Kürşat BUMİN

DİKEN



Bookmark and Share

Etimolojik tespit: 'Cumhur İttifakı' eşittir 'Millet İttifakı'


7.5.2018 - Bu Yazı 188 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Aferin “Millet İttifakı”nı akıl edenlere; özellikle yakın dönemde içimiz dışımız “milli/milliyetçilik” olmuşken nereden çıktı bu ittifak adı? Nasıl bir ad mı bulunmalıydı; tabii ki telaffuz edildiğinde mesela “Demokrasi”, mesela “Adalet”, mesela “Barış” (…) gibi seçmenlerin ufukta görmek istediği içi dolu kavramları seçebilmek çok mu zordu?

Darılmaca yok, söz konusu eşitlik bir vakıa. Hayal gücü bu kadar kısır ve taklitçi olabilir! Açın bakın sözlüğe, “cumhur” ile “millet” birbirine ne kadar da yakın anlamlar taşıyor… Hatta bu çerçevede şu da söylenebilir: “Cumhur” hiç değilse dolaylı yoldan “Cumhuriyet”i çağrıştırdığı için “Millet”e nazaran daha masum! Aferin “Millet İttifakı”nı akıl edenlere; özellikle yakın dönemde içimiz dışımız “milli/milliyetçilik” olmuşken nereden çıktı bu ittifak adı? Nasıl bir ad mı bulunmalıydı; tabii ki telaffuz edildiğinde mesela “Demokrasi”, mesela “Adalet”, mesela “Barış” (…) gibi seçmenlerin ufukta görmek istediği içi dolu kavramları seçebilmek çok mu zordu? Neyse artık olan oldu;“Cumhur” ve “Millet” sandıkta nasıl yarışacak göreceğiz.

Ali Topuz’un (son) yazısının son paragrafını konumuzla yakından ilgili olduğu için bir kez daha okumanızı isterim: “CHP de Saadet Partisi de İyi Parti de “adalet”ten çok dem vuruyor. Selahattin Demirtaş’ın gayri adil duruma hakkında susarak mı yol alacaklar, yoksa seçmeni bu adaletsizliğe karşı etkili bir karar verecek şekilde yönlendirerek mi sonuç almaya çalışacaklar? Kürt Ahmet Arif’in şiirindeki tutsağın dağlarına gelen bahar Yalovalı Muharrem İnce’nin retoriğine süs olarak mı girdi, demokrasinin kar altındaki dağlarına da bahar getirme arzusuyla ezber bozacak bir hamlenin alameti miydi?”

Güncel (ve acil) politik bir soru ancak bu kadar güzel dile getirilebilir… Kendi adıma soruyu şöyle cevaplarım: “‘Süs’ü işaretliyorum, yani kötümserim: ittifakın adı “Milletler İttifakı” (bu ifade de miadını çoktan doldurmuş olsa da) olsa idi ikinci seçeneğini işaretleyebilirdim.”

Selahattin Demirtaş’ın adı geçtiği için gecikmeden şu tespitimi de dile getireyim: “İttifaklar”dan birisinin şu soruyu acilen cevaplaması gerekmiyor mu: Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığı kabul edilmiş, hüküm giymemiş bir siyasetçinin seçim kampanyasını hücresinde yürüttüğü bir demokrasi var mı dünyada? “Millet” ya da “Cumhur” her ne ise ittifaklardan birisinin bu soruyu cevaplaması gerekiyor. Bu soruyu şöyle de sürdürebiliriz: Diyelim ki Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi çıktı; bu durumda “Külliye” ya da “Çankaya”nın ev sahibi olamayacak mı? “Olur mu böyle şey, Demirtaş seçimi nasıl kazanabilir ki?” demeyin. Diyelim ki Demirtaş muhalif ittifakın içinden kıl payı sıyrıldı ve ikinci tura kaldı; ikinci tur kampanyasını yine hücresinden mi yürütecek! Soruyu uzattım çünkü burada asıl mesele demokrasilerde seçim (hayal de olsa) ihtimallerinin ciddiye alınması gerekliliğidir.

Okurlarım içinden belki bazıları fark etmiştir: Erken seçim sezonunun açılmasından bugüne konuyla ilgili tek bir yazı yayınlamadım. Pek çoğumuz gibi bu derece erkene alınmayacağını düşündüğüm cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin tek yazıyı geçen yılın son ayında yayımlamıştım. O gün için benim tahminim şöyleydi: “Bu işin içinden nasıl çıkılacak?” başlıklı bu yazıda “Ortada tek seçenek kalıyor: CHP’nin birinci turda aday göstermeyip Gül’ü desteklemesi. ‘Dalga mı geçiyorsun? Olacak iş mi bu?’ diyenleri duyar gibiyim. Ne yazık ki tek yol bu. Ama bilinmez, CHP belki de kendi adayının ikinci turda öne çıkamayacağını düşünerek böyle ‘tarihi’ bir tercihte bulunabilir. O zaman iş tabii ki kolay: Gül’ün Ak Parti’den devralacağı seçmenler, CHP’nin seçmenleri, HDP’nin seçmenleri ile (herhalde “İYİ” de işe katılarak) bu süreci başarıyla tamamlaması niçin mümkün olmasın?”demiştim. Bana bu satırları yazdıran etkilerden birisi Deniz Baykal’ın Ahmet Hakan’ın CNN’deki programında yaptığı benzer yorumlardı.

Bu yorumum çevremdeki bazı arkadaşlarım tarafından hem yanlış hem de yersiz bulundu. Bu serzenişlere benim cevabım ise “O zaman bu işin içinden nasıl çıkılacağını siz söyleyin” şeklindeydi. Nitekim erken seçim kararının alınmasından sonra girilen süreçte Gül’ün adının uzun süre merkezde kaldığını gözlemledik. Gül’ün ortak adaylığını önerirken tabii ki eski cumhurbaşkanının Çankaya’da geçirdiği yıllardaki suskun ve önüne gelen her yasaya beklemeden imzayı basan tutumunu unutmamıştım. Ama yine de bütün bu olumsuz tutumuna karşın “Bu işin içinden nasıl çıkılacak?” sorusunun cevabının eski cumhurbaşkanının ortak adaylığı seçiminden geçtiğini düşünüyordum. Bu seçeneğin ortadan kalkması ilk adımda –bildiğiniz gibi– Akşener’in cumhurbaşkanı seçilme inadı sonucunda oldu. Bu gelişmelerin üzerine Saray Sözcüsünün ve Genelkurmay Başkanı’nın malum ziyaretleri de eklenince söz konusu senaryo çöpe atıldı. Gül’ün bu ziyarete ilişkin “nezaket ziyaretiydi, tehdit yok” açıklaması ise başlı başına büyük bir skandal niteliğindeydi doğrusu… Düşünebiliyor musunuz, bir dönem öncesinin cumhurbaşkanı “tehdit yok”diyebiliyor. Bu açıklamanın bile tek başına, Gül’ü ortak adaylığa uygun gören –benim gibi!– safların nasıl gaflete düştüklerinin göstermiyor mu?

Şimdi gelelim bugüne: “Millet ittfakı”nın kimlerden oluştuğunu biliyorsunuz; HDP’nin akıldan bile geçmediğini de. Söz konusu ittifakın oluşumunu tasarlayan ve gerçekleştiren de İyi Parti Genel Başkanı’dır. Yani Çiller kabinesinde İçişleri Bakanlığı görevini üstlenen, “Meclis’te PKK’nın barındığı bir gölge var, bunu Meclis’in üzerinden kaldırmakla yükümlüyüz” deyip dediğini de yapan Akşener’dir. Akşener’in bu ve benzer açıklamalarını (“Ermeni dölü” (ve devamla): “Ben Türkiye’de yaşayan Ermenileri değil, genel olarak Ermeni ırkını kastettim”) ya da 90’lı yılların “faili meçhul”lerini, Susurluk’un meçhul olmayan faillerini teker teker hatırlatmaya gerek yok herhalde. Bu sıraladıklarım “geçmişte kaldı” diyorsanız, hiç değilse Akşener’in bayağı yakın bir tarihteki şu açıklamasını unutmayalım: “Ben İçişleri Bakanılığı yaptığım dönemde tarihin en uzun, en geniş, en kapsamlı sınır ötesi harekâtına imza atmış bir bakanım. Utanarak söylüyorum bazıları diyor ki sosyal medyada ‘Meral Akşener MHP’ye genel başkan olmasın, faili meçhullerin sorumlu O’dur diyorlar Ne derseniz deyin hepsi kabulümdür. Bu ülke için, bu milletin birliği, beraberliği için bir şey yapılması gerekiyorsa yapmışımdır; sorumluluğunu da sonuna kadar alıyorum.”

Ne dersiniz? Söz konusu ittifaka “Millet İttifakı” adı yakışmıyor mu? Farkındasınızdır muhakkak, “Sivas”tan hiç söz etmiyorum…

Demek ki, birinci tur//ikinci tur hepsinde seçmenlere düşen görev “Demokrasi İttifakı”nı desteklemektir.

Facebook Yorumları

reklam
7.5.2018
Etimolojik tespit: 'Cumhur İttifakı' eşittir 'Millet İttifakı'
21.4.2018
'Gaz kullanımına ilişkin bu isteksizliği anlamıyorum'
11.4.2018
‘Adalet Tanrıçası’ onasa da İlhan Çomak’ı unutmamalıyız
27.3.2018
Karara 'Türk yargıç'ın muhalefeti
23.3.2018
Türkiye Strasbourg’da kendini nasıl savundu?
10.3.2018
Bu habere de iltifat edilmiyorsa ne demeli artık!
2.3.2018
ÖİB da 'Cumhur İttifakı'nın karşısındadır' diyebilir miyiz?
16.2.2018
Kıbrıs'ın 'gaz meselesi' ve TSK’nın sözleşmeli er ve erbaşları
8.2.2018
Gerçekten 'olağanüstü' bir hal!
5.2.2018
Yerinde bir soru: ‘Başkomutan kim?’
15.1.2018
‘İki adım geri bir adım ileri’ derken bu durağa vardık
28.12.2017
Bu işin içinden nasıl çıkılacak?
25.12.2017
Demirtaş kararı: Anayasa Mahkemesi ‘PKK tarihi’ni iyi çalışmış
19.12.2017
Sivil halkın 'silahlanması' hiçbir devlete, lidere hayır getirmemiştir
15.12.2017
Gökhan Kılıç’ı da unutturmayalım…
4.12.2017
Tekrar tartışalım: ‘Esas’tan mı ‘Şekil'den mi?
8.11.2017
'Ne gazetelerde ne de radyoda'
30.10.2017
Bir kez daha hatırlayalım: 'Cumhuriyet alkışla olmaz
27.10.2017
Diyelim ki ‘cumhurbaşkanı' olmaya niyetlendiniz
17.10.2017
Savaşa girdik TEOG’u unuttuk
13.10.2017
Fazla 'iddialı' iddianameler
7.10.2017
Hemşehriler birer 'piyon' mudur?
3.10.2017
'Politik münavebe'siz bir demokrasi mümkün değil
29.9.2017
Şu şarkı da var: 'Kimseye etmem şikâyet…'
22.9.2017
'Çok basit bir konu'
19.9.2017
'Faşizmin fotoğrafı' desek yanlış mı olur?
15.9.2017
Sayfalarca süren bir “Yargı” resitali!
1.9.2017
Vejetaryenler hele de veganlar…
28.8.2017
Üç açıklamanın üçü de yanlış ve yersiz
7.8.2017
Söyle çocuğum (….) kime derler?
29.7.2017
Çok parçalı bir yazı
24.7.2017
'Yüzde 26': Politik hafızanın hepten dumura uğraması
17.7.2017
Kıbrıs’ta neler oluyor?
13.7.2017
Bitmeyen 'yemin krizi'nin yeni hali
10.7.2017
Türkiye 'büyük devlet' olmak istiyor
6.7.2017
'Bizim için Türkler toplumumuzun bir parçasıdır'
3.7.2017
Yakın tarih ve bugüne ilişkin notlar
26.6.2017
Yine 'gizli tanıklar' ve Ahmet Altan’ın yerinde savunması
16.6.2017
Deprem tehlikesine karşı dikkat!
12.6.2017
CHP’nin Katar’la imtihanı ve bir 'anayasa hukukçusu'
10.6.2017
Sıkıcı ve dolayısıyla öğretici olmayan bir 'Rapor'
3.6.2017
‘Komisyon'a ulaşan raporların hâl-i pür melâli
31.5.2017
Referandum arifesinde 'Doğmamış çocuğa don biçmek'
24.2.2017
Birbiriyle tanıştırılmamış anayasa maddeleri
11.1.2017
Son KHK’ler
5.11.2016
‘Milli İrade’nin idam cezasıyla imtihanı
1.11.2016
Neler oluyor?
21.10.2016
‘Vatan için ölmek’ ve ‘Pasifizme övgü’
16.10.2016
Binbir emekle yerleşebildiğimiz okul da ‘projeci’ çıktı!
11.10.2016
Yeter ki haber eksilmesin…
9.10.2016
Açın şu ‘Adalet Tanrıçası’nın gözlerini ki görebilsin!
5.10.2016
Referanduma takılan barış
25.9.2016
Çocukları rahat bırakın!
23.9.2016
Tekrar ‘masumiyet karinesi’ ve ‘tabii olmayan hâkimlikler’
31.7.2016
Halil İnalcık gibi büyük bir tarihçi (bile) niçin böyle konuşur?
25.7.2016
Ben bilmem eniştem bilir
4.7.2016
Şükrü Hatun’un ‘unutulan’ uyarısı ve Biskot
26.6.2016
‘Şehitlik’ ve ‘Mehmetcik’e dair
21.6.2016
Sorunlu ve zararlı bir polemik
9.6.2016
Kime ‘Yazıklar olsun’?
6.6.2016
Aklımıza mukayyed ol Allahım….
30.5.2016
Zavallı memleket…
27.5.2016
‘Milli irade’den kaçarken ‘ülkücü irade’ye yakalanmak!
18.5.2016
Vize kalktı ama adı hâlâ ‘Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’!
11.5.2016
TCK 216’nın ‘gerekçe’si: Karan ve Çetinkaya’nın beraatine…
3.5.2016
Lâdini’yi ‘din karşıtlığı’ olarak anlayınca işler karışıyor
30.4.2016
Otopark sorunu!
24.4.2016
Nerede görülmüş böyle anayasa değişikliği!
20.4.2016
Ak Parti ‘ahlakçı’ bir harekettir
16.4.2016
Nişanyan’ı unutacak mıyız?
10.4.2016
Ağır mı ağır bir sorun ve hafif mi hafif bir tutum
8.4.2016
Yeni anayasa bir aya varmaz önümüzde!
1.4.2016
Boş teneke çok ses çıkartır
30.3.2016
Tehlikeli bir tanım ve temenni: ‘Organik liderlik’
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları