği üzerinden kurgulanmış.

Hem eğitim sisteminde birçok sorunu halletmişler hem de çocukların insani yönünü geliştirecek sistem, mekanizma, toplumsal normlar sağlıklı işliyor.

Ama Türkiye öyle mi gerçekten?

Hâlâ kadın ve erkek arkadaş olabilir mi tartışması yapılıyor.

Hâlâ cinsiyetçiliği aşamıyoruz.

Hâlâ kadınlar ve erkekler birbirlerini kötülüyor, aşağılıyor.

Dahası aile ilişkilerinde bile kadın ve erkek birbirini anlayamıyor, dengeleyemiyor.

Kadın erkek ayrımcılığından doğan hukuki, ekonomik, psikiyatrik sorunlar bitmek bilmiyor.

Kadının gülmesini, konuşmasını, yalnız dolaşması ayıp gören çağdışı tartışmaları bile geride bırakamamışken…

Yani demek istediğim çocuğun sağlıklı yetişmesini sağlayacak sistem yok, düzen yok, kural yok. Toplumsal değerler tahrip olmuş. Kutuplaşma, ayrımcılık, kavga, çatışma, cinsiyet ayrımcılığı…

Bütün bu sorunları ortadan kaldıracak sistem ve toplumsal yapı olmadan karma eğitimle uğraşmak bu sorunları dert etmemektir.

Kaldı ki eğitim demek çocuklara sadece akademik bilgiler aktarmak da değil.

Eğitimin iki temel amacı var:  İyi insan yetiştirme ve o iyi insana akademik başarı (mesleki yeterlilik)  kazandırma.

Birini göz ardı edip diğerini tek amaç edinemeyiz. Robot yapıyoruz insan eğitiyoruz.

Hep söylerim yeri gelmişken bir kez daha tekrarlayayım: Ortadoğu’daki çatışmaların, ayrımların, savaşların, yönetimlerdeki otoriterleşmenin birçok nedeni var ama en önemli nedenlerinden birinin kadınlarla erkekler arasına konulan kalın duvarların olduğunu düşünüyorum.

Yani kadınla erkek arasında sağlıklı iletişim olmadığında erkekler daha da kabalaşıyor, hırçınlaşıyor; merhameti, nezaket, saygıyı öğrenemiyorlar.

Neticesinde de ortaya birbirini yiyip bitiren, kabalığı, hükmetmeyi, dediğim dedik anlayışını üstünlük gören toplumsal yapılar çıkıyor.

Kadın ile erkeğin arasına sınır çeken toplumlar normalleşemiyor. Hastalıklı cinsellik bütün ilişkileri rehin alıyor. Kadını zararlı, ondan korunacak, uzak durulacak varlık olarak  gören erkek egemen toplum meydana geliyor.

Neticesinde de kadının toplumsal hayata katacağı değerlerin de önü kesilmiş oluyor.

Kısacası normal birey, normal insan olma sorunumuz var.

Bu sorunu çözecek, azaltacak toplumsal farklı dinamikler oluşmadan karma eğitim meselesini tartışmaya açmak mevcut sorunu büyütmekten başka işe yaramayacaktır.

Yani demem o ki  iyi insan olmadan iyi doktor, iyi mühendis, iyi hukukçu olmak yetmiyor.

İnsani yönü gelişmiş bireyler yetiştirmek gerekiyor.

Türkiye refaha kavuşmak, medeni, sağlıklı bir ülke olmak istiyorsa kadın erkek ilişkilerini sağlıklı zemine oturtmak zorunda.

Ve bu da küçük yaştan itibaren çocuklara verilen eğitimle olur.

Karma eğitime karşı olanlar kadın ile erkeği birbirine hayat veren‘insanlar olarak değil’ doğal düşman olarak konumladıklarının farkındalar mı?

Hiç sanmıyorum.

Facebook Yorumları

reklam
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
1 0
Hasan Ortaç 3.11.2016 - 06:24:24
Sayın Levent Gültekin'in yazdığı gibi; “Başkanlık olursa bugün yapamadığınız neyi yapacaksınız? Ne yapacaksınız da kim size engel çıkarıyor? Elinizi tutabilecek, size engel çıkaracak tek bir kurum, tek bir kişi kalmamışken başkanlık niçin gerekli?” diye tek bir soru sormak yerine; başkanlık sisteminin zararlarını anlatmaya, karşı argümanlar geliştirmeye çalışanlar, boşa çabalamaktan, abesle iştigal etmekten başka bir iş yapmıyorlar. Tek soru soracaklar ve arkalarına yaslanıp gelecek cevapları gülerek izleyecekler; “Kardeşim, başkanlık olursa bugün yapamadığınız neyi yapacaksınız? Ne yapacaksınız da kim size engel çıkarıyor? Elinizi tutabilecek, size engel çıkaracak tek bir kurum, tek bir kişi kalmamışken başkanlık niçin gerekli?” Bu kadar!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.