Bir soru: T.C. laik midir teokratik mi?


8.05.2020 - Bu Yazı 699 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Laiklik, din’in devlet işlerine karıştırılmadığı, devletin de din işlerine karışmadığı ve dinler arasında tercih/ayrımcılık yapmadığı sistemin adıdır. Burada devletin resmî dini olmaz. Devlet ve din kurumları birbirinden ayrıdır.

Teokrasi, devlet işlerini belli bir dine dayandıran sistemin adıdır.

Ülkemizde Rejim, Hanefi-Sünni-Müslüman inancını devlet dini yapmaya çalışmakta, bunun için Diyanet’i konuşturup desteklemektedir.

***

Diyanet Başkanı Ali Erbaş’ın Ramazan’ın ilk günü, vahim Corona virüsü ortamında HİV virüsünden bahsetmeye kalkarak toplumun en savunmasız kesimi olan eşcinsellere/LGBTİ’ye nefret söylemi kullanması olayı malum; geçen hafta yazdım.

Niye bu gruba saldırdığı da malum: Fevkalade pratik de ondan. Kadınsızlık yüzünden küçük oğlan çocuklarına “yoğun ilgi” duyan bu ikiyüzlü toplumda bu kırılgan grubu savunursan, “Haa, bu da ibneymiş” derler maazallah.

Yine malum, Rejim’in büyükleri (ve yarabbi, D. Perinçek!) derhal destek mesajları yayınladılar. Ardından da binlerce AkTrol geldi; şablona alıştıkları için aynı Türkçe yanlışını yaparak.

Doğaldır, herkes kendi ideolojisini savunur. Din de, aynen milliyetçilik gibi, duygu olmanın yanı sıra ideoloji olduğu için bu savunma olağandır. Ama her savunmada en azından iç tutarlılık aranır. Arayalım:

***

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İ. Kalın konuşuyor: “Ali Erbaş ilahi hükmü dile getirdi.” İlahi hüküm, yani Kur’an’ın, Allah’ın hükmü.

Dindar entelektüel Berrin Sönmez soruyor: “‘Eşcinsellik ve zina salgın hastalıkların sebebidir’ sözü, Kur’an’ın neresinde geçer? Gösteremezler çünkü bu iddia ‘bâtıl itikat’lardan.”

Ekliyor: “İmam-ı Âzam Ebu Hanife 17 tanesi dışındaki hadisleri sorgulanmaya tamamen açık görür, oysa [onun kurduğu] Hanefi mezhebine mensup Diyanet başkanının sözü ‘ilahi hüküm’ sayılıp tartışılmaz kılınmaya çalışılıyor. İktidar gücüyle İslam’ı devlet dinine dönüştürme çabası bu.”

Diyanet eski başkanı M. Görmez konuşuyor: “Bizim bu tür musibetleri belirli bir günah grubuna bağlamamız hâşâ Allah adına konuşmamız anlamına gelir; bu doğru değil. Çünkü küresel siyasetin günahları cinsel bütün günahlardan daha büyük.”

***

Ali Erbaş’ın bahsettiği sözün Kur’an’ın hiçbir yerinde geçmediğinden maada, bu kutsal kitapta geçen başka bişey var: Cennet’teki gılmanlar. Yani, “bıyığı yeni terlemiş oğlanlar”.

Nitekim, 29 Nisan’daki Artı Gerçek yazısında Ahmet Nesin Tur suresi 24. ayet, Vakıa suresi 17. ayet, İnsan suresi 19. ayet diye ve çok çeşitli mealleriyle belirtiyordu. (Bu sefer yazıyı kısaltma işini boşveriyor ve A. Nesin diye yazmıyorum çünkü birileri 1995’te kaybettiğimiz Aziz Nesin 2017’de kurulan Artı Gerçek’te yazı yazdı sanmış. Ayrıca, gılmanlar Cennet’te kadınlar içindir, diye anlamış).

Yine tutarlılık babında, şunu unutmayalım: En parlak devirdeki Osmanlı sultanlarının, ki halife idiler, Bizans’tan tevarüs edilmiş (miras kalmış) oğlan işleriyle ilgilenmediklerini söylemek zor. Osmanlı’nın tartışmasız en büyük şairi Nedim’in feilâtün feilâtün feilâtün feilün veznindeki, “Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda” adlı başyapıtından şu dörtlüğü lisede de mi okumadınız:

“İzn alub Cum'a namazına deyû maderden / Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden / Dolaşub iskeleye doğru nihân yollardan / Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a.”

Tercüme lazım mı? Cuma’ya kadınlar gider mi?

***

Tutarlılık testini en önemli hususla bitirelim. En süflî, en inanılamayacak bişeyle:

Bi kötü durum olduğu zaman, mesela bir bebeğin kör doğması, mesela şimdi de Corona, kimi eli kalem tutan müminler olayı “İnsan için Allah’ın getirdiği imtihan” diye takdim ediyorlar. En olmazında, “Allahın hikmeti; bi bildiği vardır!” diyorlar.

Fesüphanallah! Nasıl hikmetse. Acaba farkında değiller mi, Allah’ın yerine, hâşâ huzurdan, Şeytan’ı koyduklarının? “Rahim” (koruyan, muhafaza eden) Allah niye bazı durumlarda hiç günahı olmayanları “imtihan” adı altında böylesine ömür boyu perişan ediyor? Hadi, kör doğan çocuğun veya depremde ölen sübyanın ebeveyni günahkardı da ondan desek yine olmuyor, çünkü sübyanın ne günahı var da ömrü boyu ışığı görmeden yaşasın? Bu nasıl bi hakarettir Allah’a?

Dahası, bu nasıl İslam ilahiyatıdır? Aziz Augustinus’un, daha Ortaçağ’a dört asır varken, Tanrı’yı kötülük yapma sorumluluğundan bir miktar kurtarabilmek için ileri sürdüğü, İslam inancında da yankısını bulmuş “cüz’i irade” (liberum arbitrium) kavramını da mı duymadınız? Bu köşe yazısında mı anlatayım?

Anlatmayayım, çünkü S. Arabistan gibi Arap ülkeleri ve İran dışında teokrasiyle yönetilen Vatikan’ın, Corona yüzünden maddi sıkıntı çeken trans seks işçilerine ekonomik destekte bulunduğunu da duymamışsınızdır, duysanız bile inanmamışsınızdır. İdeoloji, özellikle de din ideolojisi tam da böyle bişey işte.

Augustinus’u bırakın, yerli ve milli takılalım yine, bu müminler halkımızın bu konuyu halletmekteki ferasetinden de mi habersizdir? Halkımız işlediği kabahatlerden sıyrılmak ve kimi kötülüklerden Allah’ı tenzih etmek amacıyla Şeytan’ı suçlar: “Pişmanım! Şeytan’a uyduk bi kere!” Şeytan kavramı da bunun için vardır zaten.

***

Kemalizm’in 1924’te Şeyhülislamlığın yerine kurduğu Diyanet, aynen Osmanlı’daki gibi bir devlet memuriyeti. Çünkü din’in devleti (feodalleri) kontrol ettiği Ortaçağ Avrupası’nın aksine, Şark’ta, Osmanlı’nın yine Bizans’tan tevarüs ettiği, devlet’in din’i kontrol etmesi diye bir tarihsel bagaj vardı. Memur, amir’in dediğini yapardı: Sultan’ın istediği fetvayı vermeyen Şeyhülislam önce azledilir sonra da yay kirişiyle boğdurulurdu, ulemanın kanı toprağa değmesin diye.

Kemalizm’in hatası şuradaydı ki, o Yukarıdan Devrim yılları bittikten ve teokratik devlet laik devlete dönüştükten sonra, Diyanet’i aynen muhafaza etti. Çünkü hem A. Comte’un pozitivizminden (yani, bilim geliştikçe din’in buharlaşacağı teorisinden) çok etkilenmişti, hem de her şey gibi din’i de ulus-devlet kontrolünde tutmak istiyordu.

İstiyordu da, olamadı. Olamazdı. Çünkü Batı’nın laikliği becerebilmesinin sebebi, Katoliklik’in karşısında güçlü bir Protestanlık’ın mevcudiyetiydi. Laik Kemalizm, bi yandan Gayrimüslimleri etno-dinsel temizliğe uğratıp tüketerek, diğer yandan Alevileri sistem dışı bırakarak laik sistemin 1 numaralı olmazsa olmaz’ını kendi eliyle tahrip etti: Hanefi-Sünni-Müslüman sistemi rakipsiz bıraktı.

Bu rakipsiz kalan sistem, CHP’nin bugüne kadar 1930’lar mantığında ısrar etmesi, yani değişmemesi sonucu, sonunda “AKP Gn. Bşk. ve Cumhurbaşkanı” R. T. Erdoğan’a yolu açtı. Hanefi-Sünni-Müslümanlık “oy sandığı”yla iktidara gelince, memur yine amir’in dediği yapmaya başladı. Mesele bu kadar basit.

***

Bu kadar basit ve bu kadar hayırlı. Çünkü Siyasal İslam iktidara gelmeseydi gerçek yüzü asla açığa çıkmayacaktı. Yığınla insan hep, “Ah, İslam bi gelse, bi gelse, her şey güllük gülistanlık olacak!” demeye devam edecekti.

Şu anda farkında olanlar için, Siyasal İslam, aynen değişmeyen Kemalizm gibi, kendi kendini bitiriyor.

1950’lerin sonuna kadar İstanbul nüfusunun % 33’ünü oluştururken bugün toplam nüfusun 1000’de 1’inden daha aza in(diril)miş Gayrimüslim yurttaşların kadim ruhban okullarını kapalı tutup, öğrencisizlikten kapanmaya başlayan Hanefi-Sünni-Müslüman ruhban okulları (imam-hatipler) açarak.

Lozan Md. 40’a rağmen okulları 1928’de Tevhid-i Tedrisat bahanesiyle kapatılan Süryanilerin bir anaokulu açmasını bile reddedip, ancak Ankara 13. İdare Mahkemesinin Haziran 2013 kararı sonucu açmaya mecbur kalarak.

Camilerin yararlandığı hakları cemevlerine tanımayı reddedip, Aralık 2014’te Türkiye’yi mahkum eden AİHM kararının çıkmasına sebep olarak. AİHM’nin 2007 ve 2014 tarihli kararlarına rağmen Hanefi-Sünni din derslerini Alevilere zorunlu kılmaya devam ederek.

Kendisini Hanefi-Sünni-Müslüman olarak tanımlamayan milyonların vergisiyle her sokağa bir cami inşa ederek. Hatta, bu vergilerle T. Diyanet Vakfına yurt dışında 103 cami inşa ettirip, sadece Suriye’de 270 cami onartarak. Sadece Rusya’daki camiye 170 milyon dolar harcayarak.

Son olarak üvey torunla evlenmeyi “helal” saymayı da başaran Diyanet’in bir memur olan başkanına, herhangi bir din, grup, cinsel eğilim, inanç, inançsızlık gibi konularda konuşma yaptırtıp, ardından derhal destekleyerek.

Hanefi-Sünni-Müslüman inancını, anayasasının sekiz ayrı maddesinde laiklik ilkesi yazılı Türkiye’de iktidarda kalabilmek için teokratik devlet kurmaya çalışarak.

Bu imkansız olduğu için bir bâtıl itikat devleti kurmaya soyunarak.

Başlıktaki sorunun cevabına geldik: Rejim iktidarda kalabilsin diye, T.C. bir bâtıl itikat devletidir şu anda.

Facebook Yorumları

reklam
21.10.2020
'Her kelimesini alçakça kurgulamış bir uşak bakan' desem başıma bişey gelir mi?
15.10.2020
KKTC’li kardeşim, canını AB’ye atabilmen için bu seçim son fırsatın olabilir
9.10.2020
Milliyetçi-mukaddesatçı iktidarımızdan iki çok önemli istirhamımdır
2.10.2020
Tek yumurta ikizleri: KKTC ve Dağlık Karabağ
24.09.2020
Bir Yunan gazetesindeki hakaret üzerine
19.09.2020
Mussolini’nin Mare Nostrum’u
11.09.2020
Tavşanın suyunun suyu bir Ege sorunları rehberi
29.08.2020
'Loose cannon' diye bir terim duymuş muydunuz?
20.08.2020
Büyük devletler Erdoğan’a niye elleşmiyor?
14.08.2020
Yazması olup da okuması olmayan laikçi ihvana son defa
7.08.2020
AKP’nin Baba Diyalektik’i
1.08.2020
Akademisyen meslektaşım Prof. Ali Erbaş Hoca’yla hasbihal
17.07.2020
Ayasofya-i Kebir Camii: bir geçici bilanço
9.07.2020
Hayde vre malaka!
3.07.2020
Ayasofya’yı cami yapma işinde 15 Temmuz aman kaçmasın
28.06.2020
Laikliğin üç hali
20.06.2020
Zaytung Cumhuriyeti Devleti
13.06.2020
Türkiye’de ırkçılık yok ama, Yeni Irkçılık her zerremizde
5.06.2020
'Fetih' üzerine söylenenler ve düşünceler
29.05.2020
AKP için turnusol: Çav Bella olayı
21.05.2020
Battıkça saldırmanın son bir aylık tarihçesi
14.05.2020
Ölüm tehditleri ve nefret eylemleri karşısında Türk yargısı
8.05.2020
Bir soru: T.C. laik midir teokratik mi?
1.05.2020
Son yerli ve milli şovlar üzerine düşünceler
25.04.2020
Sen kendine yetersin Rejimim!
10.04.2020
Bu zihniyet varken tümümüz koronadan gitmezsek iyidir
3.04.2020
Bektaşi babasının ağzından Rejim’in korona testi
6.03.2020
Günümüzde Türk dış politikası: İç kapının dış mandalı
28.02.2020
Şehitler Tepesi ne taraf oluyor?
21.02.2020
1998 Adana Mutabakatı hikâyesi
14.02.2020
Emperyalizm ve Suriye politikamız
8.02.2020
Erdoğan: Suriye, Suriye toprağından çekilsin!
30.01.2020
Suçu Allah’a yükleyip kurtulmak
24.01.2020
İster inan ister inanma: Son ayın zaytungsal haberleri
16.01.2020
Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı
10.01.2020
CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?
28.12.2019
Beladan kaçan TDP’den bela aranan EDP’ye ve Montrö’den Kanal Erdoğan’a
21.12.2019
Son ayın seçilmiş incileri - dedikodular refakatinde
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
1.12.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
23.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
8.11.2019
Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır! paneli
2.11.2019
Eyy Lepuvancılar! olayı ne sonuç verecek?
26.10.2019
Tarihten bir yaprak: Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
4.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
7.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
30.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
5.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
19.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
5.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
14.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
25.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
28.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
15.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
20.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
21.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
3.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
7.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
5.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
26.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
29.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
17.3.2017
Lale muhabbeti ve Mart Karı üzerine düşünceler
14.3.2017
Erdoğan & Wilders Şti. altın madeni buldu, siyanürle işletiyor
10.3.2017
Almanya tarikiyle Decameron’a avdet…
4.3.2017
Almanya'daki bazı dostlara: Büyük hata içindesiniz
3.3.2017
Hürriyet haberinin düşündürdükleri
24.2.2017
Özdeyişler ve fıkralarla, korkutma’dan korkma’ya AKP
18.2.2017
Dışta İkinci Kıbrıs, içte sürüyle tarikat yolda; bekleyiniz
11.2.2017
Karizmanın yırtılmasına doğru
9.2.2017
Söke söke dönecekler
1 0
Mustafa Atilla 8.05.2020 - 14:39:17
Sayın yazarım, Türkiye'de laiklik maalesef "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" olarak tanımlanmış ve yıllarca da o şekilde öğretilmiştir. Oysa batı dünyasında laiklik DİN ve DEVLET'in kurumsal olarak birbirinden ayrılması şeklinde kavramlaşmış ve anlaşılmıştır. Bizde maalesef LAİKLİK bir var'lık sorunu olarak algılanmış ve marifetmiş gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle de ben LAİKİM diyenenin ne menem bir insan olduğu anlaşılmaz. Çünkü tanım gereği dindar olan da dinsiz olanda kendisini laik olarak tanımladığı zaman vatandaş olarak üstüne düşeni yapmış olarak addeder. Çünkü laiklik anayasal bir zorunluluktur. Laiklik kavramının bizde olduğu gibi kavramlaşması Türkiyenin bilimselleşememesinin önündeki en büyük engeldir. Bunu bizim kavatlar maalesef anlayamamış ve R.T. Erdoğan bile gönül rahatlığıyla ben LAİKİM diyebilmiş ve savunabilmiştir. Ben yıllardır alaturka LAİKLİK kavramının çok yanlış bir ilke olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de 100 yıllık cumhuriyetimize rağmen dindarlık oranımız maalesef hiç gerilememiş ve bugün bile İran'la aynı düzeydedir. Türk halkı din ile bilim arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılmamıştır çünkü ben laikim diyen insan anayasa gereği üstüne düşeni yapar ve dinsiz olmak gibi bir olasılığı aklından geçirmez.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%55,56
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive