Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?


22.05.2020 - Bu Yazı 208 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1930’lu yıllarda diktatörlük rüzgarının estiği Avrupa’da demokrasilerini kurtarmayı başaran iki ülke var. 

Bunlarda biri Belçika bir diğeri ise Finlandiya.

Finlandiya’da, 1929 yılında Lapua Hareketi iktidara geliyor.

İlk önce komünistlere siyaset yasağı getirme amaçlı adımı atıyor ve muhalefetten de bu anlamda destek görüyor.

Ayağı iyice yer eden faşist Lapua Hareketi, İtalya’nın faşist lideri Mussolini’ye özenerek ülkede geniş katılımlı bir yürüyüş düzenliyor ve bu sefer de Sosyal Demokrat Parti’yi hedef alıyor. 

Bu yürüyüşte, isteklerinin kabul edilmemesi halinde şiddete başvuracaklarını ilan ediyor. 

Sonrasında Lapua Hareketi’ne bağlı çeteler; sendikacı, siyasetçi, sivil toplumcu bine yakın kişiyi kaçırıyorlar.

Durumun giderek kontrolden çıktığını, ülkede faşist bir diktatörlük kurulduğunu fark eden Finlandiya muhalefet partileri ilginç bir yöntemle bir araya geliyorlar.

Muhalefete mensup farklı partilerden siyasetçiler partilerinden istifa ederek Yasallık Hareketi’ni kuruyorlar.

Hareketin tek bir amacı var: Demokrasiye yeniden işlerlik kazandırmak. 

Yasallık Hareketi, muhalefetin birlik olmasının ortaya çıkardığı heyecan, birlikteliğin yarattığı etki ve arkasına aldığı toplumsal destekle iktidarı erken seçime zorluyor.

Yapılan ilk seçimi kazanan Yasallık Hareketi bu yöntemle Finlandiya’nın demokrasisini kurtarıyor.

Peki benzer bir model Türkiye’de de uygulanabilir mi? 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Türkiye’nin bir demokrasi cephesine ihtiyacı olduğunu söylemişti.

Fakat bütün bu çağrılar partilerden somut bir adım gelmediği için hep sözde kalıyor. 

Bunda kuşkusuz farklı partilerin bir araya gelmesindeki zorluğun, muhalefete mensup partilerin kendi aralarındaki farklılıkları tartışma konusu yapmalarının büyük etkisi var.

Nasıl bir araya gelinecek? Demokrasi cephesi tam olarak nasıl oluşturulacak? Partiler teknik olarak bu birlikteliğe nasıl katılacak ve bu birliktelik hangi temel ilkeler etrafında sağlanacak? 

Bütün bu sorulara sağlıklı bir cevap bulanamadığı için ne yazık ki somut bir adım da atılamıyor.  

Finlandiya modelini okuduğumda benzer bir yöntemin Türkiye’de de uygulanabileceğini düşündüm.

“Kolay değil” dediğinizi duyar gibiyim.

Hiçbir şeyin kolay olmadığının ben de farkındayım.

Ama ülkenin içinde bulunduğu durum artık muhalefetin genel geçer siyaset anlayışından sıyrılıp imkansızı başarmasını mecbur kılıyor. 

Çünkü siyasetin zemini iktidar tarafından yok edilmiş, demokrasi, hukuk bütünüyle rafa kaldırılmış, ülkede tek adam rejimi kurulmuşken dahası rejim değişikliği sonucunda tek başına bir partinin herhangi bir varlık gösteremeyeceği ortadayken oy hesabı yapmak, her şey normalmiş, ülkede siyaset yapılabilirmiş gibi davranmak anlaşılır bir tutum değil. 

Hal buyken muhalefet partilerinin farklılıklarını bir tarafa bırakıp en temel ilkeler etrafında bir araya gelmesi ve ülkeyi sıkıştığı bu açmazdan çıkaracak ortak bir politika izlemeleri gerekiyor.

Birliktelikten başka bir yol yok. Aksi takdirde ülke büyük bir yıkıma sürüklenecek ve durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alacak.  

Peki bu model Türkiye’de nasıl uygulanır?

Adı ister Demokrasi Hareketi olsun ister Çıkış Hareketi.

Bir hareket kurulacak, bütün muhalefet partilerinden kimi siyasetçiler partilerinden istifa edip bu harekete katılacak.

Sadece siyasetçiler değil, toplumun bütün kesimlerinden gençlerin ve kadınların da aktif olarak görev alabileceği bir yapıya dönüştürülecek. 

Hareketin başına da bütün muhalefet partilerinin onay verdiği, sıcak baktığı bir isim getirilecek.

Hangi değerler etrafında bir araya gelinecek?

Muhalefet partilerinin parti programlarını incelediğimizde ve söylemlerine baktığımızda şu değerler etrafında bir araya gelmeleri mümkün.

1 – Çoğulcu demokrasi

2 – Yasama ve yürütmenin ayrı olduğu, denge denetlemenin sağlandığı güçlü bir parlamenter sistem

3 – Bağımsız ve tarafsız yargı 

4 – Özgürlükçü laiklik

Bu dört madde dışındaki bütün farklı tartışma konuları, öncelikler geçiş sürecinde rafa kaldırılacak ve tartışma konusu yapılmayacak. 

Böyle bir hareketin nasıl bir yararı olur?

Muhalefetin mevcut iktidar karşısında etkili olamamasının en temel nedenlerinden biri her partinin önceliğinin farklı olması ve bu farklılıklarının iktidar tarafından bir çatışma unsuru olarak kullanılması.

Bir hareket çatısı altında toplanmak, iktidarın sıklıkla kullandığı farklılıkları çatışmaya dönüştürme politikasını etkisizleştirecek. 

Hem toplumsal bir birliktelik oluşacak hem de amaç ve duygu birliği sağlanacak. 

Verilen mücadelenin filan partinin, falan toplum kesiminin iktidar mücadelesi değil, hep birlikte verilen bir demokrasi mücadelesi olduğu topluma gösterilmiş olacak.

Partilisi, partisizi muhalefet arasındaki dağınıklık, kopukluk giderilmiş olacak. 

Diğer taraftan muhalefette üslup ve yöntem birliği sağlanmış olacak.

Biz ve onlar, sen-ben ayrımını ortadan kaldıracak; demokrasiden, hukuktan, adaletten yana olanlar ve otoriter yönetimden yana olanlar diye ülkede belirgin ve tek bir ayrım oluşacak.

Hareketin merkezinden üretilen bütün materyallerin ve dokümanların topluma ulaştırılmasında bütün partilerin taraftarları, mensupları, seçmenleri aktif rol alabilecek. 

Hepsinden önemlisi de dindar-ateist, başı açık-başı kapalı, Alevi-Sünni ve bütün farklı kimliklerden insanların ülkeleri için aynı amaç uğruna bir çatı altında toplanmasını sağlayacak. 

Demokratik, barışçı, iktidarı zorlayıcı ortak bir politika, yöntem oluşmasını kolaylaştıracak. 

İktidar böyle bir hareket karşısında nasıl bir politika izler?

Kişisel kanaatim bu saatten sonra iktidarın ne dediğinin, ne yapacağının bir kıymeti yok.

İktidarın alacağı muhtemel tavra göre politika belirleme zayıflığından kurtulmak gerekiyor.

İktidarın hareket aleyhine yapacağı anti propagandanın, şeytanlaştırma politikalarının oluşacak heyecan dalgası nedeniyle toplumda etki etmeyeceğini düşünüyorum.

Peki muhalefet böyle bir hareket kurabilir mi? 

Kurmak zorundalar. Bu birlikteliği oluşturmak zorundalar. Risk almalılar.  

Kararlı, dirayetli, cesur politikalara yönelmeliler. 

Kendi parti çıkarlarından vazgeçtiklerini ülke için bir araya geldiklerini topluma göstermeliler. 

Çünkü ülke nefes alamaz hale geldi. Her alanda ciddi bir tahribat ve çürüme var. Ölüm listelerinin TV ekranlarından ilan edildiği, kurumların bir kişiye göre tavır belirlediği, demokrasinin son nefesini verdiği, hukukun rafa kaldırıldığı nihayetinde milyonlarca insanın yoksulluğun pençesinde kıvrandığı bir tablo var.

Bu tabloya daha fazla seyirci kalamazlar, kalmamalılar.

Aksi takdirde geç olacak, giderek bu birlikteliği oluşturmanın zemini de bütünüyle kaybolacak. 

Facebook Yorumları

reklam
22.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
29.04.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
20.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
24.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
25.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
18.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
8.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
18.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
12.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
4.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
27.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
15.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
3.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
25.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
21.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
3.1.2019
Eyy muhalefet…
27.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive